31. bölüm · Kül Ve Saltanat

30. BÖLÜM: GÖLGELERİN SAVAŞI VE İHANETİN BEDELİ

Keskin Kalem

Bölümler
1 Giriş 2 1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER 3 2. BÖLÜM: BOZKIRIN SESSİZLİĞİ 4 3. BÖLÜM: EVDEKİ SESSİZ FIRTINA 5 4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE 6 5. BÖLÜM: GÖLGENİN ADIMLARI 7 6. BÖLÜM : ANKARA'NIN GÖLGESİ VE HUŞİT SULTAN 8 7. BÖLÜM : ANADOLU'NUN TAHTINDA SON NEFES 9 8. BÖLÜM: FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK 10 9. BÖLÜM: GÖLGELERİN EMRİ VE LANETLİ TOPRAKLAR 11 10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS 12 11. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN OKLAR VE KULELERİN KANI 13 12. BÖLÜM: ETİN VE KANIN ÇIĞLIĞI 14 13. BÖLÜM: KROYOS'UN ÖFKESİ VE KANLI HÜKÜM 15 14. BÖLÜM: DALGALARIN ALTINDAKİ GÖLGE 16 15. BÖLÜM: ORDU GÖĞE KALKAN DEMİR VE KAN 17 16. BÖLÜM: GÖLGELERİN YETİŞTİRDİĞİ FİLİZ 18 17. BÖLÜM: DEMİR MASKELİ KEHANET VE KRALIN KORKUSU 19 18. BÖLÜM: KALENİN GECESİ, ŞARAP VE BEKARETİN SONU 20 19. BÖLÜM: HALKIN ARASINDAKİ GÖLGE VE ZAFER HABERİ 21 20. BÖLÜM: DİLENCİNİN GÖLGESİ VE İLK KAN 22 21. BÖLÜM: KALENİN GÖLGESİNDE İTİRAF VE SAVAŞ ÇANI 23 22. BÖLÜM: GÖLGENİN PAZARI VE KANLI TAHTIN İNTİKAMI 24 23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH 25 24. BÖLÜM: SARAYIN GÖLGESİ VE BOZKIRIN EMRİ 26 25. BÖLÜM: TAŞ ODANIN İTİRAFI VE EMRİN KANLI YÜZÜ 27 26. BÖLÜM: KEHANETİN KANLI GÖLGESİ VE KROYOS'UN KİBRİ 28 27. BÖLÜM: ÜÇ İHTİYARIN HÜKMÜ VE MASKELİ KORKUT'UN ÖFKESİ 29 28. BÖLÜM: MERKEZE DÖNÜŞ, ZORLU KARŞILAŞMA VE TAHTIN GÖLGESİ 30 29. BÖLÜM: YENİ KOMUTAN VE UFUKTAKİ KIZIL FIRTINA 31 30. BÖLÜM: GÖLGELERİN SAVAŞI VE İHANETİN BEDELİ 32 31. BÖLÜM: PENÇELİLERİN GÖLGESİ VE OTAGIN SESSİZLİĞİ 33 32. BÖLÜM: SOĞUK DUVARLAR VE GECEYARISI SİPERLERİ 34 33. BÖLÜM: GECEYİ DELEN PENÇELER VE KANLI SURLAR 35 34. BÖLÜM: KÜLLERİN ARASINDAKİ İNTİKAM VE GÖLGE MAĞARA 36 35. BÖLÜM: ORMANIN DERİNLERİNDEKİ KABUS VE İNSAN YİYENLER 37 36. BÖLÜM: KILIÇ VE ÖFKE 38 37. BÖLÜM: GÖLGELERİN BASKINI VE İHTİYARLARIN SONU 39 38. BÖLÜM: ÖLÜMSÜZLERİN DÖNÜŞÜ 40 39. BÖLÜM: SEVGİ VE NEFRET ARASINDA 41 40. Bölüm: Maskenin Düşüşü 42 41. Bölüm: Ankara'nın Yeni Sahibi 43 42. Bölüm: Demir Maskenin Altındaki Sır 44 43. Bölüm: İntikamın Sırası 45 44. Bölüm: Ateşin ve Kanın Ovası 46 45. Bölüm: Suskun Sığınak ve Maskenin Ardındaki Sır 47 46. Bölüm: Yastık Altındaki Gölge ve Sarayın Sessiz İntikamı 48 47. Bölüm: Kalenin Burçlarında Zafer Kadehleri ve Kayıp Bir Gölge 49 48. Bölüm: Gölgelerin Konseyi ve Ortak Hüküm 50 49. Bölüm: Surlar Ardındaki Hesaplaşma ve Saklanan Sırlar 51 50. Bölüm: Gölgelerin Yolu ve Mağaranın Sessizliği 52 51. Bölüm: Gölgelerin Zırhı ve Surlardaki Sessiz Çatlak 53 52. Bölüm: Yola Çıkış, Veda ve Bozkırın Tozlu Yolu 54 53. Bölüm: Yenilginin Acısı ve Kara Karar 55 54. Bölüm: Öfkenin Gölgesi ve Sessiz Plan 56 55. Bölüm: Çölün Sessizliği ve Maskenin Arkasındaki Kanlı Gerçek 57 56. Bölüm: Ankara Surlarındaki Ziyafet ve Korkunç Soru 58 57. Bölüm: Gölgenin İntikamı ve Tufan’ın Sonu 59 58. Bölüm: Çölün Ortasındaki Kerpiç Sığınak ve Unutulmuş Hayatlar 60 59. Bölüm: Ocağa Düşen Ateş ve Sessiz Ölüm 61 60. Bölüm: Suveyha’nın Ateşi ve İsyanın İlk Tohumu 62 61. Bölüm: Gümüş Örümcek ve Sarayın Soğuk Tahtı 63 62. Bölüm: Başsağlığı ve Gölgenin İzinde 64 63. Bölüm: Zindanın Derinlikleri ve Muzaffer’in Sessizliği 65 64. Bölüm: Gölgenin Kapısında Sessiz Fırtına 66 65. Bölüm: Malatya’nın Genç Aslanıve Sarayın Yeni Dengesi 67 66. Bölüm: Çölün Demir Neferleri ve Ani Fırtına 68 67. Bölüm: Küllerin Dönüşü ve Yeni Filizler 69 68. Bölüm: Zifirî Düğün ve Gelin Odasının Sessizliği 70 69. Bölüm : İki Yılın Ardından ve Zindan Baskını 71 70. Bölüm: Surlar Üstündeki Sükûnet ve Ufuktaki Kıyamet 72 71. Bölüm: Surların Gölgesinde Bir Minik Nefes 73 72. Bölüm Kanlı Elçi ve Ankara’nın İhanet Fermanı 74 73. Bölüm: Kudüs’ün Taş Tahtı ve Çölün İsyancıları 75 74. Bölüm : umutun planı ve Çölün Savaş Divanı 76 75. Bölüm: Surlardaki Yalnızlık ve Ölüm Haberi 77 76. Bölüm: Ankara’nın Çelik Surları ve Hürkan’ın Kararı 78 77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi 79 78. Bölüm: Demir Yığınlarının Yürüyüşü 80 79. Bölüm: Sarp Geçidin Kanlı Tuzağı 81 80. Bölüm: Surların Gölgesinde Son Çağrı ve Onurun Bedeli 82 81. Bölüm: Öğle Vaktinin Sessizliği ve Secdedeki Dualar 83 82. Bölüm: Tahtın Soğuk Mermerinde Öfke ve Kraliçe’nin Hükmü 84 83. Bölüm: Ankara Surlarının Ateşten Duvarı ve Arslan’ın Düşüşü 85 84. Bölüm: Ateşin Başında Gelen Acı Haber ve Umut’un Gözyaşları 86 85. Bölüm: Kudüs Sarayının Zehirli Gecesi 87 86. Bölüm: Sükûnetin Sonu ve Haçlıların Gölgesi 88 87. Bölüm: Ankara Yollarında Toz ve Siyaset 89 88. Bölüm: Fırtınanın Yuttuğu Geçmiş ve Persiya’nın Karanlık Zindanında Uyanış 90 89. Bölüm: Üç Kardeşin Gölgesi ve Malatya Ufuklarındaki Fırtına 91 90. Bölüm: Ufuktaki Kara Gölgeler ve Meçhule Açılan Yelkenler 92 91. Bölüm: Suveyha’nın Kerpiç Odası ve Demir Maskenin Ardındaki Sır 93 92. Bölüm: Anadolu’nun Kalbinde Karar Vakti ve Cemal’in Öfkesi 94 93. Bölüm: Malatya Divanı ve Harita Üzerindeki Karanlık Çizgiler 95 94. Bölüm: Kıyılara Vuran Kıyamet ve İki Gözcünün Kaçışı 96 95. Bölüm: Kanlı Vadi ve Demir Kapan: Anadolu Ordusunun Sonu 97 96. Bölüm: Surlardaki Kıyamet 98 97. Bölüm Kızgın Güneşin Altında Kan ve Demir 99 98. Bölüm: Geceyi Yırtan Alevler ve Malatya’nın Kanlı Zaferi 100 99. Bölüm: Anadolu Surlarının Gölgesinde Vicdanın ve Kanın Ağır Yükü 101 100. Bölüm: Ateşteki Karanlık ve Son Savunma Hattı 102 101. Bölüm: Kapalı Göğün Altında Öfke ve Soğuk Kan 103 102. Bölüm: Ölümsüzlerin Geçidi ve Umut’un Kılıcı 104 103. Bölüm: Geceyarısı Meclisi ve Toprak Savunması 105 104. Bölüm: Ormanın Koyu Gölgesinde Gizli Ölüm 106 105. Bölüm: Haçlı Çadırında Kibir ve Kahve Soslu Sohbetler 107 106. Bölüm: Ateşin Çağrısı ve Taarruz Vakti 108 107. Bölüm: Kraliçenin Çeliği ve Katran Sabatları 109 108. Bölüm: Sabahın Sessiz Veda Anı ve Pers Fırtınası 110 109. Bölüm: Surların Sessizliği ve Eve Dönüş Yolu 111 110. Bölüm: Ateşin Kapanı ve Gauthier’nin Sonu 112 111. Bölüm: Altının Kiri ve Kutsal Gazap 113 112. Bölüm: Ormandaki Dağınıklık ve Suların Durulması 114 113. Bölüm: Yılların Ardından ve Genç Bir Savaşçı

Dağın zirvesindeki taş tapınağın üzerine çöken hava, sıradan bir günün çok ötesinde, adeta kopacak olan büyük bir kıyametin habercisi gibiydi. Gökyüzü tamamen kapalıydı; gri, ağır bulutlar güneşi tamamen örtüyor, dağın keskin hatlarına loş, donuk ve kan donduran bir gündüz ışığı düşüyordu. Tapınağın geniş avlusunda siyah kapüşonlu suikastçılar sessizlik içinde eğitim yapıyor, bazıları yüksek surlarda nöbet tutuyor, bazıları ise ağır giriş kapısında devriye geziyordu. İçeride kusursuz bir disiplin ve ölümcül bir düzen hâkimdi.

Tapınağın en yüksek gözetleme kulesinde, her zamanki gibi demir maskesiyle duran Maskeli Korkut, kollarını göğsünde kavuşturmuş bir şekilde vadiyi süzüyordu. Hemen yanında en güvenilir adamı Mirkan ve keskin nişancılığıyla bilinen kadın suikastçı Gülsüm yer alıyordu. Avlunun bir köşesinde ise henüz on bir yaşında olan, suikast eğitimi alan genç bir çırak, ip merdivende tırmanma alıştırması yapıyordu.

Tam o sırada...

Surların üzerindeki nöbetçinin gözü, aşağıdaki ormanın uçsuz bucaksız yeşilliğine takıldı. Yapraklar aniden, rüzgârdan bağımsız olarak şiddetle hareket etti.

Ve o ses duyuldu:

Vızz!

Karanlığı yırtarak gelen ilk ok, havayı yaran korkunç bir ıslıkla uçtu ve nöbetçinin hemen yanındaki tahta korkuluğa derinlemesine saplandı. Ardından ikinci, üçüncü ve peşisıra gelen düzinelerce ok ölüm yağmuru gibi boşanmaya başladı.

Maskeli Korkut, tehlikeyi anladığı an kılıcının kabzasına uzandı ama her şey bir göz açıp kapayıncaya kadar gelişti.

Uzaklardaki tepelerden fırlatılan zehirli ve ağır bir ok, havadaki gri bulutları delip geçti ve ip merdivende tırmanmakta olan o on bir yaşındaki masum çocuğun göğsünün tam ortasına, kalbine saplandı. Çocuk ağzından koyu bir kan kussu, sessiz bir çığlıkla birlikte ipten koparak aşağıya, taş avluya sert bir çuval gibi yığıldı. Can pazarının ilk kurbanı düşmüştü.

Gülsüm, çırağın düştüğünü gördüğü an dehşet içinde öne atıldı ama oklar etraflarında vınlamaya devam ediyordu.

Gülsüm: (Sesindeki şokla bağırtarak) "Korkut! Saldırı altındayız! Her yerden ok yağıyor!"

Korkut’un maskesinin altındaki gözleri öfkeden kıpkırmızı kesildi. Surlardaki alarm zili acıacı çalmaya başladığında, ormanın içinden hayalet gibi beliren beyaz kapüşonlu suikastçılar dalga dalga koşarak avluya doluşmaya başladı. Onlar sıradan askerler değil, görünmez birer ölüm makinesi gibi hareket eden, siyah kapüşonluların en ezeli düşmanlarıydı.

Mirkan, elindeki çift hançeri kınından çekip Korkut’un önüne siper oldu.

Mirkan: "Saldırı planlı! İçeri sızdılar! Savunma düzeni alın!"

Ön saflardaki beyaz kapüşonlular kısa yaylarıyla seri atışlar yaparken, arkadakiler çelik kılıçlarını ve uzun hançerlerini çekerek tapınağın ana kapısına doğru sel gibi aktı.

Maskeli Korkut: (Demir gibi sert ve yankılanan sesiyle) "Dağılmayın! Siper alın! Kim gelirse gelsin, o beyaz pelerinleri bu avluya mezar edeceğiz!"

Daha tapınağın nöbetçileri tam anlamıyla yerlerini alamamıştı ki, ilk beyaz kapüşonlular çoktan dış avluya ulaştı. Çelik sesleri gri göğün altında patlamaya başladı.

Tak! Tang! Skirr!

Kılıçlar dar koridorlarda, taş sütunların arasında ve kemerlerin altında vahşice çarpışıyordu. İki taraf da insanüstü bir çeviklikle hareket ediyor, kısa mesafeli ve acımasız hamlelerle üstünlük kurmaya çalışıyordu. Siyah kapüşonlu suikastçılar, yıllardır Korkut’tan öğrendikleri o karanlık tekniklerle karşılık veriyor, tapınak adeta tam kapsamlı bir iç savaşa sahne oluyordu.

Avlunun ortasında Gülsüm, sırtını sütuna vererek kendisine yaklaşan iki beyaz suikastçıyı karşıladı. Yayını yakın dövüşte bir sopa gibi kullanarak birinin boğazına geçirdi, hemen ardından belindeki hançeri diğerinin böğrüne saplayarak düşmanı etkisiz hale getirdi. Nefes nefese kalmıştı ama etrafındaki kayıplar artıyordu; siyahlı suikastçılardan bazıları çoktan kanlar içinde yere serilmişti.

Diğer tarafta Mirkan, adeta bir ölüm fırtınası gibi esiyordu. Çift hançerini bir değirmen taşı gibi döndürerek üzerine gelen üç beyaz suikastçıyı aynı anda geri püskürttü.

Mirkan: (Nefes nefese, Korkut’un yanına yaklaşarak) "Korkut! Bunlar sıradan bir birlik değil! Bizim bütün taktiklerimizi, dövüş stillerimizi ezbere biliyorlar! İçeriden biri onlara yol göstermiş olmalı!"

Maskeli Korkut, elindeki uzun palasını savurarak önüne çıkan iki beyaz suikastçının kalkanını tek darbede parça pinçik etti ve onları kılıçtan geçirdi. Maskesinin altındaki soluk alış verişleri hızlanmıştı; gözleri avlunun en karmaşık yerinde, bu saldırıyı yöneten ele arıyordu.

Ve o an... Savaşın en şiddetli gürültüsünün ortasında, avlunun tam merkezindeki büyük taş su sarnıcının üzerine çıkan bir figür durdu.

Beyaz kapüşonlular aniden geri çekilerek yol açtılar. Üzerindeki kar gibi beyaz pelerini rüzgârda dalgalanan, yüzündeki maskeyi yavaşça yukarı sıyırıp çıkaran o lider figür ortaya çıktı.

Maskeli Korkut, o adamın yüzünü gördüğü an olduğu yerde donakaldı. Dünyası baş aşağı dönmüştü. Çünkü karşısındaki bu acımasız, gözü kara suikastçının lideri, yabiri caizse bir zamanlar Korkut’un kendi elleriyle eğittiği, dağlarda altını, zehri, kılıcı öğrettiği en parlak öğrencisi Tufan’dı.

Tufan, yüzündeki o buz gibi, alaycı ve kin dolu gülümsemeyle doğrudan eski üstadının gözlerinin içine baktı. Arkasındaki beyaz suikastçılar ellerindeki kılıçları yere vurarak boğuk bir ritim tutturmaya başladı.

Tufan: (Tok, yankılanan ve kin kokan bir sesle) "Şaşırdın değil mi üstat?.. Yıllar önce o zindanda bana ihanet edip ölüme terk ettiğin o çocuk, şimdi senin o karanlık imparatorluğunu başına yıkmaya geldi."

Maskeli Korkut, bu ihanet karşısında dişlerini birbirine öyle bir sıktı ki, demir maskenin arkasındaki çenesi kasıldı. Elindeki kanlı palasını sıkıca kavradı.

Masketi Korkut: "Demek o zaman o köpek, kuyruğunu sıkıştırıp kaçmakla kalmamış... Şimdi de karşımıza dikilmeye cesaret etmiş! Seni o zaman öldürmediğim için yediğim en büyük pişmanlıktı Tufan, ama bu defa o hatayı tekrarlamayacağım!"

Tufan, Korkut’un bu öfkesine karşı kahkahayla karşılık verdi; elindeki çift taraflı keskin hançeri havaya kaldırıp, gri gökyüzünün altında arkasındaki binlerce beyaz kapüşonluya dönerek kükredi:

Tufan: "YIKIN BU TAPINAĞI! TAŞ ÜSTÜNDE TAŞ, GÖVDE ÜSTÜNDE BAŞ KALMASIN!"

İki tarafın çığlıkları, gri bulutların altındaki bu dağ zirvesinde yeniden koptu. Maskeli Korkut ile eski öğrencisi Tufan’ın yüzleşmesi, kan ve demirin hüküm sürdüğü bu acımasız savaşın en kanlı perdesini aralıyordu.