Kül Ve Saltanat kitap kapağı

11. bölüm / 114

Kül Ve Saltanat

10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 114Şu an: 10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS
  1. 1 Giriş464 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: SOFRADAKİ GÖLGELER1.186 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: BOZKIRIN SESSİZLİĞİ1.141 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: EVDEKİ SESSİZ FIRTINA679 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: TAHTADAN ÇELİĞE1.067 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: GÖLGENİN ADIMLARI1.245 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM : ANKARA'NIN GÖLGESİ VE HUŞİT SULTAN1.302 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM : ANADOLU'NUN TAHTINDA SON NEFES2.036 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK1.535 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: GÖLGELERİN EMRİ VE LANETLİ TOPRAKLAR1.244 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ VE DAĞDAN İNEN KABUS1.147 kelime · Okuduğun bölüm
  12. 12 11. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN OKLAR VE KULELERİN KANI1.553 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: ETİN VE KANIN ÇIĞLIĞI1.100 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: KROYOS'UN ÖFKESİ VE KANLI HÜKÜM1.931 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: DALGALARIN ALTINDAKİ GÖLGE972 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: ORDU GÖĞE KALKAN DEMİR VE KAN1.037 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: GÖLGELERİN YETİŞTİRDİĞİ FİLİZ1.394 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: DEMİR MASKELİ KEHANET VE KRALIN KORKUSU1.263 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: KALENİN GECESİ, ŞARAP VE BEKARETİN SONU1.280 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: HALKIN ARASINDAKİ GÖLGE VE ZAFER HABERİ1.147 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: DİLENCİNİN GÖLGESİ VE İLK KAN1.681 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: KALENİN GÖLGESİNDE İTİRAF VE SAVAŞ ÇANI1.498 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: GÖLGENİN PAZARI VE KANLI TAHTIN İNTİKAMI865 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: TAŞ DUVARLARIN ARDINDAKİ HÜKÜM VE ZORUNLU NİKAH1.428 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: SARAYIN GÖLGESİ VE BOZKIRIN EMRİ1.319 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: TAŞ ODANIN İTİRAFI VE EMRİN KANLI YÜZÜ1.418 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: KEHANETİN KANLI GÖLGESİ VE KROYOS'UN KİBRİ1.182 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: ÜÇ İHTİYARIN HÜKMÜ VE MASKELİ KORKUT'UN ÖFKESİ1.204 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: MERKEZE DÖNÜŞ, ZORLU KARŞILAŞMA VE TAHTIN GÖLGESİ1.479 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: YENİ KOMUTAN VE UFUKTAKİ KIZIL FIRTINA1.602 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: GÖLGELERİN SAVAŞI VE İHANETİN BEDELİ857 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: PENÇELİLERİN GÖLGESİ VE OTAGIN SESSİZLİĞİ572 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: SOĞUK DUVARLAR VE GECEYARISI SİPERLERİ1.421 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: GECEYİ DELEN PENÇELER VE KANLI SURLAR1.123 kelime
  35. 35 34. BÖLÜM: KÜLLERİN ARASINDAKİ İNTİKAM VE GÖLGE MAĞARA1.137 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: ORMANIN DERİNLERİNDEKİ KABUS VE İNSAN YİYENLER1.239 kelime
  37. 37 36. BÖLÜM: KILIÇ VE ÖFKE1.575 kelime
  38. 38 37. BÖLÜM: GÖLGELERİN BASKINI VE İHTİYARLARIN SONU1.311 kelime
  39. 39 38. BÖLÜM: ÖLÜMSÜZLERİN DÖNÜŞÜ1.418 kelime
  40. 40 39. BÖLÜM: SEVGİ VE NEFRET ARASINDA1.498 kelime
  41. 41 40. Bölüm: Maskenin Düşüşü1.309 kelime
  42. 42 41. Bölüm: Ankara'nın Yeni Sahibi1.339 kelime
  43. 43 42. Bölüm: Demir Maskenin Altındaki Sır1.212 kelime
  44. 44 43. Bölüm: İntikamın Sırası477 kelime
  45. 45 44. Bölüm: Ateşin ve Kanın Ovası1.783 kelime
  46. 46 45. Bölüm: Suskun Sığınak ve Maskenin Ardındaki Sır1.510 kelime
  47. 47 46. Bölüm: Yastık Altındaki Gölge ve Sarayın Sessiz İntikamı1.520 kelime
  48. 48 47. Bölüm: Kalenin Burçlarında Zafer Kadehleri ve Kayıp Bir Gölge1.004 kelime
  49. 49 48. Bölüm: Gölgelerin Konseyi ve Ortak Hüküm1.224 kelime
  50. 50 49. Bölüm: Surlar Ardındaki Hesaplaşma ve Saklanan Sırlar1.590 kelime
  51. 51 50. Bölüm: Gölgelerin Yolu ve Mağaranın Sessizliği1.349 kelime
  52. 52 51. Bölüm: Gölgelerin Zırhı ve Surlardaki Sessiz Çatlak1.514 kelime
  53. 53 52. Bölüm: Yola Çıkış, Veda ve Bozkırın Tozlu Yolu1.465 kelime
  54. 54 53. Bölüm: Yenilginin Acısı ve Kara Karar753 kelime
  55. 55 54. Bölüm: Öfkenin Gölgesi ve Sessiz Plan1.390 kelime
  56. 56 55. Bölüm: Çölün Sessizliği ve Maskenin Arkasındaki Kanlı Gerçek1.700 kelime
  57. 57 56. Bölüm: Ankara Surlarındaki Ziyafet ve Korkunç Soru959 kelime
  58. 58 57. Bölüm: Gölgenin İntikamı ve Tufan’ın Sonu587 kelime
  59. 59 58. Bölüm: Çölün Ortasındaki Kerpiç Sığınak ve Unutulmuş Hayatlar1.476 kelime
  60. 60 59. Bölüm: Ocağa Düşen Ateş ve Sessiz Ölüm933 kelime
  61. 61 60. Bölüm: Suveyha’nın Ateşi ve İsyanın İlk Tohumu1.414 kelime
  62. 62 61. Bölüm: Gümüş Örümcek ve Sarayın Soğuk Tahtı1.226 kelime
  63. 63 62. Bölüm: Başsağlığı ve Gölgenin İzinde1.116 kelime
  64. 64 63. Bölüm: Zindanın Derinlikleri ve Muzaffer’in Sessizliği1.168 kelime
  65. 65 64. Bölüm: Gölgenin Kapısında Sessiz Fırtına988 kelime
  66. 66 65. Bölüm: Malatya’nın Genç Aslanıve Sarayın Yeni Dengesi1.392 kelime
  67. 67 66. Bölüm: Çölün Demir Neferleri ve Ani Fırtına1.382 kelime
  68. 68 67. Bölüm: Küllerin Dönüşü ve Yeni Filizler1.484 kelime
  69. 69 68. Bölüm: Zifirî Düğün ve Gelin Odasının Sessizliği1.702 kelime
  70. 70 69. Bölüm : İki Yılın Ardından ve Zindan Baskını1.109 kelime
  71. 71 70. Bölüm: Surlar Üstündeki Sükûnet ve Ufuktaki Kıyamet1.683 kelime
  72. 72 71. Bölüm: Surların Gölgesinde Bir Minik Nefes806 kelime
  73. 73 72. Bölüm Kanlı Elçi ve Ankara’nın İhanet Fermanı1.452 kelime
  74. 74 73. Bölüm: Kudüs’ün Taş Tahtı ve Çölün İsyancıları1.075 kelime
  75. 75 74. Bölüm : umutun planı ve Çölün Savaş Divanı1.301 kelime
  76. 76 75. Bölüm: Surlardaki Yalnızlık ve Ölüm Haberi1.485 kelime
  77. 77 76. Bölüm: Ankara’nın Çelik Surları ve Hürkan’ın Kararı625 kelime
  78. 78 77. Bölüm: Malatya’nın Sessizliğinde Fırtına Öncesi1.354 kelime
  79. 79 78. Bölüm: Demir Yığınlarının Yürüyüşü957 kelime
  80. 80 79. Bölüm: Sarp Geçidin Kanlı Tuzağı1.048 kelime
  81. 81 80. Bölüm: Surların Gölgesinde Son Çağrı ve Onurun Bedeli1.197 kelime
  82. 82 81. Bölüm: Öğle Vaktinin Sessizliği ve Secdedeki Dualar1.683 kelime
  83. 83 82. Bölüm: Tahtın Soğuk Mermerinde Öfke ve Kraliçe’nin Hükmü685 kelime
  84. 84 83. Bölüm: Ankara Surlarının Ateşten Duvarı ve Arslan’ın Düşüşü2.271 kelime
  85. 85 84. Bölüm: Ateşin Başında Gelen Acı Haber ve Umut’un Gözyaşları697 kelime
  86. 86 85. Bölüm: Kudüs Sarayının Zehirli Gecesi1.129 kelime
  87. 87 86. Bölüm: Sükûnetin Sonu ve Haçlıların Gölgesi1.398 kelime
  88. 88 87. Bölüm: Ankara Yollarında Toz ve Siyaset1.179 kelime
  89. 89 88. Bölüm: Fırtınanın Yuttuğu Geçmiş ve Persiya’nın Karanlık Zindanında Uyanış554 kelime
  90. 90 89. Bölüm: Üç Kardeşin Gölgesi ve Malatya Ufuklarındaki Fırtına1.147 kelime
  91. 91 90. Bölüm: Ufuktaki Kara Gölgeler ve Meçhule Açılan Yelkenler925 kelime
  92. 92 91. Bölüm: Suveyha’nın Kerpiç Odası ve Demir Maskenin Ardındaki Sır1.407 kelime
  93. 93 92. Bölüm: Anadolu’nun Kalbinde Karar Vakti ve Cemal’in Öfkesi1.270 kelime
  94. 94 93. Bölüm: Malatya Divanı ve Harita Üzerindeki Karanlık Çizgiler1.138 kelime
  95. 95 94. Bölüm: Kıyılara Vuran Kıyamet ve İki Gözcünün Kaçışı1.014 kelime
  96. 96 95. Bölüm: Kanlı Vadi ve Demir Kapan: Anadolu Ordusunun Sonu1.253 kelime
  97. 97 96. Bölüm: Surlardaki Kıyamet720 kelime
  98. 98 97. Bölüm Kızgın Güneşin Altında Kan ve Demir1.280 kelime
  99. 99 98. Bölüm: Geceyi Yırtan Alevler ve Malatya’nın Kanlı Zaferi1.495 kelime
  100. 100 99. Bölüm: Anadolu Surlarının Gölgesinde Vicdanın ve Kanın Ağır Yükü701 kelime
  101. 101 100. Bölüm: Ateşteki Karanlık ve Son Savunma Hattı1.310 kelime
  102. 102 101. Bölüm: Kapalı Göğün Altında Öfke ve Soğuk Kan659 kelime
  103. 103 102. Bölüm: Ölümsüzlerin Geçidi ve Umut’un Kılıcı1.818 kelime
  104. 104 103. Bölüm: Geceyarısı Meclisi ve Toprak Savunması1.127 kelime
  105. 105 104. Bölüm: Ormanın Koyu Gölgesinde Gizli Ölüm946 kelime
  106. 106 105. Bölüm: Haçlı Çadırında Kibir ve Kahve Soslu Sohbetler1.103 kelime
  107. 107 106. Bölüm: Ateşin Çağrısı ve Taarruz Vakti1.138 kelime
  108. 108 107. Bölüm: Kraliçenin Çeliği ve Katran Sabatları898 kelime
  109. 109 108. Bölüm: Sabahın Sessiz Veda Anı ve Pers Fırtınası1.906 kelime
  110. 110 109. Bölüm: Surların Sessizliği ve Eve Dönüş Yolu790 kelime
  111. 111 110. Bölüm: Ateşin Kapanı ve Gauthier’nin Sonu953 kelime
  112. 112 111. Bölüm: Altının Kiri ve Kutsal Gazap991 kelime
  113. 113 112. Bölüm: Ormandaki Dağınıklık ve Suların Durulması984 kelime
  114. 114 113. Bölüm: Yılların Ardından ve Genç Bir Savaşçı1.299 kelime

Anadolu’nun yeni sahibi Şehzade Cemal’in omuzlarına binen o ağır tacın henüz ilk günleriydi, ancak sarayın mermer koridorlarında yankılanan adımlar artık bir yas havasını değil, yaklaşmakta olan büyük bir felaketin ayak seslerini taşıyordu. Taht salonunun yüksek tavanlı pencerelerinden içeriye sızan soluk gün ışığı, tahtında oturan genç sultanın yüzündeki o gergin çizgileri aydınlatıyordu.

Salonda derin bir sessizlik hakimken, ağır meşe kapı yavaşça aralandı. İçeriye giren Komutan Hürkan, her zamanki gibi az ve öz konuşan, gereksiz kelimelerle vakit kaybetmeyen yapısıyla adımlarını sert ve nizamlı bir şekilde attı. Zırhının halkalarının birbirine sürtünme sesi, odadaki o buz gibi havayı böldü. Hürkan, tahtın önüne gelip hafifçe başını eğdi; gözlerindeki o askerî ciddiyet, getirdiği haberin ne kadar vahim olduğunu açıkça belli ediyordu.

Cemal: "Söyle Komutan Hürkan... Sınırda durum nedir? Pers ordusu geri çekildi lakin yüzümüzü doğuya çevirdiğimiz bu günde saraya kadar ulaşan o huzursuz fısıldaşmaların sebebi ne?"

Hürkan, kılıcının kabzasından ellerini çekmeden, kalın ve tok sesiyle doğrudan konuya girdi.

Komutan Hürkan: "Hünkarım... Sınır birliklerinden ve dağ köylerinden gelen haberler iyi değil. Persler ovada beklesin dursun, asıl büyük bela dağlardan indi. İnsan yiyen o lanetli yaratıklar... Mağaralarından çıkıp köylere saldırmaya başladılar. Karşılarına çıkan her canlıyı parçalayıp yutuyorlar."

Cemal, tahtın kolçaklarına vurduğu parmaklarını durdurdu. Gözleri öfkeyle ve şaşkınlıkla açıldı; daha babasının kanı yeni kurmuşken, şimdi de masum köylerin bu yaratıkların hedefi olması içindeki o hırslı ateşi daha da körükledi. Sesindeki o buyurgan ve sert tonu yükseltti.

Cemal: "İnsan yiyenler mi? O masalların gerçeğe dönüştüğünü mü söylüyorsun bana? Dinle Komutan Hürkan, o hayvanların şehrimin sınırlarından içeri girmesine, köylerime zarar vermesine asla ve asla izin vermeyeceksin! Her bir köye, her bir kritik geçide hızlı ve tecrübeli küçük birlikler, ordular gönderin. Halkımın o canavarların kurbanı olmasına göz yumamam. Kılıçtan geçirin onları, tek bir tanesi bile sağ kalmayacak!"

Komutan Hürkan, en ufak bir tereddüt göstermeden başını dikleştirdi ve askerî selamını verdi.

Komutan Hürkan: "Emriniz başüstüne hünkarım. Derhal küçük birlikleri hazırlayıp köylere sevk ediyorum. O canavarlar bu topraklarda nefes alamayacak."

Hürkan arkasını dönüp sert adımlarla taht salonundan çıkarken, odanın ta uzaktaki gölgeli köşesinde duran bir başka figür, bu konuşmanın her kelimesini dikkatle süzüyordu.

On yedi yaşındaki prenses Ceren, odayı ayıran yüksek sütunun arkasından adım atarak loş ışığa doğru çıktı. Üzerindeki koyu renkli kaftanı, sarayın içindeki bu kaotik ortamda ona daha da soluk bir hava veriyordu. Gözleri, tahtın üzerinde oturan on sekiz yaşındaki kardeşi Cemal’in üzerindeydi. Ceren, dışarıdan bakıldığında ağabeyinin bu kararlı emirlerini onaylıyor gibi görünse de, içten içe bu durumu ve kardeşinin bu denli hırsla tahtı ele geçirmesini hala kabullenemiyordu.

Babasının son nefesinde "ikiniz de benim varisimsiniz" sözleri kulaklarında çınlarken, Cemal’in bu kadar kısa sürede tüm yetkileri tek başına eline alması, Ceren’in kalbindeki o şüphe tohumlarını daha da büyütüyordu. Acaba babasının ölümünde bu hırsın bir payı var mıydı? Yoksa bu taht kavgası, tüm Anadolu’yu ve kendilerini de ateşe mi sürükleyecekti?

Ceren, düşüncelerini yüzüne yansıtmamaya çalışarak ağır adımlarla tahtın önüne kadar yaklaştı. Sesindeki o mesafeli ve sorgulayan tonu gizlemeden kardeşiyle göz teması kurdu.

Ceren: "Çok büyük kararlar alıyorsun Cemal... Köylere ordu göndermek, o yaratıklarla savaşmak kolay görünür lakin sarayın içi bu kadar kaynarken, bütün gücü tek bir elde toplamak ne kadar doğru? İnsanlar daha babamızın yasını bile tutamadı, sen ise tek başına emirler yağdırıyorsun."

Cemal, ablasının bu imalı ve güvensiz sözleri karşısında kaşlarını çattı. Tahtın üzerindeki dik duruşunu bozmadan, kardeşine doğru sert bir bakış fırlattı.

Cemal: "Yas tutarak devlet yönetilmez Ceren! Babam toprakta yatarken, düşman kapıdayken ve dağlardan o iblisler inerken oturup ağlayacak vakit mi sandın? Ben bu tahtta oturuyorsam, bu ülkeyi korumak da benim vazifemdir. Bana karşı böyle şüpheyle bakmaktan vazgeç!"

Ceren, kardeşinin bu savunmacı ve buyurgan tavrı karşısında hafifçe gülümser gibi oldu ama bu gülümseme yüzünde acı bir çizgi olarak kaldı. İçindeki o derin şüpheyi ve güvensizliği yutarak başını başka yöne çevirdi; çünkü biliyordu ki bu sarayda artık hiç kimse güvende değildi ve en büyük savaş, belki de kapıdaki düşmanlarla değil, bu taş duvarların arasında, kardeş kanıyla verilecekti.

Taht salonunun ağır meşe kapısı, prenses Ceren’in öfkeli ve kırgın adımlarıyla ardına kadar açıldı. Ceren, kardeşinin o buz gibi ve buyurgan bakışları altında daha fazla kalmak istememişti; zira odadaki hava sanki üzerine üzerine geliyor, ona babasının o soğuk ölüm anını ve hırsla ele geçirilen o tahtı hatırlatıyordu. Başını dik tutmaya çalışarak sarayın uzun, meşalelerle aydınlatılan taş koridorlarına attı kendini. Taş duvarlarda yankılanan her bir adımı, içindeki o kabaran isyan ateşinin ve durmaksızın büyüyen şüphenin ritmini tutuyordu. O, kardeşinin bu tahtı hak etmediğini, babasının kanı henüz kurumuşken sergilenen bu iktidar hırsının devleti uçuruma sürükleyeceğini çok iyi biliyordu.

Salonun içinde ise kapının kapanmasıyla birlikte derin, zehirli bir sessizlik hüküm sürdü. Tahtın üzerinde oturan Şehzade Cemal, ablasının arkasından bakarken çatık kaşlarını gevşetmedi; lakin o genç ve hırslı zihnini kemiren o şüphe kurdu, diline dökülmek için sabırsızlanıyordu. Yanında, her zamanki kurnaz ve sinsi duruşuyla ellerini önünde kavuşturmuş olan Vezir Hamit’e doğru başını çevirdi. Gözlerindeki o tedirgin pırıltıyı saklamaya gerek duymadan, alçak ama sorgulayan bir ses tonuyla sordu.

Cemal: "Vezir Hamit... Söyle bana, açık konuş. Sence o... Abim sayılan ama her bakışıyla beni bu tahttan indirmek istiyormuş gibi bakan kız kardeşim Ceren, başıma bela olur mu? Bana ileride büyük bir sorun yaratır mı?"

Vezir Hamit, efendisinin bu endişesini sezdiği an, yüzündeki o yalaka ve güven veren tebessümle bir adım daha öne yaklaştı. Yaşlı ve deneyimli bir tilkinin kurnazlığıyla, Cemal’in yüreğine su serpecek o zehirli sözleri dikkatle seçerek dile getirdi.

Vezir Hamit: "Haşa hünkarım... Kız kardeşiniz prenses hazretleri hırslıdır, acısı büyüktür lakin unutmayın ki o bir kadındır ve bu devletin yasalarında, törelerinde kılıç tutmayan ellerin tahtta söz hakkı yoktur. O sadece yasının ve kibrinin esiridir; size asla açıkça kafa tutamaz, tutmak istese bile bu onun bu saraydaki son hamlesi olur. Bizim asıl derdimiz dışarıdaki akbabalar olmalıdır, sarayın içindeki gölgeleri ben kolayca kontrol altında tutarım, başınızı yormayın."

Cemal, vezirinin bu tavizsiz ve kendinden emin sözleriyle biraz olsun rahatladı; çenesini dikleştirip arkasına yaslandı.

Cemal: "Öyle olsun Vezir... Lakin gözünü dört aç. Bu sarayda kimseye güvenilmeyeceğini babamın ölümünden öğrendim."

Sarayın bu karanlık odasında iktidar planları yapılırken, avlunun dışındaki rüzgarlı ve tozlu alanda ise adeta bir ölüm kalım hazırlığı hüküm sürüyordu. Taş avlunun ortasında duran Komutan Hürkan, zırhının demir plakaları arasından sızan terleri silmeden, başlarında tecrçübeli yüzbaşıların olduğu birlikleri tek tek hizaya diziyordu. Dağlardan inen o insan yiyen lanetli yaratıkların köyleri bastığı haberi bütün kışlaya yayılmıştı; askerlerin yüzlerindeki gerginlik parlatılmış kılıçların soğuk ışığına yansıyordu.

Hürkan, kalın, tok ve otoriter sesiyle avluyu inleten talimatlarını ardı ardına sıralıyordu.

Komutan Hürkan: "Dinleyin beni yiğitler! Doğudaki dağ eteklerinden gelen haberler ciddidir. O iblisler insan suretinde ama aslında birer canavardır; ne acıma bilirler ne de geri çekilme! Her bir köyün etrafına hızlı ve çevik küçük birlikler sevk edilecek. Kimse zırhının ağırlığına güvenip yavaş hareket etmesin! Köylülerin kılına zarar gelirse, o dağlardan sağ dönmezsiniz! Atlarınıza binin, yollar açık olsun!"

Hürkan’ın emriyle birlikte yüzlerce atlı süvari ve yaya asker, demirlerin şıngırtısı ve nalların toprağı dövmesi eşliğinde sarayın kapılarından dışarıya, dağ köylerine doğru dörtnala fırladı. Ankara’nın üstüne çöken o kara bulutların altında, devlet hem içerideki taht kavgalarının hem de dışarıdan gelen kana susamış kabusun ortasında adeta iki ateş arasında kalmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

60okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18