9. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:9 Boks Maçı
Bölümler 51Şu an: Bölüm:9 Boks Maçı
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir hafta sonra...
Bugün Rüzgar'ın maçı vardı ve bir haftadır olduğu gibi kendime kızıyordum.
"Ben boks maçı izlemek istemiyorum ki!" Suç bendeydi tabii, sorularımın cevabını öğrenmek için hemen kabul etmiştim. Bir yandan iyi olmuştu da keşke maç işin içine girmeseydi. Rüzgar'ın da işine gelmişti tabii. Kaç gündür maç iması yapıp duruyordu. Evet, mesajlaşmaya devam ediyorduk.
"Defne'nin nesi vardı?" Bakışlarımı kıyafet dolabımdan çekip yatağımda oturan Deren'e çevirdim. "Ne zaman?"
"Hani şu abimin mekanına gittiğimiz gün, Rüzgar geldikten sonra bir şey oldu sanki." dedi.
Bilmem dercesine büzdüm dudaklarımı. "Bilmiyorum ki."
Deren yataktan kalkarak bana doğru yürümeye başladı. "Neyse, hadi seç artık kıyafetini, sonra da gel yemek yiyelim."
Deren, odadan çıkınca yatağa oturdum. Acaba hasta gibi mi yapsaydım?
Telefonunu elime alarak hemen whatsapp'a girdim. Rüzgar'ın sohbetine girdikten sonra mesaj yazmaya başladım.
Siz:Rüzgar. (17.56)
Siz:Çok kötü bir haberim var. (17.56)
Rüzgar çevrim içi
Rüzgar yazıyor...
Rüzgar:Neymiş o kötü haber? (17.57)
Siz:Bende öyle bir boğaz ağrısı var ki aklın şaşar o derece yani. (17.57)
Siz:Karnım da ağrıyor iki büklüm geziyorum evde, çok kötüyüm. (17.57)
Rüzgar:Tüh, maçta vardı bugün. (17.58)
Siz:Vardı malesef, ne yapsak ki ben yataktan çıkamıyorum. (17.58)
Siz:Gelmeyeyim ya ben, değil mi gelmeyeyim? (17.59)
Rüzgar:Hadi Lavin hadi, hasta olmadığını biliyorum bahanelerin bana sökmez. (17.59)
Siz:Off! İyi tamam geleceğim. (18.00)
Rüzgar:Eee gelmen şart tabii, şansa ihtiyacım var. (18.00)
Siz:Çok tatlısın Rüzgar ama ben hiç keyfim yok. (18.01)
Siz:Malûm MECBUREN gitmem gereken bir boks maçı var! (18.01)
Rüzgar:Sen gel ben senin keyfini yerine getireceğim. (18.02)
Siz:İnşallah. (18.02)
Rüzgar:Hadi Lavin, geç kalacaksın. (18.03)
Siz:Geç mi kalacağım? Rüzgar maçın dokuzda. (18.03)
Rüzgar:Saatten yana sorun yokta, bilerek geç kalma ihtimalini de göz önünde bulundurmak lazım. (18.04)
Siz:Ben öyle bir insan mıyım Rüzgar? (18.04)
Rüzgar:Değilsin, ama hasta numaralarından sonra bu konuda güven vermedin. (18.05)
Telefonu kapatıp yatağın üstüne bıraktım ve oflayarak tekrardan dolabın karşısına geçtim. Rüzgar'ın maçına daha çok vardı ama kıyafetimi önceden seçmek istiyordum. Ama gel gör ki seçemiyorum.
Birkaç kıyafeti yatağın üzerine koydum, bazen üstleri bazen altları farklı bir kıyafetle değiştirdim ama sonunda bir kombin buldum.
"Oh be." Şimdi güzel bir yemek yeme vaktiydi.
***
Maçın başlamasına yirmi dakika gibi bir süre vardı. Yeni gelmiştim ve Rüzgar, soyunma odasının olduğu yere gelmemi istemişti. Düz koridorda yürürken acaba maç boyunca soyunma odasında dursam mı diye de düşünmedim değil. Astımım vardı ve bundan önce geldiğim iki maçta da maç aralarında dışarı çıkıp hava almıştım. Seyircilerin arasında nefesim daralıyordu.
Soyunma odasının kapısına tıkladığımda kalbim yine rotasından çıkmıştı. İçeriden Rüzgar'ın "Gel," diyen sesi gelince içeriye girip kapıyı arkamdan kapattım.
Rüzgar'a döndüğümde onun bakışları zaten bendeydi. Gülümsedim, gülümsedi.
"Hoş geldin." dedi oturduğu yerden kalkarken. Rüzgar'ın çıplak üst bedenine bakarken nefesimi tuttuğumun farkında değildim. Gözlerimi zar zor karın kaslarından çekip yüzüne çıkardım. "Hoşbuldum." Hiçte hoşbulmamıştım. O seyircilerin arasına girmek istemiyordum. Üstelik Deren'de yoktu.
Rüzgar karşımda durduğunda onunla birlikte bir sigara kokusuda geldi ama rahatsız etmiyordu. "Ya Rüzgar," dedim dayanamayarak. "Ben maçı izlemesem, o kadar insanın içine girmek istemiyorum."
Kaşları havalandı, "Maça gelip izlememek mi?" Sıkıntılı bir nefes verdiğim. "Rüzgar benim," dedikten sonra istemeizce gözlerimi kaçırdım. Hastalığımdan bahsetmeyi sevmiyordum. Rüzgar'ın meraklı bakışlarını üzerimde hissediyordum. "Senin?" dedi sorarcasına.
"Benim astımım var ve o kalabalığın arasında nefesim daralıyor, parfüm kokuları bir yandan zaten yüksek sesten de hoşlanmıyorum kalabalık desen..." Omuzlarımı kaldırıp indirdim. "Nefret ederim, bunalıyorum."
Rüzgar'dan ses çıkmayınca bakışlarım onu buldu. "Astımın olduğunu bilmiyordum." dedi kısık bir sesle. Bir süre sustu ve devam etti. "Lavin, ben sigara içiyorum."
Kafamı hafifçe sallayarak "Biliyorum." dedim. "Neden daha önce söylemedin?" diye sordu. "Sigara kokusu senin için iyi değil." Sesinde pişmanlık vardı. Birkaç adım geriye gitti. "İçeriye girmeden önce içtim kokusu gitmemiştir."
"Rüzgar," dedim yumuşak bir tonda. "Evet hafif bir sigara kokusu var ama rahatsız etmiyor, gerçekten." Aramıza koyduğu mesafeye bakarak konuştum. "Buna gerek yoktu."
Rüzgar tam bir şey diyordu ki kapı açıldı. "O ne lan adam ayı gibi." diyen bir erkek sesi gelince kağıya doğru döndüm. Rüzgar'la muhtemelen aynı yaşlarda olan bir adam gelmişti.
Adını bilmediğim adamın bakışları bir süre üzerimde oyalanınca Rüzgar'ın hafifçe öksürdüğünü işittim. Omzumun üzerinden Rüzgar'a baktığımda bakışları hemen beni buldu. "İkizim Barlas," dedi gelen kişiyi tanıtmak adına. Bu adam Rüzgar'ın ikizi miydi?
Adının Barlas olduğunu öğrendiğim adama döndüm. Kendimi tanıtmak adına "Lavin ben," dediğimde Barlas bir şeyleri idrak etmiş gibi. "Haa," gibi bir ses çıkardı. Sonra hemen toparlayıp elini uzattı. "Memnun oldum Lavin," Uzattığı elini tebessüm ederek sıktım.
Rüzgar "Atakan nerede?" diye sorunca elimi çektim ve Barlas'ın konuşmasını dinlemeye başladım. "Buralardadır, gelir birazdan."
Çok sürmeden kapı açıldı ve içeri daha önce maçına gittiğim için görmüş olduğum Atakan Karacakaya girdi. Saçlarının önü lüle lüleydi Rüzgar'a göre biraz daha kaslı bir vücudu vardı.
Rüzgar'a "Selamlar Hükümdarım." derken beni fark etmemişti. "Bu herifin birkaç maçını izledim sürekli bir baskı kuruyor şunun ebesini si-" diyordu ki Rüzgar uyarır gibi öksürerek bakışlarıyla beni işaret etti.
Atakan'ın bakışları beni bulunca kaşları havalandı. "Sen şey değil misin ya? Hani şu röportaj için gelen."
Dediğini onaylarcasına kafamı salladım. "Hıhım, Lavin ben, sizi zaten tanıyorum." Gülümseyerek konuştu. "Memnun oldum Lavin,"
"Hadi," dedi Rüzgar. "Çıkın, maç başlayacak birazdan."
Barlas ve Atakan birbirlerine kısa bir bakış atıp kapıya doğru yürümeye başlayınca bende yürüyordum ki bir el kolumu nazikçe kavradı. Adımlarım durduğunda Rüzgar kulağıma "Sen hariç." diye fısıldadı. Yutkunarak Rüzgar'a döndüğümde Barlas ve Atakan çoktan çıkmıştı.
"Neden ben hariç?" diye sordum kolumu kavrayan dövmeli parmaklara bakarken. Kolumdaki parmakları gevşedi ve kolumla olan bütün bağlantısını kesti.
Gözleri yeşillerime kenetlendi. "Maçı izlemeyecek olabilirsin ama bu bana şans dilemene engel değil."
"Evet değil," dedim. "Ama kuru kuru şans dilemek olmaz." Rüzgar'ın meraklı bakışlarını üzerinde hissederken çantamdan cüzdanımı çıkardım. İçini açıp bölmedeki kırmızı ipi elime aldım. Kırmızı, benim için şansın rengiydi. Bu ipi hep yanımda taşıyordum.
İpi parmaklarımın arasında tutarak havada salladım. "Benim şansım ama maç için sende kalabilir."
Dudaklarında içten bir tebessüm belirdi. "Senin şansın artık benim şansım." diye fısıldadığında gülümsedim.
"Elini uzat." dediğimde sorgulamadan sağ elini uzattı. Kırmızı ipi bileğine dolayıp minik bir düğüm attım. Bileğindeki ipe bakarken gülümsedim. Rüzgar, "Bunu çıkarmayacağım biliyorsun değil mi?" deyince kafamı kaldırıp Rüzgar'a şaşkın şaşkın baktım. "Hiç mi?" diye sorduğumda aramızdaki yakınlığı yeni fark ediyordum. Yanaklarım yanmaya başladı.
"Hiç," dedi net bir tavırla. "Kendine yeni bir şans ipi bulmalısın." Gülümsedim.
***
Rüzgar'ın maçı bitmişti. Muhtemelen birazdan burada olurdu. Maçı canlı canlı izlememiştim ama Rüzgar'ın kazandığını biliyordum çünkü beklerken sıkıldığım için maçı telefondan açmıştım. Her atılan yumrukta telefonu kendimden uzaklaştırıp durmuştum.
Kapı açılınca içeriye kan revan içinde bir Rüzgar girdi. Telefonumu oturduğum banka bırakıp Rüzgar'a doğru yürüdüm. Terden parlayan bedeni inanılmaz bir görüntü sunuyordu ama benim dikkatim Rüzgar'ın patlayan kaşındaydı. "Ayy," dedim acıyla yüzümü butuştururken. "Kaşın çok kötü olmuş."
Dediğimi umursamak yerine tebessüm etti. "Kazandım Lavin, tebrik etmeyecek misin?"
"Edeceğim ama önce kaşındaki yara."
Rüzgar, güler gibi bir ses çıkarttı. "Peki," Dolapların olduğu yere yürüdü. Eldivenlerini ve eline sardığı siyah bandajı çıkararak dolabına koydu. Ardından dolaptan minik bir ilk yardım kutusu çıkardı. Kutuyu bana verdikten sonra benim az önce kalktığım banka oturdu.
Rüzgar'a doğru yürürken kutuyu açarak içinden batikon ve pamuğu çıkardım. Rüzgar'ın karşısında durarak ilk yardım kutusunu banktaki boşluğa koydum.
Batikonu pamuğa damlattıktan sonra eğilerek batikonu bankın üzerine koydum. Rüzgar'ın her hareketimi izlediğini bilmek kalbimin deli gibi atmasına sebep olmuştu. Pamuğu Rüzgar'ın kaşına yaklaştırmak için bir adım atarak Rüzgar'ın aralıklı olan bacaklarının arasına girdim. Bakışlarım kısa bir an Rüzgar'ı bulduğunda yutkunduğunu gördüm. Utanç duygusu bütün bedenimi esir alırken daha fazla oyalanmadan pamuğu hafifçe Rüzgar'ın kaşındaki yaraya değdirdim.
Rüzgar'ın yüzüne kısa bir an baktığımda gözleri zaten bendeydi ama canı yanmış gibi durmuyordu ama yine de pamuğu kaşına değdirirken hafifçe üfledim. "Acıyor mu?" derken temkinli bir şekilde yarasını temizliyordum. Elim heyecandan yine titremeye başlamıştı. "Acımıyor,"
İçime birazda olsa su serpildi ama yine de benim canım acıyordu. Kaşı çok fena patlamıştı ya da ben abartıyordum.
İşim bitince pamuğu batikonun yanına bıraktım. Bankın üzerine bıraktığım çantamı aldığımda Rüzgar'ın kaşları havalandı ama hiçbir şey demedi. Çantanın içinden prensesli bir yarabandı kutusu çıkardığımda gülümsedim. Çantamı bir kenara bırakarak yarabandını Rüzgar'a gösterdim. "Nasıl?"
"Lavin, kızım yapma gözünü seveyim bak ilk yardım çantasında var yarabandı." Sesi beni ikna etmek ister gibi çıkıyordu.
"Hayır Rüzgar," dedim çocuk gibi bir tavır takınırken. "Küçükken takmışsan şimdi de takabilirsin." Bahane bulmaya çalışarak "Adı üstünde küçükken." dedi.
"İyi öyle olsun," dedim yüzümü asarken. "Takmam yarabandı falan." Bacaklarının arasından çıkıyordum ki parmakları kolumu kavradı. Bakışlarım Rüzgar'a döndüğünde derin bir nefes verdiğini gördüm. "Tamam, tak hadi." Gülümseyerek hemen yarabandını kutusundan çıkardım. Kutuyu Rüzgar'ın eline tutuşturup bacaklarının arasına girdim. Bedenlerimiz temas etmiyordu ama oldukça yakındık.
Prensesli yarabandını nazikçe Rüzgar'ın kaşına yapıştırdığımda yüzünü buruşturdu. "Niye yüzünü buruşturuyorsun?" dedim ellerimi belime yerleştirirken. "Çok güzel oldu renk kattı."
"Şunu yapıştırmakta ki tek bahanen renk kattığı zaten Lavin." Sesinin hoşnutsuz çıkmasıyla bütün hevesim kaçtı. Rüzgar'ın herhangi bir yarası olacağını tahmin ettiğim için özellikle getirmiştim yarabandını.
"Tamam çıkartayım." dedim bütün hevesim kaçmış bir şekilde. "Takmam bir daha prensesli yarabandı." Elim kaşındaki yarabandına uzandı ama daha yarabandını tutmadan Rüzgar'ın eli elimi kavradı. Elim elinin arasında kaybolurken bakışlarım Rüzgar'ın gözlerini buldu. "Kalsın," dedi kısık bir tonda.
Konuşmak için dudaklarımı aralamıştım ki kapının aniden açılmasıyla elimi Rüzgar'dan kurtarıp bacaklarının aradından çıktım. Kapıya doğru döndüğümüzde Atakan şaşkın şaşkın bize bakıyordu. "Pardon," dedi imalı bir tonda. "Siz devam edin ben çıkıyorum." Rüzgar ağzının içinden küfrederken Atakan kaçar gibi odadan çıkmıştı.
Rüzgar oturduğu yerden kalktı ve dolapların olduğu yere ilerledi. Dolabın içinden bir şey çıkardı ama göremedim. Bana doğru gelmeye başladığında bakışlarımı inatla yüzünden çekmiyordum. Kaslarına bakmayacaktım. Rüzgar tam karşımda durduğunda elindeki şeye bakmak için kafamı eğmiştim ki parmakları çenemi kavrayarak bakmama engel oldu. Parmaklarını çenemen çekti ve "Tebrik," dedi hatırlatmak istercesine.
Gülümserken "Tebrik ederim," dedim. Gülümsedi.
"Elinde ne var?" diye sordum merakıma yenik düşerek. "Minik bir sürpriz." dedi gözlerimin en derinine bakarken. Elindeki şeyi yüzümün hizasına getirince bunu siyah bir kart olduğunu fark ettim. Çok geçmeden bunun ne olduğunu anlamıştım.
Rüzgar'ın sonraki maçının VIP bileti...
Bölüm etkileşimi
