Kül Ve Saltanat kitap kapağı

24. bölüm / 114

Kül Ve Saltanat

23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 114Şu an: 23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH
  1. 1 Giriş464 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER1.186 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: BOZKIRIN SESSİZLİĞİ1.141 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: EVDEKİ SESSİZ FIRTINA679 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE1.067 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: GÖLGENİN ADIMLARI1.245 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM : ANKARA'NIN GÖLGESİ VE HUŞİT SULTAN1.302 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM : ANADOLU'NUN TAHTINDA SON NEFES2.036 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK1.535 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: GÖLGELERİN EMRİ VE LANETLİ TOPRAKLAR1.244 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS1.147 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN OKLAR VE KULELERİN KANI1.553 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: ETİN VE KANIN ÇIĞLIĞI1.100 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: KROYOS'UN ÖFKESİ VE KANLI HÜKÜM1.931 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: DALGALARIN ALTINDAKİ GÖLGE972 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: ORDU GÖĞE KALKAN DEMİR VE KAN1.037 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: GÖLGELERİN YETİŞTİRDİĞİ FİLİZ1.394 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: DEMİR MASKELİ KEHANET VE KRALIN KORKUSU1.263 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: KALENİN GECESİ, ŞARAP VE BEKARETİN SONU1.280 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: HALKIN ARASINDAKİ GÖLGE VE ZAFER HABERİ1.147 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: DİLENCİNİN GÖLGESİ VE İLK KAN1.681 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: KALENİN GÖLGESİNDE İTİRAF VE SAVAŞ ÇANI1.498 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: GÖLGENİN PAZARI VE KANLI TAHTIN İNTİKAMI865 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH1.428 kelime · Okuduğun bölüm
  25. 25 24. BÖLÜM: SARAYIN GÖLGESİ VE BOZKIRIN EMRİ1.319 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: TAŞ ODANIN İTİRAFI VE EMRİN KANLI YÜZÜ1.418 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: KEHANETİN KANLI GÖLGESİ VE KROYOS'UN KİBRİ1.182 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: ÜÇ İHTİYARIN HÜKMÜ VE MASKELİ KORKUT'UN ÖFKESİ1.204 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: MERKEZE DÖNÜŞ, ZORLU KARŞILAŞMA VE TAHTIN GÖLGESİ1.479 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: YENİ KOMUTAN VE UFUKTAKİ KIZIL FIRTINA1.602 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: GÖLGELERİN SAVAŞI VE İHANETİN BEDELİ857 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: PENÇELİLERİN GÖLGESİ VE OTAGIN SESSİZLİĞİ572 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: SOĞUK DUVARLAR VE GECEYARISI SİPERLERİ1.421 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: GECEYİ DELEN PENÇELER VE KANLI SURLAR1.123 kelime
  35. 35 34. BÖLÜM: KÜLLERİN ARASINDAKİ İNTİKAM VE GÖLGE MAĞARA1.137 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: ORMANIN DERİNLERİNDEKİ KABUS VE İNSAN YİYENLER1.239 kelime
  37. 37 36. BÖLÜM: KILIÇ VE ÖFKE1.575 kelime
  38. 38 37. BÖLÜM: GÖLGELERİN BASKINI VE İHTİYARLARIN SONU1.311 kelime
  39. 39 38. BÖLÜM: ÖLÜMSÜZLERİN DÖNÜŞÜ1.418 kelime
  40. 40 39. BÖLÜM: SEVGİ VE NEFRET ARASINDA1.498 kelime
  41. 41 40. Bölüm: Maskenin Düşüşü1.309 kelime
  42. 42 41. Bölüm: Ankara'nın Yeni Sahibi1.339 kelime
  43. 43 42. Bölüm: Demir Maskenin Altındaki Sır1.212 kelime
  44. 44 43. Bölüm: İntikamın Sırası477 kelime
  45. 45 44. Bölüm: Ateşin ve Kanın Ovası1.783 kelime
  46. 46 45. Bölüm: Suskun Sığınak ve Maskenin Ardındaki Sır1.510 kelime
  47. 47 46. Bölüm: Yastık Altındaki Gölge ve Sarayın Sessiz İntikamı1.520 kelime
  48. 48 47. Bölüm: Kalenin Burçlarında Zafer Kadehleri ve Kayıp Bir Gölge1.004 kelime
  49. 49 48. Bölüm: Gölgelerin Konseyi ve Ortak Hüküm1.224 kelime
  50. 50 49. Bölüm: Surlar Ardındaki Hesaplaşma ve Saklanan Sırlar1.590 kelime
  51. 51 50. Bölüm: Gölgelerin Yolu ve Mağaranın Sessizliği1.349 kelime
  52. 52 51. Bölüm: Gölgelerin Zırhı ve Surlardaki Sessiz Çatlak1.514 kelime
  53. 53 52. Bölüm: Yola Çıkış, Veda ve Bozkırın Tozlu Yolu1.465 kelime
  54. 54 53. Bölüm: Yenilginin Acısı ve Kara Karar753 kelime
  55. 55 54. Bölüm: Öfkenin Gölgesi ve Sessiz Plan1.390 kelime
  56. 56 55. Bölüm: Çölün Sessizliği ve Maskenin Arkasındaki Kanlı Gerçek1.700 kelime
  57. 57 56. Bölüm: Ankara Surlarındaki Ziyafet ve Korkunç Soru959 kelime
  58. 58 57. Bölüm: Gölgenin İntikamı ve Tufan’ın Sonu587 kelime
  59. 59 58. Bölüm: Çölün Ortasındaki Kerpiç Sığınak ve Unutulmuş Hayatlar1.476 kelime
  60. 60 59. Bölüm: Ocağa Düşen Ateş ve Sessiz Ölüm933 kelime
  61. 61 60. Bölüm: Suveyha’nın Ateşi ve İsyanın İlk Tohumu1.414 kelime
  62. 62 61. Bölüm: Gümüş Örümcek ve Sarayın Soğuk Tahtı1.226 kelime
  63. 63 62. Bölüm: Başsağlığı ve Gölgenin İzinde1.116 kelime
  64. 64 63. Bölüm: Zindanın Derinlikleri ve Muzaffer’in Sessizliği1.168 kelime
  65. 65 64. Bölüm: Gölgenin Kapısında Sessiz Fırtına988 kelime
  66. 66 65. Bölüm: Malatya’nın Genç Aslanıve Sarayın Yeni Dengesi1.392 kelime
  67. 67 66. Bölüm: Çölün Demir Neferleri ve Ani Fırtına1.382 kelime
  68. 68 67. Bölüm: Küllerin Dönüşü ve Yeni Filizler1.484 kelime
  69. 69 68. Bölüm: Zifirî Düğün ve Gelin Odasının Sessizliği1.702 kelime
  70. 70 69. Bölüm : İki Yılın Ardından ve Zindan Baskını1.109 kelime
  71. 71 70. Bölüm: Surlar Üstündeki Sükûnet ve Ufuktaki Kıyamet1.683 kelime
  72. 72 71. Bölüm: Surların Gölgesinde Bir Minik Nefes806 kelime
  73. 73 72. Bölüm Kanlı Elçi ve Ankara’nın İhanet Fermanı1.452 kelime
  74. 74 73. Bölüm: Kudüs’ün Taş Tahtı ve Çölün İsyancıları1.075 kelime
  75. 75 74. Bölüm : umutun planı ve Çölün Savaş Divanı1.301 kelime
  76. 76 75. Bölüm: Surlardaki Yalnızlık ve Ölüm Haberi1.485 kelime
  77. 77 76. Bölüm: Ankara’nın Çelik Surları ve Hürkan’ın Kararı625 kelime
  78. 78 77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi1.354 kelime
  79. 79 78. Bölüm: Demir Yığınlarının Yürüyüşü957 kelime
  80. 80 79. Bölüm: Sarp Geçidin Kanlı Tuzağı1.048 kelime
  81. 81 80. Bölüm: Surların Gölgesinde Son Çağrı ve Onurun Bedeli1.197 kelime
  82. 82 81. Bölüm: Öğle Vaktinin Sessizliği ve Secdedeki Dualar1.683 kelime
  83. 83 82. Bölüm: Tahtın Soğuk Mermerinde Öfke ve Kraliçe’nin Hükmü685 kelime
  84. 84 83. Bölüm: Ankara Surlarının Ateşten Duvarı ve Arslan’ın Düşüşü2.271 kelime
  85. 85 84. Bölüm: Ateşin Başında Gelen Acı Haber ve Umut’un Gözyaşları697 kelime
  86. 86 85. Bölüm: Kudüs Sarayının Zehirli Gecesi1.129 kelime
  87. 87 86. Bölüm: Sükûnetin Sonu ve Haçlıların Gölgesi1.398 kelime
  88. 88 87. Bölüm: Ankara Yollarında Toz ve Siyaset1.179 kelime
  89. 89 88. Bölüm: Fırtınanın Yuttuğu Geçmiş ve Persiya’nın Karanlık Zindanında Uyanış554 kelime
  90. 90 89. Bölüm: Üç Kardeşin Gölgesi ve Malatya Ufuklarındaki Fırtına1.147 kelime
  91. 91 90. Bölüm: Ufuktaki Kara Gölgeler ve Meçhule Açılan Yelkenler925 kelime
  92. 92 91. Bölüm: Suveyha’nın Kerpiç Odası ve Demir Maskenin Ardındaki Sır1.407 kelime
  93. 93 92. Bölüm: Anadolu’nun Kalbinde Karar Vakti ve Cemal’in Öfkesi1.270 kelime
  94. 94 93. Bölüm: Malatya Divanı ve Harita Üzerindeki Karanlık Çizgiler1.138 kelime
  95. 95 94. Bölüm: Kıyılara Vuran Kıyamet ve İki Gözcünün Kaçışı1.014 kelime
  96. 96 95. Bölüm: Kanlı Vadi ve Demir Kapan: Anadolu Ordusunun Sonu1.253 kelime
  97. 97 96. Bölüm: Surlardaki Kıyamet720 kelime
  98. 98 97. Bölüm Kızgın Güneşin Altında Kan ve Demir1.280 kelime
  99. 99 98. Bölüm: Geceyi Yırtan Alevler ve Malatya’nın Kanlı Zaferi1.495 kelime
  100. 100 99. Bölüm: Anadolu Surlarının Gölgesinde Vicdanın ve Kanın Ağır Yükü701 kelime
  101. 101 100. Bölüm: Ateşteki Karanlık ve Son Savunma Hattı1.310 kelime
  102. 102 101. Bölüm: Kapalı Göğün Altında Öfke ve Soğuk Kan659 kelime
  103. 103 102. Bölüm: Ölümsüzlerin Geçidi ve Umut’un Kılıcı1.818 kelime
  104. 104 103. Bölüm: Geceyarısı Meclisi ve Toprak Savunması1.127 kelime
  105. 105 104. Bölüm: Ormanın Koyu Gölgesinde Gizli Ölüm946 kelime
  106. 106 105. Bölüm: Haçlı Çadırında Kibir ve Kahve Soslu Sohbetler1.103 kelime
  107. 107 106. Bölüm: Ateşin Çağrısı ve Taarruz Vakti1.138 kelime
  108. 108 107. Bölüm: Kraliçenin Çeliği ve Katran Sabatları898 kelime
  109. 109 108. Bölüm: Sabahın Sessiz Veda Anı ve Pers Fırtınası1.906 kelime
  110. 110 109. Bölüm: Surların Sessizliği ve Eve Dönüş Yolu790 kelime
  111. 111 110. Bölüm: Ateşin Kapanı ve Gauthier’nin Sonu953 kelime
  112. 112 111. Bölüm: Altının Kiri ve Kutsal Gazap991 kelime
  113. 113 112. Bölüm: Ormandaki Dağınıklık ve Suların Durulması984 kelime
  114. 114 113. Bölüm: Yılların Ardından ve Genç Bir Savaşçı1.299 kelime

Ankara Kulesi’nin kalın taş duvarları dışarıdaki rüzgârın sesini boğuk bir uğultuya dönüştürürken, geniş iç avluya bakan loş odada savaşın yorgunluğu hala nefes alıyordu. Surlardaki o kanlı çarpışmanın, akan terin ve dökülen taze kanın kokusu henüz dağılmamıştı. Odanın ortasında, taştan oyulmuş uzun masanın etrafında toplanmış olan kahramanlar, derin bir sessizlik içinde soluklanıyordu.

Amcasının oğlu Umut, hâlâ surlarda kaybettikleri Sır'ın şokunu üzerlerinden atamamış, başını öne eğmiş ellerindeki kurumuş kan lekesine bakıyordu. Kaya, omzundaki derin sıyrığı umursamadan ağır demir kılıcını masaya yasladı. Çelik ve Demir, yorgunluktan taş zemin üzerine sırtlarını vermişlerdi; Keskin ise pencerenin demir parmaklıklarından dışarıdaki karanlığa dalmış, tek kelime etmeden duruyordu.

Arslan, odanın ortasında volta atıyor, zihninde hem biraz önceki ölüm kalım savaşını hem de Hatice’nin o sarsıcı itirafını tartıyordu.

Kaya: (Sıkıntıyla nefesini verip başını kaldırarak) "Bugün surlarda iyi tutunduk ama o Persler kolay kolay pes etmeyecek. İkinci dalga ilkinden daha kanlı olacak Arslan."

Demir: (Yüzündeki kanı kaba bir hareketle silerek) "Haklı... O koçbaşı kapıyı bir kez daha zorlarsa o ahşap gövde dayanmaz. Daha sağlam demir destekler bulmamız lazım."

Çelik: "Önemli olan kapı değil Demir... Yukarıdan gelen o okçular. Sır’ı o şekilde, ansızın yere sermeleri moralleri sarstı. Kimdi o nişancı bilmiyorum ama işini biliyordu."

Umut: (Titreyen sesiyle, gözlerini yerden kaldırmadan) "Sır... Hiçbir şey anlamadı bile. Bir anda oldu... O kulede o kadar düşmanı haklamıştı ama gökten gelen tek bir ok her şeyi bitirdi."

Arslan, arkadaşının bu acılı cümlesi üzerine durdu. Eli istemsizce kılıcının kabzasına gitti; yüzündeki o sert çizgiler daha da derinleşti. Savaşın getirdiği kayıp içini yakıyordu ama zihnini meşgul eden tek şey dışarıdaki ordu değildi.

Tam o sırada odanın ağır meşe kapısı iki yana açıldı. Kapının eşiğinde duran kule muhafızlarından biri, başını yere eğerek saygıyla söze girdi.

Muhafız: "Komutanım Arslan... Başbuğ Hüşit Sultan sizi huzurunda bekliyor, acil buyurdu."

Arslan kaşlarını çattı. Savaşın en yoğun anında sultanın onu çağırması hayra alamet değildi.

Arslan: "Peki... Gidiyorum."

Kılıcını kınından kontrol edip arkasına taktı, derin bir soluk alarak dışarı çıktı. Kendi kendine mırıldandı: Hayırdır inşallah...

Taş merdivenleri hızlı adımlarla inerek kalenin en üst katındaki ihtişamlı divan salonuna ulaştı. Kapıdaki muhafızlar yolu açtı. Arslan içeri girdiğinde havanın ne kadar ağır ve zehirli olduğunu hemen hissetti.

Hüşit Sultan, taht benzeri yüksek ahşap kürsünün önünde, ellerini arkasında bağlamış, buz gibi bir ifadeyle ayakta duruyordu. Sultanın hemen yanında ise iki kızı vardı: Biri o tehlikeli sırrın sahibi Hatice, diğeri ise onun küçüğü, olan biteni endişeli gözlerle izleyen Mihriban’dı.

Hüşit Sultan, Arslan’ın içeri girdiğini gördüğü an, gözlerindeki o öfke kıvılcımı bütün odayı sardı. Sert ve buyurgan bir el hareketiyle etraftakilere emretti.

Hüşit Sultan: "Dışarı çıkın! Muhafızlar, köleler, odadaki herkes... Derhal dışarı çıkın!"

Hizmetkarlar ve kapıdaki muhafızlar başlarını eğerek hızla dışarı süzüldü. Sultan, odada kalan küçük kızına da sertçe baktı.

Hüşit Sultan: "Mihriban... Sen de çık kızım. Bekleme yapma, dışarıda dur."

Mihriban, babasının bu korkutucu tonundan ürkerek ablası Hatice’ye baktı, ardından sessizce kapıdan çıkıp kapıyı arkasından kapattı.

Oda tamamen boşaldığında, sessizlik bıçak gibi keskinleşti. Hüşit Sultan, ağır adımlarla Arslan’ın ve Hatice’nin üzerine doğru yürüdü. Yüzündeki damarlar kabarmış, öfkeden soluk alıp vermesi hızlanmıştı. Bakışlarını önce Arslan’a, ardından kendi kanından olan Hatice’ye dikti.

Hüşit Sultan: (Dişlerinin arasından sızan boğuk ve titrek bir sesle) "İkinizi de... Şu kale duvarlarından ayaklarından bağlayıp ibret olsun diye asardım! Sarayın onurunu, bu ocağın namusunu ayaklar altına aldınız."

Arslan ilk defa hayatında bu kadar net bir köşeye sıkışmıştı; ne kılıcı onu buradan kurtarabilirdi ne de o devasa iradesi. Çaresizliğin o soğuk terini alnında hissetti.

Hüşit Sultan: "Ama ne yazık ki yapamam... Çünkü şu an dışarıda dev bir Pers ordusu kapımıza dayanmışken, Anadolu’nun en güçlü beyliğiyle ve kendi içimdeki sükunetle ters düşmek istemem. Hem de sen... Sen bu kaleyi savundun Arslan, canını ortaya koydun. Ama iş kendi nefsine geldiğinde, bir nefse yenik düşüp bu ihaneti işledin!"

Arslan başını hafifçe öne eğdi; inkar etmeye çalışmadı, çünkü kelimelerin bittiği yerdeydi.

Hüşit Sultan bir an soluklandı, gözlerindeki o karanlık kararı zehir gibi döküldü.

Hüşit Sultan: "Kimse bu rezaleti duymayacak, sarayın duvarları dışına çıkmayacak. İkiniz de... Hiç vakit kaybetmeden, bu gece sarayın küçük mescidinde kıyılacak kısa ve sessiz bir törenle evleneceksiniz. Başka bir çıkış yolu yok."

Bu cümle, odadaki havayı tamamen emdi. Arslan’ın zihni bir an durdu. Ne yapacağını, ellerini nereye koyacağını bilemez hâlde kaldı. İçindeki o büyük fırtınanın ortasında, aniden binlerce kilometre uzakta, Anadolu’nun yeşil ovalarında, o mütevstı evinde onu bekleyen gerçek karısı Elif’in hayali belirdi. Elif’in o saf, temiz gözleri zihninden geçerken Arslan’ın kalbine saplanan hançer daha da derinleşti. Orada bir kadını beklerken, şimdi bu taş kalenin içinde başka bir kadının kaderine mahkum ediliyordu. Ama elinden gelen hiçbir şey yoktu; elleri kolları bağlanmıştı.

Arslan, yutkundu. Boğazından çıkan ses, fısıltıdan biraz daha kalındı.

Arslan: (Başını kaldırarak, çaresizliğin verdiği o acı tonla) "Peki... Sultanım, emriniz başüstüne."

Hüşit Sultan başını yavaşça yana çevirip kızı Hatice’ye baktı. Hatice, babasının bu kararını bekler gibiydi; yüzünde ne bir pişmanlık ne de bir korku vardı. Aksine, elde ettiği zaferin o soğuk tebessümü duruyordu dudaklarında.

Hatice: (Sakin, ama meydan okuyan bir itaatle babasına bakarak) "Peki... Baba."

Odanın içerisindeki o kurşun ağırlıklı sessizlik, yaklaşan gecenin karanlığıyla birleşirken, Ankara Kulesi’nin tepesinde yazılan bu zoraki nikah, sarayın tahtını ve geleceğini alt üst edecek yeni bir felaketin fitilini ateşliyordu.

Ankara Kulesi’nin kalın surlarının ardına gece, dışarıdaki o kanlı savaşın izlerini örten kapkara ve ağır bir örtü gibi çökmüştü. Savaşın gürültüsü yerini yer yer inleyen yaralıların seslerine ve meşalelerin çıtırtısına bırakmıştı. Fakat kuncudaki o loş, taştan oyulmuş küçük mescit odasında, dışarıdaki savaştan çok daha farklı, ruhu boğan başka bir fırtına kopuyordu.

Odanın taş duvarlarına vuran meşale ışığı, titreşen gölgeleri duvara yansıtıyordu. Ortada yer alan sade ahşap kürsünün etrafında sadece birkaç kişi vardı. Hüşit Sultan’ın emriyle her şey büyük bir gizlilik ve aceleyle ayarlanmıştı; dışarıda kimse bu zoraki nikahın ne anlama geldiğini bilmiyordu.

Hatice, üzerinde sade ama asil işlemeli koyu renkli kaftanıyla, başındaki tül örtüyü yüzüne doğru çekmiş bir halde sessizce ayakta duruyordu. Gözlerinde ne bir gelin neşe ve heyecanı vardı; aksine uzun süredir kurduğu bir planın nihayet gerçeğe dönüşmesinin o soğuk ve kararlı parıltısı okunuyordu.

Karşısında ise üzerine geçirdiği sade deri yeleğiyle duran Arslan vardı. Zihninde binlerce at koşturuyordu. Bir yanda surlarda can veren askerlerin, Sır’ın acısı; diğer yanda ise bu taş odada boynuna geçirilen kader zinciri...

Odanın kıyısındaki yaşlı kadı, elindeki el yazması eski ceylan derisi defteri dikkatle açtı. Sesi, odanın soğuk taşlarında yankılanarak sessizliği böldü.

Kadı: "Malumdur ki nikah, Allah’ın emri, Hz. Peygamber’in sünnetidir. Hüşit Sultan hazretlerinin buyruğu ve iki tarafın rızası mucibince... Arslan bin Süleyman, Hatice Hatun’u eşliğe kabul ediyor musun?"

Odanın içindeki hava bir anda kurşun gibi ağırlaştı. Arslan’ın gözleri anlık olarak yere, taş zemine çakıldı. O an, binlerce kilometre uzakta, Anadolu’nun o huzurlu ve sessiz evinde, kendisini bir gözü yolda bekleyen gerçek karısı Elif’in o masum yüzü zihninde şimşek gibi çaktı. Elif’in "Geri döneceksin, değil mi Arslan?" diye soran o saf sesi kulaklarında yankılandı. Şimdi burada, bu karanlık kulenin odasında, başka bir kadının elini tutmak zorunda kalmak içini parça parça ediyordu.

Fakat başını kaldırdığında, kapının eşiğinde duran Hüşit Sultan’ın o keskin ve tehditkâr bakışlarını gördü. Çaresizdi; bu nikahın reddi, hem kalenin iç savaşla yıkılması hem de ellerindeki tüm dengelerin alt üst olması demekti.

Arslan derin, göğsünü yırtar gibi bir soluk aldı. Yutkundu, sesi boğuk ve kısık çıktı.

Arslan: "Kabul ediyorum..."

Kadı başını hafifçe sallayarak bu kez Hatice’ye çevirdi yönünü.

Kadı: "Hatice Hatun binti Hüşit... Arslan bin Süleyman’ı eşliğe kabul ediyor musun?"

Hatice, başındaki örtünün altından gizlenen yüzüyle, bir an bile tereddüt etmeden, zehir gibi net ve kararlı bir sesle cevap verdi.

Hatice: "Kabul ediyorum."

Kadı: "Şahitler huzurunda... Bu nikâhı kıydım, Hak katında da mübarek eyleye."

Tören bittiğinde odada ne bir kutlama ne de bir tebessüm vardı; bu, iki tarafın da birbirine kılıç çekerken imzaladığı sessiz bir anlaşmadan farksızdı. Hüşit Sultan ağır adımlarla kapıya doğru yürürken, odadakilere sert bir işaretle dışarı çıkmalarını buyurdu. Hatice, son kez Arslan’ın yüzüne bakarak başını hafifçe eğdi ve ağır adımlarla odadan ayrıldı. Mescit odasında Arslan yalnız başınaydı.

Dışarıdaki taş koridora çıktığında, kalenin loş köşesinde sırtını duvara yaslamış, kollarını göğsünde kavuşturmuş bir şekilde onu bekleyen Umut’u gördü. Umut’un yüzünde ne bir öfke ne de şaşkınlık vardı; sadece derin bir hüzün ve kırgınlık okunuyordu.

Arslan yorgun adımlarla yaklaşırken, Umut başını kaldırdı ve gözlerini amcasının oğluna dikti.

Umut: (Sesi titreyerek ama fısıltıkarışık bir tonla) "Abi... Sen ne yaptın? İçeride olanları, o kıyılan nikahı herkes fısıldaşıyor."

Arslan cevap vermedi. Yorgun gözlerini kaçırıp duvara baktı.

Umut: (Yutkunarak, içindeki o acıyı saklayamadan) "Anadolu’da seni bekleyen bir eşin var... Elif seni her gün o kapının eşiğinde, gözü yolda bekliyor. Sence bu doğru mu abi? Buna nasıl göz yumdun?"

Arslan derin bir sessizliğe gömüldü. Ağzından tek bir kelime bile dökülmedi. Çünkü ne diyeceğini, bu acıyı nasıl savunacağını, Elif’in yüzüne nasıl bakacağını kendisi de bilmiyordu. Kelimeler boğazında düğümlenmişti; geriye sadece gecenin karanlığı ve sırtına binen o ağır ve kirli saltanat yükü kalmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

46okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18