MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

8. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:8 Unutulmayan Anılar

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:8 Unutulmayan Anılar
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime · Okuduğun bölüm
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

Yıllar önce...
Cıvıl cıvıl bir yaz gününde küçük Lavin elindeki dondurmasını yerken eve gidiyordu. Etrafta gördüğü insanlara bakarken düşündüğü şey ne zaman uzayacağıydı. Artık insanlara kafasını kaldırıp bakmak istemiyordu.
Önce sağa sonra sola baktı ve araba gelmediğinden emin olduktan sonra karşıya geçti. Evinin karşısındaki parkta oturup dondurmasını yiyecekti. Zaten mahalledeki herkesi tanıyordu.
Parkta oynayan çocuklara gülümseyerek bakan Lavin'in gözleri sekiz dokuz yaşlarındaki bir çocuğa kayınca yüzünü buruşturdu. Bu çocuğu tanıyordu mahalleye yeni taşınan ailenin çocuğuydu.
Lavin adımlarını durdurmuş biraz ilerisinde bankta oturan çocuğu dondurmasını yemeye devam ederken izlemeye başlamıştı. Bisikletini yere yan yatırmıştı. Dizindeki yaraya dokununca acıdığından olsa gerek yüzünü buruşturuyordu. Anlaşılan bisikletten düşmüştü.
Lavin dayanamayıp sadece adını bildiği çocuğa doğru yürümeye başladı. Adı Rüzgar'dı.
Lavin, dondurmayı tutmadığı minik eliyle önüne gelen saçını yüzünden çekti. Rüzgar'ın tam karşısında durduğunda "Sen aptal mısın?" diye sordu ardından bilmiş bir tavırla devam etti. "Yarana dokunursan mikrop kapar."
Bakışlarını karşısındaki küçük kıza diken Rüzgar, "Belli," dedi. "Sen geldiğine göre."
Minik Lavin'in dudakları şaşkınlıkla aralandı. Ona mikrop mu demek istemişti?
"Aptalsın sen!" Lavin gözlerinin dolmasına engel olmaya çalıştı ama başaramadı. Gözünden bir damla yaş dökülünce karşısındaki çocuğa daha da sinir oldu. "Aptal!" dedi bir kez daha. "Ben mikrop değilim!"
Lavin'in daha fazla ağlamasından korkan Rüzgar, onu yatıştırmak için "Tamam değilsin, şaka yaptım." deyiverdi.
Lavin'in yüzü hemen gülmüş gözündeki yaşları minik eliyle silmişti. "Değilim tabii," dedi keyifli keyifli. "Baksana bana böyle şirin bir şeyden mikrop mu olur?"
Rüzgar gülümseyerek karşındaki minik kızı izledi. "Mikrop olmak için fazla sevimlisin."
Rüzgar'ın gülümsemesiyle Lavin'de gülümsedi ama yine de yalandan suratını astı. "Ama sen bana mikrop dedin o yüzden yaran için sana yardım etmeyeceğim." Minik omuzlarını dikleştirdi. "O zaman görürsün gerçek mikropları."
Lavin, gitmek için arkasını dönünce Rüzgar gitmesini istemediğinden ayağa kalkıp kolunu tuttu. Sert tutmamıştı aslında ama Lavin dondurmasını sıkı tutmadığı için elindeki dondurma yere düştü.
"Dondurmam!" diye ciyaklayan Lavin'in gözleri anında doldu. "Senin yüzünden." dedi Rüzgar'a dönerken. Gözündeki yaşarlar düşmesin diye yüzünü buruşturup duruyordu.
"Özür dilerim." dedi Rüzgar yerdeki dondurmaya bakarken. "Yenisini alabilirim."
Lavin'in gözleri parladı. "Alır mısın gerçekten?" Rüzgar kafasını salladı. "Alırım, ama bir şartla."
"Ney ney söyle hemen!" dedi Lavin heyecanla, hemen yeni dondurmasına kavuşmak istiyordu.
Rüzgar kalktığı banka geri oturdu. "Dedin ya yarana yardım edecektim ama etmeyeceğim diye." Lavin kafasını salladı gerçekten de yardım edecekti. "Yarama yardım et, sonra da sana dondurma almaya gidelim."
"Olur," dedi Lavin gülümserken. Hiç vakit kaybetmeden Rüzgar'a doğru yaklaştı. Unicornlu antasının fermuarını açıp içini kurcalamaya başladığında Rüzgar dikkatle onu inceliyordu. En fazla da yeşil gözlerini, çok güzel bir tonu vardı.
Lavin çantasından küçük bir krem ve prensesli yarabandı çıkardı. Annesi ne olur ne olmaz diye koymuştu bunları çantasına. Lavin, yarabandını Rüzgar'a uzattı. "Tut bunu." Rüzgar itiraz etmeden aldı yarabandını. Prensesli olduğunu fark etmemişti.
Lavin, küçük krem kutusunun kapağını açtı ve Rüzgar'ın dizine doğru eğildi. Şort giydiği için dizi açıktaydı. Lavin, minik parmağıyla kremi Rüzgar'ın dizine sürerken acımasın diye bir de üflüyordu. Babası hep böyle yapardı.
"Neden yanında krem var?" diye aklındaki soruyu sordu Rüzgar. Lavin kremi sürmeye devam ederken konuştu. "Annem koydu, ne olur ne olmaz diyeymiş." Rüzgar kafasını salladı ama yüzü düşmüştü. Lavin, Rüzgar'ın düşen yüzünü fark etmiş ama bir şey dememişti.
Kremi sürmeyi bitiren minik Lavin, "Yarabandını ver." dedi. Rüzgar, yarabandınını uzatmıştı ki üzerindeki prenses figürü gözüne çarptı. "Bune kızım? Ben prensesli yarabandı kullanmam."
Lavin umursamadan Rüzgar'ın elindeki yarabandını aldı. "Niye kullanmıyormuşsun? Bal gibide kullanırsın." dediğinde çoktan yarabandı açmıştı.
"Ya kızım istemiyorum."
"Susar mısın?" dedi Lavin yarabandını orantılamaya çalışırken. "Konserve olamıyorum."
Rüzgar, gülmemek için yanaklarının içini ısırdı. "Ne olamıyorsun?"
"Konserve olamıyorum." diye tekrar etti Lavin.
"Konserve değil o, konsantre." dedi Rüzgar kendini tutamayıp gülerken.
Lavin, kaşlarını çatarak yarabandının üstüne parmağını bastırdı. Acıyla inleyen Rüzgar gülmeyi bırakmıştı. "Ne yapıyorsun kızım acıdı."
"Gülme sende, olabilir ben daha küçük bir çocuğum." Gözlerini Rüzgar'a dikti. "Gerçi bir yandan iyi oldu yarabandını yapıştırdığımı henüz fark etmedin."
Gözlerini büyüten Rüzgar dizindeki prensesli yarabandına baktı. Çıkarmak için elini uzatmıştı ki Lavin minik parmaklarıyla Rüzgar'ın elini kavradı. "Çıkarma lütfen." Gülümsedi. "Hem pembe pembe renk kattı."
Rüzgar nefesini verirken, "Tamam çıkarmıyorum." dedi. Karşısındaki minik kızın yeşil gözlerini bir daha dolmuş bir halde görmek istemiyordu.
Yerinde duramayan Lavin sevinçle ellerini birbirine vurdu. "Hadi hadi gidelim, dondurma istiyorum." Rüzgar'ın bileğini tutup banktan kalkması için çekiştirmeye başladı. Rüzgar ayağa kalktığında Lavin elini çekti.
Rüzgar, yerdeki bisikletini kaldırdı ve bisikletini de yanında götürmeye başladı. Kısa sürede bakkala gelip Lavin'e istediği dondurmayı almıştı. Rüzgar Lavin'in adını henüz bilmiyordu ama öğrenecekti.
Lavin, etrafına bakarak evine doğru yürürken Rüzgar arkasından onu izliyordu. Kumral saçları belinin biraz üzerinde bitiyordu. Lavin zıplaya zıplaya yürürken bileğindeki bileklik yere düştü. Lavin fark etmemişti ama Rüzgar görmüştü.
Rüzgar, bisikletini bir kenara bırakıp hızlı adımlarla ilerledi ve pembe boncuklardan yapılmış bilekliği eline aldı. Lavin'e seslenecekti ama Lavin çoktan evinin önüne gelmiş parmak uçlarına çıkarak zile art arda basmaya başlamıştı. Bir süre sonra kapı açıldı ve Lavin içeri girdi.
Lavin gitti ama bileklik Rüzgar'da kaldı. Birkaç ay sonra Lavin ve ailesi taşınmış Rüzgarsa bir daha Lavin'i göremeyeceğini sanmıştı. Oysaki yıllar sonra Lavin hayatına birden girecek ve her şeyi olacaktı.

Günümüz
Lavin Yücel

Zilin çalmasıyla bakışlarım kapıya dönmüştü. Saat çoktan gece yarısını geçmişti kim gelebilirdi ki?
Kapıya doğru yaklaşarak kapı deliğinden dışarıya baktım ama görünürde kimse yoktu. Kapıyı açıp etrafa göz gezdirdim, gerçektende kimse yoktu. "Bana öyle geldi herhâlde," diyerek kapıyı kapatıyordum ki yerdeki minik kutu dikkatimi çekti.
Kaşlarım çatılırken eğilerek yerdeki kutuyu aldım. Pembe kurdeleli minik bir kutuydu. Kapıyı kapatıp elimdeki kutuya bakmaya başladım. Bu neydi şimdi?
Kalbim güm güm atarken dayanamayıp kutunun kapağını açtım. Gördüğüm şeyle dudaklarım aralandı, kaşlarım havaya kalktı. Kutuda pembe boncuklardan yapılmış bir bileklik vardı. Benim bilekliğim. Küçükken bileğimden hiç çıkarmadığım ama bir gün kaybettiğim bilekliğim.
Bilekliği elime aldığımda geçmiş anılarım gözümde canlandı. Bilekliğimi kaybettiğim günü hatırlamaya çalıştım. Aklıma gelen şey kalbimin daha da hızlanmasına ve yutkunmama sebep oldu. Olabilir miydi? O çocuk Rüzgar olabilir miydi?
Hızlı adımlarla salona doğru ilerledim. Bilekliği ve kutuyu masanın üzerine bırakarak hemen perdeyi sıyırıp pencereyi açtım. Karşılaştığım manzara kalçasını motorunun oturma yerine yaslamış bir şekilde camıma bakan Rüzgar'dı.
Göz göze geldik. Gülümsedim, gülümsedi. Elimle bir dakika der gibi işaret yapıp hemen evden çıktım. Asansörü es geçip hızla merdivenlerden indim. Dışarıya çıkıp Rüzgar'ın karşısında durduğumda yüzümde bir gülümseme vardı.
Ne diyeceğimi bilemez bir halde Rüzgar'a bakarken "Sen," dedim.
"Ben," dedi.
"O musun?" diye sordum.
Kafasını salladı. Gülümsedim, gülümsedi.
"Bu çok garip yıllar geçti, nasıl anladın ben olduğumu?" Aklıma gelen bir diğer soruyu da sormadan edemedim. "Ya da bilekliğim bunca zaman sende miydi, nasıl buldun onu?"
Başını eğerek güldü. "Sakin ol Lavin," dedi yatıştırıcı bir tonda. "Aklındaki bütün soruları cevaplayacağım."
"Tamam, ilk sorumu sorayım mı?"
Dilini damağına vurarak cıkladı. Gülüşüm yok oldu. "Bir şartım var."
Kollarımı göğsümde birleştirdim. "Neymiş o şartın?"
Rahat bir tavır takındı. "Yakında maçım var, eğer gelirsen sorularını zevkle cevaplarım." Kaşlarım çatıldı. "Oldu paşam, başka?" Kelimeler dudaklarımdan istemsizce döküldü.
Rüzgar, "Paşam?" dedi sorarcasına. "Hmm," diye mırıldandım. "Paşam." Güler gibi bir ses çıkardı. Sanırım hoşuna gitmişti. "Paşanın sorularını cevaplamasını istemiyorsun sanırım?" Nereden oynayacağını iyi biliyordu.
"Tamam," dedim mecburen. "Geleceğim." Ben bu sorularla baş başa kalırsam beynimin etini yerdim. Rüzgar'ın yüzünde zafer gülüşü diyebileceğim bir gülüş belirdi. "Alayım soruları," dedi keyifli çıkan sesiyle.
"Bilekliğimi nerede buldun?" Soru sorarken gizleyemediğim bir heyecanım vardı. Neden bilmiyorum ama Rüzgar'la küçüklük anımız olması beni mutlu etmişti.
Gözleri gözlerime daldı. "O gün dondurmanı aldıktan sonra zıplaya zıplaya eve gidiyordun, çok tatlıydın." Gülümsedim. Zıplaya zıplaya gittiğimi hatırlamıyordum. "Zıpladığın için haliyle bilekliğin bileğinden düştü, dondurmanın derdinden olsa gerek fark etmedin."
İstemsizce dudağımı ısırırken "Sende bilekliği aldın peki neden bana vermedin?" diye sordum.
Omuzlarını kaldırıp indirdi. "Eve girdin çünkü yetişemezdim."
"Peki o kızın ben olduğumu nasıl anladın? Adımı bildiğini sanmıyorum."
Gözleri gözlerime daldı. "Röportaj günü gözlerin için ilk defa yeşilin bu kadar güzel bir tonunu görüyorum, demiştim hatırlıyor musun?" Kafamı salladım. "Hatırlıyorum."
"İlk defa görmüyormuşum, o günden birkaç ay sonra taşındınız." Bunları hâlâ hatırlamasına hayret ettim. "Babam söyleyince öğrenmiştim taşındığınızı, ilk başta kimin taşındığını anlamadım tabii ama sonra babama seni tarif ettim. Taşınan sizmişsiniz hatta adını da sormuştum."
"Sadece adımdan beni tanımış olamazsın, tek Lavin ben değilim ya." dedim. Bu mümkün değildi kim bilir kaç kişiyle aynı isme sahiptim.
Yüzünde yarım bir gülüş belirdi. "Adını taşıyan bir çok kişi olabilir," dedikten sonra kahve gözleri yüzümde dolaşmaya başladı. "Ama hiçbiri senin kadar güzel yeşil gözlere, kumral saçlara, güneş gibi çillere, gülkurusu dudaklara, unutulamayacak bir gülüşe ve birçok güzelliğe sahip olamaz."
Yutkundum. Yanaklarımın kızardığını hissediyordum. Kollarımı hangi ara çözdüm bilmiyorum ama ellerimle oynamaya başlamıştım.
Rüzgar, iki adımda aramızdaki mesafeyi kapattı. "Lavin," derken gözlerimin en derinine bakıyordu ve bu kalbimin deli gibi atmasına sebep oluyordu. "Unutulamayacak kadar eşsizsin."
Gözlerimi kaçırdım. Kim bilir yanaklarım ne hâldeydi. Nefes alışlarım hızlanmıştı.
"Rüzgar," derken ne diyeceğimi bilemiyordum. Aklıma gelen ilk şeyi söyledim. "Bana mikrop iması yapmıştın!" Bir adım gerileyerek aramızdaki mesafeyi birazda olsa açtım. Bozuntuya vermek yerine gülerek bana baktı. "Sende bana defalarca aptal demiştin." Omuzlarımı kaldırıp indirdim. "Hak etmiştin."
"Öyle diyorsan," dedi kabullenmiş gibi.
"Rüzgar," dedim aklıma gelen şeyi sormak için. "Bilekliğimi o gün verememişsin neden biz taşınana kadar olan sürede de vermedin?"
Kollarını göğsünde birleştirirken dudaklarını bilmiyorum dercesine büzdü. "Yaram iyileşmesine rağmen yarabandını da çıkarmamıştım."
Hayretle, "Prensesli yarabandını yaran iyileşmesine rağmen çıkarmamıştın?" diye sordum.
Kafasını ağır ağır salladı. "Hmm, hatta sevgili ikizim benimle dalga geçmişti." Gülümsedim, bakışları gülüşüme düştü. "Gayette yakışmıştı, renk katmıştı bir kere." dedim.
Ağzının içinde "Senin kadar yakışamaz," diye bir şeyler mırıldandı ama ne dediğini duymadım. "Anlamadım?" dedim kirpiklerimi kırpıştırırken. Kafasını geriye doğru yatırdı. "Yok bir şey."
Ne diyeceğimi bilmiyordum ama eve girmekte istemiyordum. İçimde olmaması gereken şeyler oluyormuş gibi bir his vardı. Mesela Rüzgar'la küçüklük anım olması beni neden bu kadar mutlu etmişti? Söylediği cümleler neden kalbimin ritmini bozuyordu? Duymadığım şeyler değildi ama Rüzgar söyleyince bir garip hissediyordum. Söylediği en ufak bir şeyde yanaklarım kıpkırmızı oluyordu.
Yüzümün önünde sallanan bir el hissettiğimde Rüzgar'ın "Lavin," dediğini fark ettim. Kafamı iki yana sallayarak düşüncelerimden kurtuldum. "Hm?"
"Ne düşünüyorsun? Daldın yüzüme." Yüzüne bakarken mi dalmıştım? Kendimi toparlamam gerekiyordu. "Hiç," dedim kafamı iki yana sallayarak. "Dalmışım öyle."
"Dal dalmasına da yüzüme değil," dedikten sonra kısık bir sesle "Kalbime." dedi ama tabii ki anlamadım. "Ya Rüzgar!" dedim dayanamayarak. "Anlamıyorum içine içine konuşmasana."
"Tamam prenses sakin ol." Kalbimde bir basınç hissettim, acıdan değil içimdeki garip duygudan. Prenses.
Esen rüzgar saçlarımı savuşturunca elimle önüme gelen saçları çektim. Rüzgar, üzerimdeki kıyafetlere baktı ardından bakışları yüzümü buldu. "Üşüyeceksin, hadi geç içeri." Kafamı salladım. "Geçeyim," Geriye geriye adımlar atmaya başladım. "İyi geceler."
"İyi geceler," Gülümsedim, gülümsedi. Elimi hafifçe kaldırıp el salladığımda Rüzgar'da elini salladı. Geriye adım atmayı bırakıp arkamı döndüm ve eve girdim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.725okunma 91beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18