MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

27. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime · Okuduğun bölüm
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

Sabaha karşı gözlerimi ağır ağır açtığımda boynumdaki hafif sızıyla yüzümü buruşturdum. Birkaç saniye gözlerim etrafta gezindiğinde koltukta olduğumu anladım ama burnuma sızan tanıdık koku tek olmadığımı söylüyordu. Anlaşılan dün gece burada uyuya kalmıştık.
Başımı Rüzgar'ın göğsünden ayırmadan ona döndüğümde telefonunun ekranını kapatıp bana döndü. "Günaydın Pıtırcık."
Gözlerimi doğru düzgün açamazken "Günaydın," diye mırıldandım. Elimle ağzımı kapatarak esnediğimde gözlerim benden bağımsız kapanıp duruyordu.
Rüzgar'ın eli saçlarımda gezinirken "Benim Pıtırcık'ım hangi ara bu kadar uykucu oldu ya?" dedi karşısında çocuk varmış gibi.
Rüzgar'ın bedenine daha da sarıldığımda "Rüzgar," dedim mayışık çıkan sesimle. "Biraz daha uyuyabilir miyim?"
Rüzgar, "Lavin eğer böyle rahat uyuyamazsan odaya-" diyordu ki "Hayır," diyerek ona engel oldum.
Başım Rüzgar'ın göğsüne yasladım. "Ben şuan bu koltukta, kafamı senin göğsüne yaslayarak uyumak istiyorum." Başımı kaldırıp Rüzgar'a baktığımda masumca "İzinin var mı?" diye sordum.
Rüzgar saçlarıma bir buse bırakınca gözlerimi huzurla yumdum. "Olmaz olur mu Lavin, şuan tam da ait olduğun yerdesin kalbimin tam üstünde..." Kolları beni sardı; sıkı değildi ama varlığını hissettiriyor, yanında güvende olduğumu hatırlatıyordu. "Senin yerin burası ve hep öyle kalacak."
***
Güzel bir uykudan uyanmış sonrasında da Rüzgar'la kendi çapımızda kahvaltı hazırlamış ve yemiştik. Kahvaltıdan sonra Rüzgar antrenmanı olduğunu söylemişti. Ben de hazır Rüzgar evde yokken Tuna'ya gidecektim. Bunu tabii ki de gizli yapmayacaktım.
Az önce Deren'le konuşmuş ve benim ilk defa Rüzgar'da kaldığım gün Tuna'nın benimle konuşmaya geldiğini öğrenmiştim. Rüzgar o gün beni uyandırmak yerine Tuna'nın yanına gitmiş ve hırpalamıştı. Bense bunu aylar sonra öğreniyordum.
Tuna'ya olan bakış açım eskisi gibi olmasa bile bir özrü hak ediyordu. Rüzgar'ın özür dilemeyeceğini biliyordum, bu yüzden özrü dileyen ben olacaktım. Rüzgar bu durumdan pek hoşnut olmayacaktı ama Tuna'ya gerçekten ayıp olmuştu.
Tamamen hazır olduğumda son kez aynada kendimi inceledim. Beyaz, hafif kumaştan bir takım giymiştim. Önden bağlamalı takım V yaka şeklindeydi. Sıfır kol olduğu için kollarım açıkta duruyordu. Takımın altıysa yine aynı kumaştan bol, uzun bir pantolon vardı.
Çantamı koluma takıp odadan çıktığımda Rüzgar'ın da spor odasından çıktığını gördüm. Eşyalarını almış olmalıydı.
Bakışları bana dönünce ikimizde birbirimizi inceledik ama o neden hazırlandığımı sorgular gibi bakıyordu.
Üzerinde siyah vücudunu saran bir sporcu atleti vardı. Bütün kasları resmen ortaya döküyordu. Altındaysa siyah bir şort vardı. Spor çantasını da her zaman ki gibi koluna takmıştı. Dağınık duran saçlarıysa ona ayrı bir hava katıyordu, Rüzgar gerçekten yakışıklıydı.
Rüzgar, "Lavin," dediğinde meraklı bakışları üzerimdeydi. "Sen nereye gidiyorsun?"
"Şimdi şöyle," derken sesimi yumuşak çıkarmaya çalıştım. "Özür dilemeye gidiyorum."
Kaşları havalandı, "Kimden?"
Çekinerek, "Tuna'dan," dediğimde alacağım cevaptan çok korkuyordum. Rüzgar'ın kaşları anında çatıldığında yutkundum, Tuna'dan hiç haz etmiyordu.
"Ne özrü bu Lavin Hanım," derken sakin olmaya çalışıyor gibiydi. "Öğrenebilir miyim?"
"Sende kaldığım gün gidip Tuna'yı hırpalamışsın," dedim onu ona şikayet ederek. "Ve ben bunu yeni öğrendim!"
"Hak etmeseymiş senin deyiminle hırpalamazmışım." derken çok rahattı.
Tam dudaklarımı aralamıştım ki bir şey dememe izin vermeden merdivenlerden inmeye başladı. "Ben antrenmana gidiyorum, sende evde oturuyorsun." derken aksini kabul etmiyor gibiydi.
Rüzgar'ın peşinden merdivenlere yöneldiğimde "O kadar hazırlandım ama!" diye yakındım.
Rüzgar merdivenleri inmeyi bitirip bana dönünce bende olduğum yerde durdum. "O herif için hazırlandın yani öyle mi?" derken bağırmıyordu ama sesi sertti.
"Ne yapsaydım? Pijamayla mı gitseydim?"
Rüzgar'ın kaşları çatıldığında, "Yani o herif için hazırlandığını kabul ediyorsun?" dedi hayıflar gibi.
"Öyle bir şey demedim." dedim hemen.
Derin bir nefes alarak kapıya doğru yürümeye başladı. "O herifin yanına gitmek yok, hiç haz etmiyorum o itten."
Rüzgar, görüş hizamdan çıkınca "Rüzgar!" diye bağırarak peşinden gittim. "Ayıp ediyorsun, sadece özür dileyip geleceğim."
Rüzgar kapıyı açmak yerine bana döndüğünde "Ha bir de oturup sohbet etseydin." dedi alay eder gibi.
Kısa bir an düşündüğümde, "Yani muhtemelen öyle olur ama beni amacım sohbet etmek değil." dedim. Öyle olacağı çok belliydi.
Rüzgar artık son raddeye gelmiş gibi sesi bir ton yükseldi. "Hiçbir yere gitmiyorsun Lavin," derken bundan çok emindi. "Hele ki o herifin yanına kattiyen olmaz!"
Rüzgar tam kapıyı açmıştı ki kolunu tutarak bana bakmasını sağladım. "Rüzgar, lütfen ya." derken bütün masumluğumu kullanıyordum. Şuan derdim Tuna değil boşuna hazırlanmış olmamdı.
"Bana böyle bakmayı bırak." dedi Rüzgar istemesede yumuşayan sesiyle.
"Rüzgar lütfen ya, ayıp olmuş çocuğa." Gerçekten ayıp olmuştu. Beni seviyor diye yumruk yemek zorunda değildi.
Rüzgar'ın yüz kasları gerildi. "Lavin sen beni çıldırtmaya mı çalışıyorsun?"
"Hayır," dedim masumca. "Neden kocamı çıldırtmaya çalışayım ki?"
"O zaman hiçbir yere gitmiyorsun."
"Ama Rüzgar..."
"Aması yok Lavin."
"Şöyle yapsak ben akşam Tuna'yı yemeğe çağırsam öyle özür dilesek." Eğer öyle olursa kıyafetimi değiştirmezdim.
Rüzgar gözlerini yumup sert bir nefes aldığında kolunda duran elimi çektim. Söylememem gereken şeyler söylüyor olabilir miydim?
"Yemek diyor ya," dedi sabır diler gibi. "Lavin'im bak gözünü seveyim deme şöyle şeyler yoksa ikinci bir özrü dilemek için Tuna'nın yanına gitmek isteyeceksin sonra üçüncü, dördüncü ve belki beşinci kez aynı senaryoyu yaşayacağız."
Evet basbaya Tuna'nın yüzüne tekrardan ve tekrardan mükemmel bir yumruk daha geçireceğini söylüyordu. Bu konuda hiç şüphem yoktu çünkü yapardı.
Ofladığımda omuzlarım düştü. "Ben boşuna mı hazırlandım şimdi?"
Rüzgar, "Malesef," dedi kısaca.
"Elvin'i arayayım bari," dedim son çare. "Buluşmak istemişti."
Rüzgar'ın yüzünde resmen zafer gülüşü belirdi. "Ne güzel fikir," derken işine geldiği çok belliydi. "Eltisiniz siz birlikte vakit geçirin."
Aklıma gelen şeyle "Ama arabanı bana bırak," dedim hızlıca. "Otobüs falan çekemeyiz bu sıcakta."
Rüzgar kafasını sallayarak şortunun cebinden arabanın anahtarını çıkardı. "Al bakalım,"
Gülümseyerek anahtarı aldığımda Rüzgar'ın yanağına kocaman bir öpücük bıraktım. "Teşekkür ederim."
***
Barlas, "Şaka mısın Lavin sen?" derken siniri fazlasıyla belli oluyordu. "Park halindeki arabaya çarpmak ne demek?"
Gözlerimi devirerek Barlas'a baktığımda Rüzgar, "Bağırma lan karıma!" diye yükseldi ikizine.
Bu sefer de Elvin, "Ay, asıl sen bağırma kocama!" deyiverdi.
"Lütfen susar mısınız?" dedim bize bakan insanları incelerken. "Herkes bize bakıyor."
Karakolun bayıcı havasını soluyorken kollarımı göğsümde birleştirmiş insanları inceliyordum ki Rüzgar önüme çömerek bağladığım kollarımı çözdü ve ellerimi tuttu. "Güzelim, şu olayı bir başından anlatır mısın?"
"Ya bak şimdi," derken şikayet etmeye hazırlanan çocuklar gibiydim. "Sola dönecektim ama şu herif..." derken karşımızda oturan adama dik dik baktım. "Arabayı öyle bir park etmiş ki, utanmasa yolun ortasına park edecek!"
Adamın kaşları çatıldığında ne var der gibi kafamı iki yana salladım. Yalan değildi resmen yolun ortasına park etmişti!
Rüzgar omzunun üzerinden adama kısa bir an baktığında derin bir nefes alarak tekrar bana döndü. Endişeli çıkan sesiyle "Sana bir şey olmadı değil mi?" derken gözleri beni incelemeye başladı.
Kafamı iki yana salladım, "Hayır, ama araban çizildi."
Rüzgar ellerimi öptüğünde, "Önemli değil," dedi hemen. "Boşver arabayı, hiçbir şey senden kıymetli değil."
Arabasını çizdiğim için kızar sanmıştım ama onun önemsediği şey arabası değilde bendim. İçimi bir sıcaklık kapladı, kalbim usulca hızlandı. Tebessümle Rüzgar'a baktığıma ellerini sıkıca tuttum.
Bir üste sonra polis ifade için önce beni sonra malum adamı ve Elvin'i çağırmıştı. İfadelerden sonra Elvin ve Barlas önde bizde arkalarından yürüyerek çıkmıştık ki "Lavin Hanım," diyen erkek sesiyle Rüzgar'la adımlarımız durmuş ve aynı anda adama dönmüştük.
"Buyrun," dedim arabasına çarptığım adama bakarak.
Adam adımlarını tam karşımızda durdurduğunda "Servis masrafı çıkınca haberleşmemiz gerekecek, numaranızı alabilir miyim?" dedi kibarca.
Rüzgar'ın eli elimi daha sıkı kavradığında bir adım öne çıktı. "Ben vereyim numaramı, benimle haberleş."
"Olur," dedi adam kabul ederek. "İletişime geçeceğim biri olsun yeter."
Rüzgar telefonunu çıkarıp adama numarasını verirken ben gülmemek için yanaklarımın içini ısırıyordum. Adam sadece arabasının derdindeydi ama Rüzgar bunda bile kıskanacak bir şey bulmuştu.
Numara işi hallolduktan sonra Rüzgar'ın motoruna doğru yürümeye devam ettik. "Hani numaran ikimizin arasındaydı?" dediğimde Rüzgar'la ilk konuştuğum güne gittim. "Bana numaranı verirken yayılma ihtimalini düşünmüş ve olası bir durumda benden şüphelenip dava açacağını söylemiştin." Dayanamayıp güldüm. "Ama az önce numaranı hiç düşünmeden verdin."
Rüzgar'ın gözleri hafifçe kısıldığında bakışları bana döndü. "Numaranı başka adamlara vermene göz yumacak birine mi benziyorum?"
"Hayır," dedim tatlı tatlı. "Daha çok kıskanç birine benziyorsun."
***
Rüzgar'ın yanına uzandığımda yanına iyice sokuldum. Bir kolumu bedenine dolarken bir bacağımda bacağının üzerindeydi. Koskoca yatakta dipdibeydik.
Kolunu bedenimin altından geçirerek bana dolarken, "Ne oldu?" diye sordu.
"Bir şey mi olması lazım?" dedim ters ters. "Bu aralar antrenmana çok fazla gidiyorsun, özlüyorum."
"Kara Fırtına'yla olan maçıma az kaldı." deyince ona bakmaya çalıştım. "Atakan'la mı?"
Rüzgar onaylar bir mırıltı çıkardı. "Kaybedersem on yıl dilinden düşmem."
Kollarımı Rüzgar'ın göğsüne koyarak başımı üstüne yasladım. "Kaybetmezsin," dedim emin bir şekilde. "Benim kocam kimseye yenilmez bir kere." derken uzanıp yanağına kocaman bir öpücük bırakmıştım.
Rüzgar'ın yüzünde imalı bir bakış belirdiğinde "Senin kocan sana yenildi ama." dedi yumuşak bir tonda.
"Ben istisnayım." dedim eski pozisyonumu alarak. Artık Rüzgar'ın yüzü görüş açımda değildi. "Yoksa bana yenildiğin için pişman mısın?" dedim kinayeli bir ifadeyle.
Rüzgar hayıflayarak "En güzel yenilgimken bana bunu nasıl sorarsın?" dedi. Yüzümde içten bir tebessüm belirdiğinde bedenimi Rüzgar'ın bedeninin üzerine bıraktım. Resmen üzerine çıkmıştım.
Rüzgar'ın bunu beklemediği çok belliydi ama bozmadan elini bacağıma yerleştirdi. "Gerçekten en güzel yenilgin miyim?"
"Öylesin," diye mırıldandı. Şort giydiğim için doğrudan tenime temas eden eli usulca bacağımda gezinmeye başladı.
Bakışlarım Rüzgar'ın dudaklarına düştüğünde dudaklarımızın birleşmesi uzun sürmedi. Rüzgar'ın çevik bir hareketle üzerime çıkmasını beklemiyordum ama dudaklarımız yine de ayrılmadı.
Güzel hissettiren duyguların arasında kavrulurken çalan telefon her şeyi bozdu. Rüzgar, kendini dizginleyerek dudaklarımızı ayırdı ama ona izin vermeyerek ellerimi ensesine koyarak dudaklarımızı tekrar birleştirdim.
"Telefonun çalıyor," dedi Rüzgar öpücüğümüzün arasından.
"Umrumda değil." derken şaka yapmıyordum.
Öpüşmemiz bir süre daha devam etmişti ama ısrarla çalan telefonla mecburen birbirimizden ayrıldık. Rüzgar üzerimden kalktığında uzanarak telefonumu aldım.
Arayan kişiye bakarken, "Bu saatte?" diye mırıldandım.
"Kim?"
"Tuna," dememle Rüzgar'ın yüz ifadesi değişmiş kasları gerilmişti. Muhtemelen içinden bizi böldüğü için Tuna'ya sövüyordu.
"Neden arıyor?"
"Bilmiyorum, belki bir şey olmuştur."
Aramayı cevapladığımda "Lavin," diyen Tuna'nın sesi kısık çıkmıştı. "Beni sevmeyen Lavin..." Bazı harfleri yutuyor bazılarını uzatıyordu.
"Tuna," dedim düz bir sesle. "Sarhoş musun sen?"
"Sanırım."
Sırtımı Rüzgar gibi yatak başlığına yasladım. "Ne istiyorsun?" Telefon hoperlörlerde değildi ama Rüzgar yanımda olduğu için duyuyordu.
"Sadece," dedi bayık bir tonda. "Sesini duymak..."
Rüzgar'ın yanımdaki bedeninin gerildiğini hissettim. "Tuna," demiştim ki "Biliyor musun?" diyerek sözümü kesti. "Sesini duyunca hâlâ içimde..." derin bir iç çekti. "Boş versene."
Derin bir nefes aldığımda "Hiç düşündün mü?" diye sordu Tuna. "Eğer o gün maça bizimle gelmen için ısrar etmeseydim-"
Devam etmesine izin vermeyerek, "Bir şey değişmezdi," dedim. "Bu sefer ödevim için yine Rüzgar'la karşılaşırdım."
Tuna mutluluktan uzak bir kahkaha attı, "Vay be... Aşka bak." Kahkahasından eser kalmadı. "Oysaki ben seni ondan önce seviyordum."
Rüzgar, yerinde doğrulduğunda ben ne olduğunu anlamadan telefonumu elimden alarak kendi kulağına yasladı.
"Rüzgar-"
Yataktan kalktığında odanın ortasına doğru yürümeye başladı. "Bak Tuna," derken sesi buz gibiydi. "Benim karımı bu saatte sarhoş bir şekilde aramayacaksın."
Rüzgar bir süre karşıdan gelen sesi dinledi ama ben Tuna'nın sesini duymuyordum. "Sen anlamıyorsun galiba, ben daha açık konuşayım." derken kasları gittikçe geriliyordu. "Karımın adını ağzına alırken iki kere düşüneceksin." derken sesi sakin ama bir o kadar da tehditkar çıkıyordu. "Yoksa olacakların sorumluluğunu üstlenmem."
Ayağa kalkarak Rüzgar'ın yanına doğru ilerlediğimde yumruğunu sıktığını fark ettim. Elini tuttarak, "Sakin olur musun?" diye fısıldadığımda Tuna'nın sesini duydum.
"Lavin'i senden önce seven bendim."
Rüzgar, "O zaman sana kötü haber," derken avcumun içindeki yumruğu gevşemiş, elimi tutmuştu. "Sadece sevmek yetmiyor, sevilmekte önemli. Ve malesef o sende yok."
Rüzgar Tuna'nın konuşmasına fırsat vermeden aramayı sonlandırdığında telefonumu yatağın üzerine doğru attı ve hiç beklemeden dudaklarını dudaklarımla birleştirdi.
Beklemediğim şey karşısında kısa bir an dona kalsamda ellerimi Rüzgar'ın ensesine koyarak ona karşılık verdim. Birbirimizden ayrıldığımızda, "Sen ne kadar kıskanç bir adam oldun ya?" dedim yalandan dalga geçerken.
"Sinirlerimi bozuyor," dedi hoşnutsuzca. "Neymiş seni benden önce seviyormuşta bilmem ne..."
"Boş ver," dedim umursamayarak.
"Bir de şundan özür dileyecektin," Tuna'ya olan hoşnutsuzluğunu görmemek mümkün değildi. "Keşke ağzını burnunu kırsaydım!"
"Ya," dedim dayanamayarak. "Konuyu kapatır mısın?"
"Kapata-" diyordu ki bakışlarımı görünce derin bir nefes verdi. "İyi tamam, sustum."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.329okunma 80beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18