11. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:11 Magazin Haberi
Bölümler 51Şu an: Bölüm:11 Magazin Haberi
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
*Minik bir bilgilendirme geçicem tik tok hesabımı takip ederseniz çok sevinirim. Ordan bilgilendirme, edit, bölümden önce spoiler vs paylaşıyorum haberiniz olsun şuraya bıraktım hesabımı: elissss_53*
Güzel bir bahar sabahına gözlerimi açtığımda yüzümde bir gülümseme vardı. Perdenin arasından sızan güneş yüzüme vuruyordu. Üstelik boğazımdaki ağrıda geçmişti.
Gözlerimi ovuşturup yataktan kalktım. Bugün okulum yoktu. Odadan çıkmak için elimi kapının kulbuna atmıştım ki kapı dışarıdan açılınca bir adım geri attım. Aklım çıktı, aklım!
"Deren!" dedim kaşlarımı çatarak. "Ödüm koptu!' Deren'in yüzündeki ifadeyle çatılan kaşlarım düzeldi. "Deren?" dedim korkarak. "Niye öyle bakıyorsun."
"Lavin," dedi. Ses tonu hiç iyi bir şey söyleyecek gibi hissettirmiyordu. "Bak önce sakin oluyorsun."
"Ya Deren, uzatmasana kızı-" diyemeden Deren telefonunu yüzümün hizasına getirdi. Ekranda gördüğüm şeyi ilk başta anlamlandıramadım. Gözlerimi kısarak ekrana bakarken ne olduğunu anlamam ve gözlerimi büyüterek telefonu Deren'den almam saniyeler sürdü.
"Deren bu ne?" dedim dehşetle. "Ne bu ya ne bu!"
Ekranda gördüğüm şey bilinen bir magazin sayfasının paylaştığı haberdi. Ve malesef bu haberin başrolleri ben ve Rüzgar'dı...
Dün gece Rüzgar'ın peşinden dışarıya çıktığımda çekilen fotoğraflardı bunlar. Üç fotoğraf vardı; ilki Rüzgar ve benim karşılıklı olduğum normal bir fotoğraftı, ikincisi Rüzgar'ın saçımı geriye ittiği kısımdı ama fotoğrafta yanağıma dokunuyor gibi gözüküyordu. Üçüncüsüyse bileklerimizdeki kırmızı iplerin yaklaştırıldığı bir fotoğraftı. Fotoğrafların üstündeyse kocaman ŞOK EDİCİ AŞK yazıyordu.
"Kahretsin," diye fısıldadım elimle ağzımı kapatırken. "Kahretsin, ne aşkı!"
"Altındaki yazıyı okudun mu?" Deren'in dediği şeyle hemen gönderinin açıklamasına baktım.
"Ünlü boksör Rüzgar Bayraktar ve tanınan iş adamı Adnan Yücel'in kızı Lavin Yücel'in şok edici gizli aşkı." diye mırıldandım yazanları. Ardından diğer yazanları hızla okumaya devam ettim. "Geçen gün ortaklık planları kurduklarını açıklayan Adnan Yücel ve Levent Bayraktar'ın çocuklarının şok haberi. Adnan Yücel ve Levent Bayraktar işlerini garantiye almak için mi çocuklarını bir ilişkiye soktu? Ya da çocuklarının ilişkileri için mi bir ortaklık kuruyorlar?"
Hayretle "Yok artık ya." diye fısıldadım. Ortaklıkla bizim fotoğraflarımızı bile bağdaştırmışlardı. Elim ayağım titrerken tek umudum olan Deren'e baktım. "Deren bir şey yap kaldıralım şu fotoğrafı." Deren umutsuzca omuzlarını kaldırıp indirdi. "Haber iki saat önce paylaşılmış birçok magazin sitesine düşmüş kaldırsak bile gören gördü göreceğini."
Yorumlara bakmak istemiyordum bile. Elimdeki telefonu Deren'in eline tutuşturdum. "Al şunu al."
Ellerimi saçlarıma geçirirken odanın içinde gezinmeye başladım. "Ne yapacağım şimdi!" Kendi kendime konuşurken ne yapmam gerektiği hakkında zerre fikrim yoktu.
Deren yanıma gelip elini omzuma koyunca adımlarımı durdurup ellerimi saçlarımdan çektim. Oturup ağlamak istiyordum. "Lavin, sakin olur musun? Buluruz bir çözümünü."
Telefonumdan alışık olduğum melodinin sesi yükselmeye başlayınca hemen komodinin üzerinde duran telefonumu aldım. Ekrandaki yazıyla kalbim deli gibi atmaya başladı.
Babam arıyordu...
Aramayı cevaplayıp tedirginlikle telefonumu kulağıma yasladım. "Babacığım?"
"Güzel kızım, nasılsın?" Babamın sesi beklediğimden yumuşak çıkınca içime su serpildi. "Yani iyi gibiyim." Babam beklemeden konuştu. "Bugün şirkete uğra, konuşacağımız konular var."
"Şimdi hazırlanıp çıkarım."
Babam telefonu kapatmadan "Atlas'ı seni alması için göndereceğim." dedi.
Babamı onaylayıp telefonu kapattığımda derin bir nefes aldım. Babam bana karşı hep ılımlı olmuştu ve olmaya devam edeceğini de biliyordum ama yine de gerilmiştim. Her gün magazin haberlerinin bir parçası olmuyordum.
Deren, "Ne diyor?" diye sorunca telefonumu yatağın üzerine atıp dolabıma doğru yürümeye başladım. "Şirkete uğra dedi."
"Adnan amca kızmaz sana, bilmiyor musun babanı?"
"Biliyorum," diye mırıldandım. Haklıydı babam bana hiç sesini yükseltip kızmamıştı. Ben hep onun biricik kızı olmuştum. En beklenmediği zamanda varlığını öğrendiği biricik kızı...
Tahmini bir yirmi dakika sonra hazırlanmıştım. Gayet klasik bir kombin vardı üzerimde. Beyaz bir bluz ve mavi kot pantolon. Makyajımı olabildiğince hızlı yapmıştım. Kapatıcı, allık, maskara ve ruj benim için yeterli olmuştu. Cüzdanım ve astım ilacımı siyah kol çantama attım. Çantamı koluma takarken telefonumu almak için yatağa doğru ilerlerken birinin aradığını gördüm. Telefonun sesini duymuyordum çünkü sessizdeydi. Sabahtan beri ne arayan ne mesaj atan bitiyordu.
Telefonumu elime aldığımda arayan kişiyi görmek hem içimdeki utanç duygusunu hem de korkuyu arttırdı. Rüzgar arıyordu. Utanmamın sebebi magazindeki haberimizin başlığıydı. Korkmamın sebebi ise Rüzgar'ın nasıl bir tepki vereceğini bilmemekti. Kendimde aramayı cevaplayacak gücü bulmaya çalışırken arama sonlandı ve kilit ekranım görüş açıma girdi. Annem defalarca aramıştı. Muhtemelen haberi görmesi fazla uzun sürmemişti çünkü kendisi tam bir magazin hayranıydı. Rüzgar ise tam üç kez aramıştı. Geri kalan aramalar meraklı akrabalarımdı, ben bunları neden engellememiştim? Gelen mesajlarsa okuldaki samimi olmasamda merhaba merhaba olduğum kişilerdi.
Ekrana yeni bir arama düşünce direkt cevapladım. Telefonun diğer ucundan "Lavin, geldim ben bekliyorum." diyen kişi babamın şöforü Atlas abiydi. Kendi abimin yapmadığı abiliği bana yapmadığı için ona abi derken hiç yadırgamıyordum.
"Hazırım bende geliyorum şimdi Atlas abi."
Atlas abi, "Tamam prenses." deyip aramayı sonlandırınca prenses kelimesi bana tek bir kişiyi hatırlattı. Yanaklarıma kan pombalanırken ekranda düşündüğüm kişinin adı yine belirdi ama bu sefer mesajdı. Mesaja bakmadım onun yerine telefonumu uçak moduna alıp pantolunumun cebine sıkıştırdım. Mümkünse kimse beni aramasındı. Kendimi rezil gibi hissediyordum. Ben kim magazin haberlerine düşmek kim?
***
Tahmini bir yarım saat sonra kendimi şirketin önünde bulmuştum. Arbadan indiğimde Atlas abi arabayı park etmeye gitmişti bense sanki hiç gelmediğim bir yermiş gibi şirketi inceliyordum. Babamın şirketi diye demiyorum ama çok havalı yirmi altı katlı bir şirketti.
Daha fazla oyalanmayıp girişe doğru yürümeye başladım. Döner kapıdan geçip içeriye girdiğimde babamın sekreteri Nazlı beni bekliyor olacak ki hemen yanıma gelmişti. "Hoş geldiniz Lavin Hanım, babanız sizi odasında bekliyor."
Nazlı'nın gülümsemesine tatlı bir tebessümle karşılık verdim. "Hoş buldum."
Aynı yaşlarda olduğum Nazlı önüne gelen kahverengi perçemini hafifçe geri itti. "Size eşlik etmemi ister misiniz?"
"Yok hayır, teşekkür ederim."
Nazlı beni onaylayınca asansörlerin olduğu yere yürümeye başladım. Etraftaki çalışanlardan fısıltılar yükselirken ne konuştuklarını duymuyor ama tahmin ediyordum. Gecenin köründe Rüzgar'la benim fotoğrafımı çeken adamı bulup tekme tokat dalmak istiyordum. Bir de kocaman yazmış oraya şok edici aşk diye!
Hızlı adımlarla asansörlerin bulunduğu yere geldim. Asansörün metal kapıları iki yana açılınca beklemeden içeriye girip yirmi altı yazan tuşa bastım. Asansörün kapıları kapandığında elim telefonuma gitti. Hâlâ uçak modundaydı. Gözüm ekrandaki saate ilişti. 12.36
Bir süre sonra asansör durmuş ve inmiştim. Etraftaki insanların bakışlarını üzerimde hissederken gerim gerim geriliyordum. Babamın ofisinin önüne gelip kapıya tıklayarak içeriye girdim. "Baba,"
Babam beni görünce ilgilendiği dosyaları bir kenara çekti ve bana bakmaya başladı. "Lavin, gel kızım otur şöyle konuşalım." Babamın dediğini yaparak masasının önündeki koltuklardan birine oturup çantamı önümdeki masanın üstüne bıraktım.
Babam derin bir nefes verdi. "Direkt konuya gireceğim." Kafamı sallayarak bakışlarımı babama çıkardım. "Neredeyse bütün magazin haberlerini süsleyen o fotoğraflar hiç iç açıcı değil." Bakışlarımı babamdan çekip ellerime çevirdim. Çoktan ellerimle oynamaya başlamıştım. "Bak kızım, ben sana ne bağırırım ne de kızarım. Eğer gerçekten böyle bir şey varsa bunu magazinden değil de senden-"
"Hayır baba," dedim dehşetle babama bakarken. "Mümkün değil tamamen arkadaşça konuştuğumuz bir anın fotoğraflarını saçma sapan şeylere yormuşlar." Rüzgar'ın saçımı düzelttiği bir an nasıl yanağımı okşuyor gibi gözükebilirdi!
Babam yerinden kalkarak yanımdaki boşluğa oturdu. Elleriyle ellerimi kavradı. "Lavin'im, ben seni biliyorum kızım. Yanlış bir şey yapmayacağını da biliyorum bana karşı ne kadar dürüst olduğunu da biliyorum." Gülümsedim ama babam "Ama..." diye devam edince gülümsemem donup kaldı. "Senin magazine düşmen şirket için pek iyi olmadı, genç bir kızsın ve güzelsin de bu yüzden böyle fotoğrafların çıkması bazı asılsız iddialarla yol açıyor." Bundan sonra duyacaklarımın hoşuma gitmeyeceği açıktı.
Rüzgar Bayraktar
Antrenman çıkışı gördüğüm magazin haberinden beri Lavin'i birkaç defa aramıştım ama açmamıştı. Biraz önce hem mesaj yazmış hem de tekrardan aramıştım ama ulaşılamıyor deyip duruyordu. Neredeydi bu kız?
Hiç aklımda olmayan bir şeyi yapıp direksiyonu sola kırdım. Lavin'in evine gidecektim. Derdim magazin haberi falan değildi Lavin'e bir şey olmadığını görmem gerekiyordu. Işıklardan durunca yan koltuğa bıraktığım telefonum çalmaya başladı. Lavin'in aradığını umut ederek elime telefonu aldım ama arayan Lavin değil babamdı.
Telefonu açıp kulağıma dayadım. "Efendim baba?" Babam sert sesiyle "Rüzgar, ne o magazin haberi öyle? Bu ikinci oldu." dedi. Yeşil ışık yanınca arabayı sürmeye devam ettim. "İlkinde ki kadını tanımıyordum bile fotoğrafı evirip çevirmişler." dedim. Sesim babamın aksine gayet sakin çıkıyordu. "Rüzgar, bu böyle olmaz. Bak o fotoğraftaki kadın ortaklık yapmayı planladığım adamın kızı!"
"Yani?" diye sordum bıkkınlıkla. Babam şirket işlerini fazla önemsiyordu.
"Bak oğlum bu asılsız iddialar ve ortaklık işleri yanlış anlaşılmaya müsait. Bizim ya da karşı tarafın sırf ortaklık için çocuklarımızı ortaya atıp sizi bir araya getirdiğimizi düşünüyorlar."
"Ama öyle değil."
"Bu kimin umrunda Rüzgar! Diğer iş adamlarının gözünde nasıl bir imaj çizeriz biliyor musun?" Babamın ses tonunda yakaladığım şeyle taşlar yerine oturdu. Birazdan hoşuma gidecek veya gitmeyecek bir şey söyleyecekti. "Baba yine uzatıyorsun." dedim arabayı sağa çekerken. "Sonuca gelir misin?"
"Sabah Adnan Bey'le görüştüm, ikimizin bir düşüncesi var ama sizin de fikrinizi almamız gerekiyor şayet siz direkt bu olayın merkezindesiniz." Babamın tereddütlü çıkan sesiyle kaşlarım çatıldı. "Siz?" dedim kimden bahsettiğini anlamak için. Biri bendim diğeri de muhtemelen Lavin'di ama emin olmalıydım.
Babam "Sen ve Adnan'ın kızı Lavin," deyince düşüncem doğrulandı. Zaten başka bir seçenek yoktu.
Babam, "Akşam ufak bir yemek yiyeceğiz, sen ben Adnan ve kızı Lavin. Atacağım konuma tam saatinde ve mümkünse magazin için haber çıkaracak bir şey yapmadan gel." dediğinde son kısmı söylerken sesi güler gibi çıkmıştı.
"Yine şakacısınız Levent Bey." dedim dalgaya vurarak. "Merak etmeyin düşmem magazinlere."
Telefonu kapattığımda aklımda tek bir soru vardı. Babam ve Lavin'in babası bizim için ne düşünmüştü? Ne olduğunu bilmiyordum ama babamın olayın merkezindesiniz demesine bakarsak tamam deyip geçilecek bir şey değildi.
Lavin Yücel
Şirketten çıkınca kahvaltı yapmadığımı fark edip kahvaltı yapmıştım. Babam Rüzgar'ın babası Levent Bey'le bir ortaklık planlıyormuş ve Rüzgar ve benim magazine düşmem iş adamları tarafından yanlış anlaşılabilirmiş. Şirket işlerinden aman aman anlamıyordum ama babam diyorsa bir bildiği vardır diyerek ona hak verdim. Düşününce dedikleri mantıklı geliyordu. Rüzgar ve benim bilinçli olarak bir araya getirildiğim düşünülebilirdi ki zaten düşünülmüştü bile. Tabii ki tesadüftü ama ne magazin ne de iş adamlaeı bunu umursuyordu. Bir de babam Rüzgar'ın babasıyla konuştuğunu ve bir şey düşündüklerini söylemişti. Ne olduğunu söylemedi ama olayın merkezinde ben ve Rüzgar varmışız. Bu yüzden akşam dışarıda yemek yerken babam ve Rüzgar'ın babası bize bir fikir sunacakmış. Ne fikri olduğunu merak ediyordum ama tedirgin olmamakta elde değildi.
Akşam ben ve Rüzgar'ı ne bekliyordu?
Aklıma gelen şeyle duraksadım. Rüzgar'ı ne geri aramıştım ne de mesajına cevap vermiştim. Tepkisini kestiremiyordum, nasıl olsa bir iki saat sonra yemekte görüşecektik.
***
"Of kızım yakıyorsun yine," dedi Deren abarta abarta. "Lacivertte ayrı yakışıyor çitlenbiğime."
"Abartmaz mısın Deren?" dedim üzerimdeki lacivert uzun saten elbiseyi düzeltirken. Ne fazla abartı ne de çok sadeydi. Boyundan bağlamalı olan elbisenin omzuları ve sırtının yarısı açıktı. Aslında normal sıradan bir kombin yapmayı düşünmüştüm ama gideceğimiz restorant lüks bir yer olduğu için elbisem gayet uygundu. Beyaz ince topuklu bir stiletto giymiştim. Ve yine topuklu ayakkanılarım gibi beyaz olan bir çanta takmıştım.
Deren teyzeler gibi "Tü tü maşallah," deyince bir sabır çektim. "Allah sahibine bağışlasın."
"Bak Deren!" dedim sinirle. Bilerek yapıyordu ya bilerek! "Yapma şöyle." Benim bu tarz teyzelere fobim vardı. Bir ara her gün sokaktaki bir teyzeden bunu duyuyordum. Bazı insanlar nerede ne diyeceğini gerçekten bilmiyordu.
***
Arabadan babamla birlikte indiğimizde lüks restoranta doğru yürümeye başladık. İçeriye girince bir adam bizi güler yüzle karşıladı. "Hoş geldiniz Adnan Bey," Bakışları bana döndü. "Sizde hoş geldiniz Lavin Hanım." Tebessüm ederek karşılık verdiğimde babam adama "Levent geldi mi?" diye sordu.
"Az önce geldiler efendim." Babam adamı ufak bir baş hareketiyle onayladı. Babamı takip ederek yürüdüm ama hangi masaya gittiğimizi anlamadım. Rüzgar'ın babasını tanımıyordum ama Rüzgar'da ortalıklarda yoktu. Etrafa bakınmaya devam ederken babam durunca bende durdum. Cam kenarındaki masada oturan adamın siyah saçlarına aklar düşmüştü. Muhtemelen babam gibi ellili yaşlardaydı. Babamın bahsettiği Levent abi bu olsa gerekti. Abi demek için yaşlıydı aslında ama amca falan deyince de bana garip geliyordu. Babam ve Levent abi el sıkışıp bir şeyler konuşurken benim bakışlarım mekanı tarıyordu. Levet abi buradaydı ama Rüzgar neredeydi?
"Lavin?" diyen adamın sesiyle Rüzgar'ı aramayı bırakıp Levent abiye döndüm. Tebessüm ederek uzattığı elini tuttum. "Merhaba," Levent abide benim gibi gülümseyip masayı işaret etti hadi geçin."
Babam Levent abinin karşısına bende babamın yanına oturdum. Çantamı çıkarıp masanın kenarına koyarken kendimi rahat hissetmiyordum. Rüzgar neredeydi? Mümkünse hemen gelsindi.
Bir süre sonra garson gelmiş ve yemekleri sipariş etmiştik. Şuan yemekleri bekliyorduk yani babam ve Levent abi yemekleri bekliyorlardı bense Rüzgar'ı...
Babam ve Levent abi çoktan sohbete dalmıştı. Konuştukları şey şirketlerle ilgili olduğu için onları hiç dinlemiyordum. Kollarımı göğsümde birleştirip sıkıntılı bir nefes verdim.
"Lavin," dedi Levent abi. Karşımda olduğu için yüz ifademi daha net görüyordu. "Bir sorun mu var?" Levent abinin sorusuyla babamında bakışları da bana döndü. "Kızım?"
"Biraz acıktım sanırım," diyerek bir yalan söyledim. Şuan yemek gelse de yiyesim yoktu. "Ondan başka bir sorun yok." Yüzüme yalancı bir gülümseme kondurdum. Levent abi ikna olup önünde döndü ama babamın bakışları bir süre daha bende takılı kaldı ta ki Levent abi ona bir soru sorana kadar.
Bakışlarım yine etrafta gezinmeye başladı. Niye bilmiyorum ama Rüzgar gelmedikçe huzursuz oluyordum. Geldiğimizden beri Rüzgar'ın konusu hiç geçmemişti. Acaba gelmeyecek miydi? Bana kızgın olabilir miydi? Hem benim yüzümden magazine düşmüştü hem de aramalarını açmayıp mesajlarına da bakmamıştım. Tam yanaklarımı şişirip oflayacaktım ki kulağımın yanında hissettiğim sıcak nefesle duraksadım. Burnuma dolan erkeksi koku bambaşka bir şeydi. "Beni mi bekliyorsun?" diye fısıldayan tanıdık sesi duymak kalbimin ritmini bozdu.
Gelmişti, Rüzgar gelmişti.
Bölüm etkileşimi
