2. bölüm / 114
Kül Ve Saltanat1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER
Bölümler 114Şu an: 1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER
- 1 Giriş464 kelime
- 2 1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER1.186 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2. BÖLÜM: BOZKIRIN SESSİZLİĞİ1.141 kelime
- 4 3. BÖLÜM: EVDEKİ SESSİZ FIRTINA679 kelime
- 5 4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE1.067 kelime
- 6 5. BÖLÜM: GÖLGENİN ADIMLARI1.245 kelime
- 7 6. BÖLÜM : ANKARA'NIN GÖLGESİ VE HUŞİT SULTAN1.302 kelime
- 8 7. BÖLÜM : ANADOLU'NUN TAHTINDA SON NEFES2.036 kelime
- 9 8. BÖLÜM: FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK1.535 kelime
- 10 9. BÖLÜM: GÖLGELERİN EMRİ VE LANETLİ TOPRAKLAR1.244 kelime
- 11 10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS1.147 kelime
- 12 11. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN OKLAR VE KULELERİN KANI1.553 kelime
- 13 12. BÖLÜM: ETİN VE KANIN ÇIĞLIĞI1.100 kelime
- 14 13. BÖLÜM: KROYOS'UN ÖFKESİ VE KANLI HÜKÜM1.931 kelime
- 15 14. BÖLÜM: DALGALARIN ALTINDAKİ GÖLGE972 kelime
- 16 15. BÖLÜM: ORDU GÖĞE KALKAN DEMİR VE KAN1.037 kelime
- 17 16. BÖLÜM: GÖLGELERİN YETİŞTİRDİĞİ FİLİZ1.394 kelime
- 18 17. BÖLÜM: DEMİR MASKELİ KEHANET VE KRALIN KORKUSU1.263 kelime
- 19 18. BÖLÜM: KALENİN GECESİ, ŞARAP VE BEKARETİN SONU1.280 kelime
- 20 19. BÖLÜM: HALKIN ARASINDAKİ GÖLGE VE ZAFER HABERİ1.147 kelime
- 21 20. BÖLÜM: DİLENCİNİN GÖLGESİ VE İLK KAN1.681 kelime
- 22 21. BÖLÜM: KALENİN GÖLGESİNDE İTİRAF VE SAVAŞ ÇANI1.498 kelime
- 23 22. BÖLÜM: GÖLGENİN PAZARI VE KANLI TAHTIN İNTİKAMI865 kelime
- 24 23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH1.428 kelime
- 25 24. BÖLÜM: SARAYIN GÖLGESİ VE BOZKIRIN EMRİ1.319 kelime
- 26 25. BÖLÜM: TAŞ ODANIN İTİRAFI VE EMRİN KANLI YÜZÜ1.418 kelime
- 27 26. BÖLÜM: KEHANETİN KANLI GÖLGESİ VE KROYOS'UN KİBRİ1.182 kelime
- 28 27. BÖLÜM: ÜÇ İHTİYARIN HÜKMÜ VE MASKELİ KORKUT'UN ÖFKESİ1.204 kelime
- 29 28. BÖLÜM: MERKEZE DÖNÜŞ, ZORLU KARŞILAŞMA VE TAHTIN GÖLGESİ1.479 kelime
- 30 29. BÖLÜM: YENİ KOMUTAN VE UFUKTAKİ KIZIL FIRTINA1.602 kelime
- 31 30. BÖLÜM: GÖLGELERİN SAVAŞI VE İHANETİN BEDELİ857 kelime
- 32 31. BÖLÜM: PENÇELİLERİN GÖLGESİ VE OTAGIN SESSİZLİĞİ572 kelime
- 33 32. BÖLÜM: SOĞUK DUVARLAR VE GECEYARISI SİPERLERİ1.421 kelime
- 34 33. BÖLÜM: GECEYİ DELEN PENÇELER VE KANLI SURLAR1.123 kelime
- 35 34. BÖLÜM: KÜLLERİN ARASINDAKİ İNTİKAM VE GÖLGE MAĞARA1.137 kelime
- 36 35. BÖLÜM: ORMANIN DERİNLERİNDEKİ KABUS VE İNSAN YİYENLER1.239 kelime
- 37 36. BÖLÜM: KILIÇ VE ÖFKE1.575 kelime
- 38 37. BÖLÜM: GÖLGELERİN BASKINI VE İHTİYARLARIN SONU1.311 kelime
- 39 38. BÖLÜM: ÖLÜMSÜZLERİN DÖNÜŞÜ1.418 kelime
- 40 39. BÖLÜM: SEVGİ VE NEFRET ARASINDA1.498 kelime
- 41 40. Bölüm: Maskenin Düşüşü1.309 kelime
- 42 41. Bölüm: Ankara'nın Yeni Sahibi1.339 kelime
- 43 42. Bölüm: Demir Maskenin Altındaki Sır1.212 kelime
- 44 43. Bölüm: İntikamın Sırası477 kelime
- 45 44. Bölüm: Ateşin ve Kanın Ovası1.783 kelime
- 46 45. Bölüm: Suskun Sığınak ve Maskenin Ardındaki Sır1.510 kelime
- 47 46. Bölüm: Yastık Altındaki Gölge ve Sarayın Sessiz İntikamı1.520 kelime
- 48 47. Bölüm: Kalenin Burçlarında Zafer Kadehleri ve Kayıp Bir Gölge1.004 kelime
- 49 48. Bölüm: Gölgelerin Konseyi ve Ortak Hüküm1.224 kelime
- 50 49. Bölüm: Surlar Ardındaki Hesaplaşma ve Saklanan Sırlar1.590 kelime
- 51 50. Bölüm: Gölgelerin Yolu ve Mağaranın Sessizliği1.349 kelime
- 52 51. Bölüm: Gölgelerin Zırhı ve Surlardaki Sessiz Çatlak1.514 kelime
- 53 52. Bölüm: Yola Çıkış, Veda ve Bozkırın Tozlu Yolu1.465 kelime
- 54 53. Bölüm: Yenilginin Acısı ve Kara Karar753 kelime
- 55 54. Bölüm: Öfkenin Gölgesi ve Sessiz Plan1.390 kelime
- 56 55. Bölüm: Çölün Sessizliği ve Maskenin Arkasındaki Kanlı Gerçek1.700 kelime
- 57 56. Bölüm: Ankara Surlarındaki Ziyafet ve Korkunç Soru959 kelime
- 58 57. Bölüm: Gölgenin İntikamı ve Tufan’ın Sonu587 kelime
- 59 58. Bölüm: Çölün Ortasındaki Kerpiç Sığınak ve Unutulmuş Hayatlar1.476 kelime
- 60 59. Bölüm: Ocağa Düşen Ateş ve Sessiz Ölüm933 kelime
- 61 60. Bölüm: Suveyha’nın Ateşi ve İsyanın İlk Tohumu1.414 kelime
- 62 61. Bölüm: Gümüş Örümcek ve Sarayın Soğuk Tahtı1.226 kelime
- 63 62. Bölüm: Başsağlığı ve Gölgenin İzinde1.116 kelime
- 64 63. Bölüm: Zindanın Derinlikleri ve Muzaffer’in Sessizliği1.168 kelime
- 65 64. Bölüm: Gölgenin Kapısında Sessiz Fırtına988 kelime
- 66 65. Bölüm: Malatya’nın Genç Aslanıve Sarayın Yeni Dengesi1.392 kelime
- 67 66. Bölüm: Çölün Demir Neferleri ve Ani Fırtına1.382 kelime
- 68 67. Bölüm: Küllerin Dönüşü ve Yeni Filizler1.484 kelime
- 69 68. Bölüm: Zifirî Düğün ve Gelin Odasının Sessizliği1.702 kelime
- 70 69. Bölüm : İki Yılın Ardından ve Zindan Baskını1.109 kelime
- 71 70. Bölüm: Surlar Üstündeki Sükûnet ve Ufuktaki Kıyamet1.683 kelime
- 72 71. Bölüm: Surların Gölgesinde Bir Minik Nefes806 kelime
- 73 72. Bölüm Kanlı Elçi ve Ankara’nın İhanet Fermanı1.452 kelime
- 74 73. Bölüm: Kudüs’ün Taş Tahtı ve Çölün İsyancıları1.075 kelime
- 75 74. Bölüm : umutun planı ve Çölün Savaş Divanı1.301 kelime
- 76 75. Bölüm: Surlardaki Yalnızlık ve Ölüm Haberi1.485 kelime
- 77 76. Bölüm: Ankara’nın Çelik Surları ve Hürkan’ın Kararı625 kelime
- 78 77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi1.354 kelime
- 79 78. Bölüm: Demir Yığınlarının Yürüyüşü957 kelime
- 80 79. Bölüm: Sarp Geçidin Kanlı Tuzağı1.048 kelime
- 81 80. Bölüm: Surların Gölgesinde Son Çağrı ve Onurun Bedeli1.197 kelime
- 82 81. Bölüm: Öğle Vaktinin Sessizliği ve Secdedeki Dualar1.683 kelime
- 83 82. Bölüm: Tahtın Soğuk Mermerinde Öfke ve Kraliçe’nin Hükmü685 kelime
- 84 83. Bölüm: Ankara Surlarının Ateşten Duvarı ve Arslan’ın Düşüşü2.271 kelime
- 85 84. Bölüm: Ateşin Başında Gelen Acı Haber ve Umut’un Gözyaşları697 kelime
- 86 85. Bölüm: Kudüs Sarayının Zehirli Gecesi1.129 kelime
- 87 86. Bölüm: Sükûnetin Sonu ve Haçlıların Gölgesi1.398 kelime
- 88 87. Bölüm: Ankara Yollarında Toz ve Siyaset1.179 kelime
- 89 88. Bölüm: Fırtınanın Yuttuğu Geçmiş ve Persiya’nın Karanlık Zindanında Uyanış554 kelime
- 90 89. Bölüm: Üç Kardeşin Gölgesi ve Malatya Ufuklarındaki Fırtına1.147 kelime
- 91 90. Bölüm: Ufuktaki Kara Gölgeler ve Meçhule Açılan Yelkenler925 kelime
- 92 91. Bölüm: Suveyha’nın Kerpiç Odası ve Demir Maskenin Ardındaki Sır1.407 kelime
- 93 92. Bölüm: Anadolu’nun Kalbinde Karar Vakti ve Cemal’in Öfkesi1.270 kelime
- 94 93. Bölüm: Malatya Divanı ve Harita Üzerindeki Karanlık Çizgiler1.138 kelime
- 95 94. Bölüm: Kıyılara Vuran Kıyamet ve İki Gözcünün Kaçışı1.014 kelime
- 96 95. Bölüm: Kanlı Vadi ve Demir Kapan: Anadolu Ordusunun Sonu1.253 kelime
- 97 96. Bölüm: Surlardaki Kıyamet720 kelime
- 98 97. Bölüm Kızgın Güneşin Altında Kan ve Demir1.280 kelime
- 99 98. Bölüm: Geceyi Yırtan Alevler ve Malatya’nın Kanlı Zaferi1.495 kelime
- 100 99. Bölüm: Anadolu Surlarının Gölgesinde Vicdanın ve Kanın Ağır Yükü701 kelime
- 101 100. Bölüm: Ateşteki Karanlık ve Son Savunma Hattı1.310 kelime
- 102 101. Bölüm: Kapalı Göğün Altında Öfke ve Soğuk Kan659 kelime
- 103 102. Bölüm: Ölümsüzlerin Geçidi ve Umut’un Kılıcı1.818 kelime
- 104 103. Bölüm: Geceyarısı Meclisi ve Toprak Savunması1.127 kelime
- 105 104. Bölüm: Ormanın Koyu Gölgesinde Gizli Ölüm946 kelime
- 106 105. Bölüm: Haçlı Çadırında Kibir ve Kahve Soslu Sohbetler1.103 kelime
- 107 106. Bölüm: Ateşin Çağrısı ve Taarruz Vakti1.138 kelime
- 108 107. Bölüm: Kraliçenin Çeliği ve Katran Sabatları898 kelime
- 109 108. Bölüm: Sabahın Sessiz Veda Anı ve Pers Fırtınası1.906 kelime
- 110 109. Bölüm: Surların Sessizliği ve Eve Dönüş Yolu790 kelime
- 111 110. Bölüm: Ateşin Kapanı ve Gauthier’nin Sonu953 kelime
- 112 111. Bölüm: Altının Kiri ve Kutsal Gazap991 kelime
- 113 112. Bölüm: Ormandaki Dağınıklık ve Suların Durulması984 kelime
- 114 113. Bölüm: Yılların Ardından ve Genç Bir Savaşçı1.299 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kızıl Hisar’ın ana yemek salonu, meşe ağacından yapılmış devasa masanın üzerinde yükselen gümüş şamdanların titrek ışıklarıyla aydınlanıyordu. Masanın ortasında, ağır bir gümüş tepside nar suyuyla ağır ateşte pişirilmiş kuzu eti, yanlarında baharatlı bulgur pilavı ve taze ekmekler tütüyordu. Sultan Ahmet, önündeki tabaktan bir parça et alıp gümüş çatalıyla ağır ağır çiğnedi. Salonun yüksek tavanlarında, meşalelerin çıkardığı o hafif isli koku ve uzaklardan gelen kale nöbetçilerinin ayak sesleri duyuluyordu.
Masada Ahmet Sultan’ın sağında büyük oğlu Cemal, solunda ise kızıl saçları omuzlarından aşağı bir şelale gibi dökülen kızı Ceren oturuyordu. Cemal, elindeki ağır kadehi sinirle masaya bıraktı. Kadehin çıkardığı tok ses, salondaki ağır sessizliği bir bıçak gibi kesti.
Cemal: "Baba, hala aklım almıyor. O topraklara neden ordu gönderdin? Onlar senin Ankara üzerindeki sultanlığını yıllardır tanımıyorlar, kendi başlarına buyruk bir hayat sürüyorlar. Şimdi hangi yüzle senden imdat istiyorlar? Bırakalım kendi başlarının çaresine baksınlar, Persler zaten onların işini bitirecek."
Sultan Ahmet, elindeki bıçağı tabağın kenarına yavaşça bıraktı. Bakışlarını ağır ağır oğluna çevirdi. "Doğru söylersin Cemal," dedi, sesi odayı dolduran bir huzurla. "Tanımadılar, görmezden geldiler. Ancak, bizim atalarımız ve onların ataları, bu coğrafyanın toprağını haçlıların çizmesiyle kirletmemek için aynı siperde omuz omuza çarpıştı. Şimdi sıra bizde. Persler Ankara surlarını aşarsa, duracaklarını mı sanırsın? Bir sonraki kapı bizimki olacak. Onları orada tutmak, aslında kendi kapımızı içeriden kilitlemek demektir. Kardeşlik bağı, sadece iyi günde değil, kanın toprağa karıştığı günde belli olur."
Ceren, babasının sözlerini dikkatle dinlerken, elindeki gümüş kaşıkla tabağındaki pilavı karıştırıyordu. Başını kaldırdı, gözlerindeki o hırçın ışıltıyla Cemal’e baktı. "Kardeşlik bağı sadece bir kağıt parçası değil Cemal, bir kaderdir," dedi Ceren. "Sultan babam haklı; düşman kapıdaki kurt ise, içerideki koyunların birbirini yemesi sadece kurdun işine yarar."
Cemal, küçümseyici bir gülüşle kardeşine baktı. "Kadınlar, savaş meydanlarının tozundan, kanın kokusundan ne anlar ki?" dedi, alaycı bir tavırla. "Sen git, nakışını işle Ceren."
Sultan Ahmet, oğlunun bu sözleri üzerine hafifçe gülümsedi. "Öyle deme Cemal," dedi, sesi bu kez biraz daha sert ve otoriterdi. "Tarih, sadece erkeklerin kılıç salladığı bir yer değildir. Tomris Hatun’u unutma. Perslere karşı verdiği o muazzam savaş, bugün bile bozkırın yellerinde yankılanıyor."
Cemal, babasının itirazına rağmen tavrını bozmadı. "Onun ordusundaki binlerce asker erkekti baba, o sadece bir semboldü."
Sultan Ahmet, masaya doğru hafifçe eğildi. "O ordunun beyni ve kalbi Tomris'ti. O erkekler sadece kılıç sallıyordu, ama o kılıçların nereye inmesi gerektiğini Tomris tayin ediyordu. Kendisi en ön safta, zırhının üzerinde kanıyla çarpışıyordu. Liderlik, pelerin giyip tahtta oturmak değil; o tozun içinde en önde nefes almaktır."
Ceren, babasının desteğini almanın verdiği cesaretle dikleşti. "Belki bir gün..." dedi, sesi biraz titrese de kararlıydı. "Belki bir gün ben de bir savaşa katılırım."
Cemal bu söze kahkahayı bastı, sandalyesini hışımla geriye itti. "Becerebileceğini mi sanıyorsun? Elinden gelen tek şey bir aynanın karşısında saçlarını taramak, beceriksizin teki." Ayağa kalktı, babasına kısa bir selam verip çıkmak için izin istedi.
Ceren, ağabeyinin arkasından öfkeyle baktı; elleri masanın altında yumruk olmuştu. Sultan Ahmet, kızının bu öfkesini gördü, elini masanın üzerine koyup yavaşça Ceren'in elini tuttu.
Sultan Ahmet: "Merak etme kızım. Onun dar görüşü seni kör etmesin. Sana iyi bir kılıç ustası bulacağım. Gözündeki o heves, sadece bir heves olarak kalmasın, çeliğe dönüşsün."
Ceren'in gözleri parladı. Yüzünde, bu gece ilk kez içten bir tebessüm belirdi. "Teşekkür ederim baba. Söz veriyorum, o kılıcı sadece tutmakla kalmayacağım, ustası olacağım."
Odanın ağır havası, masadaki yemeğin kokusu ve o ihtişamlı taş duvarların sessizliği arasında; bir prensesin kılıç ustasına dönüşeceği, bir sultanlığın ise kaderinin yazılacağı o ilk gece, geri dönüşü olmayan bir yola girmişti. Dışarıda, Ankara’nın sarp tepelerinde rüzgar, yaklaşan Pers ordusunun ayak seslerini taşımaya başlamıştı bile.
Cemal, yemek salonunun kapısını arkasından hışımla kapattı. Taş koridorun meşale ışığıyla dans eden gölgeleri, onun öfkesiyle birlikte titriyordu. Ayaklarının altındaki soğuk taşlar, sarayın sessizliği içinde her adımda bir çekiç sesi gibi yankılanıyordu. Kendi kendine konuşuyor, cümlelerini dişlerinin arasından sızdırıyordu.
"Demek çok şeyi bilmiyormuşum... Demek ben anlamıyormuşum..." Sesi koridorun derinliklerinde çınladı. "Senin o masada, o gümüş tabakların başında oturup kılıç ustalığından, kadim savaşlardan bahsederken unuttuğun bir şey var Baba. Devlet, sadece kanla değil, o kanı akıtmaktan korkmayanların iradesiyle yaşar. Sen kızına kılıç tutmayı öğretme hayalleri kurarken, oğlunun elindeki gücü nasıl küçümsediğini göreceksin."
Elini, belindeki ağır kılıcın kabzasına attı. Parmakları, kılıcın sapındaki işlemeleri sertçe kavradı. "Oğlunu iyi tanımamışsın, Sultan Ahmet. Oğlun, senin o naif hayallerine sığmayacak kadar keskin bir bıçak artık."
Cemal, kalenin mahzenlerine açılan loş dehlize saptı. Orada, sütunların arkasında bir gölge gibi bekleyen Karasakal Hamit’i gördü. Hamit, sanki Cemal’in geleceğini biliyormuş gibi, hiçbir şaşkınlık belirtisi göstermeden hafifçe öne çıktı. Yüzündeki o donuk, sorgulayıcı ifade, Cemal’in öfkesini bir nebze dizginledi.
Hamit: "Geceniz hayrola Şehzadem. Yüzünüzdeki o sert hatlar, kalbinizdeki fırtınanın en büyük şahidi. Bir isteğiniz, bir buyruğunuz mu var?"
Cemal, Hamit’in önünde durdu. Sesi, az önce kendi kendine konuştuğundan daha boğuk ve zehirliydi. "İyi olmak istiyorum Hamit. Bu kalenin içinde, herkesin bana baktığı o acıyan gözlerden uzak, hak ettiğim saygıyı görmek istiyorum. Ama olamıyorum. Her köşebaşında babamın gölgesi, her koridorda kız kardeşimin o aptalca hayalleri..."
Hamit, sakin bir hareketle ellerini önünde birleştirdi. "Sizi anlıyorum Şehzadem. Saraydaki herkes, sizin bu devlete olan bağlılığınızın altında yatan o derin huzursuzluğu görmezden gelmeye çalışıyor."
Cemal, bir anda Hamit’in yakasına yapıştı, onu duvara doğru hafifçe itti. "Hayır, anlamıyorsun! Hiçbiriniz anlamıyorsunuz! Siz sadece bir 'Şehzade' görüyorsunuz. Babamın gölgesinde büyümeye mahkum, kılıç sallamaktan başka bir işe yaramayan, o basit, beceriksiz çocuğu görüyorsunuz. Ama ben, bu taş duvarların arkasında nelerin döndüğünü, bu devletin nasıl ağır ağır çürüdüğünü görüyorum!"
Hamit, yakasının bırakılmasını bekledi, hiç direnmedi. Yüzünde, bir tebessüm değil, daha çok bir anlama ifadesi belirdi. Sakinliğini koruyarak, gözlerini Cemal’in gözlerine sabitledi.
Hamit: "Ben sizin içinizdeki hırsı görüyorum, Şehzadem. O hırs ki, ancak büyük bir amaçla söndürülebilir. Sizin içinizdeki o öfke, bir saray koridorunda kaybedilecek kadar küçük bir şey değil. Siz, bir sultanlık bekliyorsunuz. Siz, kendi kanınızın üzerine bir imparatorluk inşa etmek istiyorsunuz. Ve inan bana, o hırsın rengini tanıyan bir tek ben varım."
Cemal, Hamit’in yakasını yavaşça bıraktı. Nefes alışverişi düzene girmişti ama gözlerinde bambaşka bir ateş yanıyordu. "Ya ne yapmalıydım Hamit? Babamın kararlarını izleyip, bir gün sıram gelince tahta oturmayı mı beklemeliydim? O zamana kadar bu devletin her parçası, senin gibi dalkavukların ve onun o hayalperest kızının ellerinde toz olup gidecek."
Hamit, bir adım geriledi, etrafı kontrol eder gibi loş koridora bakıp tekrar Cemal’e döndü. Sesi, artık bir fısıltıdan daha derin, bir karar kadar keskindi.
Hamit: "Taht beklemekle değil, almakla elde edilir Şehzadem. Belki de yeni Sultan siz olmalısınız. Belki de Kızıl Hisar’ın taşları, artık Sultan Ahmet’in değil, sizin adımlarınızın ağırlığını taşımalıdır."
Cemal bir an için donup kaldı. Duvarlardan sızan soğuk hava, sanki bir anda durmuştu. "Sen... Sen ne dediğinin farkında mısın? Bu dediklerin sadece vatan hainliği değil, öz babamın kanı demek."
Hamit, soğukkanlılığını bir an bile bozmadı. "Kan, toprağı besler Şehzadem. Eğer bu toprağın sahibi olmak istiyorsanız, bazı fedakarlıklar yapmanız gerekir. Bunun birden fazla yolu var. Sessiz bir gece, bir kadeh şarap, ya da bir yanlış emir... Sadece doğru zamanı ve doğru hamleyi beklememiz gerek. Sizin iradeniz ve benim zekamla, bu kale yarına sizin adınızla uyanabilir. Ne dersiniz Şehzadem? Hükmetmeye hazır mısınız?"
Cemal, karanlık koridorun sonunda, babasının taht odasından gelen meşale ışığına baktı. O ışık, artık ona bir yol gösteren değil, ele geçirilmesi gereken bir hedef gibi görünüyordu. Başını yavaşça Hamit’e çevirdi. "Yolu göster," dedi, sesi kararlılıkla titremiyordu bile. "Bu gece, güneş doğmadan her şey değişmiş olmalı."
Bölüm etkileşimi
