52. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:50 Dünya Şampiyonu
Bölümler 51Şu an: Bölüm:50 Dünya Şampiyonu
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lavin Yücel
Daha önce ringde Rüzgar'ın olduğu birçok maç izlemiştim. Rüzgar'ı ringde görmek onu desteklemek bile benim için büyük bir gururdu. Bu maçın sonu nasıl biterdi bilmiyordum ama içimden bir his Rüzgar'ın kaybetmeyeceğini söylüyordu. Ve umarım içimdeki ses doğru çıkardı.
Maç başlayalı beş dakika falan oluyordu ve her biri üç dakika olan ikinci raunddaydık. Her raund arasında da bir dakika vardı. Şu an için sonucu belirleyecek pek bir şey yoktu. Belli olan tek şey bu maçın Rüzgar'ın son maçı olduğuydu.
Maç başladığından beri gözlerimi Rüzgar'dan ayıramıyordum. Salonun uğultusuysa kulaklarımı dolduruyordu. Her yumrukta tribünlerden yükselen ses daha da büyüyor bense koltuğumun kenarına biraz daha geriliyordum.
Rüzgar bir adım öne çıktı.
Rakibinin yumruğundan sıyrılıp karşılık verdiğinde ayağa kalktığımı bile fark etmedim. Sonra Rüzgar bir anlığına tribünlere baktı. Göz göze geldiğimizden emin değildim ama yine de bana baktığını hissettim.
Elimi göğsümün üzerine koydum.
Kalbim çok hızlı atıyordu.
Kendimi normalden daha hassas hissediyordum. Belki de Rüzgar'ın son maçı olduğu için böyleydim. Ona henüz söylemediğim başka bir şey daha vardı.
Rüzgar, ringin ortasında hayatının son maçını yaparken, benim içimde onun henüz bilmediği küçük bir kalp atıyordu. Ve ben ne hissedeceğimi bilemiyordum. Ona bunu nasıl söyleyecektim ya da verdiği tepki karşısında ağlamadan nasıl duracaktım?
Daldığım düşüncelerden beni çekip çıkaran şey seyirciden ani bir şekilde yükselen sesti. Afallayarak kendime geldiğimde Rüzgar'ın yumruk yediğini fark etmem çok ani oldu. Bir adım gerileyen Rüzgar'a bakarken kalbim fazlasıyla hızlı atıyordu.
Gözlerimi kısa bir an kapattım sakin kalmaya çalıştım. Yumruğu rakipten gelmiş olabilirdi ama önemli olan son yumruktu.
Birkaç raund geçti. Rüzgar o bir dakikalık aralarda olabildiğince benimle göz teması kurmuştu. Ve eminim ki bu ona çok iyi gelmişti. Çünkü ona olan bakışlarımda çokça gurur vardı. Maçın sonucu ne olursa olsun o gurur asla azalmayacaktı.
Artık son raundun son saniyeleriydi. Maç tam ön iki raund sürmüştü. Artık ne hakemin söylediklerini duyabiliyordum ne de tribünlerdeki insanların bağırışlarını. Gözlerim yalnızca Rüzgar'daydı.
Zil çaldığında Rüzgar ve rakibi durdu.
Bir anlığına gözlerimi kapattım. Sanki bütün gece boyunca tuttuğum nefesi o anda bıraktım. Sonra salondaki ses yeniden üzerime geldi. Herkes ayağa kalkmıştı. Ben de öyle.
Rüzgar'ın göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu. Yüzündeki yorgunluğa, kaşından süzülüp giden kana rağmen gözlerinde o bildiğim kararlılık vardı.
Hakem ikisini de yanına çağırdı. Kalbim göğsümden çıkacakmış gibi atıyordu. Salon bir anda sessizleşti herkes merakla hakeme bakıyordu.
Önce hakem sonucu açıklayan kâğıtlara baktı. Sonra anons yapıldı.
“Maçın galibi... Rüzgar Bayraktar!”
Bir an hiçbir şey olmadı, sonra aniden gür bir ses yükseldi.
Başarmıştı.
Dört kemerin dördü de artık onundu.
Gözlerim benden bağımsızca doldu. Gözümdeki yaşları silmeye çalışırken gözlerim gururla baktığım adamdan ayrılmıyordu.
Rüzgar başını kaldırıp tribünlere baktı. Gözleri hiç zorlanmadan beni bulduğunda yüzünde yorgun ama kocaman bir gülümseme oluştu.
Ben de ona gülümsedim.
Bu onun son maçıydı.
Ve kazanmıştı.
Yıllardır peşinden koştuğu son kemer de artık onundu.
Gözyaşlarımı durduramıyordum çünkü herkes bu gece bir boksörün kazandığını görüyordu. Ben ise sevdiğim adamın kariyerinin son maçını kazandığını biliyordum.
Bu gece onun hayatındaki bir şey daha değişecekti. Benim hayatımda ise çoktan değişmişti. Elimi fark ettirmeden karnımın üzerine koydum. Binlerce seyircilerin arasında kendimi yalnız hissetmiyordum çünkü bizden bir parça benimleydi.
Hakem Rüzgar'ın bileğini bıraktığında Rüzgar tek bir şey yaptı. Daha önce de yaptığı gibi bileğini dudaklarına yaklaştırıp imzamın olduğu yere bir buse bıraktı. Gözümden bir yaş daha süzüldüğünde ağlamamak için çabaladım.
Kemer geldiğindeyse yüksek bir alkış sesiyle Rüzgar'a verildi. Hayali artık onunlaydı. Ringe röportaj için çıkan birkaç kişi mikrofonlarını hemen Rüzgar'a doğrulttu.
"Lavin," diyen bir ses duyduğumda gözlerim Rüzgar'dan ayrıldı. Tamer'i burada görmeyi beklemiyordum. Hangi ara gelmişti?
Anlamayan bakışlarıma dayanamayıp güldü. "Rüzgar'ın maçtan önceki özel isteği, biraz daha orada durur ve röportaj anında yanında olmazsan beni çiğ çiğ yer bilgin olsun."
Taşlar yerine oturduğunda bu sefer bende güldüm. Tamer'i takip ettiğimde seyircilerin yanından ayrılmış ringin yanına gelmiştim. Ringe çıktığımda Tamer'le birlikte Rüzgar'ın yanına yürüdük.
Rüzgar'ın geldiğimizi fark etmesi hiçte uzun sürmedi. O mikrofona hevesle konuşup röportaj verirken ben yanındaki yerini almıştım. Yanında durmakla Rüzgar'ın elinin belimi sıkıca kavraması çok güzel hissettirdi.
İstemsizce etraftaki seyircilere baktığımda o kadar gerildim ki. Çok fazla insan vardı. Muhtemelen Rüzgar yanımda olmasa burada bir saniye bile durmak istemezdim.
Seyirciyi umursamayıp odağımı Rüzgar'a verdim. O röportajını verirken yanındaki çevirmen söylediklerini İngilizce olarak çeviriyordu.
***
Otel odasının kapısı kapanınca dışarıdaki bütün sesler bir anda geride kaldı. Rüzgar hâlâ gülümsüyordu. Zaferini oldukça güzel kutlamıştı.
Rüzgar, elindeki kemeri yatağın üzerine bırakıp bana döndü.
"Bitti." Sesi yorgundu ama yüzündeki mutluluk her şeyi bastırıyordu. "Gerçekten bitti."
Gülümsedim. "Evet bitti, hem de çok güzel bitti."
Rüzgar, bana doğru gelip kollarını açtı. Hiç düşünmeden sarıldım. Başımı göğsüne yasladığımda gözlerimi kapattım. Rüzgar'a söylemem gereken bir şey vardı.
Bu anı iki haftadır bekliyordum. Ama şimdi söylemek, düşündüğümden çok daha zordu. Rüzgar saçlarıma bir öpücük kondurdu. "Niye böyle sessizsin?"
Başımı kaldırdım. "Rüzgar..."
“Efendim?”
Kalbimin hızlandığınj hissettim. "Sana söylemem gereken bir şey var."
Kaşları hafifçe çatıldı. "Kötü bir şey mi oldu?"
Başımı iki yana salladım. "Hayır," Derin bir nefes aldım. "Tam tersine... çok güzel bir şey oldu."
Rüzgar'ın yüzündeki şaşkınlık biraz arttı. "Lavin, korkutma beni."
Gülmeye çalıştım ama gözlerim dolmak üzereydi. "Korkacak bir şey yok." Rüzgar'ın elini tuttum. "Sadece nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum."
"Lavin." dedi söylememi istercesine
"Rüzgar." dedim rahat olmaya çalışarak. Gözlerim kısa bir an ellerimize inip tekrar gözlerini buldu. "Ben... hamileyim."
Rüzgar'ın öylece kaldı. Sanki nefes almayı bile bırakmıştı. Söylediğim şeyi duymuş ama inanamamış gibi bir hali vardı. "Ne?"
Dolan gözlerimden bir damla yaş süzüldü. "Hamileyim."
Bu kez yüzündeki şaşkınlığı açıkça gördüm. Birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Ama o gözlerinde beliren mutluluğu gördüm. "Gerçekten mi?"
Başımı salladım. "Gerçekten."
Rüzgar'ın dudaklarının kenarında yavaşça bir gülümseme oluştu. "Ben şimdi baba mı olacağım?"
Gülerek başımı salladığımda tam anlamıyla ağlıyordum. "Evet."
Bir anda bana sarıldı. Öyle sıkı sarıldı ki yüzümü göğsüne gömdüm.
"Lavin..." Sesindeki mutluluğu duyunca ben de daha fazla tutamadım kendimi.
Rüzgar birkaç saniye sonra geri çekilip yüzüme baktı. "Ne zamandır biliyorsun?"
"Yaklaşık iki haftadır." dedim masumca.
"İki hafta mı?" dedi şaşırarak.
Başımı salladım.
Rüzgar'ın kaşları usulca çatıldı. "Ve bana söylemedin?"
Rüzgar gözümdeki yaşları silerken, "Son maçını etkilemesini istemedim." diye bir açıklama yaptım.
Bir süre gözlerimin içine baktı sonra alnını alnıma yasladı. "Ben hayatımın en önemli maçına çıkmışım... sen de burada bizim için en önemli şeyi tek başına taşımışsın."
Gözlerimi kapattım. "Artık tek başıma taşımıyorum." Rüzgar'ın elini tuttum ve kendi karnımın üzerine koydum. Bu kez hiçbir şey söylemedi sadece gülümsedi.
***
Saat:09.47
Gözlerim yavaş yavaş aralanırken üzerimde hissettiğim bir çift gözle sağa doğru döndüm. Rüzgar, yan bir şekilde uzanmış dirseğiyle yataktan destek alıyordu ve yanağınıda avcunun içine yaslamıştı.
Yüzündeki gülümsemesiyle konuştu. "Günaydın,"
Bende "Günaydın," dedim ama fark ettiğim şeyle gözlermi kısıldı.
Rüzgar'ın gözleri neden uyumamış gibiydi?
Elimi yavaşça Rüzgar'ın yanağına uzattım "Uyumadın mı sen?"
Rüzgar omuz silkerek "Kısmen," dediğinde hiç uyumadığını anlamam zor olmadı.
"Hiç uyumadın değil mi?"
Rüzgar, iç çekerek konuştu "Ne yapayım Lavin, bir şey olcak diye ödüm kopuyor."
Gülümseyerek elimi Rüzgar'ın yanağına koydum. "Bir şey olmaz Rüz, bebeğimiz gayet sağlıklı." Başparmağım hareket ederek Rüzgar'ın yanağını okşamaya başladı. "Hadi sen uyu." dediğimde Rüzgar kaşlarını çattı.
"Olmaz Lavin, ya bir şey olursa?"
Rüzgar'ın yanağında olan elimi saçlarına götürdüm. Önüne düşen birkaç tutam saçı düzzelttim. "Hiçbir şey olmayacak, hadi biraz uyu lütfen."
"Lavin-" demişti ki sözünü kestim.
"Sen uyuyorsun, ben de duş alacağım tamam mı?" Rüzgar'ın yüzündeki ifadeyi görünce bu sefer, "Türkiye'ye dönelim hemen randevu alacağım kontrole gideriz."
Rüzgar dediğim şeyle biraz daha rahatlamıştı. Dün gece uyuyana kadar konuşmuştuk. Ve bebeğimize bir şey olacak diye korktuğu gerçekten belliydi. Ama aslında endişelenecek bir şey yoktu.
Bölüm etkileşimi
