15. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek
Bölümler 51Şu an: Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Kıskandım ulan,"
"Tuna'yla birlikteyim demen kıskançlıktan deliye dönmem için yeterli oldu."
Yüzümde nasıl bir ifade vardı bilmiyordum ama olduğum yerde çakalı kalmış karşımdaki Rüzgar'a bakıyordum. Gözlerimi kırpıştırarak "Şaka yapıyordum." dedim masumca. Rüzgar birkaç adım atarak aramızdaki mesafeyi kapattı. Bir eli usulca kumral tutamlarıma giderken yüzümü inceleyen gözleri hiç sabit kalmıyordu. Şaçlarıma dokunmak isteyen elini geri indirmek zorunda kaldı çünkü saçlarımı toplamıştım ve geriye itebileceği bir saç yoktu. Bundan hoşlandığını belli eden yüz ifadesi kısa sürede dağıldı.
Gözleri gözlerimde durduğunda kalbim yine yapacağını yapıp hızlanmıştı. "Ben şaka yapmıyordum Lavin." diyen sesi şaka yapmadığını fazlasıyla doğruluyordu. "Kıskandım evet," derken ilk defa yaptığı bir şey yapıp gözlerini etrafta gezdirdi ve derin bir nefes aldıktan sonra kahveleri gözlerimi buldu. "Lavin, seni kıskanmam seni rahatsız eder mi?" Öyle çekingen sordu ki bu soruyu... Evet, desem hiç düşünmeden benden uzaklaşacak gibiydi.
Gözlerim Rüzgar'dan ayrıldığında sorduğu soruyu düşünmedim çünkü cevabını biliyordum. "Hayır," derken bakışlarım tekrar Rüzgar'ın gözlerini buldu. "Beni kıskanman beni rahatsız etmez." Rüzgar'ın alacağı cevaptan korktuğu için gerilen yüzü derin nefes aldığında yavaşça gevşedi. Karşımdaki adamın keyiflenen yüzüne bakarken, "Yalnız," diyerek cümleme başladım. "Unutma anlaşmamızda her şey karşılıklı." dedim minik bir tebessümle. Bu bende seni kıskanabilirim demek oluyordu.
Rüzgar güler gibi bir ses çıkardığında elini ensesine götürerek başını hafifçe eğdi. "Kıskanç hâllerini çok merak ediyorum."
Kollarımı göğsümde birleştirerek ciddi bir ifade takındım. "Bence hiç merak etme, sonra zararlı çıkarsın." Konu kıskançlık olunca ben ben olamıyordum. Mümkünse kimse benim olana yaklaşmasındı.
Rüzgar'ın yüzünde bir gülümseme belirirken konuştu. "Seninle ilgili her şey başımın üstüne prenses, senden gelen ölüme bile razıyım ben."
Kalbim mum gibi erise de olabildiğince dışarıya yansıtmadan "Tövbe de," dedim hemen. "Ne ölümü Rüzgar tövbe de çabuk." Ölüm benim hassas konumdu. Dedemin ölümünden sonra ölümün basit bir şey olmadığını çok iyi anlamıştın. Dedem benim bütün dertlerimi anlatabildiğim tek insandı. Ölümümün üzerinden yıllar geçse bile aklıma geldikçe içim bukulur saatlerce ağlamak isterdim. Ölen değil arkasında bıraktıkları yaşıyordu asıl acıyı. Geçer derdin, geçmezdi. Unuturum derdin lakin unutamazdın çünkü her şey sana onu hatırlatırdı. Ölüm kesinlikle basit bir şey değildi.
Yüzümdeki tedirgin ifadeyi fark eden Rüzgar, "Şttt," diye fısıldadı eliyle çenemi kaldırırken. "Tamam, tövbe." dedi istediğimi yaparak.
"Bir daha o kelimeyi ağzına alma."
"Emredersin, Pıtırcık."
"Emretmiyoru-" diyordum ki sondaki kelime dikkatimi çekti. "Pıtırcık?"
"Hmm," diye mırıldandığında eliyle elimi kavradı. "Pıtırcık, nasıl beğendin mi?"
Parmaklarım elimi tutan Rüzgar'ın parmaklarının arasından geçtiğinde birlikte yürümeye başladık. "Hoş," dedim kısık bir sesle. "Nereden çağrıştı?" Sorduğum soruyla başımı kaldırıp solumda olan Rüzgar'a baktım.
Rüzgar'ın güzel bakan gözleri yüzümde dolandı. "Pıtır pıtır olan çillerinden." Gülümsedim. Lakap takılması pek benlik değildi. Yine de takan olursa ve kötü bir lakap değilse hiç yorum yapmazdım. Ama Rüzgar'ın yaptığı şeyler nedensizce hoşuma gidiyordu. İlk defa birinin taktığı lakabı gerçekten sevmiştim.
***
Oflayarak kendimi koltuğa bıraktığımda karşıma oturan Deren'e baktım. "Çok yoruldum." Az önce Rüzgar beni eve bırakmıştı. Uyumak için pijamalarımı giymiştim ama uyuma saati de değildi. O yüzden kendimi salonda bulmuştum.
Deren'in "Lavin, yemekte ne oldu?" diyen sesi oldukça tedirgin çıktı. Deren'e göre rahat bir tavırla "Rüzgar geldi." dedim. Başka bir şey olmamıştı zaten. Koltuğa uzanıp yastığı başımın altına koydum ve bakışlarımı tekrar Deren'e diktim.
Deren, "Ya onu biliyoru-" derken sözünü yarıda kesti. Söylememesi gereken bir şeyi söylediğini fark etmemle uzandığım yerden ellerimden destek alarak doğruldum. Kaşlarım çatılırken "Nasıl biliyorsun?" diye sordum.
Deren oflayarak kafasını geri yatırdığında hâlâ dik dik ona bakıyordum. "Deren dökül hemen, bütün bildiklerini anlatıyorsun." Deren'in gözleri beni bulduğunda "Dün Rüzgar Karamel'i almak için geldiğinde telefonum çalmıştı ya." dedi bana hatırlatmak amacıyla. Kafamı sallayarak hatırladığımı belirttim. "İşte o arayan Tuna'ydı."
***
Deren Keskin
*Dün akşam*
Çalan telefonuma bakmak için Lavin ve Rüzgar'ın yanından ayrılmış odama girmiştim. Arayan kişinin Tuna olduğunu görmemle aramayı hemen cevapladım. "Efendim Tuna."
"Deren," diyen Tuna'nın sesi hem mutlu hem de gergin çıkıyordu. "Ben bir karar aldım." Yatağa otururken kaşlarım hafifçe çatıldı. "Neymiş o karar?"
Hattın diğer ucundan Tuna'nın derin bir enfes aldığını işittim. "Ben artık duygularımı içimde tutmak istemiyorum. Lavin'e aldığım bir kolye vardı hatırlıyor musun? Yarın o kolyeyi de alıyorum ve Lavin'i bir akşam yemeğine çıkarıyorum. Sonra da bütün duygularımı itiraf edip Lavin'e çıkma teklifi ediyorum, nasıl?" Tuna'nın tek nefeste söylediği şeyleri toparlayıp idrak etmemle hızla oturduğum yerden kalktım.
"Tuna sakın!" Bunu yapamazdı, yaparsa hem kendini hem de Lavin'i üzecekti. Lavin istese bile Tuna'yla olmazdı çünkü bir anlaşmanın içerisindeydi ki zaten Lavin için Tuna arkadaştan başka bir şey değildi. "Sakın Tuna, bak yapma! Çıkar bu fikri aklından."
Benim aksime Tuna'nın sesi oldukça sakindi. "Deren, benim gözüm Lavin'den başkasını görmüyor bunu sende biliyorsun." Kahretsin ki biliyordum. Tuna'nın Lavin'e olan aşkı bir yıldan uzun bir süredir vardı. "Tuna," dedim sakin kalmaya çalışarak. "Üzülürsün yapma, gözünü seveyim yapma." Üzülürdü çok üzülürdü. Lavin bunu öğrenirse kendini Tuna'ya karşı tamamen soyutlardı. Ki ben Lavin'imi biraz bile tanıyorsam kalbinin sahibi olacak adamı da çok iyi biliyordum.
Tuna, "Deren seni fikrimi değiştirmeye çalış diye aramadım, bil diye aradım." diyerek telefonu yüzüme kapattığında elimdeki telefonu yatağa doğru attım. Her şey berbat olacaktı. Benim Lavin'in o yemeğe gitmesine engel olmam gerekiyordu.
***
Lavin Yücel
Dirseklerimi dizlerime yaslamış ve başımı ellerimin arasına almış bir şekildeylen zorlukla "Tuna," diye fısıldadım. "Beni mi seviyormuş?" Nasıl anlamamıştım ben bunu? Kendimi yere çakılmış gibi hissediyordum. Tuna'yı seviyordum ama onun beni sevdiği şekilde değil. O bana aşıkken benim ona duyduğum sevgi arkadaşlıktan fazlası değildi.
"Çok uzun zamandır." dedi Deren. Gözlerim yerdeki halıdan ayrılmazken karmakarışık bir haldeydim. Ben Tuna'nın bana arkadaş gözüyle bakmadığını bile bile nasıl ona bakacaktım? Nasıl onunla konuşacaktım?
Kafamı iki yana salladım. "Yapamam," Bakışlarım yerden ayrılıp Deren'i buldu. "Yapamam Deren, konuşamam, Tuna'yla aynı ortama giremem, ona eskisi gibi bakamam."
Deren koltuktan kalkıp yanıma oturduğunda elini sırtıma yerleştirdi ve benim gibi öne doğru eğildi. "Biliyorum, yapamazsın."
Başımı çevirerek Deren'e bakmaya başladım. "Rüzgar'ın geldiğini nereden biliyordun peki?"
Deren, derin bir nefes alarak koltuğa yaslanınca bende oturuş pozisyonumu düzelttim. "Ben söyledim, yani benim Rüzgar'ı aradığımda az önce seninle konuştuğunu söylemişti. Sonra da nerede olduğunu bilip bilmediğimi sordu."
Kafamı sallayarak "Sende söyledin," dedim. "Peki Rüzgar'ın numarasını nasıl buldun?" Deren omuzlarını kaldırıp indirdi. "Bulmadım ki, instagram'dan yazmıştım nasıl hemen cevap verdi diye düşünecektim ki o da tam bana yazacakmış." Sırf Tuna'yı kıskandı diye Deren'in instagramını bulup mesaj yazma çabası akıl alır gibi değildi. "Sonra da numarasını attı işte, ikimizinde derdi senin Tuna'yla olman olduğu için anlaşmamız hiç zor olmadı."
"Belli oluyor," dedim Deren'e dik dik bakarken. "Tuna'nın beni sevdiğini de söylemişsindir sen şimdi." dememle Deren çok güzel bir şey yapmış gibi gururlandı. "Söyledim tabi, sevgilin değil mi?"
"Sahte o!"
"Sahtesi gerçeği beni ilgilendirmez sevgilin mi sevgilin."
Sabır çekerek konuştum. "Bir daha arkamdan iş çevirmez misin lütfen?" Deren, kafasını salladı hemen. "Çevirmem, vallahi ilk ve sondu."
"İyi," dedim oturduğum yerden kalkarken. "Uykum var benim uyuyacağım." Deren, uyumayacağımı bilse de kafasını salladı. "İyi geceler."
Bende "İyi geceler." diyerek odama geçtiğimde kendimi yatağa bıraktım. Çarşafı karnıma kadar çektiğimde derin bir nefes aldım. Biraz düşünmem ve olanları sindirmem gerekiyordu. Şuan üç kişi vardı ikisine karşı bir hayâl kırıklığım varken üçüncü kişi hakkında kafam karman çormandı.
İlk iki kişi Deren ve Tuna'ydı. Deren'e, Tuna'nın beni sevdiğini daha önceden söylemediği için kırgındım. Biz birbirimizden konu ne olursa olsun bir şey saklamazdık ki. Tuna'ya olan kırgınlığımsa arkadaşlığımıza yaptığı bu şey içindi. Evet kalp söz dinlemezdi ama ben ona hep arkadaşça yaklaşmıştım. Tuna'yı etkilemek için asla bir çabam olmamıştı, olmazdı da. Beni arkadaştan öte sevmemesi gerekiyordu.
Üçüncü kişi yani kafamı karman çorman yapan kişi ise Rüzgar'dı. Ben neydim ve Rüzgar hayatıma girince ne olmuştum? Hissettiğim garip duygulara bir isim koymaktan çekindiğim için kendimi kandırmaya devam edecektim. Rüzgar'ı sevemezdim. Rüzgar benim sadece anlaşma ortağım olabilirdi. Hayır, anlaşma ortağım falan olamazdı çünkü Rüzgar çoktan sevdiğim adam olmuştu.
Kendime itiraf ettiğim gerçekle kalbim yine devreye girmişti. Her konuda mantıkla hareket eden ben, Rüzgar'la olan her şeyde içimden geleni yapmaktan çekinmiyordum. Rüzgar aklımı susturup kalbimi çalıştırıyordu.
Rüzgar... Ben Rüzgar'dan sonra anladım ki aslında kimseye aşık olmamıştım. Eski sevgilime bile. Eğer eski sevgilime hissettiğim duygu aşksa ben Rüzgar'a karşı ne hissediyordum? Hevesler ve aşk asla karıştırılmamalıydı. Zamanında karıştırmış olabilirdim belki ama bundan sonra sevdiğim ve seveceğim adamı artık seçmiştim.
Ve ben bu adamla evlenecektim, gerçek olamasa bile evlenecektim ki zaten şuan kendileri sahte sevgilimdi. Tek dileğim sevdiğim için pişman olmamaktı.
Madde 5:Taraflar birbirine karşı hiçbir duygusal bağ hissetmeyecektir. Aralarındaki yakınlık en fazla iki arkadaştan ibaret olacaktır, karşı taraftan duygusal beklenti içine girilmeyecektir.(madde çiğnendi)
Düşüncelerimi bir kenara bıraktığımda yüzümde bulduğum aptal sırıtıştan hemen kurtuldum. Bir dakika, ben hangi ara yatakta bağdaş kurup oturmuştum? Kafamı iki yana sallayarak kendime gelmeye çalıştım. Rüzgar bütün dengelerimi bozmuştu. Acaba şuan ne yapıyordu?
Elim telefonuna gittiğinde benim de beklemediğim bir şeyi yaparak Rüzgar'ı görüntülü aradım. Rüzgar'ı görüntülü mü aradım? Elim hemen kapatma tuşuna gidiyordu ki aramanın cevaplanmasıyla Rüzgar'ın yüzü ekrana geldi. Kenarda küçük bir şekilde duran kendime bakıp hemen saçımı düzeltmeye çalıştım. Ne diye aramıştım ki!
Rüzgar'ın hafif çatık kaşlarını fark ettiğimde "Pıtırcık?" diyen sesini duymam uzun sürmedi.
Gülümseyerek "Merhaba," diye mırıldandım. Rüzgar'ı görmek güzel hissettirmişti.
Konuşmamla Rüzgar'ın çatılan kaşları ortadan kalktı ve benim gibi "Merhaba," dedi. "Beni görüntülü aramanı sağlayacak ne sevap işledim?" Aramamın hoşuna gittiğini hiç gizlemiyordu.
"Karamel'i aldın, bence bu gayet yeterli bir sebep." dedim aklıma ilk geleni söyleyerek. "Nerede benim afacanım?"
Rüzgar, yüzündeki yarım gülüşle "Bir dakika," dedi ve tahminimce ayağa kalktı. Muhtemelen Karamel'in olduğu yere doğru giderken bende onu inceleme fırsatı buldum. Siyah saçlarının birkaç tutamı her zamanki gibi alnını süsülüyordu. Rüzgar'ın yüzüne dalıp gitmem ekranda Karamel'i görene kadar sürdü. Rüzgar ekranı çevirerek yatağın üstünde uyuyan Karamel'i göstermişti ama kenardan kendi de gözüküyordu.
Karamel'in uyuyan hâline bakarak "Ayyy," dedim. "Ne kadar özlemişim ben miniğimi." Karamel'i izlemeye devam edecektim ki Rüzgar'ın "Bende özlemişim." demesiyle bakışlarım kenarda gözüken onu buldu.
Anlamamazlıktan değil gerçekten anlamadığım için "Neyi?" diye sordum. Rüzgar hiç düşünmeden "Seni," dedi ekranı biraz daha kendine çevirerek. "Beş dakika görmesem bile özlüyorum." Dudaklarım aralandı ama diyecek bir şey bulamadım. Kalbimde bir baskı hissettim ama acıtmadı.
Rüzgar, ekranı tamamen kendine çevirdiğinde Karamel'i artık göremiyordum. "Lavin," diyen sesi fazla yoğun çıkmıştı. "Sen bana ne yapıyorsun böyle?"
Kalbim göğüs kafesimden fırlamak istercesine atarken ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilemedim.
Deren'in "Lavin, sen hâlâ uyumadın mı?" diyerek odaya girmesi benim için bir kurtuluştu. Rüzgar'la konuştuğumu görmesin diye aramayı hemen sonlandırdım.
Kapının yanında dikilen Deren'e bakarak "Uyuyacağım şimdi." dedim. Yalan yoktu bu sefer gerçekten uyuyacaktım. Tabii önce Rüzgar'ın söylediklerini düşünecektim.
*2 gün sonra*
Televizyonun karşısına dikilmiş ekrandaki Rüzgar'ı izlerken stresten dudağımı dişlediğimin farkında değildim. Rüzgar, şuan bir basın açıklamasındaydı ve birazdan bizim sevgili olduğumuzu açıklayacaktı. Her ne kadar gerçek olmasa bile herkes öyle bilecekti ve bu beni geriyordu.
Görüntülü konuştuğumuz günden sonra yazışmış ama hiç yan yana gelmemiştik. Konuşmadaki konuda bir daha açılmamıştı zaten.
Rüzgar, net bir sesle konuşmaya başlayınca bütün dikkatimi ona verdim. "Son günlerde her yerde dolaşan fotoğraflar hakkında birkaç açıklamada bulunacağım." diyen Rüzgar derin bir nefes verdi. "Aslında özel hayatımı dışarıyı yansıtmayı sevmem ama magazine yakalandık bir kere. Fotoğraftaki kadın yani Lavin, benim için her şeyden değerli bir insan. Ve evet kendisi uzun bir süredir sevgilim olarak hayatımda." Alkışlar yükselirken kalbim yine rotasını şaşırmıştı.
Alkışlar sesleri azalınca Rüzgar konuşmaya devam etti. "Lavin'in, babam Levent Bayraktar'ın iş ortaklığı kurduğu Adnan Yücel'in kızı olduğunu bilmiyordum. Bende sizinle birlikte öğrendim bu bilgiyi çünkü bende Lavin'de şirket işleriyle ilgilenmiyoruz." Rüzgar'ın bakışları toplanan kalabalıkta gezindi. "Sizin bilmeniz gereken kısım bu kadar," dedikten sonra bakışları ekrana döndü sanki gözleri gözlerimdeymiş gibi hissediyordum. "Devamı her şeyimle benim aramda."
Bana her şeyim mi demişti o? Elim güm güm atan kalbimin üzerine gitti. Bu adam bana kalp krizi geçirtirdi. Kumandayı alıp televizyonu kapatmam hiçte uzun sürmedi. Zaten Rüzgar'ın açıklaması da bitmişti. Şimdi her yerde Rüzgar'ın açıklaması gezip duracaktı. Buna kafamın içi de dahildi.
Bölüm etkileşimi
