Kül Ve Saltanat kitap kapağı

78. bölüm / 114

Kül Ve Saltanat

77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 114Şu an: 77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi
  1. 1 Giriş464 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER1.186 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: BOZKIRIN SESSİZLİĞİ1.141 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: EVDEKİ SESSİZ FIRTINA679 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE1.067 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: GÖLGENİN ADIMLARI1.245 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM : ANKARA'NIN GÖLGESİ VE HUŞİT SULTAN1.302 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM : ANADOLU'NUN TAHTINDA SON NEFES2.036 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK1.535 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: GÖLGELERİN EMRİ VE LANETLİ TOPRAKLAR1.244 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS1.147 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN OKLAR VE KULELERİN KANI1.553 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: ETİN VE KANIN ÇIĞLIĞI1.100 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: KROYOS'UN ÖFKESİ VE KANLI HÜKÜM1.931 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: DALGALARIN ALTINDAKİ GÖLGE972 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: ORDU GÖĞE KALKAN DEMİR VE KAN1.037 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: GÖLGELERİN YETİŞTİRDİĞİ FİLİZ1.394 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: DEMİR MASKELİ KEHANET VE KRALIN KORKUSU1.263 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: KALENİN GECESİ, ŞARAP VE BEKARETİN SONU1.280 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: HALKIN ARASINDAKİ GÖLGE VE ZAFER HABERİ1.147 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: DİLENCİNİN GÖLGESİ VE İLK KAN1.681 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: KALENİN GÖLGESİNDE İTİRAF VE SAVAŞ ÇANI1.498 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: GÖLGENİN PAZARI VE KANLI TAHTIN İNTİKAMI865 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH1.428 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: SARAYIN GÖLGESİ VE BOZKIRIN EMRİ1.319 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: TAŞ ODANIN İTİRAFI VE EMRİN KANLI YÜZÜ1.418 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: KEHANETİN KANLI GÖLGESİ VE KROYOS'UN KİBRİ1.182 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: ÜÇ İHTİYARIN HÜKMÜ VE MASKELİ KORKUT'UN ÖFKESİ1.204 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: MERKEZE DÖNÜŞ, ZORLU KARŞILAŞMA VE TAHTIN GÖLGESİ1.479 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: YENİ KOMUTAN VE UFUKTAKİ KIZIL FIRTINA1.602 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: GÖLGELERİN SAVAŞI VE İHANETİN BEDELİ857 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: PENÇELİLERİN GÖLGESİ VE OTAGIN SESSİZLİĞİ572 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: SOĞUK DUVARLAR VE GECEYARISI SİPERLERİ1.421 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: GECEYİ DELEN PENÇELER VE KANLI SURLAR1.123 kelime
  35. 35 34. BÖLÜM: KÜLLERİN ARASINDAKİ İNTİKAM VE GÖLGE MAĞARA1.137 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: ORMANIN DERİNLERİNDEKİ KABUS VE İNSAN YİYENLER1.239 kelime
  37. 37 36. BÖLÜM: KILIÇ VE ÖFKE1.575 kelime
  38. 38 37. BÖLÜM: GÖLGELERİN BASKINI VE İHTİYARLARIN SONU1.311 kelime
  39. 39 38. BÖLÜM: ÖLÜMSÜZLERİN DÖNÜŞÜ1.418 kelime
  40. 40 39. BÖLÜM: SEVGİ VE NEFRET ARASINDA1.498 kelime
  41. 41 40. Bölüm: Maskenin Düşüşü1.309 kelime
  42. 42 41. Bölüm: Ankara'nın Yeni Sahibi1.339 kelime
  43. 43 42. Bölüm: Demir Maskenin Altındaki Sır1.212 kelime
  44. 44 43. Bölüm: İntikamın Sırası477 kelime
  45. 45 44. Bölüm: Ateşin ve Kanın Ovası1.783 kelime
  46. 46 45. Bölüm: Suskun Sığınak ve Maskenin Ardındaki Sır1.510 kelime
  47. 47 46. Bölüm: Yastık Altındaki Gölge ve Sarayın Sessiz İntikamı1.520 kelime
  48. 48 47. Bölüm: Kalenin Burçlarında Zafer Kadehleri ve Kayıp Bir Gölge1.004 kelime
  49. 49 48. Bölüm: Gölgelerin Konseyi ve Ortak Hüküm1.224 kelime
  50. 50 49. Bölüm: Surlar Ardındaki Hesaplaşma ve Saklanan Sırlar1.590 kelime
  51. 51 50. Bölüm: Gölgelerin Yolu ve Mağaranın Sessizliği1.349 kelime
  52. 52 51. Bölüm: Gölgelerin Zırhı ve Surlardaki Sessiz Çatlak1.514 kelime
  53. 53 52. Bölüm: Yola Çıkış, Veda ve Bozkırın Tozlu Yolu1.465 kelime
  54. 54 53. Bölüm: Yenilginin Acısı ve Kara Karar753 kelime
  55. 55 54. Bölüm: Öfkenin Gölgesi ve Sessiz Plan1.390 kelime
  56. 56 55. Bölüm: Çölün Sessizliği ve Maskenin Arkasındaki Kanlı Gerçek1.700 kelime
  57. 57 56. Bölüm: Ankara Surlarındaki Ziyafet ve Korkunç Soru959 kelime
  58. 58 57. Bölüm: Gölgenin İntikamı ve Tufan’ın Sonu587 kelime
  59. 59 58. Bölüm: Çölün Ortasındaki Kerpiç Sığınak ve Unutulmuş Hayatlar1.476 kelime
  60. 60 59. Bölüm: Ocağa Düşen Ateş ve Sessiz Ölüm933 kelime
  61. 61 60. Bölüm: Suveyha’nın Ateşi ve İsyanın İlk Tohumu1.414 kelime
  62. 62 61. Bölüm: Gümüş Örümcek ve Sarayın Soğuk Tahtı1.226 kelime
  63. 63 62. Bölüm: Başsağlığı ve Gölgenin İzinde1.116 kelime
  64. 64 63. Bölüm: Zindanın Derinlikleri ve Muzaffer’in Sessizliği1.168 kelime
  65. 65 64. Bölüm: Gölgenin Kapısında Sessiz Fırtına988 kelime
  66. 66 65. Bölüm: Malatya’nın Genç Aslanıve Sarayın Yeni Dengesi1.392 kelime
  67. 67 66. Bölüm: Çölün Demir Neferleri ve Ani Fırtına1.382 kelime
  68. 68 67. Bölüm: Küllerin Dönüşü ve Yeni Filizler1.484 kelime
  69. 69 68. Bölüm: Zifirî Düğün ve Gelin Odasının Sessizliği1.702 kelime
  70. 70 69. Bölüm : İki Yılın Ardından ve Zindan Baskını1.109 kelime
  71. 71 70. Bölüm: Surlar Üstündeki Sükûnet ve Ufuktaki Kıyamet1.683 kelime
  72. 72 71. Bölüm: Surların Gölgesinde Bir Minik Nefes806 kelime
  73. 73 72. Bölüm Kanlı Elçi ve Ankara’nın İhanet Fermanı1.452 kelime
  74. 74 73. Bölüm: Kudüs’ün Taş Tahtı ve Çölün İsyancıları1.075 kelime
  75. 75 74. Bölüm : umutun planı ve Çölün Savaş Divanı1.301 kelime
  76. 76 75. Bölüm: Surlardaki Yalnızlık ve Ölüm Haberi1.485 kelime
  77. 77 76. Bölüm: Ankara’nın Çelik Surları ve Hürkan’ın Kararı625 kelime
  78. 78 77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi1.354 kelime · Okuduğun bölüm
  79. 79 78. Bölüm: Demir Yığınlarının Yürüyüşü957 kelime
  80. 80 79. Bölüm: Sarp Geçidin Kanlı Tuzağı1.048 kelime
  81. 81 80. Bölüm: Surların Gölgesinde Son Çağrı ve Onurun Bedeli1.197 kelime
  82. 82 81. Bölüm: Öğle Vaktinin Sessizliği ve Secdedeki Dualar1.683 kelime
  83. 83 82. Bölüm: Tahtın Soğuk Mermerinde Öfke ve Kraliçe’nin Hükmü685 kelime
  84. 84 83. Bölüm: Ankara Surlarının Ateşten Duvarı ve Arslan’ın Düşüşü2.271 kelime
  85. 85 84. Bölüm: Ateşin Başında Gelen Acı Haber ve Umut’un Gözyaşları697 kelime
  86. 86 85. Bölüm: Kudüs Sarayının Zehirli Gecesi1.129 kelime
  87. 87 86. Bölüm: Sükûnetin Sonu ve Haçlıların Gölgesi1.398 kelime
  88. 88 87. Bölüm: Ankara Yollarında Toz ve Siyaset1.179 kelime
  89. 89 88. Bölüm: Fırtınanın Yuttuğu Geçmiş ve Persiya’nın Karanlık Zindanında Uyanış554 kelime
  90. 90 89. Bölüm: Üç Kardeşin Gölgesi ve Malatya Ufuklarındaki Fırtına1.147 kelime
  91. 91 90. Bölüm: Ufuktaki Kara Gölgeler ve Meçhule Açılan Yelkenler925 kelime
  92. 92 91. Bölüm: Suveyha’nın Kerpiç Odası ve Demir Maskenin Ardındaki Sır1.407 kelime
  93. 93 92. Bölüm: Anadolu’nun Kalbinde Karar Vakti ve Cemal’in Öfkesi1.270 kelime
  94. 94 93. Bölüm: Malatya Divanı ve Harita Üzerindeki Karanlık Çizgiler1.138 kelime
  95. 95 94. Bölüm: Kıyılara Vuran Kıyamet ve İki Gözcünün Kaçışı1.014 kelime
  96. 96 95. Bölüm: Kanlı Vadi ve Demir Kapan: Anadolu Ordusunun Sonu1.253 kelime
  97. 97 96. Bölüm: Surlardaki Kıyamet720 kelime
  98. 98 97. Bölüm Kızgın Güneşin Altında Kan ve Demir1.280 kelime
  99. 99 98. Bölüm: Geceyi Yırtan Alevler ve Malatya’nın Kanlı Zaferi1.495 kelime
  100. 100 99. Bölüm: Anadolu Surlarının Gölgesinde Vicdanın ve Kanın Ağır Yükü701 kelime
  101. 101 100. Bölüm: Ateşteki Karanlık ve Son Savunma Hattı1.310 kelime
  102. 102 101. Bölüm: Kapalı Göğün Altında Öfke ve Soğuk Kan659 kelime
  103. 103 102. Bölüm: Ölümsüzlerin Geçidi ve Umut’un Kılıcı1.818 kelime
  104. 104 103. Bölüm: Geceyarısı Meclisi ve Toprak Savunması1.127 kelime
  105. 105 104. Bölüm: Ormanın Koyu Gölgesinde Gizli Ölüm946 kelime
  106. 106 105. Bölüm: Haçlı Çadırında Kibir ve Kahve Soslu Sohbetler1.103 kelime
  107. 107 106. Bölüm: Ateşin Çağrısı ve Taarruz Vakti1.138 kelime
  108. 108 107. Bölüm: Kraliçenin Çeliği ve Katran Sabatları898 kelime
  109. 109 108. Bölüm: Sabahın Sessiz Veda Anı ve Pers Fırtınası1.906 kelime
  110. 110 109. Bölüm: Surların Sessizliği ve Eve Dönüş Yolu790 kelime
  111. 111 110. Bölüm: Ateşin Kapanı ve Gauthier’nin Sonu953 kelime
  112. 112 111. Bölüm: Altının Kiri ve Kutsal Gazap991 kelime
  113. 113 112. Bölüm: Ormandaki Dağınıklık ve Suların Durulması984 kelime
  114. 114 113. Bölüm: Yılların Ardından ve Genç Bir Savaşçı1.299 kelime

Malatya’nın yüksek kayalıklarına inşa edilmiş olan uç beyi sarayı, Anadolu’nun merkezinden gelen o ağır ve kara haberle sarsılmıştı. Haberci, Ankara ve Sultan Cemal arasındaki iplerin koptuğunu, her iki tarafın da kılıçlarını çektiğini ve orduların şafak vakti hareketlendiğini bildirmişti. Sarayın iç avlusunda, yüksek tavanlı ve sütunlu geniş salonda, ağır bir sessizlik hüküm sürüyordu. Dışarıdaki rüzgâr, sarayın o büyük pencerelerini hafifçe sarsarken, içerdeki meşalelerin titrek ışıkları, iki kardeşin yüzündeki gerginliği daha da belirginleştiriyordu.

Sencer, elinde tuttuğu mühürlü fermanı yavaşça masanın üzerine bıraktı. Yüzü, tıpkı babasından miras kalan o soğukkanlı ve derin ifadeyle doluydu. Karşısında duran kız kardeşi Ceren ise, haberi aldığı andan beri pencerenin kenarında, ufka, yani Ankara’nın olduğu o belirsiz karanlığa bakıyordu.

Ceren, yavaşça kardeşine doğru döndü. Gözlerindeki o sönmeyen, hafifçe titreyen merak ve endişe, Sencer’in üzerine çöktü. Adımlarını masaya doğru yöneltti, ellerini masanın kenarına dayayarak Sencer’in gözlerinin içine baktı:

"Haberler doğru değil mi Sencer?" dedi Ceren, sesindeki o çaresiz ama kararlı tınıyla. "Abim... Hürkan, o koca ordunun karşısında tek başına mı kalacak? Sultan Cemal, sadece Ankara’yı değil, o kalenin içindeki her şeyi yakıp yıkmak için geliyor. Abime yardım gönderecek misin? Malatya’nın kılıçları bu savaşa dahil olacak mı?"

Sencer, bir süre sustu. Elini yavaşça masanın üzerindeki o sert, soğuk taşa koydu ve başını yavaşça kaldırdı. Kardeşinin bu ısrarlı tavrı, Sencer’in zihnindeki o karmaşık düşünceleri daha da tetiklemişti:

"Anadolu’nun kaderi bu kadar kolay mı yazılır sanıyorsun Ceren?" diye cevap verdi Sencer, sesi sarayın geniş salonunda bir yankı gibi dağılırken. "Abin, kendi kibrini bütün bir devletin üzerine yıktı. Şimdi o kibrin altında ezilmek üzereyken, Malatya’nın evlatlarını ateşe mi atayım?"

Ceren, Sencer’in bu soğuk ve mesafeli tavrı karşısında derin bir nefes aldı. Gözleri dolmuştu, lakin ağlamadı; sadece acısını bir öfkeye dönüştürdü:

"O senin abin, Sencer! Senin kanını taşıyor!" diye haykırdı Ceren, sesindeki o haksızlığa karşı çıkışın verdiği o sarsıcı tonla. "Sultan Cemal’in o zırhlı ordusu Ankara’ya girdiğinde, sadece Hürkan’ı değil, o kaledeki her şeyi yok edecek. İkizler, Mihriban... Hepsi bizim kanımız! Nasıl olur da bir abini böyle ölüme terk etmeyi bu kadar kolay sindirebiliyorsun? Neden... Neden abinden bu kadar nefret ediyorsun?"

Sencer, bu soru karşısında yerinden doğruldu. Sandalyesini geri itti, sarayın o loş koridoruna doğru bir adım attı. Yüzü karanlıkta kalmış, sadece gözlerindeki o sönmeyen ateş parlıyordu:

"Nefret mi?" dedi Sencer, hafifçe alaycı ama acı bir gülüşle. "Sen her şeyi abinin o mağrur duruşuna, o sert kılıcına bağlamışsın Ceren. Sen abinin, bu topraklar üzerinde bizi nasıl gölgede bıraktığını hiç düşünmedin mi? O, her şeyi kendi bildiği gibi yaparken biz sadece bir figüran mıydık?"

Ceren, kardeşinin bu itirafı karşısında sarsıldı. Sencer’in yanına kadar gelip, onun o sert kolunu tuttu:

"Hayır, yanılıyorsun..." dedi Ceren, sesi artık daha yumuşak ama daha derin bir sızıyla titreyerek. "Sen abinden nefret etmiyorsun Sencer. Sen, abinin senin üzerinde kurduğu o gölgeden korkuyorsun. Sen, kendi iradeni kanıtlamaya çalışırken, o kılıcının gölgesinde kaldığını sanıyorsun. Ama gerçeği söyleyeyim mi? Abin senden nefret etmiyor. O, senin sadece kendi ayakların üzerinde durmanı istiyor... Lakin sen, onun her adımını bir engel sanıyorsun. Sen ondan nefret etmiyorsun, sen sadece onun gibi olamamaktan korkuyorsun."

Sencer, bu sözlerin ağırlığı altında bir an için donup kaldı. Kardeşinin bu kadar keskin ve yüreğine işleyen bu sözler, savunma mekanizmasını bir anlığına dağıtmıştı. Başını yavaşça öne eğdi, derin bir iç çekti. Sessizlik, salonun üzerine ağır bir örtü gibi serildi.

Ceren, Sencer’in sessizliğinden aldığı güçle devam etti:

"Lütfen, Sencer... Abimi sevmek zorunda değilsin. Lakin o kalenin düşmesine, o çocukların yetim kalmasına göz yumma. Eğer bugün ona yardım etmezsen, yarın sadece bir abiyi değil, kendi vicdanını da kaybedeceksin."

Sencer, uzun bir süre sessiz kaldıktan sonra başını yavaşça kaldırdı. Gözlerinde artık o soğuk nefret yoktu; yerini, savaşın o karanlık ama kaçınılmaz kararına bırakmıştı. Derin bir nefes alıp kapıya doğru yöneldi ve askerlerin beklediği avluya doğru seslendi:

"Evet..." dedi Sencer, sesi bu kez daha tok ve komuta eder tonda. "Yardım göndereceğim. Malatya’nın en seçkin süvarilerini toplayın. Ankara’ya, abimin yanına gidiyoruz. Lakin şunu bilesin Ceren, bu yardım abimin kibrini beslemek için değil, bu toprakların namusu için yapılıyor."

Ceren, kardeşinin bu kararı karşısında rahatlamış bir nefes aldı; lakin içindeki o huzursuzluk geçmemişti. Sencer, avluya çıkıp ordusuna talimatlarını vermeye başlarken, Ceren sarayın penceresinden uzaklara, Ankara’nın o karanlık geleceğine bakmaya devam etti. Fırtına yaklaşıyordu ve Malatya’nın bu hamlesi, Anadolu’nun kaderini belirleyecek o kanlı sayfayı çevirmeye yetecek miydi, bunu zaman gösterecekti.

Malatya sarayının geniş taş avlusu, yaklaşan seferin heyecanıyla adeta kaynıyordu. Meşalelerin aydınlattığı gecenin karanlığında, demir zırhların şakırtıları, atların kişnemeleri ve emir veren komutanların gür sesleri birbirine karışıyordu. Sencer, üzerindeki ağır deri zırhın kemerini sıkarak merdivenlerden avluya indi. Gözleri, bu ordunun en güvendiği, en keskin kılıçlarından birini arıyordu.

Çok geçmeden, avlunun diğer köşesinden gelen tok ve nizamlı çizmelerin sesleriyle durdu. Sencer’in baş komutanı Davut, kalabalığı yarmadan, sakin ve ağırbaşlı adımlarla doğrudan beyinin huzuruna geldi. Davut, ne az konuşup insanı merakta bırakan o ketum komutanlardandı ne de lafı uzatıp gevezelik edenlerden; her sözü, her kararı tam kararında, ölçülü ve zehir gibi keskindi. Savaş meydanında nerede ne konuşacağını, ne zaman susup kılıç çekeceğini gayet iyi bilen, Sencer’in en güvendiği sağ koluydu.

Davut, Sencer’in karşısında durup hafifçe başını eğdi, ellerini göğsünün üzerinde kavuşturarak o tok sesiyle konuştu:

"Buyurun Sencer Bey... Avludaki süvariler hazır, kılıçlar kınlarına girdi, atlar yola çıkmak için soluk alıp veriyor. Fermanınızı bekliyoruz." dedi Davut, gözlerini bir an olsun Sencer’in yüzünden ayırmadan.

Sencer, ellerini zırhının kemerine koyup derin bir soluk aldıktan sonra başını kaldırdı, gözlerindeki o ciddi ifadeyle komutanına baktı:

"Anadolu’dan gelen haberler kara, Davut..." dedi Sencer, sesindeki o ağır yükü belli ederek. "Sultan Cemal ile Ankara’nın o asi sultanı Hürkan birbirine girdi. Kan dökülecek, o koca surlar yıkılacak. Orada bizim kanımız, bizim canımız var. Anadolu’ya acil destek göndereceğiz."

Davut, bu kararı duyduğunda kaşlarını hafifçe çattı; lakin ne bir şaşkınlık ne de bir itiraz emaresi gösterdi. Sakin ve dengeli ses tonunu bozmadan sordu:

"Anlaşıldı, Sencer Bey. Hangi birliği görevlendiriyoruz? Ve... Sizin bu seferin başında bizzat yürümenizi buyurur musunuz? Yoksa birliği başka bir komutanla mı salalım?"

Sencer, başını iki yana sallayarak Davut’a doğru bir adım attı:

"Sende o desteğin başında bizzat sen gideceksin, Davut..." dedi Sencer. "Anadolu’nun o sarp yollarını, Hürkan’ın taktiklerini en iyi bilen sensin. O süvarileri oraya ulaştıracak ve Hürkan’ın o kuşatmayı yarmasına yardım edeceksin."

Davut, emrin ağırlığını kavrayarak başını onaylarcasına salladı; lakin tam arkasını dönüp hazırlıklara başlayacağı sırada, zihnindeki o stratejik ve hayatî tehlikeyi dile getirmekte tereddüt etmedi. Ciddi ve temkinli bir tonla söze girdi:

"Emriniz başımın üstüne, Sencer Bey; o yardımı en kısa zamanda ulaştırırım..." dedi Davut. "Lakin... Lakin gitmeden önce sormam gerekir; Haçlılar ne olacak? Sınırın hemen ötesinde pusu kurmuş beklediklerini biliyorsunuz. Batıdan, o yabancı kâfirlerin her an bu surlara saldırma ihtimali var. Biz en seçkin süvarilerimizi alıp Anadolu’ya gidersek, Malatya’nın kapısı savunmasız kalmaz mı?"

Sencer, Davut’un bu haklı ve yerinde uyarısı karşısında bir an için duraksadı. Gözlerini avlunun karanlık duvarlarında gezdirdi. Batı sınırındaki o Haçlı tehlikesi, sarayın üzerinde her zaman sönmeyen bir Demokles kılıcı gibi sallanıyordu. Eğer bütün gücü Anadolu’ya kaydırırlarsa, Malatya savunmasız bir av haline gelebilirdi.

Sencer, derin bir iç çekerek kararını değiştirdiğini belli eden o sert el hareketini yaptı:

"Haklısın, Davut..." dedi Sencer, sesindeki o pişmanlık ve temkin birbirine karışarak. "Haçlıların bu zayıf anımızı kolladığını unutmuştum. Eğer sen de gidersen, bu surlar arkasında bir ihanetle veya ani bir baskınla yıkılır. O zaman ne Anadolu kalır ne de Malatya."

Davut, Sencer’in bu kararı üzerine rahatlamış ama yine de tetikte bir duruşla beklemeye devam etti:

"O zaman emriniz nedir, Sencer Bey? Gitmeyeyim mi?"

"O zaman sen gitmeyeceksin, Davut..." dedi Sencer, kararlı bir sesle. "Sen burada kalacaksın. Malatya’nın surları senin gözetiminde güvende olacak. Lakin Anadolu’ya da yardım gitmek zorunda... Güvenilir, gözü pek başka bir komutanı o süvarilerin başına geçireceksin ve en hızlı şekilde o desteği Ankara’ya ulaştıracaksınız. Ben burada Haçlı’ya karşı gözümü dört açacağım, sen de o sevkiyatı kusursuz yöneteceksin."

Davut, Sencer’in bu dengeli ve yerinde emri karşısında derin bir saygıyla başını eğdi:

"Emriniz baş üstüne, Sencer Bey..." dedi Davut. "Malatya surları benden geçilmedikçe kimse bu taşa el süremez. İstediğiniz o güçlü destek birliği, en seçkin süvarilerle birlikte şafak sökmeden yola çıkacak; ben burada kalıp surların bekçiliğini yapacağım."

Sencer, Davut’un omzuna güven veren o sert eliyle hafifçe vurdu. Avlunun üzerindeki o gergin hava, alınan bu stratejik kararla biraz olsun dağılmıştı; lakin dışarıdaki fırtınanın kapıya dayanmasına artık saatler kalmıştı. Malatya, hem içerideki kader ortaklığı hem de dışarıdaki düşmanlarıyla tarihin en büyük sınavlarından birine doğru yürüyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

30okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18