MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

36. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:35 Yeniden Biz

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:35 Yeniden Biz
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime · Okuduğun bölüm
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

Deren Keskin
Restoranımın minik işleri kalmıştı. Muhtemelen birkaç gün sonra açılışını yapardım. Zaten çoğu şeyi tek başıma halletmiştim. Son iş olarak masalara peçetelik, tuzluk vesaire koymak kalmıştı.
Restoranın içinin tonları siyah ve gri ağırlıklıydı. Gece atmosferiyle ve loş ışıklarla çok güzel bir ortam oluşuyordu. Yani tam şu an olduğu gibi. Yine tüm günümü burada geçirmiştim. Hangi ara hava kararmıştı hiçbir fikrim yoktu. Sadece ışıkları açtığımı biliyordum.
Restoranın kapısının önüne geçtim ve ellerimi belime yerleştirerek içeriye göz gezdirdim. Çok şık bir mekan olmuştu. Tam hayallerimdeki gibiydi.
İçeriyi incelemeye dalmışken omzumda hissettiğim elle resmen yerinden sıçradım. Korkmuş gözlerim ve deli gibi atan kalbimle, elimi kaldırarak arkama dönmüştüm ki bileğimi yakalayan parmaklarla elim havada kaldı. Aynı zamanda bende karşımdaki manzaraya bakakalmıştım.
"Korkuttum mu?" diyen Atakan'a çatık kaşlarla baktım.
Bileğimi elinden kurtararak aramıza mesafe koydum. "Manyak mısın be sen!"
Masumca ellerini havaya kaldırdı. "Özür dilerim, korkutmak istememiştim."
"Ses çıkarmadan dibime kadar girmişsin. Zaten dalmıştım, bir de omzumda el hissedince ödüm koptu."
"Gerçekten özür dilerim." dedi bu sefer daha mahçup bir ifadeyle.
Sabır çekerek, "Neyse," dedim. "Sen neden gelmiştin?" Uzun zamandır konuşmuyorduk, gelmesinin bir sebebi olmalıydı.
Oturmak istediğini ima ederek "Ayakta mı konuşalım?" diye sordu.
Kollarımı göğsümde birleştirerek konuştum. "Restoranımın düzenini bozamam, farklı mekan önerilerin varsa oturarak konuşabiliriz."
Atakan'ın bakışları bir süre yüzümde kalmış sonra yanımdan geçerek masalara doğru yürümüştü.
"Atakan sakın!" desem de beni dinlemeyip sandalyelerden birine oturdu.
"Geberteceğim seni!" dedim oturduğu masanın başına geçerek. Sırıtarak bana bakması sinirlerimi daha çok bozuyordu. "Sen her şeyi bozmak için mi doğdun ya!"
Yüzündeki sırıtış usulca silindi ve yerini anlamlı bakan gözleri aldı. "Peki ya sen?" diye sordu. "Kalbimin ritmini bozmak için mi doğdun?"
Dudaklarım aralandı ama bir şey söyleyemedim. Bir şey söyleyemediğim için bu sefer de kendime sinir olmuştum. Niye söyleyecek gibi oluyordum ama kelimeler dışarıya çıkmıyordu?
İşaret parmağımla kapıyı işaret ettim. "Çıkar mısın?" Olmaması gereken şeyler oluyormuş gibi hissediyordum.
Atakan, "Niye?" diye sorarken fazla rahattı. "Rahatsız mı ettim?"
Kapıyı gösteren elimi indirdiğimde omuzlarım da düşmüştü.
Etmiyordu, sorun da buydu işte. Atakan beni neden rahatsız etmiyordu?
"Evet, ettin!" dedim sabit tuttuğum yüzümle. "Çıkar mısın?"
"Çıkamam Deren," dedi devam eden rahatlığıyla. "Bir şey konuşmaya geldim, konuşmamız lazım." Eliyle karşısındaki sandalyeyi işaret etti. "Otursana."
"Tamam," dedim mecburen kabul ederek. "Ne söyleyeceksen söyle ve sonra git."
Karşısına oturduğumda "Bakarız," diyerek ellerini masanın üzerinde birleştirdi. "Mekanının açılışını ne zaman yapacaksın?"
Niye sorduğu hakkında bir fikrim yoktu ama uzatmamak için, "Birkaç güne falan," diye cevapladım sorusunu.
Kafasını hafifçe eğerek "Tamam," dedi ve devam etti. "Rüzgar senden bir şey rica etti de, oluru var mı onu öğrenmem lazım."
Kaşlarım çatıldı, "Niye sen öğreniyorsun?" diye sorduğumda yanlışlıkla sohbeti bir daha da uzatmış oldum. "Rüzgar öğrenemiyor mu?"
"Aslına bakarsan senden bir şeyler öğrenme düşüncesi hoşuma gitti, Rüzgar'ın rolünü çalmış olabilirim."
Sanarsın ne öğrenecekti. "Sen abartma tozu falan mısın?"
"Hayır," dedi netlikte. "Ama belki bir gün..." Gözlerimden ayrılmayan gözleri yutkunmama sebep oldu. "Gerçek aşkı da senden öğrenirim."
Bu sefer yutkunamadım, hatta hiçbir şey yapamadım. Sadece karşımdaki adama bakıyordum. Bu da yüzündeki yaraları fark etmeme sebep oldu.
"Bence sen önce yaralarını iyileştirmeyi öğren." diyerek konuyu değiştirdim.
Tabii bu düşüncem çok kısa sürdü çünkü Atakan, "Yaralarımı sen iyileştirsen?" diye sorarak konuyu değiştirmeme müsaade etmedi.
"Atakan," dedim artık dayanamayarak. "Açık konuş."
Sandalyesini geriye iterek ayağa kalkması beklemediğim bir şey değildi. Gizlediğim merakımla ona bakarken o, yanıma gelmiş ve bir elini masaya yerleştirerek yüzüme doğru eğilmişti.
"Daha ne kadar açık konuşmamı bekliyorsun?" dedi yine gözlerime bakarak. "Aklımı başımdan aldığının farkında değil misin?"
Gözlerimi anında kaçırdım. Sanki midemde bir şeyler uçuşuyor gibiydi. Hayır, midemde bir şeyler falan uçuşmuyordu. Her şey yolundaydı.
Yüzüne bakmamaya çalışarak, "İyice saçmaladın," dedim yerimden kalkarken. "Gitmeye ne dersin?" Başımı kaldırıp Atakan'a baktığımda fazlasıyla yakınımdaydı.
Kısık bir sesle, "Hayır derim." demesiyle elini belime yerleştirerek beni kendine çekmesi bir oldu.
Ellerim bedenlerimiz arasına sıkışmışken Atakan yüzünü yüzüme yaklaştırdı. "Peki ya sen, duygularını görmezden gelmemeye ne dersin?"
"Ne duygusu?" desem de eski halimden eser yoktu. Agrasif davranamıyordum.
Boştaki elini kaldırarak saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Deren," derken sesi artık fısıltı olarak çıkıyordu. "Yapma şunu."
"Neyi yapmayayım?" diye sordum aynı fısıltıyla.
Saçımdaki elini indirirken, "Duygularını öyle bir görmezden geliyorsun ki kendini bile buna inandırmışsın." dedi.
Aklım başıma gelmiş gibi ellerimi Atakan'ın göğsüne bastırarak onu geri itmeye çalıştım ama o aksine belimi daha da sıkı tuttu. "Bırakır mısın?" derken yüzüne bakmıyordum değil bakamıyordum.
"Bırakacağım, ama öncesinde söylemek istediğim bir şey var." dediğinde başımı usulca salladım.
"Açık olmamı istemiştin, olayım." derken gözleri gözlerimin en derinine bakıyordu sanki ama onun aksine ben, fazla boş bakıyordum. Daha doğrusu dışardan öyle gözüküyordu.
"İnan veya inanma..." Derin bir nefes aldığında ümitsizce konuştu. "Sana fena tutulmuş bir haldeyim ama haline bakılırsa sen zaten inanmayacaksın."
Kalbimin atışını bu sefer kendimden de gizleyemedim. Öylece Atakan'ın yüzüne bakarken belimdeki elini çekmesiyle kendime gelmiş, fark etmeden tuttuğum nefesimi serbest bırakmıştım.
Atakan yanımdan geçerek kapıya doğru yürüyünce arkasından, "Atakan," diye seslendim.
Dönüp bana baktığında söylemek istediklerim uçup gitmişti. Zaten söyleyeceğim bir şey de yoktu. "Rüzgar benden ne isteyecekti?" diye sordum aklıma gel şeyle.
"O vardı değil mi?" diyerek bana doğru adımladı. "Şimdi şöyle ki..."
***
"Doğru söylemiş," dedi Lavin, bana bakarken. "Allah aşkına biraz kendini dinle kızım ya."
Son bir saattir yaptığım şeyi yine yaparak ofladım. "Söyleyemiyorum ki, aklım kalbimin önüne geçiyor sonra da söyleyeceklerimden vazgeçip bambaşka bir şey söylüyorum."
Dün gece gözüme resmen uyku girmemişti. Sabahta Lavin'i aramış ve dertleşmek istediğimi söylemiştim. O da beni kırmamıştı ve soluğu direkt yanında almıştım. Bahçedeki çardakta oturmuş konuşuyorduk ve konumuz tabii ki Atakan'dı.
Lavin iç çekerek bana baktı. "Çünkü korkuyorsun," derken yumuşak bir tonda konuşuyordu. "Eski sevgililerinin hepsi bir facia, özellikle Sercan'dan sonra etrafına bir kalkan ördün ve malesef o kalkan kırılmıyor."
Yüzümde bir gülümseme belirdi. "Beni benden iyi tanımana sevinmeli miyim?"
Lavin, "Tabii ki sevinmelisin," dedi övünerek. "Ama lütfen konuyu değiştirme."
Çaresizce "Ne yapacağım?" diye sordum. Hiçbir şeye anlam veremiyordum.
Lavin ciddileşerek ellerini masanın üzerinde birleştirdi. "Şimdi sana sorular soracağım ama aklınla değil kalbinle cevap ver."
Kafamı sallayarak Lavin'i onayladığımda ilk sorusunu sordu. "Atakan'a yakın olduğunda heyecanlanıyor musun?"
"Hiçbir şey," dememle Lavin'in kızgın bakışları derin bir nefes vermeme sebep oldu. Sadece doğrular, kendimi kandırdığım yalanlar değil. "Sanırım."
"Peki," diyerek devam etti Lavin. "Atakan'ın geldiğini gördüğünde ne hissettin?"
Lavin'e bakmak yerine etrafa bakındım. "İlk başta korktum, birden geldi çünkü ama gelmesi beni rahatsız etmedi."
Lavin kafasını sallayarak beni onayladı. "İmalı sözleri sana ne hissettirdi?"
Sözlerini hatırlamak bile içimi kıpır kıpır yapmış farkında olmadan gülümsememe sebep olmuştu. "Böyle içimde bir şeyler uçuştu..."
Cümlemin devamını getiremedim çünkü Lavin, "Al işte," dedi. "Hatırlarsan benimde içimde bir şeyler uçuşmuştu, sonuç ortada."
"Aynı şey mi?" dedim. "Rüzgar seni seviyor, ayrıca resmen sana yürüyordu."
"Aynı şey tabii!" dedi Lavin artık sabrının son demlerindeyken. "Atakan sana yürümüyor mu sanıyorsun sen?"
Duraksadım. Aklımı değil kalbimi dinledim. Lavin de hiçbir şey demedi, düşünmeme müsaade etti. Ne kadar belli etmesem de Atakan'a bir şeyler hissettiğim kesindi. Belki de en başından beri. Ben sadece Atakan'ın yine takılmak için birisini aradığını düşünmüştüm. Bu da duygularımı bastırmama sebep olmuştu. Hâliyle Atakan'a olan tavrımda fazlasıyla agrasifti ama o buna rağmen yine de imalarından vazgeçmemişti. Belki de dün yanımdan ayrılırken bambaşka olacaktı. Ama ona olan tavrımı bildiği için bana tutulduğunu söylerken bile fazla ümitsizdi.
Belki de artık olduğum gibi davranmam gerekiyordu. Mesafe koymadan, ne hissediyorsam belli etmem ya da hissettirmem gerekiyordu. Böyle olursa duygularının karşılığı olduğunu bilirdi ve her şey bambaşka olurdu. Ve ben sanırım her şeyin bambaşka olmasını istiyordum. Lavin'in bahsettiği o kalkan vardı ya, artık ortadan kalkma zamanı gelmişti.
Düşüncelerime son verip Lavin'e gülümseyerek baktım. "Teşekkür ederim, Lavinişkom." Ayağa kalkıp çantamı omzuma taktım. "Kendime gelmiş gibi hissediyorum."
***
Lavin'le konuşmamızın üzerinden üç gün geçmişti. Bugün restoranımın açılışı vardı ve yardım için çağırdığım kişi fazlasıyla şaşkındı.
Atakan, "Ne yalan söyleyeyim, beni çağıracağın aklımın ucundan bile geçmemişti." diyerek şaşkınlığını dile getirdi.
"Şaşırtmayı seviyorum diyelim." dedim masaların üzerine çiçekleri yerleştirirken. "Hadi durma öyle, yardım et."
Atakan kafasını sallayarak yanıma geldi ve elimdeki çiçeği alarak kendisi masaya yerleştirdi. İtiraz etmek yerine gülümseyerek diğer çiçekleri yerleştirdim. Bütün çiçekleri masaların üzerine koyduktan sonra farklı aydınlatmalar ve koyu tonlardaki balonlarla içeriyi süslemiştik.
Her şey bittiğinde Atakan atıştırmalıkların olduğu masanın yanına gitmiş, ne aldığını görmesem de hemen yemişti.
Bir şey demediğimi gördüğünde Atakan, "Deren, ne oldu sana? Sabahtan beri kızman için her şeyi yapıyorum ama kızmıyorsun."
Kollarımı göğsümde birleştirerek ona doğru ilerledim. "Demedin mi duygularını görmezden gelmeyi bırak diye." dediğimde aramızda nir adımlık mesafe bırakarak karşısında durmuştum. "Dediğini yaparak duygularımı görmezden gelmeyi bıraktım."
Atakan'ın bakışları resmen yumuşadı. Gülümseyerek bana baktığında tekrar konuştum. "Ben sevdiğim insanlara agresif davranamam, sana olan tavrım duygularımı görmezden geldiğim içindi."
"Aşk itirafı falan mı bu?" diye sordu Atakan.
"İnan veya inanma..." dedim dün söyleklerini tekrar ederek. "Sana fena tutulmuş bir haldeyim." Duygularım apaçık bir şekilde ortadaydı ve Atakan da artık bunun farkındaydı.
Yüzünde inanamasa da bir gülümseme belirdi. "Ne yani? Şimdi biz..."
İşaret parmağımı Atakan'a doğru uzattım. "Başında söylemiştim yine söylüyorum, ben takılmalık değilim."
Eli belimi kavradığında aramızdaki o küçük mesafede yok olmuştu. "Seni takılmalık olarak görenin zihniyetini sikeyim." demesiyle dudaklarıma kapanması bir olmuştu. Dudakları hareket ederken ellerimi nereye koyacağımı bilememiş en sonunda Atakan'ın ensesine yerleştirmiştim.
Kalbim küt küt atarken ne kadar yanlış bir şey yaptığımı yeni fark ediyordum. Duygularımı görmezden gelmek yaptığım büyük bir yanlıştı.
***
Lavin Yücel
Etrafımda dönerek takımımı Rüzgar'a gösterdim. "Nasıl olmuşum?" Deren'in restoranının açılışına gidecektik.
"Her zamanki gibi mükemmel." dedi beni inceleyecek. "Her rengi kendine yakıştırmayı nasıl başarıyorsun."
Bilmem dercesine dudaklarımı büzdüm ve aynaya dönerek kendimi inceledim. Kırmızı, etekli bir takım giymiştim. Üstümde omuzları açık, göğüs kısmı büzgülü bir bluz. Altımda da yere kadar uzanan, düşük bel, dökümlü bir etek vardı. Siyah topuklu terliklerim de kıyafetime yakışmıştı.
Rüzgar arkamdan kollarını bedenime doladığında kafamı geriye yatırarak ona yaslamdım. Ellerimi de karnımın üzerinde duran ellerinin üzerine koymuştum. Aynadan ikimize bakarken gülümsedim.
Rüzgar'da açık mavi kot pantolon ve beyaz, yakalı bir üst giymişti. Her zaman olduğu gibi yine fazlasıyla yakışıklı görünüyordu.
"Hadi gidelim," dedi Rüzgar açıktaki omzuma dudaklarını bastırarak. "Geç kalacağız."
***
Arabadan indiğimde Rüzgar'da benimle birlikte inmişti. Uzattığı elini tuttuğumda restoranın girişine doğru birlikte yürüdük. İçeriye girdiğimizde gördüğüm manzara birbiriyle konuşan Deren ve Atakan'dı. İkisi de bizi fark edince yanımıza gelmişti.
Rüzgar'la ellerimiz ayrılmadan, ben tek elimle Deren'e sarılmış, Rüzgar'da Atakan'la tokalaşmıştı.
"Kimse gelmedi mi?" dedim etrafa bakınırken. Sadece biz vardık.
Deren, "Gelirler birazdan." deyince kafamı sallayarak onu onayladım. O da yarasa kol, mini bir elbise gitmişti.
Masalardan birine geçmiş ve birlikte oturmuştuk. Sohbet ederken Rüzgar'ın telefonu çalmış ve cevaplamak için yanımızdan ayrılmıştı.
"Lavin, içeriyi gezdireyim mi sana?" dedi Deren heyecanlı heyecanlı. "Özellikle teras katın manzarasını görmen lazım."
"Tamam," dedim Deren'i onaylayarak. Zaten Rüzgar'da telefonla konuşuyordu.
Deren'le birlikte üst kata, yani terasa çıkmıştık. Ay ışığının aydınlattığı terastaki oturma yerleri çok güzeldi. Şehrin ışıkları da çok güzel gözüküyordu.
"Fotoğraf çekmek için yapılmış gibi," dedim manzaraya bakarken. "Bu kadar güzel manzarası olduğunu tahmin etmemiştim." Denize çok yakın değildi ama deniz gözüküyordu.
Deren gülümseyerek, "Fotoğraf çekeyim o zaman seni," dedi.
Deren'in fikri oldukça cazip gelmişti. Farklı farklı pozlar vermiş son olarakta arkamı dönüp ellerimi parmaklıklara yaslamıştım.
"Bak bakalım beğenecek misin?"
Deren'in sesiyle arkama döndüğümde gördüğüm manzarayla şaşkınlıktan dudaklarım aralandı. Rüzgar, dizinin üzerine çökmüş, kapağını açtığı yüzük kutusuyla bana bakıyordu.
Rüzgar, "Evlendiğimizde evlilik teklifi edememiştim, malûm anlaşma falan." diyerek konuşmaya başladığında parlayan gözlerimle ona bakıyordum. "Biraz geç olsa da, seni böyle bir duygudan mahrum bırakmak istemedim."
"Mucizem..." diye mırıldandı yoğun bir sevgiyle. "Benimle yeniden evlenir misin?"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

917okunma 75beğeni 13yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18