125. bölüm · Hesap Günü

123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1 Perde| 1 BÖLÜM: KAN VE MÜREKKEP 3 2. BÖLÜM: KURDUN SOFRASI, TİLKİNİN PLANI 4 3. BÖLÜM: GÜNEŞİN ALTINDAKİ GÖLGELER 5 4. BÖLÜM: SON VAZİFE (GASSALIN SESSİZLİĞİ) 6 5. BÖLÜM: SOĞUK ODA (İFADE TUTANAKLARI) 7 6. BÖLÜM: MAVİ İPLİĞİN DÜĞÜMÜ 8 7 BÖLÜM: KIRIK DÜŞLER SOKAĞI 9 8. BÖLÜM: ABi KARDEŞ SOFRASI 10 9. BÖLÜM: PASLI MAKAS, KESKİN HESAP 11 10. BÖLÜM: ZİFİRİ SABAH 12 11. BÖLÜM: MİRASIN GÖLGESİ 13 12. BÖLÜM: GÜNEŞİN SON ŞARKISI 14 13. BÖLÜM: NEON ALTINDAKİ ENGEREK 15 14. BÖLÜM: MAVİ VE KIRMIZI 16 15. BÖLÜM: BÜYÜK DAVET 17 16. BÖLÜM: TER, KAN VE VEFA 18 17. BÖLÜM: GÜN ORTASINDA KIYAMET 19 18. BÖLÜM: KESKİN VİRAJ 20 19. BÖLÜM: SIRTLAN SOFRASI 21 20. BÖLÜM: KARANLIĞIN ADALETİ VE KÜÇÜK DAHİ 22 21. BÖLÜM: KURDUN ÖFKESİ 23 22. BÖLÜM: KERVANIN SONU 24 23. BÖLÜM: KİRLİ TİCARET VE KANLI GEMİLER 25 24. BÖLÜM: YARALI SIRTLANIN İNİ 26 25. BÖLÜM: SABAH ŞERİFLERİ 27 26. BÖLÜM: SABAHIN KÖRÜNDE AĞIR HESAP 28 27. BÖLÜM: PAVİLYONDA SESSİZLİK VE KIZIL GÜNEŞ 29 28. BÖLÜM: KURTLARIN SESSİZLİĞİ 30 29. BÖLÜM: BOŞ MEYDANIN HAYALETLERİ 31 30. BÖLÜM: KÖRÜN KULAĞI, MAKASIN AĞZI 32 31. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAKİ SESSİZLİK 33 32. BÖLÜM: ASLANIN ÖFKESİ, MAKASIN SOĞUKLUĞU 34 33. BÖLÜM: BEYAZ ODADAKİ SESSİZ ÇIĞLIK 35 34. BÖLÜM: SARI FIRTINA'NIN İSTANBUL SEFERİ 36 35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ 37 36. BÖLÜM: ZİL SEYYAT'IN DÖNÜŞÜ VE KANLI SABAH 38 37. BÖLÜM: RACONUN ADALETİ 39 38. BÖLÜM: KURDUN SOFRASINDA KAN VAR 40 39. BÖLÜM: KÜL VE KANIT 41 40. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 42 41. BÖLÜM: REİS'İN SOFRASI VE KIRIK KILIÇ 43 42. BÖLÜM: SAVUNMANIN SONU 44 43. BÖLÜM: İHANETİN BEDELİ 45 44. BÖLÜM: KÖKLER VE GÖLGELER 46 45. BÖLÜM: KURDUN İNİNDE SESSİZLİK 47 46. BÖLÜM: GECE ÇÖKERKEN 48 2. PERDE | 47. BÖLÜM: BETON VE BAĞLAMA 49 48. BÖLÜM: KURDUN GÖLGESİ 50 49. BÖLÜM: KURŞUNUN HESABI 51 50. BÖLÜM: DEMİR KAPININ SOĞUK YÜZÜ 52 51. BÖLÜM: BEYAZ YAKA VE KARA DOSYA 53 52. BÖLÜM: KÖRÜN GÖZÜ, KURDUN DİŞİ 54 53. BÖLÜM: KOĞUŞTA BAYRAM HAVASI 55 54. BÖLÜM: BARUT KOKULU ÇARESSİZLİK 56 55. BÖLÜM: PAVYONDAKİ ÖFKE VE GİZLİ GÖZLER 57 56. BÖLÜM: NEZARETTEKİ SIR VE DERİN OPERASYON 58 57. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ DİKEN VE KOĞUŞ AĞASI 59 58. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER, YENİ BELALAR 60 59. BÖLÜM: MAHKEME ARFESİ VE BÜYÜK HESAP 61 60. BÖLÜM: KARDEŞ KOKUSU VE İNTİKAM YEMİNİ 62 61. BÖLÜM: RİNG ARACININ KARANLIĞI 63 62. BÖLÜM: AVCININ AV OLDUĞU AN 64 63. BÖLÜM: AVLUDADAKİ PUSLU HESAPLAŞMA 65 64. BÖLÜM: KİRLİ PAZARLIK VE ÖLÜM EMRİ 66 65 . BÖLÜM: KOĞUŞTA KIZIL KIYAMET 67 66. BÖLÜM: HASTANE ABLUKASI VE SOKAKTAKİ TELAŞ 68 67. BÖLÜM: ŞEHRİN KANLI RENGİ 69 68. BÖLÜM: KANLI ŞAFAK 70 69. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK SORU 71 70. BÖLÜM: KURŞUNUN AĞIRLIĞI 72 71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN 73 72. BÖLÜM: KURDUN İNİNE DÖNÜŞÜ 74 73. BÖLÜM: MOTOR SESLERİ VE ESKİ GÜNLER 75 74. BÖLÜM: HESAPTA DURAN RAKAM 76 75. BÖLÜM: GÖLGELERİN İZİNDE 77 76. BÖLÜM: TEMİZ BİR SAYFA 78 77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR 79 78. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAN 80 79. BÖLÜM: PARANIN KOKUSU 81 80. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİ 82 81. BÖLÜM: ADLİYENİN SOĞUK KORİDORLARI 83 82. BÖLÜM: YEDDİLERİN İNİ 84 83. BÖLÜM: ALTININ ÖFKESİ 85 84. BÖLÜM: DUMAN ALTI 86 85. BÖLÜM: YERALTININ SATRANCI 87 86. BÖLÜM: YAS VE BARUT 88 87. BÖLÜM: KAHVEDEKİ SESSİZLİK VE İLK KAN 89 88. BÖLÜM: BÜYÜK SEVKİYAT 90 89. BÖLÜM: MEYDANIN ALEVİ 91 90. BÖLÜM: ERİYEN KRALLIK 92 91. BÖLÜM: İKİ YÜZLÜ SÜSÜ 93 92. BÖLÜM: BÜYÜK HESAPLAŞMANIN EŞİĞİ 94 93. BÖLÜM: KALAN KÜLLER VE ANILAR 95 94. BÖLÜM: TOPRAĞIN SOĞUKLUĞU 96 95. BÖLÜM: ŞEYTANIN AVUKATI 97 96. BÖLÜM: KALE YIKILIMI 98 97. BÖLÜM: NEFES NEFESE 99 ÜÇÜNCÜ PERDE\ 98. BÖLÜM: YENİ DÜZEN / SİSLİ SABAH 100 99. BÖLÜM: ACEM TOPRAĞINDAN GELEN RÜZGAR 101 100. BÖLÜM: DOMUZLARIN ARASINDAKİ ASİLZADE 102 101. BÖLÜM: YENİ MERKEZ, YENİ NİZAM 103 102 BÖLÜM: CAMDAN KALE VE SAKLI HESAPLAR 104 103 BÖLÜM: KANLI HESAPLAŞMA VE İNTİKAMIN SOĞUK YÜZÜ 105 104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ 106 105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ 107 106 BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN 108 107 Bölüm : KANLI HAZİNE 109 108 Bölüm : YEMİN VE BARUT 110 109 Bölüm: HESAPSIZ BİR AKŞAM 111 110 Bölüm: İRAN'DAN GELEN GÖLGE 112 111 BÖLÜM: GÖLGE VE GÜNEŞ 113 112 BÖLÜM: GECE VE ZEHİR - ZİL SEYYAT'IN MEKANI 114 113 BÖLÜM: KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ 115 114 BÖLÜM: MASADAKİ İHANET VE KÖRÜN ÖFKESİ 116 115 BÖLÜM: YEŞİLİN İHANETİ VE KÖY YOLU 117 116 BÖLÜM: SON YIKANAN ONUR 118 117 BÖLÜM: KURŞUNUN SESSİZLİĞİ 119 118 BÖLÜM: GÖLGE DÜŞEN OFİS 120 119 BÖLÜM: KURŞUNUN RÜZGARI 121 120 BÖLÜM: REİSİN GÖLGESİNDE 122 121. BÖLÜM: PASLI DİŞLİLER VE KOD ADLI GÖLGELER 123 122. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER - İHSAN ASLANLI'NIN İLK ADIMI 124 123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI 125 124. BÖLÜM: EKRANDAKİ ÇÜRÜME 126 125. BÖLÜM: ESKİ MASA, YENİ İNFAZLAR (1988) 127 126. BÖLÜM: KIZIL ALARM 128 127. BÖLÜM: PAVYONUN GÜLLERİ, MAZOTUN KOKUSU 129 128. BÖLÜM: SABAHIN KESKİN SESSİZLİĞİ 130 129. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 131 130. BÖLÜM: BOŞLUKTA KALAN SESLER 132 131. BÖLÜM: GECEYİ BEKLEYENLER 133 132. BÖLÜM: HASAT ZAMANI 134 133. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ 135 134. BÖLÜM: SOFRADAKİ KİRLİ PARA 136 135. BÖLÜM: GÖLGELERİN EFENDİSİ Bodrum katının o ağır, rutubeti 137 136. BÖLÜM: KIZILCIK SOPASI 138 137. BÖLÜM: BARAUDUN SONU 139 138. BÖLÜM: SABAHIN KİRİ 140 139. BÖLÜM: YOLUN SONUNDAKİ İZ 141 140. BÖLÜM: İZ BIRAKMAYANLAR 142 141. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞ VE TEK BİR İSİM 143 142. BÖLÜM: MEZAR BAŞINDAKİ HESAP 144 143. BÖLÜM: KÜL VE SESSİZLİK 145 144. BÖLÜM: TAKSİDEKİ HAYALET 146 145. BÖLÜM: KÖRÜN SEZGİSİ 147 146. BÖLÜM: SON DANS VE KANLI VEDA 148 147. BÖLÜM: SESSIZLIĞIN ÇIĞLIĞI 149 148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI 150 149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ 151 150. BÖLÜM: KAPILAR AÇILIRKEN 152 151. BÖLÜM: BİR AVUKATIN GÖZYAŞLARI 153 152. BÖLÜM: YOLUN SONU MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI? 154 153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ 155 154. BÖLÜM: GÖLGE TAKİBİ 156 155. BÖLÜM: GÖLGENİN HÜKMÜ 157 156. BÖLÜM: KESİLEN NEFES 158 157. BÖLÜM: ZIRH VE BARUT 159 158. BÖLÜM: SESSİZ GÜÇ 160 159. BÖLÜM: ORMANIN ÇIĞLIĞI 161 160. BÖLÜM (FİNAL): KRALIN SONU

Rahim Sırdani'nin şehir dışındaki malikanesinin devasa bahçesi, güneşin altında kavruluyordu. Bahçenin arka kısmında, gözlerden uzak, yüksek duvarlarla çevrili bir alanda Miran, oğlu Erdem'e hayatının dersini veriyordu. Rahim Sırdani ise sundurmada oturmuş, ince belli çay bardağından dumanı tüten çayını yudumlarken bu "baba-oğul" tiyatrosunu izliyordu.

Miran, elinde bir avuç dolusu tohumla oğlunun ensesinden yakaladı.

Miran: "Beni iyi dinle lan donuz oğlu donuz! Eğer bu tohumu doğru yere koymazsan, harcadığın emeğe değil, yaktığın mazota yanarım. Bu iş şakaya gelmez, anladın mı beni? Bak evlat, bu sadece bir bitki değil, bu bizim geleceğimiz, senin düğün masrafın, benim de emekliliğim!"

Erdem: (Gözlerini devirerek) "Baba, anladık! Toprağı kaz, tohumu at, üzerini kapat. Sanki atom parçalıyoruz alt tarafı ot ekiyoruz!"

Miran: (Tokatı ensesine yapıştırdı) "Eşek sıpası! Ne otu lan? Bu Marihuna! Bunun tohumu seçilirken bile titiz olacaksın. Bak, tohumu alırken parmak uçlarınla şöyle hissedeceksin; hafif şişkin, parlak ve kahverengi olacak. Mat olanı çöpe at, o büyümez, sadece toprağı kandırır."

Erdem: "Tamam baba, parmak uçlarımı da eğittik işte, başka ne var?"

Miran: "Sıra ekimde... Bak, bu toprağı görüyor musun? Nemli ama vıcık vıcık değil. Tohumu tam iki santim derinliğe gömeceksin. Çok derine atarsan nefes alamaz boğulur, çok sığa atarsan güneşten kavrulur. Tam iki santim! Milimetrik hesap yapacaksın, anladın mı?"

Tam o sırada Rahim Sırdani ağır adımlarla bahçeye geldi. Bastonunu yere vura vura yanlarına yaklaştı.

Rahim Sırdani: "Eee... Nasıl gidiyor işler Miran? Verim alabilecek miyiz bu sezondan?"

Miran hemen toparlandı, ellerindeki toprağı silkeleyip önünü ilikledi.

Miran: "Ağam! Valla çok şükür, sayenizde... Erdem biraz odun ama öğretiyoruz işte. Toprağımız bereketli, tohumumuz sağlam. Allah'ın izniyle sizin tarlayı öyle bir şenlendireceğiz ki, piyasadaki o dandik otları unutturacağız. Kalite bizim göbek adımız!"

Erdem: "Baba, abartma istersen... Sanki uzay mekiği yapıyoruz."

Miran: (Gözlerini belerterek) "Sus lan! Ağamın yanında zevzeklik yapma. Ağam, bu çocukta biraz potansiyel var ama biraz törpülenmesi lazım. Sizin gölgenizde öğrenecek her şeyi."

Rahim Sırdani: (Hafifçe gülümsedi, cebinden kalın bir zarf çıkardı) "Miran, senin bu sadakatin... Neyse, lafı uzatmayalım. Al şu 10 bin doları, Erdem'in ihtiyaçlarına harcarsınız."

Miran zarfı görünce gözleri parladı, adeta havaya sıçradı ama hemen kendini toparladı.

Miran: "Aman ağam! Ne gerek vardı şimdi? Biz sizin kapınızda köleyiz, ekmek parası için çalışıyoruz, mahcup ettiniz bizi!"

Rahim Sırdani: (Zarfı Miran'ın göğsüne bastırdı) "Al, al... Bu senin hakkın. Helalinden olsun. Yeter ki malın kalitesini bozmayın, beni mahcup etmeyin."

Miran zarfı alıp cebine atarken Erdem'e döndü, göz kırptı.

Miran: "Gördün mü evlat? Ağamın eli açık, gönlü geniş. Sen şimdi o iki santim derinliği iyi ayarla, bu para daha devamını getirecek. Hadi, hızlı ol, güneş batmadan şu sırayı bitir, yoksa o iki santimi senin ensende ölçerim, anladın mı?"

Erdem: (Söylene söylene toprağı kazmaya başladı) "Tamam baba, tamam... İki santim, anladık!"

Rahim Sırdani, ikisinin bu "komik" ve "hararetli" tartışmasını izleyerek arkasını döndü ve konağa doğru yürüdü. Miran, arkasından el sallarken bir yandan da zarfı kontrol ediyordu.

Miran: "Gördün mü Erdem? İşte hayatın şifresi bu: Ağanın yanına doğru duracaksın, tohumu da iki santime gömeceksin. Gerisi zaten dolar yeşili!"

Rahim Sırdani, bahçenin en ücra köşesinde, yüksek çitlerle çevrili o özel bölmede durmuş, çamurun içinde debelenen, hırçın ve obur domuzlara bakıyordu. Hayvanlar, önlerine dökülen yemi adeta birbirlerini ezerek, büyük bir iştahla mideye indiriyorlardı. Rahim, elindeki bastonun ucunu çamura batırıp çıkardı.

Rahim Sırdani: (İran aksanıyla, sesi kalın ve otoriter) "Miran! Miran, bia inja! (Buraya gel!)"

Miran, cebindeki 10 bin doların huzuruyla hızla ağanın yanına koştu.

Miran: "Buyur ağam, emret ağam! Bir yanlışımız mı oldu? Domuzlar mı azdı yine?"

Rahim Sırdani: (Sakalını sıvazlayarak domuzları gösterdi) "Miran... Sen Müslümansın, değil mi? To Musalmani, mige na?"

Miran: (Bir an duraksadı, hafif bozuldu ama bozuntuya vermedi) "Elhamdülillah ağam... Müslümanız, şükür. Ama işte... hayat, rızık kapısı... hanım da malum, Natasha..."

Rahim Sırdani: (Sözünü kesti, kaşlarını çattı) "Biliyorum, biliyorum. Nemidoonam chetor begam... Karın Rus, sen Türksün. Evde bir düzeniniz yok, kültürler birbirine girmiş. Inha nemishe! (Böyle olmaz!) Ama şu hayvanlara bak..."

Hayvanlar o sırada bir "hınk" sesiyle yemi talan etmeye devam ediyorlardı.

Miran: "Ağam, ne yapalım? Natasha bunların başında durmasın mı? Rus karısıdır, domuzdan anlar, bizimkilerin ağzının tadını bilir. Ben karışırsam küser, 'Senin dinin neyse benimki odur ama aç kalmayalım' der."

Rahim Sırdani: (Gülerek, bastonuyla bir tanesini dürttü) "Gözleri dönmüş sanki! Cheghadr harisand! (Ne kadar açgözlüler!) Bak Miran, ben Sırdani ailesinin reisi olarak bunları buraya getirdim, besliyorum, günahı benim boynuma. Ama bak, man mikham (istiyorum ki)... Bahçenin güzelliği bozulmasın. Bahçem gül bahçesi gibidir, bunlar buraya yakışmıyor. Inja bemoonan (Burada kalsınlar), sakın dışarı çıkarıp etrafta gezdirme! Güllerimi, ağaçlarımı mahvetmesinler, tamam mı?"

Miran: "Estağfurullah ağam! Bizimkiler öyle eğitimli ki, değil gül koparmak, karıncayı bile incitmezler! Ama siz merak etmeyin, ben bunları buraya hapis ettim. Natasha da tembihli; bir tanesi bile çitin dışına çıkarsa, o domuzdan önce ben onu..."

Rahim Sırdani: (Miran'ın omzuna elini koydu, sırıttı) "Miran, to khili bahali! (Sen çok hoşsun!) Natasha'yı da yanına al, bu donuzların yemi bitmesin. Onlar besili olsun, ke man raziam (ki ben razı olayım). Ama dediğimi unutma; o bahçe benim şerefim, donuzlar da senin rızkın. İkisini birbirine karıştırma."

Miran: "Emredersiniz ağam! Ben şimdi gider Natasha'ya söylerim, bunlar iyice semirsin, dişleri parlasın. Sizin o güzelim bahçenize tek bir tüy bile düşürmeyeceğim."

Rahim Sırdani arkasını dönüp giderken, Miran domuzlara döndü ve bağırdı.

Miran: "Duydunuz mu ağayı, şerefsizler? Ağamın gülüne dokunanın, önce Natasha'dan, sonra benden çeker! Yiyin, semirin, ama yerinizden kımıldamayın!"

Domuzlar Miran'ı sallamadan yemlerini yemeye devam ederken, Miran cebindeki dolar zarfını bir kez daha kontrol edip derin bir "oh" çekti.

Miran: (Kendi kendine) "Müslümanız dedik ya... Müslüman dediğin ağasına sadık olur, domuzuna da sahip çıkar, dolarını da sayar. Allah versin, Natasha da artık bunlarla uğraşsın, benim başımı daha fazla ağrıtmasın."

Sahne, Rahim'in uzaktan, bahçesinde huzurla yürürken, Miran'ın çamurlu domuzlarla imtihanına bir kez daha bakıp gülümsemesiyle kapandı.