151. bölüm · Hesap Günü

149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1 Perde| 1 BÖLÜM: KAN VE MÜREKKEP 3 2. BÖLÜM: KURDUN SOFRASI, TİLKİNİN PLANI 4 3. BÖLÜM: GÜNEŞİN ALTINDAKİ GÖLGELER 5 4. BÖLÜM: SON VAZİFE (GASSALIN SESSİZLİĞİ) 6 5. BÖLÜM: SOĞUK ODA (İFADE TUTANAKLARI) 7 6. BÖLÜM: MAVİ İPLİĞİN DÜĞÜMÜ 8 7 BÖLÜM: KIRIK DÜŞLER SOKAĞI 9 8. BÖLÜM: ABi KARDEŞ SOFRASI 10 9. BÖLÜM: PASLI MAKAS, KESKİN HESAP 11 10. BÖLÜM: ZİFİRİ SABAH 12 11. BÖLÜM: MİRASIN GÖLGESİ 13 12. BÖLÜM: GÜNEŞİN SON ŞARKISI 14 13. BÖLÜM: NEON ALTINDAKİ ENGEREK 15 14. BÖLÜM: MAVİ VE KIRMIZI 16 15. BÖLÜM: BÜYÜK DAVET 17 16. BÖLÜM: TER, KAN VE VEFA 18 17. BÖLÜM: GÜN ORTASINDA KIYAMET 19 18. BÖLÜM: KESKİN VİRAJ 20 19. BÖLÜM: SIRTLAN SOFRASI 21 20. BÖLÜM: KARANLIĞIN ADALETİ VE KÜÇÜK DAHİ 22 21. BÖLÜM: KURDUN ÖFKESİ 23 22. BÖLÜM: KERVANIN SONU 24 23. BÖLÜM: KİRLİ TİCARET VE KANLI GEMİLER 25 24. BÖLÜM: YARALI SIRTLANIN İNİ 26 25. BÖLÜM: SABAH ŞERİFLERİ 27 26. BÖLÜM: SABAHIN KÖRÜNDE AĞIR HESAP 28 27. BÖLÜM: PAVİLYONDA SESSİZLİK VE KIZIL GÜNEŞ 29 28. BÖLÜM: KURTLARIN SESSİZLİĞİ 30 29. BÖLÜM: BOŞ MEYDANIN HAYALETLERİ 31 30. BÖLÜM: KÖRÜN KULAĞI, MAKASIN AĞZI 32 31. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAKİ SESSİZLİK 33 32. BÖLÜM: ASLANIN ÖFKESİ, MAKASIN SOĞUKLUĞU 34 33. BÖLÜM: BEYAZ ODADAKİ SESSİZ ÇIĞLIK 35 34. BÖLÜM: SARI FIRTINA'NIN İSTANBUL SEFERİ 36 35. BÖLÜM: ÇINARIN DÖNÜŞÜ 37 36. BÖLÜM: ZİL SEYYAT'IN DÖNÜŞÜ VE KANLI SABAH 38 37. BÖLÜM: RACONUN ADALETİ 39 38. BÖLÜM: KURDUN SOFRASINDA KAN VAR 40 39. BÖLÜM: KÜL VE KANIT 41 40. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 42 41. BÖLÜM: REİS'İN SOFRASI VE KIRIK KILIÇ 43 42. BÖLÜM: SAVUNMANIN SONU 44 43. BÖLÜM: İHANETİN BEDELİ 45 44. BÖLÜM: KÖKLER VE GÖLGELER 46 45. BÖLÜM: KURDUN İNİNDE SESSİZLİK 47 46. BÖLÜM: GECE ÇÖKERKEN 48 2. PERDE | 47. BÖLÜM: BETON VE BAĞLAMA 49 48. BÖLÜM: KURDUN GÖLGESİ 50 49. BÖLÜM: KURŞUNUN HESABI 51 50. BÖLÜM: DEMİR KAPININ SOĞUK YÜZÜ 52 51. BÖLÜM: BEYAZ YAKA VE KARA DOSYA 53 52. BÖLÜM: KÖRÜN GÖZÜ, KURDUN DİŞİ 54 53. BÖLÜM: KOĞUŞTA BAYRAM HAVASI 55 54. BÖLÜM: BARUT KOKULU ÇARESSİZLİK 56 55. BÖLÜM: PAVYONDAKİ ÖFKE VE GİZLİ GÖZLER 57 56. BÖLÜM: NEZARETTEKİ SIR VE DERİN OPERASYON 58 57. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ DİKEN VE KOĞUŞ AĞASI 59 58. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER, YENİ BELALAR 60 59. BÖLÜM: MAHKEME ARFESİ VE BÜYÜK HESAP 61 60. BÖLÜM: KARDEŞ KOKUSU VE İNTİKAM YEMİNİ 62 61. BÖLÜM: RİNG ARACININ KARANLIĞI 63 62. BÖLÜM: AVCININ AV OLDUĞU AN 64 63. BÖLÜM: AVLUDADAKİ PUSLU HESAPLAŞMA 65 64. BÖLÜM: KİRLİ PAZARLIK VE ÖLÜM EMRİ 66 65 . BÖLÜM: KOĞUŞTA KIZIL KIYAMET 67 66. BÖLÜM: HASTANE ABLUKASI VE SOKAKTAKİ TELAŞ 68 67. BÖLÜM: ŞEHRİN KANLI RENGİ 69 68. BÖLÜM: KANLI ŞAFAK 70 69. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK SORU 71 70. BÖLÜM: KURŞUNUN AĞIRLIĞI 72 71. BÖLÜM: KALEMİN KIRILMADIĞI GÜN 73 72. BÖLÜM: KURDUN İNİNE DÖNÜŞÜ 74 73. BÖLÜM: MOTOR SESLERİ VE ESKİ GÜNLER 75 74. BÖLÜM: HESAPTA DURAN RAKAM 76 75. BÖLÜM: GÖLGELERİN İZİNDE 77 76. BÖLÜM: TEMİZ BİR SAYFA 78 77. BÖLÜM: DUYULAN FISILTILAR 79 78. BÖLÜM: DEMİR KAPININ ARDINDAN 80 79. BÖLÜM: PARANIN KOKUSU 81 80. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİ 82 81. BÖLÜM: ADLİYENİN SOĞUK KORİDORLARI 83 82. BÖLÜM: YEDDİLERİN İNİ 84 83. BÖLÜM: ALTININ ÖFKESİ 85 84. BÖLÜM: DUMAN ALTI 86 85. BÖLÜM: YERALTININ SATRANCI 87 86. BÖLÜM: YAS VE BARUT 88 87. BÖLÜM: KAHVEDEKİ SESSİZLİK VE İLK KAN 89 88. BÖLÜM: BÜYÜK SEVKİYAT 90 89. BÖLÜM: MEYDANIN ALEVİ 91 90. BÖLÜM: ERİYEN KRALLIK 92 91. BÖLÜM: İKİ YÜZLÜ SÜSÜ 93 92. BÖLÜM: BÜYÜK HESAPLAŞMANIN EŞİĞİ 94 93. BÖLÜM: KALAN KÜLLER VE ANILAR 95 94. BÖLÜM: TOPRAĞIN SOĞUKLUĞU 96 95. BÖLÜM: ŞEYTANIN AVUKATI 97 96. BÖLÜM: KALE YIKILIMI 98 97. BÖLÜM: NEFES NEFESE 99 ÜÇÜNCÜ PERDE\ 98. BÖLÜM: YENİ DÜZEN / SİSLİ SABAH 100 99. BÖLÜM: ACEM TOPRAĞINDAN GELEN RÜZGAR 101 100. BÖLÜM: DOMUZLARIN ARASINDAKİ ASİLZADE 102 101. BÖLÜM: YENİ MERKEZ, YENİ NİZAM 103 102 BÖLÜM: CAMDAN KALE VE SAKLI HESAPLAR 104 103 BÖLÜM: KANLI HESAPLAŞMA VE İNTİKAMIN SOĞUK YÜZÜ 105 104 BÖLÜM: TAVANARASINDAKİ AYAZ 106 105 BÖLÜM: SOĞUK BİFTEK VE KANLI EMRİVAKİ 107 106 BÖLÜM: KÜL VE VİCDAN 108 107 Bölüm : KANLI HAZİNE 109 108 Bölüm : YEMİN VE BARUT 110 109 Bölüm: HESAPSIZ BİR AKŞAM 111 110 Bölüm: İRAN'DAN GELEN GÖLGE 112 111 BÖLÜM: GÖLGE VE GÜNEŞ 113 112 BÖLÜM: GECE VE ZEHİR - ZİL SEYYAT'IN MEKANI 114 113 BÖLÜM: KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ 115 114 BÖLÜM: MASADAKİ İHANET VE KÖRÜN ÖFKESİ 116 115 BÖLÜM: YEŞİLİN İHANETİ VE KÖY YOLU 117 116 BÖLÜM: SON YIKANAN ONUR 118 117 BÖLÜM: KURŞUNUN SESSİZLİĞİ 119 118 BÖLÜM: GÖLGE DÜŞEN OFİS 120 119 BÖLÜM: KURŞUNUN RÜZGARI 121 120 BÖLÜM: REİSİN GÖLGESİNDE 122 121. BÖLÜM: PASLI DİŞLİLER VE KOD ADLI GÖLGELER 123 122. BÖLÜM: ESKİ DEFTERLER - İHSAN ASLANLI'NIN İLK ADIMI 124 123. BÖLÜM: TOPRAĞIN GİZLİ MİRASI 125 124. BÖLÜM: EKRANDAKİ ÇÜRÜME 126 125. BÖLÜM: ESKİ MASA, YENİ İNFAZLAR (1988) 127 126. BÖLÜM: KIZIL ALARM 128 127. BÖLÜM: PAVYONUN GÜLLERİ, MAZOTUN KOKUSU 129 128. BÖLÜM: SABAHIN KESKİN SESSİZLİĞİ 130 129. BÖLÜM: FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 131 130. BÖLÜM: BOŞLUKTA KALAN SESLER 132 131. BÖLÜM: GECEYİ BEKLEYENLER 133 132. BÖLÜM: HASAT ZAMANI 134 133. BÖLÜM: KURDUN DÖNÜŞÜ 135 134. BÖLÜM: SOFRADAKİ KİRLİ PARA 136 135. BÖLÜM: GÖLGELERİN EFENDİSİ Bodrum katının o ağır, rutubeti 137 136. BÖLÜM: KIZILCIK SOPASI 138 137. BÖLÜM: BARAUDUN SONU 139 138. BÖLÜM: SABAHIN KİRİ 140 139. BÖLÜM: YOLUN SONUNDAKİ İZ 141 140. BÖLÜM: İZ BIRAKMAYANLAR 142 141. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞ VE TEK BİR İSİM 143 142. BÖLÜM: MEZAR BAŞINDAKİ HESAP 144 143. BÖLÜM: KÜL VE SESSİZLİK 145 144. BÖLÜM: TAKSİDEKİ HAYALET 146 145. BÖLÜM: KÖRÜN SEZGİSİ 147 146. BÖLÜM: SON DANS VE KANLI VEDA 148 147. BÖLÜM: SESSIZLIĞIN ÇIĞLIĞI 149 148. BÖLÜM: GÖLGELERİN HESABI 150 149. BÖLÜM: SON KALANIN SESSİZLİĞİ 151 150. BÖLÜM: KAPILAR AÇILIRKEN 152 151. BÖLÜM: BİR AVUKATIN GÖZYAŞLARI 153 152. BÖLÜM: YOLUN SONU MU, YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI? 154 153. BÖLÜM: DOĞU'NUN GÖLGESİ 155 154. BÖLÜM: GÖLGE TAKİBİ 156 155. BÖLÜM: GÖLGENİN HÜKMÜ 157 156. BÖLÜM: KESİLEN NEFES 158 157. BÖLÜM: ZIRH VE BARUT 159 158. BÖLÜM: SESSİZ GÜÇ 160 159. BÖLÜM: ORMANIN ÇIĞLIĞI 161 160. BÖLÜM (FİNAL): KRALIN SONU

min karanlığı İstanbul'un üzerine çökmüş, sokak lambaları yer altı dünyasının kirli yüzünü aydınlatmaya başlamıştı. İhsan, kendi mekanının loş köşesinde, masasının üzerinde duran telefonuna bakıyordu. Siyah Abni'yi aradı; boş. Bir kez daha aradı, yine cevap yok. Kaşları çatıldı, bu sessizlik hayra alamet değildi. Hemen ardından Kör Mahsun'un numarasını tuşladı. Yine sessizlik...

İhsan: (Telefonu masaya sertçe bıraktı) "Nerede bunlar ulan? İkisi de bu saatte telefonu açmazlık etmezdi."

Yanında duran sağ kolu Vuran, tedirginlikle etrafı süzüyordu.

Vuran: "Abi, belki işleri vardır. Bir operasyon hazırlığı falandır, ses çıkarmamak için açmıyorlardır."

İhsan: "İşleri olsaydı, haber verirlerdi Vuran. İkisi de kurt adamlar, ikisi de birbirini kolluyor. Bu sessizlikte bir bit yeniği var, hem de çok büyük bir bit yeniği."

İhsan derin bir nefes alıp son çare olarak İlyas'ı aradı. İlyas telefonu ikinci çalışta açtı.

İlyas: "Söyle İhsan, hayırdır?"

İhsan: "İlyas kardeş, Mahsun'u aradım, Siyah Abni'yi aradım; ikisi de kayıp, telefonlara bakan yok. Senin yanına uğradılar mı, bir haberin var mı?"

İlyas, telefonun diğer ucunda buz gibi bir sesle cevap verdi: "Yok İhsan, valla uğrayan eden olmadı. Bilmiyorum valla, belki kendi işlerine bakıyorlardır."

İhsan: "Anladım... Eyvallah."

İhsan telefonu kapattı. Sesi durgundu ama gözlerindeki o tehlikeli ışık iyice belirginleşmişti. Oysa İlyas, telefonu kapattığı an karşısında dikilen Kartal'a dönüp kıs kıs gülmeye başladı.

İlyas: "Zavallı İhsan... Etrafındaki herkesi tek tek topladık, en sona o kaldı. Garibim hâlâ haber bekliyor."

Kartal, elindeki uzun bıçağı parmakları arasında döndürürken yüzündeki çizik izi ışıkta parlıyordu.

Kartal: "Peki İlyas, söyle bakalım... Bu 'cesur' arkadaşımızın mekanı tam olarak nerede? Gidip tarayayım, mevzuyu kökten bitireyim. İşi uzatmanın anlamı yok artık."

İlyas: "Tam da şu an mekanında, öğrendim. Git ve işini bitir Kartal. Raci, Mahsun, Siyah... Kimin izi kaldıysa kazı bu şehirden. Artık o masada bizimkiler oturacak."

Kartal, silahını kontrol edip hazırlıklarını yaparken İlyas'ın aklına bir şey geldi.

İlyas: "Dur bir dakika... Murat Bey yarın çıkıyor değil mi hapisten? Her şey hazır mı?"

Kartal durdu, yüzünde soğuk bir güvenle başını salladı.

Kartal: "Evet. Bütün hukuk işlerini hallettik, avukatlar yolu temizledi. Yarın dışarıda."

İlyas: (Memnuniyetle arkasına yaslandı) "Güzel... Çok güzel. İstanbul'un gerçek sahibi dönüyor. İhsan ise bu dönüşün sadece ilk kurbanı olacak."

Deponun kapısı Kartal'ın arkasından sertçe kapandı. İstanbul, şimdi İhsan'ın mekanıyla, Kartal'ın cehennemi arasında kalmıştı. İhsan, yaklaşan ölümün kokusunu alabiliyor muydu? Yoksa bu, onun son nefesini alacağı o büyük fırtınanın sessizliği miydi?

İhsan, telefonu masaya bıraktığı andan itibaren ofisin içinde aslan gibi volta atmaya başladı. Gözleri duvardaki saatte, kulağı ise dışarıdaki cılız şehir sesindeydi. Bir şeyler oturmuyordu. İhsan, durdu ve Vuran'a döndü. Bakışları, bir kurşun kadar ağırdı.

İhsan: "Vuran... Sence de bu işte bir gariplik yok mu? Siyah Abni'yi aradık, açmadı. Mahsun'u aradık, sanki yer yarılıp içine girmiş. Ama İlyas? İlyas'ı aradık, sanki telefon elinde bekliyormuş gibi hemen açtı. Hiç boşluk bırakmadı."

Vuran, alnındaki teri sildi, omuzlarını silkti. "Abi nesi garip ki? Adam dükkanda oturuyordur, telefon çalar, açar. Mahsun ağa belki istirahat ediyordur, Siyah Abni'nin işi başından aşkındır."

İhsan, aniden durdu. Gözleri kısıldı. Zihnindeki parçalar, sanki bir film şeridi gibi hızla yerine oturdu. İlyas'ın o ses tonundaki tuhaf bir rahatlık, gereğinden fazla sakinlik...

İhsan: "Hayır! İlyas, 'uğrayan eden olmadı' dediğinde sesi hiç tereddüt etmedi. Mahsun gibi bir adamın izini kaybetmiş, Siyah gibi bir kurdun sessizliğinden şüphelenmiyor bile! Vuran, topla bütün adamları! Buradan çıkıyoruz, hemen!"

Vuran şaşkınlıkla bir adım geriledi. "Abi ne yapıyorsun? Nereye çıkıyoruz, gece vakti?"

İhsan: "Sıradaki hedef biziz Vuran! Sıradaki hedef biziz, anlamıyor musun? Merdan'a söyle, arabaları hazırlasın, motorları susturmasın. Herkes tam teçhizat, dışarı çıkıyoruz!"

Vuran: "Abi, ne oldu da böyle karar verdin? Mahsun ağa açmadı diye hemen İlyas'ı mı siliyoruz?"

İhsan, masasının üzerindeki silahı kılıfına yerleştirirken Vuran'ın yakasına yapıştı, sesi fısıltı gibi ama buz gibiydi:

İhsan: "Mahsun'u aradık, Siyah'ı aradık; ikisi de ölü sessizliğinde! İlyas ise sanki bir şeyleri kutluyor gibi rahattı. Bizi sattı o köpek! İlyas, o tetikçi şirketinin sadece adamı değil, ta kendisi! Ortağı lan o, ortağı!"

Vuran'ın yüzü bembeyaz oldu, gözleri dehşetle açıldı. "İlyas mı? Abi o kadar mühimmatı oradan alıyoruz, bizim tanıdığımız

İhsan: "Bitti o devir! Uzatma, vakit yok! Oraya Kartal denen o çizik suratlı iti gönderdiler kesin. Şimdi mekanın etrafını kuşatıyorlardır. Yürü, kimse kalmasın!"

Mekanın içi bir anda hareketlendi. Korumalar, İhsan'ın o gür sesini duyunca silahlarını kuşanıp, arka çıkışa doğru akmaya başladılar. İhsan, son bir kez ofisine baktı. Masanın üzerindeki İlyas ile yaptığı son görüşmenin notuna tik attı.

İhsan: "Merdan! Arabayı kapıya çek, ışıkları söndür! Çıkıyoruz, ama geldiğimiz yoldan değil, tersinden!"

Mekan bir anda boşaldı. İhsan ve adamları, arka kapıdan çıkıp karanlığa gömülen araçlara doluşurken, karşı tepenin ardından hızla yaklaşan siyah cipin farları göründü. İhsan, dikiz aynasından o farlara baktı.

İhsan: "Gel bakalım ... Bakalım kim av, kim avcı."

Araçlar, lastiklerin asfaltı ağlattığı o kısa sürede mekanı terk etti. Sadece saniyeler sonra, Kartal'ın başını çektiği tim mekana girdiğinde, içeride sadece soğuk bir boşluk ve İhsan'ın bıraktığı o ağır, öfkeli koku vardı. İhanetin kokusu, artık İstanbul'un sokaklarına yayılmıştı.

İhsan, konvoyun en önündeki aracın arka koltuğuna gömülmüştü. Dışarıda İstanbul’un karanlık sokakları, sanki üzerine çökmek isteyen dev bir gölge gibi akıp gidiyordu. Merdan dikiz aynasından İhsan’a baktı, sesi titriyordu.

Merdan: "Abi, nereye sürüyorum? Hedef belli değil mi?"

Vuran, ön koltuktan İhsan’a dönüp kısık sesle sordu: "Abi, saklanacak mıyız? Bu herifler Siyah’ı, Mahsun’u bir çırpıda sildi, çok güçlüler."

İhsan, camdan yansıyan kendi yüzüne baktı. Yıllar önce... Babasının ringde, o şerefsiz Dinçer’in talimatıyla kalbinden vurulduğu o gün, İhsan için zamanın durduğu yerdi. Şimdi, o anılara geri dönmüştü.

İhsan: "Saklanmak yok. Sadece soluklanıyoruz. Bu heriflerin kim olduğunu, neyle beslendiğini çözmeden kafa kafaya çarpışmak intihar. Merdan, sür o eski depoya... Dinçer’in o yıllardır terk etmediği, krallığını kurduğu o köhne yere."

Yıl 2013
Mekan, ürküdücü bir sessizlikteydi. İhsan ve Vuran içeri girdiğinde, Dinçer yaşlanmış, saçı sakalı birbirine karışmış halde masasında oturuyordu. İhsan’ı tanımıyordu. İhsan, Ferdi Baba adına "haracı" almaya gelmiş bir tetikçi kılığındaydı.

Dinçer: (Hafif titrek bir sesle) "Ferdi’nin adamları mısınız? Buyurun, oturun. Size güzel bir kahve yaptırayım, bugünler geçecek evlatlar."

Vuran, Dinçer’in kahveleri hazırlatıp yanındaki üç adamına işaret etmesiyle tetikte bekliyordu. Adamlar etrafta dolaşırken Vuran, sanki bir şeyleri düzeltiyormuş gibi arkalarına geçti. Bir anda, göz açıp kapayıncaya kadar, susturuculu küçük çakısıyla adamların gırtlaklarını tek hamlede kesti. Ses bile çıkmadı.

İhsan, gözünü Dinçer’in gözlerinden ayırmıyordu.

İhsan: "Kahveyi boş ver Dinçer. Sana bir hikaye anlatacağım. Yıllar önce... Bir ring düşün. Babam... Babam şehrin en iyi boksörüydü. Yumruklarıyla değil, yüreğiyle dövüşürdü. Ama senin gibi bir alçak, bahisi kaybetmemek için ona ringin ortasında, o şerefli terin üzerinde kurşun sıktırdı."

Dinçer’in yüzü kireç gibi oldu, elleri titremeye başladı. "Sen... Sen o çocuğun oğlu musun?"

İhsan, elindeki bıçağı ağır ağır masaya bıraktı, sonra bir hamlede Dinçer’in karnına sapladı. Dinçer acıyla masaya kapandı. Vuran o anda silahını çekti, dışarıdan yardıma gelen diğer üç adamı tek tek yere serdi.

İhsan: (Bıçağı çevirerek) "Bu, babamın o ringde akıttığı kan içindi."

Dinçer nefes nefese, inleyerek "Yapma..." diyebildi. İhsan, ikinci bıçağı daha derin bir hırsla sapladı.

İhsan: "Bu da... Babam gittikten sonra mahvolan hayatım, o yetim geçen yıllarım içindi."

İhsan, Dinçer’in kafasını geriye doğru çekti ve boğazına tek, kesin bir kesik attı. Dinçer’in odaya yayılan hırıltısı, İhsan’ın zihnindeki 2013 yılının o uğursuz çan seslerini susturdu.

İhsan, elindeki kanı Dinçer’in gömleğine sildi ve ayağa kalktı. Vuran, silahını kılıfına sokarken kapıya baktı.

Vuran: "Abi, bu herif gitti ama arkadakiler? İlyas ve o Kartal denen herif?"

İhsan: (Kanlı bıçağı masaya bırakarak) "Onlar daha ölümü tatmadı Vuran. Dinçer, sadece başlangıçtı. Şimdi, kendi oyunlarını kendi sahalarında bozma vakti. Yürü, daha kan dökülecek çok sokak var."

İhsan, mekanın kapısını ardında bırakıp geceye karışırken, arkasında sadece bir ceset yığını ve yılların intikamını almış bir adamın o ağır sessizliğini bıraktı. İstanbul, bu gece yeni bir efendiye değil, yeni bir kabusa şahitlik ediyordu.