150. bölüm · Hesap Günü

148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1 Perde| 1 BÖLÜM: KAN VE MÜREKKEP 3 2. BÖLÜM: KURDUN SOFRASI, TİLKİNİN PLANI 4 3. BÖLÜM: GÜNEŞİN ALTINDAKİ GÖLGELER 5 4. BÖLÜM: SON VAZİFE (GASSALIN SESSİZLİĞİ) 6 5. BÖLÜM: SOĞUK ODA (İFADE TUTANAKLARI) 7 6. BÖLÜM: MAVİ İPLİĞİN DÜĞÜMÜ 8 7 BÖLÜM: KIRIK DÜŞLER SOKAĞI 9 8. BÖLÜM: ABi KARDEŞ SOFRASI 10 9. BÖLÜM: PASLI MAKAS, KESKİN HESAP 11 10. BÖLÜM: ZİFİRİ SABAH 12 11. BÖLÜM: MİRASIN GÖLGESİ 13 12. BÖLÜM: GÜNEŞİN SON ŞARKISI 14 13. BÖLÜM: NEON ALTINDAKİ ENGEREK 15 14. BÖLÜM: MAVİ VE KIRMIZI 16 15. BÖLÜM: BÜYÜK DAVET 17 16. BÖLÜM: TER, KAN VE VEFA 18 17. BÖLÜM: GÜN ORTASINDA KIYAMET 19 18. BÖLÜM: KESKİN VİRAJ 20 19. BÖLÜM: SIRTLAN SOFRASI 21 20. BÖLÜM: KARANLIĞIN ADALETİ VE KÜÇÜK DAHİ 22 21. BÖLÜM: KURDUN ÖFKESİ 23 22. BÖLÜM: KERVANIN SONU 24 23. BÖLÜM: KİRLİ TİCARET VE KANLI GEMİLER 25 24. BÖLÜM: YARALI SIRTLANIN İNİ 26 25. BÖLÜM: SABAH ŞERİFLERİ 27 26. BÖLÜM: SABAHIN KÖRÜNDE AĞIR HESAP 28 27. BÖLÜM: PAVİLYONDA SESSİZLİK VE KIZIL GÜNEŞ 29 28. BÖLÜM: KURTLARIN SESSİZLİĞİ 30 29. BÖLÜM: BOŞ MEYDANIN HAYALETLERİ 31 30. BÖLÜM: KÖRÜN KULAĞI, MAKASIN AĞZI 32 31. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAKİ SESSİZLİK 33 32. BÖLÜM: ASLANIN ÖFKESİ, MAKASIN SOĞUKLUĞU 34 33. BÖLÜM: BEYAZ ODADAKİ SESSİZ ÇIĞLIK 35 34. BÖLÜM: SARI FIRTINA'NIN İSTANBUL SEFERİ 36 35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ 37 36. BÖLÜM: ZİL SEYYAT'IN DÖNÜŞÜ VE KANLI SABAH 38 37. BÖLÜM: RACONUN ADALETİ 39 38. BÖLÜM: KURDUN SOFRASINDA KAN VAR 40 39. BÖLÜM: KÜL VE KANIT 41 40. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 42 41. BÖLÜM: REİS'İN SOFRASI VE KIRIK KILIÇ 43 42. BÖLÜM: SAVUNMANIN SONU 44 43. BÖLÜM: İHANETİN BEDELİ 45 44. BÖLÜM: KÖKLER VE GÖLGELER 46 45. BÖLÜM: KURDUN İNİNDE SESSİZLİK 47 46. BÖLÜM: GECE ÇÖKERKEN 48 2. PERDE | 47. BÖLÜM: BETON VE BAĞLAMA 49 48. BÖLÜM: KURDUN GÖLGESİ 50 49. BÖLÜM: KURŞUNUN HESABI 51 50. BÖLÜM: DEMİR KAPININ SOĞUK YÜZÜ 52 51. BÖLÜM: BEYAZ YAKA VE KARA DOSYA 53 52. BÖLÜM: KÖRÜN GÖZÜ, KURDUN DİŞİ 54 53. BÖLÜM: KOĞUŞTA BAYRAM HAVASI 55 54. BÖLÜM: BARUT KOKULU ÇARESSİZLİK 56 55. BÖLÜM: PAVYONDAKİ ÖFKE VE GİZLİ GÖZLER 57 56. BÖLÜM: NEZARETTEKİ SIR VE DERİN OPERASYON 58 57. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ DİKEN VE KOĞUŞ AĞASI 59 58. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER, YENİ BELALAR 60 59. BÖLÜM: MAHKEME ARFESİ VE BÜYÜK HESAP 61 60. BÖLÜM: KARDEŞ KOKUSU VE İNTİKAM YEMİNİ 62 61. BÖLÜM: RİNG ARACININ KARANLIĞI 63 62. BÖLÜM: AVCININ AV OLDUĞU AN 64 63. BÖLÜM: AVLUDADAKİ PUSLU HESAPLAŞMA 65 64. BÖLÜM: KİRLİ PAZARLIK VE ÖLÜM EMRİ 66 65 . BÖLÜM: KOĞUŞTA KIZIL KIYAMET 67 66. BÖLÜM: HASTANE ABLUKASI VE SOKAKTAKİ TELAŞ 68 67. BÖLÜM: ŞEHRİN KANLI RENGİ 69 68. BÖLÜM: KANLI ŞAFAK 70 69. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK SORU 71 70. BÖLÜM: KURŞUNUN AĞIRLIĞI 72 71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN 73 72. BÖLÜM: KURDUN İNİNE DÖNÜŞÜ 74 73. BÖLÜM: MOTOR SESLERİ VE ESKİ GÜNLER 75 74. BÖLÜM: HESAPTA DURAN RAKAM 76 75. BÖLÜM: GÖLGELERİN İZİNDE 77 76. BÖLÜM: TEMİZ BİR SAYFA 78 77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR 79 78. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAN 80 79. BÖLÜM: PARANIN KOKUSU 81 80. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİ 82 81. BÖLÜM: ADLİYENİN SOĞUK KORİDORLARI 83 82. BÖLÜM: YEDDİLERİN İNİ 84 83. BÖLÜM: ALTININ ÖFKESİ 85 84. BÖLÜM: DUMAN ALTI 86 85. BÖLÜM: YERALTININ SATRANCI 87 86. BÖLÜM: YAS VE BARUT 88 87. BÖLÜM: KAHVEDEKİ SESSİZLİK VE İLK KAN 89 88. BÖLÜM: BÜYÜK SEVKİYAT 90 89. BÖLÜM: MEYDANIN ALEVİ 91 90. BÖLÜM: ERİYEN KRALLIK 92 91. BÖLÜM: İKİ YÜZLÜ SÜSÜ 93 92. BÖLÜM: BÜYÜK HESAPLAŞMANIN EŞİĞİ 94 93. BÖLÜM: KALAN KÜLLER VE ANILAR 95 94. BÖLÜM: TOPRAĞIN SOĞUKLUĞU 96 95. BÖLÜM: ŞEYTANIN AVUKATI 97 96. BÖLÜM: KALE YIKILIMI 98 97. BÖLÜM: NEFES NEFESE 99 ÜÇÜNCÜ PERDE\ 98. BÖLÜM: YENİ DÜZEN / SİSLİ SABAH 100 99. BÖLÜM: ACEM TOPRAĞINDAN GELEN RÜZGAR 101 100. BÖLÜM: DOMUZLARIN ARASINDAKİ ASİLZADE 102 101. BÖLÜM: YENİ MERKEZ, YENİ NİZAM 103 102 BÖLÜM: CAMDAN KALE VE SAKLI HESAPLAR 104 103 BÖLÜM: KANLI HESAPLAŞMA VE İNTİKAMIN SOĞUK YÜZÜ 105 104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ 106 105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ 107 106 BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN 108 107 Bölüm : KANLI HAZİNE 109 108 Bölüm : YEMİN VE BARUT 110 109 Bölüm: HESAPSIZ BİR AKŞAM 111 110 Bölüm: İRAN'DAN GELEN GÖLGE 112 111 BÖLÜM: GÖLGE VE GÜNEŞ 113 112 BÖLÜM: GECE VE ZEHİR - ZİL SEYYAT'IN MEKANI 114 113 BÖLÜM: KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ 115 114 BÖLÜM: MASADAKİ İHANET VE KÖRÜN ÖFKESİ 116 115 BÖLÜM: YEŞİLİN İHANETİ VE KÖY YOLU 117 116 BÖLÜM: SON YIKANAN ONUR 118 117 BÖLÜM: KURŞUNUN SESSİZLİĞİ 119 118 BÖLÜM: GÖLGE DÜŞEN OFİS 120 119 BÖLÜM: KURŞUNUN RÜZGARI 121 120 BÖLÜM: REİSİN GÖLGESİNDE 122 121. BÖLÜM: PASLI DİŞLİLER VE KOD ADLI GÖLGELER 123 122. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER - İHSAN ASLANLI'NIN İLK ADIMI 124 123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI 125 124. BÖLÜM: EKRANDAKİ ÇÜRÜME 126 125. BÖLÜM: ESKİ MASA, YENİ İNFAZLAR (1988) 127 126. BÖLÜM: KIZIL ALARM 128 127. BÖLÜM: PAVYONUN GÜLLERİ, MAZOTUN KOKUSU 129 128. BÖLÜM: SABAHIN KESKİN SESSİZLİĞİ 130 129. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 131 130. BÖLÜM: BOŞLUKTA KALAN SESLER 132 131. BÖLÜM: GECEYİ BEKLEYENLER 133 132. BÖLÜM: HASAT ZAMANI 134 133. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ 135 134. BÖLÜM: SOFRADAKİ KİRLİ PARA 136 135. BÖLÜM: GÖLGELERİN EFENDİSİ Bodrum katının o ağır, rutubeti 137 136. BÖLÜM: KIZILCIK SOPASI 138 137. BÖLÜM: BARAUDUN SONU 139 138. BÖLÜM: SABAHIN KİRİ 140 139. BÖLÜM: YOLUN SONUNDAKİ İZ 141 140. BÖLÜM: İZ BIRAKMAYANLAR 142 141. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞ VE TEK BİR İSİM 143 142. BÖLÜM: MEZAR BAŞINDAKİ HESAP 144 143. BÖLÜM: KÜL VE SESSİZLİK 145 144. BÖLÜM: TAKSİDEKİ HAYALET 146 145. BÖLÜM: KÖRÜN SEZGİSİ 147 146. BÖLÜM: SON DANS VE KANLI VEDA 148 147. BÖLÜM: SESSIZLIĞIN ÇIĞLIĞI 149 148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI 150 149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ 151 150. BÖLÜM: KAPILAR AÇILIRKEN 152 151. BÖLÜM: BİR AVUKATIN GÖZYAŞLARI 153 152. BÖLÜM: YOLUN SONU MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI? 154 153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ 155 154. BÖLÜM: GÖLGE TAKİBİ 156 155. BÖLÜM: GÖLGENİN HÜKMÜ 157 156. BÖLÜM: KESİLEN NEFES 158 157. BÖLÜM: ZIRH VE BARUT 159 158. BÖLÜM: SESSİZ GÜÇ 160 159. BÖLÜM: ORMANIN ÇIĞLIĞI 161 160. BÖLÜM (FİNAL): KRALIN SONU

İstanbul'un varoşlarının en ücra köşesinde, dışarıdan bakıldığında hurda bir kamyon garajı gibi duran, ama aslında şehrin en büyük silah deposu olan binanın kapısı ağır bir gıcırtıyla açıldı. Kör Mahsun, bastonunun ucunu zemine ritmik bir şekilde vura vura ilerledi. İçeride, loş ışığın altında bir silahı parçalarına ayıran İlyas, başını kaldırmadan konuştu.

İlyas: "Hoş geldin Mahsun. Bu saatte bastonunun sesi, havada hayra alamet bir toz bulutu bırakmıyor."

Kör Mahsun: "Dert büyük İlyas. Şehrin üstüne öyle bir sis çöktü ki, gözlerim görmese de ciğerlerimi tıkıyor. Raci, Zeyyat... Hepsi birer birer budandı. Bu işler, bizim bildiğimiz sokak kavgasına benzemiyor."

İlyas, temizlediği namluyu kenara koydu ve ciddiyetle Mahsun'a döndü.

İlyas: "Süpürgeyi tutan el, şehrin altını üstüne getiriyor ama kimse o elin sahibini görmedi. Birileri bu şehirde yeni bir düzen kurmaya çalışıyor. İnsanların içine sızıyorlar, kılık değiştiriyorlar; tam bir 'Şirket' mantığıyla çalışıyorlar. Senin kulağına ne geldi?"

Kör Mahsun: "Kulağıma gelenler, barutun yanık kokusundan daha beter. Bu heriflerin başında öyle bir adam var ki... Ne ismi biliniyor, ne cismi. Sanki havadan inmiş, bu şehri kendi malı gibi yönetmeye kalkıyor. Siyah, Raci... Kimse o adamın ismini bile ağzına alamıyor, korkudan titriyorlar."

İlyas, masanın altından ağır, siyah bir çanta çıkardı. İçinden çıkardığı mermileri dizmeye başladı.

İlyas: "Korku, bu şehrin en büyük illetidir Mahsun. Ama unutma, korku duyan adamın elindeki silah da titrer. Bizim kimseden korkumuz yok, ama tedbirli olmamız şart. O gölge dediğin adamın adamları, her an kapımızda bitiverebilir."

Kör Mahsun: "O yüzden buradayım ya İlyas. Bizim birbirimize el vermemiz lazım. Eğer bu Şirket, bu şehrin damarlarına kadar sızdıysa, bizim de o damarları kesmemiz gerekir. Birimiz düşerse diğeri ayağa kaldırmalı. Bu adamın gölgesi nereye uzanırsa, namlularımız oraya dönmeli."

İlyas, elindeki silahı havaya kaldırıp ışıkta kontrol etti.

İlyas: "Haklısın. Ama dikkatli ol, Mahsun. Bu adam sadece tetikçi değil, bir stratejist. Yanlış bir adım, bizi geri dönüşü olmayan bir kuyunun dibine iter. Sen ne düşünüyorsun? İhsan da bu mevzunun içine çekiliyor, o ne der?"

Kör Mahsun: "İhsan... İhsan bu şehrin en büyük delisi. Ama bu kez karşısındaki, basit bir kabadayı değil. İhsan kendi bildiğini okur, biz kendi tedbirimizi alalım. Sen mühimmatı hazır tut, ben de kulağımı toprağa yaslayıp o gölgenin nereye doğru kaydığını dinleyeyim."

İlyas onaylar bir şekilde başını salladı. Mahsun, sandalyeye oturup bastonunu dizlerinin arasına aldı. Dışarıda gece, İstanbul'un üzerinde ağırlaşırken, ikisi de suskunluğa büründü. Mahsun, oradan ayrılmadı; sanki gelecek bir haberi, bir ayak sesini veya o gizemli şahsın bir adımını bekler gibi gözleri görmeyen ama her şeyi sezen bir kartal gibi yerinde çakılı kaldı.

Kör Mahsun: "Gitmiyorum İlyas. Eğer o gölge buraya doğru bir adım atarsa, o adımı ilk karşılayan biz olacağız. Şimdi sus ve sadece dinle... Şehrin sesi değişti."

İlyas sustu. Depodaki sessizlik, yaklaşan bir fırtınanın sessizliğiydi. İkisi de, kendi karanlıklarında şehrin kaderini beklemeye koyuldu.

Mahsun, bastonuna yaslanmış, karanlığın içindeki en ufak bir kıpırtıyı bile sezerken, İlyas'ın yüzündeki o alışıldık sert ifade bir anda yerini soğuk, ruhsuz bir gülümsemeye bıraktı.

İlyas: "Mahsun... Çok şey biliyorsun, çok şey duyuyorsun. Ama bazen duymak, insanın kendi sonunu hızlandırır."

İlyas, tezgahın altındaki gizli düğmeye bastı. O anda, deponun karanlık köşelerinde namluların hafifçe parladığı görüldü. Pıst! Pıst! Pıst! Susturuculu silahların o tok, boğucu sesleri arka arkaya patladı. Mahsun'un yanında, koruma olarak bekleyen üç adam, daha ne olduğunu anlayamadan göğüslerine aldıkları kurşunlarla cansız bir şekilde yere yığıldı.

Mahsun, adamlarının yere serilme seslerini duydu ama kılı kıpırdamadı. Sadece hafifçe gülümsedi.

Kör Mahsun: "Demek kiralık olan sadece mermilerin değil, ruhunmuş İlyas. Şirket'in kurşun askeri mi oldun?"

Deponun girişinde ağır, ritmik ayak sesleri duyuldu. İçeriye Kartal girdi. Yüzündeki beyaz çizik izi, loş ışıkta bir yara bere gibi parlıyordu. Kartal, elindeki silahı kılıfına sokarken, adamlarına "çekilin" işareti yaptı.

Kartal: "Kör olmana rağmen iyi dövüşür, iyi sezersin diye duydum Mahsun. Bakalım, gözlerinin karanlığı mı daha derin, yoksa toprağın altı mı?"

Kör Mahsun: "Doğrudur Kartal. Gözlerim görmez ama rüzgarın gelişinden, düşmanın kokusundan nerede olduğunu bilirim. Çizik suratın, son gördüğüm şey olacak sanma."

Kartal, ceketinin içinden uzun, avcı tipi keskin bir bıçak çıkardı. Mahsun ise o ana kadar bir süs gibi tuttuğu bastonunu aniden ikiye ayırdı. Bastonun içinden, gövdesi kadar keskin ve uzun bir çelik uç çıktı. Dövüş başlamıştı.

Kartal, ilk hamlesini bir şimşek hızıyla yaptı. Bıçağı Mahsun'un boğazına doğru savurdu. Mahsun, Kartal'ın nefes alışından hamleyi sezdi; bastonuyla bıçağı havada karşıladı. Çın! Çeliklerin birbirine çarpma sesi deponun sessizliğini parçaladı. Mahsun, kör olmasına rağmen hareketleri bir dans kadar kusursuzdu; Kartal'ın her hamlesini, adeta onun bir uzvuymuş gibi tahmin ederek savuşturuyordu.

Kartal, bir an duraksadı. Mahsun'un savunması karşısında şaşırmıştı. Kartal, strateji değiştirdi. Hareketlerini durdurdu. Nefes alışverişini yavaşlattı, kalp atışını neredeyse dondurdu. Ayaklarını yere, tüy kadar sessiz basmaya başladı. Kartal, bir avcı gibi tamamen sessizliğe büründü.

Mahsun, havayı kokladı. Dinledi. Bir an, rüzgarın yönü değişti. Kartal, Mahsun'un sağ omzundan girmek üzereydi. Mahsun bastonunu o yöne çevirdi ama Kartal, bu hamleyi bekliyordu. Kartal, bir kedi gibi zemine yattı, Mahsun'un savunmasının altından geçerek bıçağını Mahsun'un göğsüne, tam kalbinin üzerine sapladı.

Mahsun, çeliğin etine girişini hissetti. Bastonu elinden düştü. Kartal, bıçağı biraz daha çevirdi.

Kartal: (Kulağına fısıldayarak) "Gözlerin kapalıyken bile çok dik duruyordun Mahsun. Şimdi biraz dinlen."

Mahsun, ağzından sızan kanla birlikte son bir kez gülümsedi. Dizleri üzerine çöktü, elleriyle Kartal'ın ceketine tutundu.

Kör Mahsun: "Bitti mi... bitti mi sandın?"

Kartal bıçağı hızla çekti. Mahsun, deponun beton zeminine yığıldı. İlyas, uzaktan izlediği bu infazın ardından hiçbir duygu belirtisi göstermeden silahını temizlemeye geri döndü. Kartal, eldivenini çıkardı ve Mahsun'un cansız bedenine bakıp tükürdü.

Depo, tekrar o uğursuz sessizliğine büründü. Mahsun, bir daha uyanmamak üzere, bildiği tek dünyanın, yani karanlığın sonsuzluğuna çekilmişti. İhanet, silahın namlusundan daha soğuktu ve bu şehirde artık dostluk, sadece bir hatıraydı.