MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

13. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime · Okuduğun bölüm
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

Dün gece anlaşmalı evlilik yapmayı kabul etmiştim. Kabul etmem iyi mi olmuştu yoksa kötü mü, bilmiyordum. Bildiğim tek şey vardı o da kabul ettiğim için pişman olmadığımdı.
Dün anlaşma üzerine fazla konuşmamış sadece babamlara haber vermiştik. Magazin haberinden sonra mesaj yazan hiç kimsenin mesajına bakmamıştım. Annem ve Defne hariç. Anneme olayı güzelce anlatmış ve anlaşmadan da bahsetmiştim. Defneyse Rüzgar'la bu kadar yakın olmama çok şaşırmıştı ki bir noktada haklıydı da. Benim ne işim olurdu boksla, boksörle?
Sabah uyanınca kahvaltı yapmış sonra da hazırlanmıştım. Üzerimde beyaz askılı bir crop, mavi kot şort ve beyaz spor ayakkabılar vardı. Saçlarım her zamanki gibi açıktı.
Taksinin ücretini ödeyip arabadan indiğimde beni oldukça güzel tek katlı bahçeli bir villa karşıladı. Burası Rüzgar'ın eviydi. Evin etrafı bahçeyle çevrili olduğu için önce bahçe kapısından içeriye girdim. İçeriye girerken şifre kullanılıyordu. Rüzgar şifreyi önceden mesaj olarak attığı için bir sorun yaşamamıştım. Bahçeye girince çardakta oturan Rüzgar'ı görmem uzun sürmedi ki o da beni hemen fark etmişti zaten. Beni görünce ayağa kalkan Rüzgar'a doğru yürümeye başladım. Üzerinde beyaz bir tşört, altında da siyah şort vardı.
Rüzgar'ın karşısında durduğumda ilk konuşan o oldu. "Hoş geldin, Lavin."
"Hoş buldum." dedim minik bir tebessümle. Rüzgar'la birlikte çardağa geçip yan yana oturduğumuzda gerilmemiş değildim.
Ben çantamı masanın üzerine bırakırken Rüzgar masadaki laptopın ekranını bana doğru çevirdi. "Seni beklerken ilk üç maddeyi yazdım, zaten ikimizinde bildiği şeyler ama sen yine de bak. Diğer kuralları ikimiz koyacağız." Gözlerim Rüzgar'ın yazdığı maddeleri bulduğunda yazanları içimden okudum.
Madde 1:Bu evlilik aile şirketlerini korkumak amacıyla yapılmıştır. Taraflar evliliğin duygusal bir bağ içermediğini kabul etmelidir.
Madde 2:Evlilik 1 yıl sürecektir. 1 yılın ardından taraflar boşanmayı kabul edecektir.
Madde 3:Bu anlaşma sadece taraflar ve aileleri arasında bilinecektir. Başka kişilerin bilmesi anlaşmaya aykırıdır.
Maddeleri okuduktan sonra onaylarcasına kafamı salladım ardından da "Başka ne yazacağız ki?" diye sormadan edemedim.
Rüzgar'ın konuşmasıyla bakışlarım onu buldu. "Örnek veriyorum o zaman, mesela bir davete katılmamız durumunda mutlu bir çift gibi gözükmeliyiz ve gerekiyorsa el ele tutuşma gibi yakınlıklarda da bulunmalıyız. Uygun mudur?" Gayet mantıklı bir madde olduğu için kafamı salladım. Rüzgar'ın parmakları klavyenin üzerinde gezindiğinde dördüncü maddeyi yazmış oldu.
Madde 4:Traflar davetlere birlikte katılacak ve mutlu çift gibi görüneceklerdir. Gerekli durumlarda fiziksel yakınlık (sarılma, el ele tutuşma vs.) serbesttir.
Aklıma gelen bir diğer maddeyi söyledim. "İkimizinde arasında herhangi bir duygusal bağ olmayacak ve aramızdaki ilişki en fazla arkadaşlıktan ibaret olacak, uygun mudur?" Umarım.
Rüzgar kafasını sallayıp beni onayladı ama bakışları hiçte güven vermiyordu. Laptopı kendime doğru çevirdim ve beşinci maddeyi ben yazdım.
Madde 5:Taraflar birbirine karşı hiçbir duygusal bağ hissetmeyecektir. Aralarındaki yakınlık en fazla iki arkadaştan ibaret olacak ve karşı taraftan duygusal beklenti içine girmeyeceklerdir.
Maddeyi yazdığımda Rüzgar, "O zaman sıradaki madde benden." dedi. "İkimizde anlaşma boyunca karşı cinsle herhangi bir duygusal ilişkiye girmeyeceğiz. Anlaşma da olsa birbirimize sadık kalacağız." Şahsen ben hiç şaşırmadım. Tam Rüzgar'lık bir maddeydi.
"Peki," diyerek Rüzgar'ı onaylayınca hemen altıncı maddeyi de yazdı.
Madde 6:Anlaşma boyunca iki tarafta karşı cinsten biriyle romantik bir ilişkiye girmeyecektir. Her ne kadar bir anlaşma olsa da taraflar birbirine sadık kalacaktır.
Gelen öksürme isteğiyle hafifçe öksürdüm ve bir diğer şartımı söyledim. "Aynı evde kalmak zorunda olacağız ama bu aynı odada kalacağımız anlamına da gelmiyor. Mecbur kalmadıkça yatak odalarımız ayrı olacak."
Rüzgar kafasını sallayınca yedinci maddeyi yazdım. Zaten mecbur kalmamız imkansızdı.
Madde 7:Taraflar evli bir çift imajı vermek adına aynı evde yaşayacaklar fakat farklı odalarda kalacaklardır. Zorunlu olmadığı sürede aynı odayı kullanmayacaklardır.
"Bu da tamam," dediğimde bakışlarım Rüzgar'a döndü. "Benim başka bir şartım yok senin?"
Rüzgar kollarını göğdünde birleştirerek arkasına yaslandığında "Benim son bir şartım var." dedi rahat bir tavırla. Ne söyleyeceğini merak etmiştim ki Rüzgar yine şaşırtmadı. "Haftada en az bir gün birbirimize vakit ayırıp çeşitli aktiviteler yapacağız."
"Hiç şaşırtmıyorsun," dedim maddeyi yazmak için laptopa dönerken. Parmaklarım klavyede gezindi ve sonuncu maddeyi yazdı.
Madde 8:Taraflar haftanın en az bir gününü tamamen birbirine ayıracak ve birlikte vakit geçirecekler.
Sayfanın en altına ikimizin ismini yazdım. Evlilik zamanı gelince yazıcıdan çıktı alıp imzalardık.
Bende Rüzgar gibi geriye yaslanacaktım ama göğsümde bir daralma hissettim. İçime derin bir nefes çekmeye çalıştım ama tam anlamıyla başaramadım. Hayır, hayır şimdi olmazdı. Şuan astımım tutamazdı. Nefes alıp verişimde zorluk yaşayınca elim istemsizce boğazıma gitti.
Rüzgar'ın "Lavin?" diyen sesi oldukça endişeli çıkmıştı. Hemen toparlanıp ne olduğunu anlamaya çalışırcasına yüzüme bakmaya başladı. Bir eli koluma dokunurken sesini sakin çıkarmaya çalışıyordu. "İyi misin?"
Boğazımı ovuştururken kafamı iki yana salladım nefes alamıyordum. Rüzgar'ın bir astım krizi eşiğinde olduğumu anlaması uzun sürmedi. "Astımın," dedi hemen. "Lavin ilacın nerede?"
"Çantam-" dedim zorlukla. Nefes alamıyordum. Göğsüm sıkışıyordu. İstemsizce tırnaklarımı boğazıma batırdım. Tırnaklarımı boğazımda hissetmek canımı yaktı ama şuan umrumda olan rahat nefes alabilmekti.
Rüzgar, çantamdan ilacımı alıp "Gel buraya." dediğinde kendimi kollarının arasında buldum. İlacımı dudaklarıma yaklaştırdığında nefes alamadığım için dudaklarım zaten aralıktı. İlacı tutup dudaklarıma iyice yerleştirdim ve içime derin bir nefes çektim. Rüzgar'ın tedirgin bakışlarını üzerimde hissediyordum. Beni kollarının arasına aldığı için başım göğsüne yaslıydı. Nefesim düzene girene kadar Rüzgar'ın kollarının arasında kaldım. Bu sürede Rüzgar hiç kıpırdamamış hatta yanılmıyorsam bu sürede kokumu birkaç kez içine çekmişti.
Bir süre sonra nefesim normale dönünce Rüzgar, yüzüme bakmaya çalışarak konuştu. "Daha iyi misin?" Konuşmak yerine kafamı aşağı yukarı salladım. Tabii bunu yapınca başım Rüzgar'ın göğsüne sürtünmüştü. "İyiyim," dedim mırıldanarak. Rüzgar'ın kolları bedenime dolanmış bir eşkildeydi. Elleri de karnımın üzerinde birleşmişti ama rahatsız olmuyordum.
Rüzgar, "Neden oldu? Hep böyle birden mi oluyor?" diye sorduğunda ses tonundan bunu gerçekten merak ettiğini anladım. Dilimi damağıma vurarak cıkladım. "Hayır birden olmadı, yaz geliyor ve etraf polen dolu az önce de muhtemelen bu yüzden öksürdüm. Aslında ilacımı düzenli olarak kullanmam gerekiyor ama..." Cümlemin devamını Rüzgar tamamladı. "Sen sadece kriz anlarında kullanıyorsun." Malesef öyle yapıyordum.
"O zaman bundan sonra sevgilin ilacını kullanman gerektiğini sana hatırlatacak." Sevgilin... Dün anlaşmalı evliliği kabul edince otomatik olarak sevgili rolünüde kabul etmiş bulunmuştum. Ama böyle söyleyince de bir garip oluyordu. İçim kıpır kıpır olmuştu.
"Gerçekten saçmalık," diye mırıldandım. "Senin yerinde olsam kesinlikle benden nefret ediyor ve muhtemelen tanıştığım güne lanetler yağdırıyor olurdum." Kesinlikle böyle olurdu, benim yüzümden magazine düşmüş ve saçma bir oyunun içine girmişti.
Rüzgar'ın karnımın üzerinde duran elleri sıkılaştı. "Benim yerimde olmadığın için nefret edilmeyecek kadar sevilesi ve tanıştığım güne şükürler yağdıracağım kadar değerli olduğunu bilmiyorsun." Kalbim hızlandı. Gerçekten de Rüzgar'ın gözünde böyle biri miydim ben? Yanaklarımın yandığını hissederken başımı Rüzgar'ın göğsünden kaldırdım. Eş zamanlı olarak Rüzgar'da ellerini üzerimden çekmişti. Hangi ara bu kadar yakınlaşmıştık biz?
Rüzgar'a bakmamaya çalışarak masanın üzerindeki çantama uzandım. "Ben gideyim artık, çıkarken Deren'e haber vermemiştim." Bahane üretme işine çalışmam gerekiyordu. Telefonun icat edilmediği devirde mi yaşıyorduk sanki?
Rüzgar, "Nasıl istersen." deyince ona döndüm. Görüşürüz demek için dudaklarımı aralamıştım ki Rüzgar'ın yüz ifadesi birden değişti. "Lavin," dedi tedirginlikle. "Boğazın." Elim boğazımın üzerine gitti. Kriz anında yine istemsizce tırnaklarımı geçirmiştim. Hafiften yanıyor gibi bir acı hissediyordum. Muhtemelen şuan tırnaklarımın çizdiği yerlerde çizgi şeklinde kızarıklıklar vardı.
Rüzgar hayıflayarak "Boğazına tırnaklarını geçirdiğine inanamıyorum." dedi ve ardından oturduğu yerden kalkıp eve doğru yürümeye başladı. "Bekle beni." Rüzgar görmesede kafamı salladım. Çantamın içinden minik aynayı çıkarıp boğazıma bakmaya çalıştım. Tahmin ettiğim gibi kırmızı kırmızı çizgiler vardı. Aşırı aşırı belli olmuyordu ama bakan birinin de dikkatini çekerdi.
Bir süre sonra Rüzgar evden çıkıp bana doğru gelmeye başladı. Elinde krem mi vardı onun? Evet, gerçekten de krem getirmişti.
Düşünülmek... Güzel hissettiriyordu.
Rüzgar yanıma oturduğunda "Gel buraya." dedi. Rüzgar'a doğru döndüğümde Rüzgar kremin kapağını açıyordu. "Ben sürerim." desem de Rüzgar hiç oralı olmadığını "Ben süreceğim." diyerek belli etti. Parmağının ucuna biraz krem alınca çenemi hafifçe yukarı kaldırdım. Böylece rahat sürebilirdi. Rüzgar kremi boğazıma -muhtemelen kızarık olan yerlere- acıtmaktan korkar gibi nazikçe sürmeye başladı.
Rüzgar'ın yüzünü incelerken aklıma takılan bir şeyi sormak için "Rüzgar," dediğimde bakışları kısa bir an beni buldu. "Buyur." Rüzgar'ın boğazımdaki parmakları dikkatimi dağıttığı için ona odaklanmamaya çalıştım. "Normalde az da olsa senden sigara kokusu alırdım. Şu sıralar daha çok bir araya geliyoruz ama hiçbirinde herhangi bir sigara kokusu almıyorum." Gerçekten de öyleydi Rüzgar'ın maçına gittiğim günden sonra herhangi bir sigara kokusu almamıştım. Rüzgar parmağına biraz daha krem alırken, "Bıraktım." dedi net bir sesle. Bıraktım mı? Bu kadar kısa bir sürede sigarayı mı bırakmıştı?
Rüzgar, kremi sürmeyi bitirmiş olacak ki kremin kapağını kapattı ve derin bakışlarını bana dikti. "Sigara zevkim için senin sağlığını tehlikeye atamam." Midem kasıldı. Ne diyeceğimi bilemedim. Maçına gittiğim gün astımım olduğunu öğrenmişti ve ben o günden sonra Rüzgar'dan biraz bile olsa sigara kokusu almamıştım. Hiç bu yönden bakmamıştım, belkide ihtimal vermemiştim ama Rüzgar kendi ağzıyla söylüyordu. Sigarayı benim için bırakmıştı.
Rüzgar.
Benim için.
Sigarayı.
Bırakmıştı.
Yüzümde istemsizce bir tebessüm oluştu. Diyecek bir şey bulamadığım için kendimi konuyu değiştirirken buldum. "Bu arada yarın bir aile yemeği yiyecekmişiz." Rüzgar kafasını salladı. "Haberim var."
"İyi o zaman." dedim oturduğum yerden kalkarken. "Gideyim artık ben."
***
"O nasıl iş kızım? Şimdi siz sevgilisiniz ama değilsiniz, ne saçma şey o öyle." diyen Deren'e fazlasıyla hak veriyordum. "Ne bileyim işte," dedim umursamazca. "Sırf babamın işleri yolunda gitsin diye yoksa benim ne işim var böyle evcilik oyunlarıyla."
Deren bir süre düşündükten sonra "Hazirana iki ay var bu da demek oluyor ki iki aydan uzun bir süre sevgili rolü yapacaksınız." deyince kafamı sallayarak onu onayladım. Haziranın sonrarına doğru üniversite hayatım tamamen bitiyordu. Muhtemelen temmuz başı gibi de Rüzgar'la evlenmiş olacaktım.
Rüzgar'la evlenmek... İşler hangi ara bu noktaya gelmişti bilmiyordum ama şikayetçi de değildim. Rüzgar'la olmak beni mutlu ediyordu ve umarım böyle kalırdı. Rüzgar'la birlikteyken mutlu olmak dışında herhangi bir duygusal bağ hissedersem her şeyi berbat ederdim. Rüzgar'ı sevemezdim, bunlar bir oyundu ve öyle kalmak zorundaydı. Anlaşmaya sadık kalmalıydım diyecektim de anlaşmanın üçüncü maddesini çoktan çiğnemiştim bile.
Madde 3:Bu anlaşma sadece taraflar ve anne baba arasında bilinecektir. Başka kişilerin bilmesi kesinlikle yasaktır. (Madde çiğnendi)
***
Dün Deren'le içinde bulunduğum oyunu anlatmıştım ve üzerine konuşmuştuk. Kimseye söylemeyeceğine de söz vermişti ki biz birbirimizin sırlarını hep saklar, kimseye söylemezdik.
Bugün ailelerin toplandığı bir yemek yiyecektik. Bana sorulsa çok gereksizdi ama işte babamı kıramıyordum. Üzerimde dantel işlemeli, krem rengi bir elbise vardı. Üst kısmı sol omzumdan çapraz başlayıp sağ omzumun biraz altında bitiyordu. Vücudumu saran elbise dizlerimin üzerinde bitiyordu. Etek kısmı da aynı kumaştan yapılmış fırfırlardan oluşuyordu. Üst kısmın tersine, sol taraftan sağa doğru çapraz bir şekilde iniyordu. Ayakkabı olarak kahverengi bilekten bağlamalı zarif bir topuklu ayakkabı seçmiştim. Ayakkabımla uyması için de kahverengi bir kol çantası takmıştım. Kahverengi ve krem rengini çok yakıştırıyordum. Takı olarak gold takılar tercih etmiştim. Minimalist bir kolye, dikkat çekmeyen küpeler, saat ve bileklik işimi görmüştü.
Geriye kalan tek şey parfüm seçmekti. Yan yana dizilmiş olan parfümlere bakarken kararsızlığım tutmuştu. Tam yardımcı olması için Deren'e seslenecektim ki makyaj masamın üzerindeki telefonum ekranına bir bildirim düştü. Telefonumu elime aldığımda mesajın Rüzgar'dan geldiğini gördüm. Mesaja tıkladığımda Rüzgar'ın sohbeti anında açıldı. Gözlerim ekrandaki mesajda gezindi.
Rüzgar:Lavin, dün sıktığın parfüm sanırım yeniydi. Ben sende ilk defa böyle bir koku duydum ya da ilk defa sana bu kadar yakın oldum, bilmiyorum. Ama çok güzel kokuyordun, belki yine aynı parfümü sıkmak istersin.
Mesajın her bir kelimesini okurken yüzümde bir gülümseme belirmiş ve garip bir duygu hissetmiştim. Adını koyamamıştım ama güzel hissettiren bir duyguydu...
Elim makyaj masamın üzerindeki cam parfüm şişesine gittiğinde yüzümde hâlâ aynı gülümseme vardı.
***
Zile birkaç kez art arda bastığımda kapıyı açan annem oldu. Ne zamandır görüşmüyorduk annemi çok özlemiştim. "Annem," dedim kollarımı boynuna sararken. "Çok özledim."
Annem "Gelmiyorsun ki yanımıza," dedi tripli tripli. Gülerek geriye çekildim. "Ne yapayım, aramızda fazla mesafe olmasa bile biliyorsun istanbul trafiği hiç çekilmiyor."
Annem koluma girip kapıyı kapattığında içeriye doğru yürümeye başladık. "Biliyorum güzel kızım. Sen iyi ol yeter bana."
Birlikte mutfağa girince gözlerim tencerelerde gezindi. Annemin kolundan çıkıp tezgaha doğru yürürken, "Yemek ne var?" diye sordum. "Sabahtan beri doğru düzgün bir şey yemedim."
Annem yanıma doğru gelirken konuştu: "İşte bunu demeyecektin."
Gözlerimi heyecanla büyüterek anneme baktım. "Şaka, vallahi mi?" Annem kollarını göğsünde birleştirdi ve gözlerini kısarak bana bakmaya başladı. "O yemek güzelce yenecek, Lavin."
Somurtarak anneme baktım. "Ya anne, ben öyle tıka basa doyarsam nasıl sütlaç yiyeceğim?" Bütün derdimiz buydu. Annem kendimi bildim bileli her sütlaç yaptığında beni yemek yemem için güzelce tembihlerdi çünkü ben hep sütlaç olduğunu duyunca doğru düzgün yemek yemeyip uyuyana kadar sütlaç kaşıklayan biri olmuştum. Annem beni yine uyarıyordu ama yine aynısı olacağını biliyordu. Hem ne zamandır sütlaç yemiyordum.
"Fırında mı yaptın?" diye sordum meraklı meraklı. Annem kafasını sallayarak konuştu. "Kızım en çok fırında yapılanı sever." Kollarımı anneme dolayarak sıkıca sarıldım. Annemde kollarını bana sarınca "Ne zaman gelirler?" diye sordum. "Sen gelmeden baban aradı Levent'le birlikte geleceklermiş, birazdan burada olurlar."
Annemden ayrılarak "Rüzgar?" dedim sorarcasına. Annemin yüzünde imalı bir bakış belirdi. "Hmm," diye mırıldandı kafasını hafifçe sallarken. "Merakta ediyoruz bakıyorum."
"Ya anne!" dedim mızıkçı çocuklar gibi. "Deme öyle, sordum sadece." Annem, "Güzel kızım ben seni tanımıyor muyum?" diye sordu. "Bir şey var belli." Kaşlarım hafifçe çatılırken kollarımı göğsümde birleştirdim. "Ne varmış?" Annem bileğimdeki kırmızı ipi işaret etti. "Sen o ipi bileğine taktığından beri kimin bileğinde kırmızı bir ip görsen hoşnutsuzca bakardın çünkü onu kendine özel kılmak istiyordun." Artık öyle değildi. Zaten bileğime bağladıklarım bir şekilde kopmayı başardığı için en son bu durumdan bezmiş ve cüzdanımda taşımaya başlamıştım. Gerçi sonucunda yine bileğime bağlamıştım. Annemin konuyu niye buraya getirdiğini anlamadığım için "Yani?" dedim kafamı iki yana sallarken.
Annem tezgaha yaslanarak bana bakmaya başladı. "Şu magazin fotoğrafında Rüzgar'ın bileğinde bir kırmızı ip var." Sesi sanki bir şeyleri fark etmemi istiyor gibiydi. "Lavin, sen şansını paylaşmayı sevmezsin." Fark ettiğim şeyle bakışlarım donuklaştı. Ben şansımı en yakınlarımla bile paylaşmazdım ama Rüzgar... O ipi bileğine bağlarken aklımdan bu hiç geçmemişti çünkü o an içimden geleni yapmıştım.
Annem hiçbir şey dememiş düşünmeme müsade etmişti. Söyleyecek bir bahane ararken zil çalmasına şükrettim. Annem kapıyı açmak için mutfaktan çıkınca bende üzerimi düzeltip annemin peşinden gittim. Hole geldiğimde annem çoktan kapıyı açmıştı. Annem, babamı ve Levent abiyi gülümsemeyle karşılarken benim gözlerim Rüzgar'ı aradı. Yine yoktu, niye hep geç geliyordu? Umursamayıp bakışlarımı Babam ve Levent abiye çevirdim. "Hoş geldiniz." Babam "Hoş bulduk, kızım." derken Levent abide "Hoş bulduk, Lavin." demişti.
Babam, annem ve Levent abi içeriye geçince bende peşlerinden gidiyordum ki kapının yarı açık kaldığını fark ettim. Birkaç adımda kapının yanına geldim. Elimle kapıyı itecektim ama kapı dışarıdan itilip açılınca bir iki adım geriledim. Assolistimiz yeni gelmişti.
"Assolistimiz gelmiş." dedim Rüzgar'a dik dik bakarken. Rüzgar kapıyı kapatırken burnundan güler gibi bir ses çıkardı. "Assolist mi?" Kollarımı göğsümde birleştirip Rüzgar'ı incelemeye almışken "Hmm," diye mırıldandım. "İkidir geç gelip duruyorsun, nedir seni bu kadar oyalayan?"
Rüzgar'ın bakışları beni bulunca "Antrenmanlar," dedi kısaca. Mantıklı bir geç kalma sebebi sayılırdı. Hiçbir şey demediğimi gören Rüzgar göz kırparak kafasını hafifçe salladı. "Hoş geldin yok mu?" Doğru ya, resmen direkt sorguya çekmiştim. Acaba geç gelmesini sorun ettiğim çok belli olmuş muydu?
Toparlarak birleştirdiğim kollarımı çözdüm ve gülümseyerek "Hoş geldin." dedim. "Hoş buldum." dedi Rüzgar yanıma yaklaşırken. Ne yaptığını anlamaya çalışırken Rüzgar iyice yaklaşmış sonra da omzuma astığım çantayı benim de yardımımla çıkarmıştı. Kendime hayret ederken dudaklarım aralandı. Ben hangi ara çantamı çıkarmayı unutacak kadar dalgın bir insan olmuştum? "Nasıl unutmuşum ben onu ya?" dedim kendimi sorgularken. Rüzgar çantamı girişteki askılığa asarken bilmem dercesine dudaklarını büzdü. "Aklını meşgul etmeyi başaran şeyler var demek ki." Kafamı hafifçe yana eğdim ve kaşlarımı kaldırarak Rüzgar'ın tonlamasıyla "Demek ki." dedim.
İçeriden annemin "Lavin," diyen sesini duyunca kısa bir an Rüzgar'a baktım ve salona doğru yürümeye başladım. Rüzgar'da arkamdan geliyordu.
***
Yemek masasında içeceğimden bir yudum aldığımda birbirleriyle konuşan annem, babam ve Levent abiye baktım. Babam masanın baş köşesindeydi. Annem benim yanımda otururken Levent abi de karşımda oturan Rüzgar'ın yanında oturuyordu. Ama biri eksikti. Rüzgar'ın annesi neden burada değildi? Düşüncelerimle tabağımdaki etten bir parça ağzıma attım ama yerken çok isteksizdim. Benim aklım sütlaçtaydı. Neyseki tabağıma fazla yemek koymamıştım. Bakışlarım karşımdaki Rüzgar'ı bulduğunda ona baktığımı anlamış ve bakılşarı direkt beni bulmuştu. Gözlerim Rüzgar'ın yüzünde dolaşırken ne oldu dercesine göz kırptı. Omuzlarımı kaldırıp indirirken dudaklarımı bilmiyorum dercesine büzdüm. Rüzgar'ın yüzünde yarım bir gülüş belirirken kafasını aşağıya doğru eğdi. Ona bakmam hoşuna mı gitmişti? Sahi ben neden Rüzgar'a bakıyordum?
Oturuşumu düzeltip kendimi toparladım. Tabağımdaki yemek bitince "Ellerine sağlık anne." diyerek masadan kalktım. "Afiyet olsun kızım." diyen anneme tebessüm ederek masadaki tabağımı da alarak salondan çıktım. Mutfağa girdiğim gibi tabağımı makineye yerleştirdim ve lavaboya gidip ellerimi yıkadım. Lavabodan sonra kendimi yine mutfakta buldum.
Buz dolabını açtığımda güveçlerdeki sütlaçları görmem yüzümde bir gülümseme oluşmaaını sağladı. Tam sütlaçlardan birini alıyordum ki "Neden az yedin? Tabağındaki yemekle bir insanın doyması pek mümkün değildi." diyen tanıdık sesle bakışlarım tabağını tezgâha bırakan Rüzgar'ı buldu. "Doymadım zaten," dediğimde Rüzgar'ın kaşları havaya kalktı. Dolaba doğru dönüp sütlaçlardan birini aldım. Dolabın kapağını kapattığımda "Ama şimdi doyarım." diyerek Rüzgar'a döndüm. Karşımda tezgaha yaslanmış ve kollarınıda göğsünde birleştirmiş Rüzgar vardı. "Onla mı doyacaksın?"
Kaşıkların olduğu çekmeyece doğru ilerledim. "Sütlaç benim hayat felsefem, eğer tatlı olarak sütlaç varsa yemek yemem pek olası değil." dediğimde çekmeceden tatlı kaşığını almıştım. Rüzgar'ın bakışları üzerimdeyken yanına ilerleyerek bende onun gibi tezgaha yaslandım. Sütlaçtan bir kaşık aldıp ağzıma attığımda gözlerimi kısa bir an yumdum. Çok güzel bir şeydi.
Rüzgar'a dönerek sütlaçı gösterdim. "Yer misin? Annem çok güzel yapar." Rüzgar kaşlarını kaldırdı ve dilini damağına vurarak cıkladı. Bakışları üzerimdeyken "Sütlaçtan daha güzel tatlılar tercihimdir." deyince merakla "Ne gibi tatlılar?" diye sordum. Rüzgar yanağımdan bir makas aldığında kalbim göğüs kafesimden fırlamak ister gibi atmaya başladı. Bakışlarım usulca Rüzgar'ı buldu. Rüzgar keyifli sesiyle "Bu tarz tatlılar." dediğinde mutfak kapısına doğru ilerlemeye başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.467okunma 102beğeni 11yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18