Kül Ve Saltanat kitap kapağı

5. bölüm / 114

Kül Ve Saltanat

4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE

Yazar: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 114Şu an: 4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE
  1. 1 Giriş464 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER1.186 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: BOZKIRIN SESSİZLİĞİ1.141 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: EVDEKİ SESSİZ FIRTINA679 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE1.067 kelime · Okuduğun bölüm
  6. 6 5. BÖLÜM: GÖLGENİN ADIMLARI1.245 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM : ANKARA'NIN GÖLGESİ VE HUŞİT SULTAN1.302 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM : ANADOLU'NUN TAHTINDA SON NEFES2.036 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK1.535 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: GÖLGELERİN EMRİ VE LANETLİ TOPRAKLAR1.244 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS1.147 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN OKLAR VE KULELERİN KANI1.553 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: ETİN VE KANIN ÇIĞLIĞI1.100 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: KROYOS'UN ÖFKESİ VE KANLI HÜKÜM1.931 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: DALGALARIN ALTINDAKİ GÖLGE972 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: ORDU GÖĞE KALKAN DEMİR VE KAN1.037 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: GÖLGELERİN YETİŞTİRDİĞİ FİLİZ1.394 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: DEMİR MASKELİ KEHANET VE KRALIN KORKUSU1.263 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: KALENİN GECESİ, ŞARAP VE BEKARETİN SONU1.280 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: HALKIN ARASINDAKİ GÖLGE VE ZAFER HABERİ1.147 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: DİLENCİNİN GÖLGESİ VE İLK KAN1.681 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: KALENİN GÖLGESİNDE İTİRAF VE SAVAŞ ÇANI1.498 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: GÖLGENİN PAZARI VE KANLI TAHTIN İNTİKAMI865 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH1.428 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: SARAYIN GÖLGESİ VE BOZKIRIN EMRİ1.319 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: TAŞ ODANIN İTİRAFI VE EMRİN KANLI YÜZÜ1.418 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: KEHANETİN KANLI GÖLGESİ VE KROYOS'UN KİBRİ1.182 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: ÜÇ İHTİYARIN HÜKMÜ VE MASKELİ KORKUT'UN ÖFKESİ1.204 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: MERKEZE DÖNÜŞ, ZORLU KARŞILAŞMA VE TAHTIN GÖLGESİ1.479 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: YENİ KOMUTAN VE UFUKTAKİ KIZIL FIRTINA1.602 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: GÖLGELERİN SAVAŞI VE İHANETİN BEDELİ857 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: PENÇELİLERİN GÖLGESİ VE OTAGIN SESSİZLİĞİ572 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: SOĞUK DUVARLAR VE GECEYARISI SİPERLERİ1.421 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: GECEYİ DELEN PENÇELER VE KANLI SURLAR1.123 kelime
  35. 35 34. BÖLÜM: KÜLLERİN ARASINDAKİ İNTİKAM VE GÖLGE MAĞARA1.137 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: ORMANIN DERİNLERİNDEKİ KABUS VE İNSAN YİYENLER1.239 kelime
  37. 37 36. BÖLÜM: KILIÇ VE ÖFKE1.575 kelime
  38. 38 37. BÖLÜM: GÖLGELERİN BASKINI VE İHTİYARLARIN SONU1.311 kelime
  39. 39 38. BÖLÜM: ÖLÜMSÜZLERİN DÖNÜŞÜ1.418 kelime
  40. 40 39. BÖLÜM: SEVGİ VE NEFRET ARASINDA1.498 kelime
  41. 41 40. Bölüm: Maskenin Düşüşü1.309 kelime
  42. 42 41. Bölüm: Ankara'nın Yeni Sahibi1.339 kelime
  43. 43 42. Bölüm: Demir Maskenin Altındaki Sır1.212 kelime
  44. 44 43. Bölüm: İntikamın Sırası477 kelime
  45. 45 44. Bölüm: Ateşin ve Kanın Ovası1.783 kelime
  46. 46 45. Bölüm: Suskun Sığınak ve Maskenin Ardındaki Sır1.510 kelime
  47. 47 46. Bölüm: Yastık Altındaki Gölge ve Sarayın Sessiz İntikamı1.520 kelime
  48. 48 47. Bölüm: Kalenin Burçlarında Zafer Kadehleri ve Kayıp Bir Gölge1.004 kelime
  49. 49 48. Bölüm: Gölgelerin Konseyi ve Ortak Hüküm1.224 kelime
  50. 50 49. Bölüm: Surlar Ardındaki Hesaplaşma ve Saklanan Sırlar1.590 kelime
  51. 51 50. Bölüm: Gölgelerin Yolu ve Mağaranın Sessizliği1.349 kelime
  52. 52 51. Bölüm: Gölgelerin Zırhı ve Surlardaki Sessiz Çatlak1.514 kelime
  53. 53 52. Bölüm: Yola Çıkış, Veda ve Bozkırın Tozlu Yolu1.465 kelime
  54. 54 53. Bölüm: Yenilginin Acısı ve Kara Karar753 kelime
  55. 55 54. Bölüm: Öfkenin Gölgesi ve Sessiz Plan1.390 kelime
  56. 56 55. Bölüm: Çölün Sessizliği ve Maskenin Arkasındaki Kanlı Gerçek1.700 kelime
  57. 57 56. Bölüm: Ankara Surlarındaki Ziyafet ve Korkunç Soru959 kelime
  58. 58 57. Bölüm: Gölgenin İntikamı ve Tufan’ın Sonu587 kelime
  59. 59 58. Bölüm: Çölün Ortasındaki Kerpiç Sığınak ve Unutulmuş Hayatlar1.476 kelime
  60. 60 59. Bölüm: Ocağa Düşen Ateş ve Sessiz Ölüm933 kelime
  61. 61 60. Bölüm: Suveyha’nın Ateşi ve İsyanın İlk Tohumu1.414 kelime
  62. 62 61. Bölüm: Gümüş Örümcek ve Sarayın Soğuk Tahtı1.226 kelime
  63. 63 62. Bölüm: Başsağlığı ve Gölgenin İzinde1.116 kelime
  64. 64 63. Bölüm: Zindanın Derinlikleri ve Muzaffer’in Sessizliği1.168 kelime
  65. 65 64. Bölüm: Gölgenin Kapısında Sessiz Fırtına988 kelime
  66. 66 65. Bölüm: Malatya’nın Genç Aslanıve Sarayın Yeni Dengesi1.392 kelime
  67. 67 66. Bölüm: Çölün Demir Neferleri ve Ani Fırtına1.382 kelime
  68. 68 67. Bölüm: Küllerin Dönüşü ve Yeni Filizler1.484 kelime
  69. 69 68. Bölüm: Zifirî Düğün ve Gelin Odasının Sessizliği1.702 kelime
  70. 70 69. Bölüm : İki Yılın Ardından ve Zindan Baskını1.109 kelime
  71. 71 70. Bölüm: Surlar Üstündeki Sükûnet ve Ufuktaki Kıyamet1.683 kelime
  72. 72 71. Bölüm: Surların Gölgesinde Bir Minik Nefes806 kelime
  73. 73 72. Bölüm Kanlı Elçi ve Ankara’nın İhanet Fermanı1.452 kelime
  74. 74 73. Bölüm: Kudüs’ün Taş Tahtı ve Çölün İsyancıları1.075 kelime
  75. 75 74. Bölüm : umutun planı ve Çölün Savaş Divanı1.301 kelime
  76. 76 75. Bölüm: Surlardaki Yalnızlık ve Ölüm Haberi1.485 kelime
  77. 77 76. Bölüm: Ankara’nın Çelik Surları ve Hürkan’ın Kararı625 kelime
  78. 78 77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi1.354 kelime
  79. 79 78. Bölüm: Demir Yığınlarının Yürüyüşü957 kelime
  80. 80 79. Bölüm: Sarp Geçidin Kanlı Tuzağı1.048 kelime
  81. 81 80. Bölüm: Surların Gölgesinde Son Çağrı ve Onurun Bedeli1.197 kelime
  82. 82 81. Bölüm: Öğle Vaktinin Sessizliği ve Secdedeki Dualar1.683 kelime
  83. 83 82. Bölüm: Tahtın Soğuk Mermerinde Öfke ve Kraliçe’nin Hükmü685 kelime
  84. 84 83. Bölüm: Ankara Surlarının Ateşten Duvarı ve Arslan’ın Düşüşü2.271 kelime
  85. 85 84. Bölüm: Ateşin Başında Gelen Acı Haber ve Umut’un Gözyaşları697 kelime
  86. 86 85. Bölüm: Kudüs Sarayının Zehirli Gecesi1.129 kelime
  87. 87 86. Bölüm: Sükûnetin Sonu ve Haçlıların Gölgesi1.398 kelime
  88. 88 87. Bölüm: Ankara Yollarında Toz ve Siyaset1.179 kelime
  89. 89 88. Bölüm: Fırtınanın Yuttuğu Geçmiş ve Persiya’nın Karanlık Zindanında Uyanış554 kelime
  90. 90 89. Bölüm: Üç Kardeşin Gölgesi ve Malatya Ufuklarındaki Fırtına1.147 kelime
  91. 91 90. Bölüm: Ufuktaki Kara Gölgeler ve Meçhule Açılan Yelkenler925 kelime
  92. 92 91. Bölüm: Suveyha’nın Kerpiç Odası ve Demir Maskenin Ardındaki Sır1.407 kelime
  93. 93 92. Bölüm: Anadolu’nun Kalbinde Karar Vakti ve Cemal’in Öfkesi1.270 kelime
  94. 94 93. Bölüm: Malatya Divanı ve Harita Üzerindeki Karanlık Çizgiler1.138 kelime
  95. 95 94. Bölüm: Kıyılara Vuran Kıyamet ve İki Gözcünün Kaçışı1.014 kelime
  96. 96 95. Bölüm: Kanlı Vadi ve Demir Kapan: Anadolu Ordusunun Sonu1.253 kelime
  97. 97 96. Bölüm: Surlardaki Kıyamet720 kelime
  98. 98 97. Bölüm Kızgın Güneşin Altında Kan ve Demir1.280 kelime
  99. 99 98. Bölüm: Geceyi Yırtan Alevler ve Malatya’nın Kanlı Zaferi1.495 kelime
  100. 100 99. Bölüm: Anadolu Surlarının Gölgesinde Vicdanın ve Kanın Ağır Yükü701 kelime
  101. 101 100. Bölüm: Ateşteki Karanlık ve Son Savunma Hattı1.310 kelime
  102. 102 101. Bölüm: Kapalı Göğün Altında Öfke ve Soğuk Kan659 kelime
  103. 103 102. Bölüm: Ölümsüzlerin Geçidi ve Umut’un Kılıcı1.818 kelime
  104. 104 103. Bölüm: Geceyarısı Meclisi ve Toprak Savunması1.127 kelime
  105. 105 104. Bölüm: Ormanın Koyu Gölgesinde Gizli Ölüm946 kelime
  106. 106 105. Bölüm: Haçlı Çadırında Kibir ve Kahve Soslu Sohbetler1.103 kelime
  107. 107 106. Bölüm: Ateşin Çağrısı ve Taarruz Vakti1.138 kelime
  108. 108 107. Bölüm: Kraliçenin Çeliği ve Katran Sabatları898 kelime
  109. 109 108. Bölüm: Sabahın Sessiz Veda Anı ve Pers Fırtınası1.906 kelime
  110. 110 109. Bölüm: Surların Sessizliği ve Eve Dönüş Yolu790 kelime
  111. 111 110. Bölüm: Ateşin Kapanı ve Gauthier’nin Sonu953 kelime
  112. 112 111. Bölüm: Altının Kiri ve Kutsal Gazap991 kelime
  113. 113 112. Bölüm: Ormandaki Dağınıklık ve Suların Durulması984 kelime
  114. 114 113. Bölüm: Yılların Ardından ve Genç Bir Savaşçı1.299 kelime

Kızıl Hisar’ın avlusunda sabahın ilk ışıkları, surların soğuk taşlarına çarpıp dağılıyordu. Avlunun ortasında, Sultan Ahmet, elinde asasıyla gölge bir köşede oturmuş, gözlerini avlunun merkezindeki iki figüre dikmişti. Bugün, sarayda eğitim günüydü. Ancak bu eğitim, bugüne kadar görülmüş olanlardan çok daha farklıydı.

Sultan Ahmet’in yanında, Ankara ordusunun en tecrübeli, en ketum komutanlarından biri olan Hürkan duruyordu. Yeşil gözleri, bir şahinin avını süzüşü gibi Cereni takip ediyordu. Hürkan, gereksiz kelimelerle vakit harcamayan, kılıcının diliyle konuşan bir adamdı.

Sultan Ahmet, Hürkan’a döndü, sesi bir komut değil, bir baba vasiyeti gibiydi.

Sultan Ahmet: "Hürkan, kızım kılıcı sadece bir süs sanmasın. Ona iyice öğret. Öyle bir talim olsun ki, eline demiri aldığında sadece bir silaha değil, bir devlete hükmettiğini bilsin. Kılıcını her havaya kaldırdığında, vurduğu darbe sadece karşısındakini değil, yerin yedi kat altını bile sarsmalı. Sert olsun, taviz vermesin."

Hürkan, başını hafifçe eğdi. "Baş üstüne Sultanım."

Hürkan, yanındaki bir hizmetçinin tuttuğu tahta kılıçlardan birini aldı ve Ceren’e doğru fırlattı. Ceren, havada süzülen tahtayı havada yakaladı, ama elindeki hafifliğe bakıp yüzünü ekşitti.

Ceren: "Bu... bu kılıç değil ki Hürkan Bey. Bu sadece bir ağaç parçası. Demir kılıcımın ağırlığına alışkınım ben, bu oyuncakla nasıl talim yapayım?"

Sultan Ahmet, oturduğu yerden doğruldu, sesi avluda yankılandı: "Kızım, senin o demir dediğin kılıç, sadece kolunun gücüyle değil, yüreğinin kararlılığıyla hareket eder. Hemen demire el süren, çeliğin ruhunu anlayamaz. Her şeye en baştan, topraktan ve ağaçtan başlayacaksın. Eğer bu tahta parçasıyla o kalkanı titretmeyi beceremezsen, demiri eline aldığında kılıcın sadece kendi ağırlığı altında ezilirsin."

Ceren, babasının sözlerinin ağırlığını hissederek tahta kılıcı kavradı. Karşısında Hürkan, ne bir gülümseme ne de bir jestle duruyordu. Hürkan kendi tahta kılıcını eline aldı, pozisyonunu aldı.

Hürkan: "Gözlerini kılıca değil, benim ayaklarıma bak. İlk kural: Eğer ayakların sağlam basmıyorsa, elindeki en keskin kılıç bile bir sopadan farksızdır. Saldır."

Ceren, ilk hamlesini yaptı. Kılıcını tepeden aşağı savurdu. Hürkan, sanki bir rüzgarın gelişini sezmiş gibi yana kaydı ve Ceren’in boşluğa düşmesini izledi. Hürkan’ın kılıcı, Ceren’in omzuna hafifçe değdi.

Hürkan: "Duygusuz. Sadece kılıcı sallıyorsun, niyetini değil. Tekrar."

Ceren nefes alıp tekrar yüklendi. Bu kez daha seri, daha karmaşık hamleler deniyordu. Bir saldırı, ardından hemen bir blok, tekrar saldırı... Hürkan, Ceren’in her hareketini bir duvar gibi karşılıyordu. Her çarpışmada çıkan o "tık" sesi, avlunun sessizliğini bozuyordu. Ceren terlemeye başlamıştı, göğsü hızla inip çıkıyordu ama gözlerindeki inat, babasını bile şaşırtacak cinstendi.

Ceren, Hürkan’ın sol omzuna doğru bir hamle yaptı, Hürkan blokladı. Hemen ardından alttan bir süpürme hareketi denedi, Hürkan havaya sıçrayarak kurtuldu.

Hürkan: "Kuvveti bileğinden değil, kalçandan al. Omuzların gevşek. Eğer kılıcını öyle tutarsan, ilk gerçek dövüşte o kılıç elinden değil, hayatın elinden uçar gider."

Ceren hırsla bağırdı ve en güvendiği hamlesini yaptı; tüm ağırlığını ön ayağına verip kılıcı savurdu. Hürkan, bu kez savunma yapmadı. Adeta bir gölge gibi Ceren’in içine girdi, Ceren’in kolunun altındaki boşluğu yakaladı. Hürkan’ın tahta kılıcı, bir şimşek hızıyla Ceren’in bileğine çarptı.

Ceren’in parmakları sızladı, tahta kılıç avlunun taşlarına düşerek uzak bir köşeye yuvarlandı. Avlu bir anda sessizliğe büründü.

Ceren nefes nefese kalmıştı, avuç içleri sızlıyordu. Hürkan, kılıcını indirip Cerene baktı. Ne bir aşağılama ne de bir övgü vardı yüzünde.

Hürkan: "Kılıcını düşürdün. Savaş meydanında bu, nefes almayı bırakmak demektir. Bir daha."

Sultan Ahmet, belli belirsiz gülümsedi. Kızı, düşmüş olabilir ama yerden kalkarken gözlerinde o eski ateşi taşımaya devam ediyordu.

Sultan Ahmet: "Devam et Hürkan. Bugün o tahta, çelikten daha ağır gelene kadar talim bitmeyecek."

Ceren, yerden tahta kılıcını aldı. Elleri titriyordu ama bu kez duruşu daha sağlamdı. Hürkan, tekrar hazır pozisyona geçti. Oyun yeni başlıyordu.

Sarayın yüksek balkonlarından birinde, avludaki eğitim sahasını gören iki çift göz vardı. Cemal, ellerini taş korkuluklara öyle sert bastırmıştı ki boğumları bembeyaz kesilmişti. Yanında, gölgesi gibi ayrılmayan Hamit ise kollarını göğsünde kavuşturmuş, yüzünde o meşum, hafif alaycı ifadeyle aşağıyı izliyordu.

Aşağıda, Hürkan’ın disiplinli komutları ve Ceren’in inatçı soluk alışverişleri yankılanıyordu. Sultan Ahmet, bir aslanın yavrularını izlediği o ağırbaşlılıkla, kızı kılıcını her yere çarptığında gururla gülümsüyordu.

Cemal, dişlerinin arasından tıslayarak konuştu:

Cemal: "Görüyor musun Hamit? Şuna bak... Yıllarca o avluda ter döktüm, kan kustum, kılıç darbeleriyle vücudumun her yeri morardı. Babam bir kez olsun o tahtından inip yanıma gelmedi, 'iyi vurdun' demedi. Ama kız kardeşimin her başarısız hamlesinde, o avlunun taşlarına bizzat inip ders veriyor. Sanki avluda bir prenses değil, bir veliaht yetişiyor."

Hamit, gözlerini aşağıdan ayırmadan, sesini bir zehir gibi fısıltıyla karışık çıkardı:

Hamit: "Gözleriniz sizi yanıltmıyor Şehzadem. Sultan Ahmet’in bakışlarında bir baba şefkatinden fazlası var. O aşağıda sadece bir kız çocuğunu değil, kendi otoritesini devretmeyi planladığı yeni bir kalkanı eğitiyor. Arslan sınırda sizin yerinizi alırken, Ceren de sarayda tahtın üzerine gölge düşürüyor. Eğer dikkat etmezseniz, çok yakında tahtın varisi değil, sadece 'abisi' olarak anılacaksınız."

Cemal, korkuluklara biraz daha eğildi. Ceren, Hürkan’ın darbesiyle kılıcını düşürdüğünde, babasının oturduğu yerden ayağa kalkıp ona cesaret verici bir işaret yaptığını gördü. Cemal’in kalbi, bir körüğün harladığı ateş gibi öfkeyle doldu.

Cemal: "Eğer... eğer aklındaki oysa, babamın aklını kaçırdığını bilirim. Bir kadın, hele ki Ceren, bu devletin başına geçemez. Kızıl Hisar’ın surları, bir kadının naifliğiyle değil, bir erkeğin çeliğiyle korunur. Buna izin vermem. Eğer babam kendi elleriyle o tahtı ona sunmaya çalışıyorsa, ben o ellerin arasından o tacı çekip alırım."

Hamit, Cemal’in omzuna hafifçe dokundu. Dokunuşu, sanki bir yılanın derisine değmek gibi soğuk ve ürperticiydi.

Hamit: "Şehzadem, taht sizin hakkınızdır. Kan, kanla yıkanır ama doğru zamanda dökülürse iktidar getirir. Siz, babanızın sizi görmezden gelmesini bir 'haksızlık' olarak görüyorsunuz. Ama bu aslında bir fırsat. O, Ceren'e güç verirken size kendi düşmanınızı gösteriyor. Siz onun gözünde bir 'evlat' değil, 'gölge'siniz. Gölgeler ise ışık yükseldiğinde kaybolur."

Cemal başını hızla Hamit'e çevirdi. "Ne demek istiyorsun? Açık konuş!"

Hamit: "Diyorum ki; Sultan Ahmet, imparatorluğun yarınlarını bir kadının inatçı ellerine bırakmaya hazır. Sizin yapmanız gereken, o ellerin o kılıcı tutamayacak kadar titrediğini ona bizzat göstermek. Hürkan, aşağıda sadece kılıç sallamıyor, o kızı geleceğin Sultanı olmaya hazırlıyor. Siz ise yukarıda, bu hazırlığı izlemekle yetiniyorsunuz."

Cemal, balkonun karanlığına doğru geri adım attı. Gözlerinde, aşağıda kılıcını yerden almaya çalışan kız kardeşine karşı bir nefret değil, tahtı için beslediği o soğuk kararlılık vardı.

Cemal: "Ceren... kız kardeşimdir, severim. Ama tahtın üzerinde oturan bir kadının kardeşliğine ihtiyacım yok. Babamın gözündeki o 'özel' evlat olma hayali, benim gerçeğim olacak. Eğer Ceren o kılıcı tutmakta ısrar ederse, o kılıcı tuttuğu parmakların birer birer kırıldığını görecek. Saraydaki bu oyun, artık benim kurallarımla başlayacak."

Hamit, yüzünde o karanlık gülümsemeyle Cemal’in önünde hafifçe eğildi. "Kurallar sizin, zafer ise artık sadece bir karar uzağınızda."

İkisi de balkondan ayrılıp sarayın derinliklerine, karanlık koridorlara doğru yürümeye başladılar. Avludaki talim, bir eğitim olmaktan çıkmış; sarayın kaderini belirleyecek olan bir iç savaşın ilk kıvılcımına dönüşmüştü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

69okunma 9beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…