54. bölüm · Kül Ve Saltanat

53. Bölüm: Yenilginin Acısı ve Kara Karar

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER 3 2. BÖLÜM: BOZKIRIN SESSİZLİĞİ 4 3. BÖLÜM: EVDEKİ SESSİZ FIRTINA 5 4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE 6 5. BÖLÜM: GÖLGENİN ADIMLARI 7 6. BÖLÜM : ANKARA'NIN GÖLGESİ VE HUŞİT SULTAN 8 7. BÖLÜM : ANADOLU'NUN TAHTINDA SON NEFES 9 8. BÖLÜM: FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK 10 9. BÖLÜM: GÖLGELERİN EMRİ VE LANETLİ TOPRAKLAR 11 10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS 12 11. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN OKLAR VE KULELERİN KANI 13 12. BÖLÜM: ETİN VE KANIN ÇIĞLIĞI 14 13. BÖLÜM: KROYOS'UN ÖFKESİ VE KANLI HÜKÜM 15 14. BÖLÜM: DALGALARIN ALTINDAKİ GÖLGE 16 15. BÖLÜM: ORDU GÖĞE KALKAN DEMİR VE KAN 17 16. BÖLÜM: GÖLGELERİN YETİŞTİRDİĞİ FİLİZ 18 17. BÖLÜM: DEMİR MASKELİ KEHANET VE KRALIN KORKUSU 19 18. BÖLÜM: KALENİN GECESİ, ŞARAP VE BEKARETİN SONU 20 19. BÖLÜM: HALKIN ARASINDAKİ GÖLGE VE ZAFER HABERİ 21 20. BÖLÜM: DİLENCİNİN GÖLGESİ VE İLK KAN 22 21. BÖLÜM: KALENİN GÖLGESİNDE İTİRAF VE SAVAŞ ÇANI 23 22. BÖLÜM: GÖLGENİN PAZARI VE KANLI TAHTIN İNTİKAMI 24 23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH 25 24. BÖLÜM: SARAYIN GÖLGESİ VE BOZKIRIN EMRİ 26 25. BÖLÜM: TAŞ ODANIN İTİRAFI VE EMRİN KANLI YÜZÜ 27 26. BÖLÜM: KEHANETİN KANLI GÖLGESİ VE KROYOS'UN KİBRİ 28 27. BÖLÜM: ÜÇ İHTİYARIN HÜKMÜ VE MASKELİ KORKUT'UN ÖFKESİ 29 28. BÖLÜM: MERKEZE DÖNÜŞ, ZORLU KARŞILAŞMA VE TAHTIN GÖLGESİ 30 29. BÖLÜM: YENİ KOMUTAN VE UFUKTAKİ KIZIL FIRTINA 31 30. BÖLÜM: GÖLGELERİN SAVAŞI VE İHANETİN BEDELİ 32 31. BÖLÜM: PENÇELİLERİN GÖLGESİ VE OTAGIN SESSİZLİĞİ 33 32. BÖLÜM: SOĞUK DUVARLAR VE GECEYARISI SİPERLERİ 34 33. BÖLÜM: GECEYİ DELEN PENÇELER VE KANLI SURLAR 35 34. BÖLÜM: KÜLLERİN ARASINDAKİ İNTİKAM VE GÖLGE MAĞARA 36 35. BÖLÜM: ORMANIN DERİNLERİNDEKİ KABUS VE İNSAN YİYENLER 37 36. BÖLÜM: KILIÇ VE ÖFKE 38 37. BÖLÜM: GÖLGELERİN BASKINI VE İHTİYARLARIN SONU 39 38. BÖLÜM: ÖLÜMSÜZLERİN DÖNÜŞÜ 40 39. BÖLÜM: SEVGİ VE NEFRET ARASINDA 41 40. Bölüm: Maskenin Düşüşü 42 41. Bölüm: Ankara'nın Yeni Sahibi 43 42. Bölüm: Demir Maskenin Altındaki Sır 44 43. Bölüm: İntikamın Sırası 45 44. Bölüm: Ateşin ve Kanın Ovası 46 45. Bölüm: Suskun Sığınak ve Maskenin Ardındaki Sır 47 46. Bölüm: Yastık Altındaki Gölge ve Sarayın Sessiz İntikamı 48 47. Bölüm: Kalenin Burçlarında Zafer Kadehleri ve Kayıp Bir Gölge 49 48. Bölüm: Gölgelerin Konseyi ve Ortak Hüküm 50 49. Bölüm: Surlar Ardındaki Hesaplaşma ve Saklanan Sırlar 51 50. Bölüm: Gölgelerin Yolu ve Mağaranın Sessizliği 52 51. Bölüm: Gölgelerin Zırhı ve Surlardaki Sessiz Çatlak 53 52. Bölüm: Yola Çıkış, Veda ve Bozkırın Tozlu Yolu 54 53. Bölüm: Yenilginin Acısı ve Kara Karar 55 54. Bölüm: Öfkenin Gölgesi ve Sessiz Plan 56 55. Bölüm: Çölün Sessizliği ve Maskenin Arkasındaki Kanlı Gerçek 57 56. Bölüm: Ankara Surlarındaki Ziyafet ve Korkunç Soru 58 57. Bölüm: Gölgenin İntikamı ve Tufan’ın Sonu 59 58. Bölüm: Çölün Ortasındaki Kerpiç Sığınak ve Unutulmuş Hayatlar 60 59. Bölüm: Ocağa Düşen Ateş ve Sessiz Ölüm 61 60. Bölüm: Suveyha’nın Ateşi ve İsyanın İlk Tohumu 62 61. Bölüm: Gümüş Örümcek ve Sarayın Soğuk Tahtı 63 62. Bölüm: Başsağlığı ve Gölgenin İzinde 64 63. Bölüm: Zindanın Derinlikleri ve Muzaffer’in Sessizliği 65 64. Bölüm: Gölgenin Kapısında Sessiz Fırtına 66 65. Bölüm: Malatya’nın Genç Aslanıve Sarayın Yeni Dengesi 67 66. Bölüm: Çölün Demir Neferleri ve Ani Fırtına 68 67. Bölüm: Küllerin Dönüşü ve Yeni Filizler 69 68. Bölüm: Zifirî Düğün ve Gelin Odasının Sessizliği 70 69. Bölüm : İki Yılın Ardından ve Zindan Baskını 71 70. Bölüm: Surlar Üstündeki Sükûnet ve Ufuktaki Kıyamet 72 71. Bölüm: Surların Gölgesinde Bir Minik Nefes 73 72. Bölüm Kanlı Elçi ve Ankara’nın İhanet Fermanı 74 73. Bölüm: Kudüs’ün Taş Tahtı ve Çölün İsyancıları 75 74. Bölüm : umutun planı ve Çölün Savaş Divanı 76 75. Bölüm: Surlardaki Yalnızlık ve Ölüm Haberi 77 76. Bölüm: Ankara’nın Çelik Surları ve Hürkan’ın Kararı 78 77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi 79 78. Bölüm: Demir Yığınlarının Yürüyüşü 80 79. Bölüm: Sarp Geçidin Kanlı Tuzağı 81 80. Bölüm: Surların Gölgesinde Son Çağrı ve Onurun Bedeli 82 81. Bölüm: Öğle Vaktinin Sessizliği ve Secdedeki Dualar 83 82. Bölüm: Tahtın Soğuk Mermerinde Öfke ve Kraliçe’nin Hükmü 84 83. Bölüm: Ankara Surlarının Ateşten Duvarı ve Arslan’ın Düşüşü 85 84. Bölüm: Ateşin Başında Gelen Acı Haber ve Umut’un Gözyaşları 86 85. Bölüm: Kudüs Sarayının Zehirli Gecesi 87 86. Bölüm: Sükûnetin Sonu ve Haçlıların Gölgesi 88 87. Bölüm: Ankara Yollarında Toz ve Siyaset 89 88. Bölüm: Fırtınanın Yuttuğu Geçmiş ve Persiya’nın Karanlık Zindanında Uyanış 90 89. Bölüm: Üç Kardeşin Gölgesi ve Malatya Ufuklarındaki Fırtına 91 90. Bölüm: Ufuktaki Kara Gölgeler ve Meçhule Açılan Yelkenler 92 91. Bölüm: Suveyha’nın Kerpiç Odası ve Demir Maskenin Ardındaki Sır 93 92. Bölüm: Anadolu’nun Kalbinde Karar Vakti ve Cemal’in Öfkesi 94 93. Bölüm: Malatya Divanı ve Harita Üzerindeki Karanlık Çizgiler 95 94. Bölüm: Kıyılara Vuran Kıyamet ve İki Gözcünün Kaçışı 96 95. Bölüm: Kanlı Vadi ve Demir Kapan: Anadolu Ordusunun Sonu 97 96. Bölüm: Surlardaki Kıyamet 98 97. Bölüm Kızgın Güneşin Altında Kan ve Demir 99 98. Bölüm: Geceyi Yırtan Alevler ve Malatya’nın Kanlı Zaferi 100 99. Bölüm: Anadolu Surlarının Gölgesinde Vicdanın ve Kanın Ağır Yükü 101 100. Bölüm: Ateşteki Karanlık ve Son Savunma Hattı 102 101. Bölüm: Kapalı Göğün Altında Öfke ve Soğuk Kan 103 102. Bölüm: Ölümsüzlerin Geçidi ve Umut’un Kılıcı 104 103. Bölüm: Geceyarısı Meclisi ve Toprak Savunması 105 104. Bölüm: Ormanın Koyu Gölgesinde Gizli Ölüm 106 105. Bölüm: Haçlı Çadırında Kibir ve Kahve Soslu Sohbetler 107 106. Bölüm: Ateşin Çağrısı ve Taarruz Vakti 108 107. Bölüm: Kraliçenin Çeliği ve Katran Sabatları 109 108. Bölüm: Sabahın Sessiz Veda Anı ve Pers Fırtınası 110 109. Bölüm: Surların Sessizliği ve Eve Dönüş Yolu 111 110. Bölüm: Ateşin Kapanı ve Gauthier’nin Sonu 112 111. Bölüm: Altının Kiri ve Kutsal Gazap 113 112. Bölüm: Ormandaki Dağınıklık ve Suların Durulması 114 113. Bölüm: Yılların Ardından ve Genç Bir Savaşçı

Anadolu Kalesi’nin o muazzam ve gösterişli surlarından kilometrelerce uzakta, dağların eteklerine gizlenmiş, dışarıdan bakan bir gözün asla fark edemeyeceği kadar ıssız ve karanlık bir mağara, o gece Gölge Tarikatı’nın hüsran dolu karargâhına dönüşmüştü. Mağaranın zeminine yayılan cüppelerin üzerine oturmuş suikastçılar, dışarıdaki soğuk bozkır ayazına aldırış etmeden, içlerindeki o buz kesmiş sessizlikle birbirlerinin yüzüne bakıyorlardı.

Ortada yanan tek bir meşalenin titrek ve soluk ışığı, duvara vuran gölgelerini devasa devler gibi gösteriyordu lakin o gölgelerin içinde ne bir kudret ne de bir zafer sarhoşluğu vardı. Aksine, üzerlerinde o koca kaleyi sarsıp yerle bir edememenin getirdiği o ağır ve ezici başarısızlığın yükü oturuyordu.

Mirkan, sırtını mağaranın rutubetli taş duvarına yaslamış, elindeki keskin hançeri yavaşça toprağa saplayıp çıkarıyordu. Gözlerindeki o hırslı pırıltı yerini derin bir karanlığa bırakmıştı. Başını kaldırıp mağaranın köşesinde sessizce duran Gülsüm’e baktı; sesindeki o hırıltılı ve öfkeli tonu daha fazla tutamayarak sessizliği bozdu:

"Dört nefer..." dedi Mirkan, dişlerinin arasından kelimeleri dökerek. "Gözlerini kırpmadan, bir an bile tereddüt etmeden kendi elleriyle canlarına kıydılar. O divan salonuna sızdık, sarayın en mahrem yerine kadar girdik lakin o Sultan Cemal denilen tilkiyi o masanın başında hak ile yeksan edemedik. Bütün plan o Arslan denilen o soysuzun bir anda öne atılmasıyla altüst oldu."

Gülsüm, ellerini cüppesinin geniş yenlerinin içine saklamış, yere diktiği gözlerini bir milim bile kıpırdatmadan oturuyordu. O da içerideki kayıpların acısını iliklerine kadar hissediyordu lakin onun sükûneti, Mirkan’ın öfkesinden çok daha tehlikeli ve derindi.

"Ölen o dört nefer sıradan birer hırsız değildi, Mirkan," dedi Gülsüm, sesi mağaranın nemli duvarlarında ürkütücü bir yankıyla süzülerek. "Onlar bu tarikat için yemin etmiş, ölümün gözünün içine bakmaktan bir gün bile korkmamış en sadık kardeşlerimizdi. Kaleye girdik, evet... Sultan Cemal’in o masadaki gururunu sarstık, o sarayın duvarlarına korkuyu saldık. Lakin hesap etmediğimiz tek şey, o Arslan’ın hızı ve o anki refleksi oldu. O dört can kolay verilmedi; onların her biri bu davanın toprağa düşen birer tohumudur. Acısını yüreğimizde taşıyacağız, unutmayacağız."

Mağaranın diğer köşesinde, başını ellerinin arasına almış olan kıdemli bir suikastçı acıyla başını salladı. "O neferlerin geride kalan ailelerini, verdikleri sözü ve o surların arasında nasıl can verdiklerini unutmak mümkün değil. Başarısız olduk... İlk defa bu kadar yaklaşıp da ellerimiz boş döndük. Bu yenilgi hepimizin sırtında ağır bir vebaldir."

Oda yeniden ağır bir sessizliğe gömüldü. Herkes o kara gecenin detaylarını, nerede hata yaptıklarını zihninde evirip çeviriyordu. Lakin asıl gerçeği, yani Sultan Cemal’in o hançer darbesinden kurtulduğunu ve hâlâ o kalenin tahtında nefes aldığını bilmek içlerini bir kurt gibi kemiriyordu.

Mirkan ayağa kalktı, mağaranın içinde sabırsız adımlarla birkaç tur attıktan sonra durdu ve ellerini masaya vurur gibi havaya kaldırarak sert bir sesle konuştu:

"Gerçek şu ki; o Sultan Cemal denilen adam ölmedi! O divan salonundaki kargaşada Arslan onu kurtardı, o yaralı haliyle bile hâlâ ayakta ve o kaleyi yönetmeye devam ediyor. Biz dışarıdan ne kadar sızmaya çalışırsak çalışalım, o surlar ve o muhafızlar olduğu sürece o adama doğrudan ulaşmak imkânsızlaşıyor."

Gülsüm yavaşça başını kaldırdı. Gözlerindeki o donuk ve acımasız ifade, yerini yepyeni, çok daha karanlık ve acımasız bir plana bırakmıştı. Ayağa kalktı, cüppesinin eteklerini silkelerken adımlarını Mirkan’a doğru attı.

"Doğru..." dedi Gülsüm, sesindeki zehirli sükûnetle. "Doğrudan o kalenin kapısından girip Sultan’ın kalbine hançer saplamak artık çok zor. Çünkü uyardık onları; artık gözleri dört açıldı, etraflarını demir duvarlarla örüyorlar. Lakin her kalenin, her yiğidin ve her koruyucunun bir zayıf noktası vardır."

Mirkan kaşlarını çatıp merakla baktı. "Ne zayıf noktasından bahsediyorsun Gülsüm?"

Gülsüm, mağaranın ortasındaki sönen ateşin kalıntılarına bakarak, kararını net bir dille ortaya koydu:

"O Sultan Cemal’i koruyan, o divan salonunda o neferin önüne atılıp planımızı bozan o Arslan yok mu?" dedi Gülsüm, dudaklarında beliren o tehlikeli tebessümle. "O adam şimdi ne yapıyor biliyor musunuz? Kaleyi terk etti, arkasında hiçbir koruma bırakmadan, karısını ve ailesini yanına alarak Ankara yollarına düştü. O koca kalede bize direnen o iradeyi, o sahte zaferin kahramanını zayıflatmanın tek bir yolu var."

Mağaradaki diğer suikastçılar başlarını kaldırıp Gülsüm’e odaklandılar.

"O Sultan’a doğrudan ulaşamıyorsak," diye devam etti Gülsüm, kelimeleri birer zehirli ok gibi fırlatarak, "bize o kadar büyük bir acı yaşatan, o neferlerimizin kanını yerde bırakan o Arslan’ın ocağına ateş düşüreceğiz. O Ankara yollarında ya da o konakta... O Arslan denilen adamın bütün ailesini, karısını, ocağını birer birer kılıçtan geçireceğiz! Canını yaktığımız o adam, bu yenilginin ve bu acının ne demek olduğunu ancak o zaman anlayacak."

Mirkan, bu cüretkâr ve son derece acımasız karar karşısında bir an soluğunu tuttu. Yüzündeki o öfkeli ifade, yerini karanlık bir onaylayışa bıraktı. Başını yavaşça salladı.

"Haklısın..." dedi Mirkan. "Ona öyle bir acı vereceğiz ki, o kalede kazandığı hiçbir zafer ocağına düşen o ateşin sıcaklığını söndüremeyecek. Hazırlanın; bundan sonra hedefimiz o surlar değil, o Arslan’ın sevdikleridir."