MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

23. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:22 Sendeleyen Gece

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:22 Sendeleyen Gece
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime · Okuduğun bölüm
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

Rüzgar Bayraktar
Lavin, "Ama biliyor musun?" dediğinde kelimeleri uzatarak söylüyor, bazı harfleri yutuyordu çünkü garsonun içecekleri karıştırması üzerine sarhoş olmuştu. O garsonu orada dövmem gerekiyordu ama Lavin koluma sarılmış bir haldeyken bu hiçte mümkün değildi.
"İyi ki de... Karamel senaryomu yırtmış." Elini yanağıma koyarak ona bakmamı sağladı. "Yoksa..." dedi gözlerini kırpıştırarak. "Nasıl bulacaktım senin gibi birini?" Gülümsedim.
Lavin adımlarını durdurunca hiç uzatmadan onu kucağıma aldım. Yoksa arabaya yürüyene kadar bir asır geçecekti.
Kollarını boynuma dolarken "Rüzgar," dedi Lavin bu sefer. "Biz neden birlikte uyumuyoruz?" Gözlerim Lavin'in baygın bakan gözlerini buldu. "İzin mi veriyorsun?"
"Vermiyor muyum?" dedi hayret ederek.
Dilimi damağıma vurarak konuştum. "Vermiyorsun,"
"O zaman..." dedi Lavin elini havaya kaldırarak. "Bugün izin veriyorum."
Olumsuz anlamda kafamı iki yana salladım. İzin vermek için sarhoş olmayı mı beklemişti?
Kafamı iki yana salladığımı gören Lavin "Benimle yatmayacak mısın?" diye fısıldadı ardından hızlı hızlı konuşmaya başladı. "Neden? Sevmiyor musun sen beni? Bak ama benimle yatmazsan çok üzülürüm."
Üzgünce dudaklarını büzdü ama bu fazla uzun sürmedi. Yüzünde sinsi denebilecek bir gülümseme belirdiğinde elleri gömleğimin düğmelerine gitti. "Belki yaramazlık yaparız..." dedi cilveyle.
Lavin'in ellerini gömleğimden ayırdığımda çoktan düğmelerden birkaçını açmıştı. "Lavin," dedim uyarıcı bir tonda. "Gömleğimi rahat bırak."
Kollarını tripli bir şekilde bağladı. "İyi... Ben anladım anlayacağımı, beni istemiyorsun sen."
Lavin'in kesinlikle bir daha sarhoş olmaması gerekiyordu. Bu hali tam bir baş belasıydı ama kıyamıyordumda.
Arabanın kapısını açarak Lavin'i koltuğa bıraktığımda ellerini boynuma doladı ama sonra hemen çekti. "Bak yine aynısı oldu!" derken kendine kızıyor gibiydi. "Ben sana niye kızamıyorum ya! Ağlayacağım şimdi."
Anlamaz bir yüz ifadesiyle Lavin'e bakarken gözlerinin dolduğunu görünce şaşırmadım dersem yalan olurdu.
"Lavin," dedim yüzünü avuçlarımın içine alarak. "Gerçekten ağlayacak mısın?" diye sorduğumda bu soruyu cidden soruyordum çünkü ağlayacak gibi bakıyordu.
Lavin başını geri yatırarak bir kahkaha attığında ellerimi yüzünden çektim. "İnandın," dedi zafer gülüşüyle.
Derin nefes verdim. Gözlerini doldurmakta neden bu kadar ustaydı ki? "Ah başımın belası..." diyerek Lavin'in emliyet kemerini taktım ve bir şey demesine izin vermeden kapısını kapattım.
Şöför koltuğuna geçerken de Lavin'in az önce açtığı düğmeleri birkaç düğme açık kalacak şekilde geri ilikledim.
Arabaya bindiğim gibi emliyet kemerimi taktım ve hızlıca motoru çalıştırıp arabayı sürmeye başladım. Yol boyunca Lavin asla susmamıştı. Bundan şikayetçi değildim çünkü sesi fazlasıyla güzeldi.
Söylediği ve yaptığı şeyler normalde asla yapmayacağı şeylerdi. Mesela arabadayken bile rahat durmamış araba kullanmamı umursamadan gömleğimi çıkarmayı denemişti normalde olsa bunu yapma düşüncesi aklına gelince bile kendi kendine utanırdı. Bu haline hiç alışık değildim ve sanırım Lavin'in utangaç olması onda sevdiğim özelliklerdendi. Utandığında kızaran yanakları ve masum bakışlarıyla çok tatlı oluyordu.
Eve adım attığımız gibi Lavin'in ayakkabılarını bir kenara atıp "Kusacağım!" demesi bir oldu Tuvalete doğru yürürken adımları fazla dengesizdi.
Tuvalete girmek yerine farklı bir odaya girince bir küfür savurdum. Bünyesi alkole hiç dayanıklı değildi. Yarım bardaktan bu kadar sarhoş olunmazdı!
Lavin'in "Sikeceğim böyle işi!" diye bağırmasına hayret ettim. Lavin'in yanına gidip yürümesine yardımcı olurken "Sen küfür etmeyi biliyor muydun ya?" dedim gülerek.
Lavin'in "Biliyoru-" demesiyle öğürerek elini ağzına götürmesi bir oldu.
Tuvaletin kapısını açtığım gibi içeri girerek klozetin önüne çöktü. Lavin'in yanına gelerek diz çöktüğümde önüne gelen saçlarını elimle topladım. Bu sırada Lavin yediği her şeyi çıkarmıştı.
"Kahretsin!" dedi sinirle. "Kusmaktan nefret ediyorum."
"Tamam," dedim yatıştırıcı bir tonda. "Bir şey yok, gel yüzünü yıkayalım."
Lavin'in elini yüzünü yıkamasına yardımcı olduktan sonra onu yine kucağıma almıştım. Üst kata çıkarken elleri yine gömleğimi buldu. "Rüzgar..." dedi gözlerini kırpıştırarak. Az önceki sihirli halinden eser yoktu. "Benimle yatmayacağına emin misin?" derken bilerek elini açıkta olan göğsüme değdiriyordu.
"Eminim," dedim netlikle. Lavin sarhoşken onunla yatmazdım çünkü rahat durmayacağını biliyordum.
Lavin gömleğin düğmelerini yarısına kadar açtığında "Bir daha düşün," diyerek açıkta kalan bedenime kışkırtıcı bir öpücük bıraktı. Kirpiklerinin altından bana bakarken tekrardan "Emin misin?" diye sordu.
İrademi güçlü tutarak "Eminim," dedim tekrardan.
Lavin bir kahkaha attığında neye güldüğünü anlamaya çalıştım. "Yine ne oldu?"
"Sen emin değilsin ki..." dedi kendi kendine gülerken. "Rüzgarsın..." Bir kahkaha daha attığında tekrar konuştu. "Hatta arada iki ve üç tane oluyorsun... Bu normal mi?" diye sorarken endişeli gözlerle bana bakıyordu.
Lavin'in odasına girdiğimde onu yatağa bıraktım. "Sana kahve yapsam iyi olacak, hiçbir yere kıpırdama." Odadan çıkmak için arkamı dönmüştüm ki Lavin kolumu tutunca bakışlarım onu buldu.
"Kahve istemiyorum," dedi mızmızlanarak. "Ben seni istiyorum."
"Lavin," dedim sabır çeker gibi. "İki dakika bekle kahve yapacağım."
Lavin elini kolumdan çekerek "İyi," dedi. "Ben de Tuna'yı ararım ve onu istediğimi söylerim." Cümlenin tamamını bırak Lavin'in ağzından Tuna'yı duymak bile dişlerimi sıkmama sebep oldu.
"Aklından bile geçirme!" dedim sertçe. Sarhoş deyip umursamamazlık yapamazdım. Düşüncesi bile beni deli ediyordu.
"Bağırma bana!" diye yükseldi Lavin. "Boşarım seni görürsün!"
"Bana bağıran sensin," dedim tersçe. "Ayrıca boşanmayı unut, boşayamazsın!"
Lavin'in yüz hatları gevşediğinde "Evet, boşayamam." dedi sakince. "Çünkü senin gibi bir koca bulamam." Kolumu tutup beni yatağa çekti. Tutuşu fazlasıyla güçsüzdü ama sanki beni çekmiş gibi yatağın kenarına oturdum. Elleri tekrardan gömleğimin düğmelerine gidince hiçbir şey demedim çünkü işlemiyordu. Şimdi engel olsam beş dakika geçmeden yine aynısını yapacaktı.
Lavin'e izin vermemle resmen gözleri ışıldadı. Yalan söylemeyeceğim bu hâli hoşuma gitmiyor değildi ama normal Lavin bambaşkaydı. Ben onun utangaç hallerini seviyordum.
Lavin gömleğimin bütün düğmelerini açınca yavaşça gömleğimi çıkardı. Ne yapacaksa yapsındı, zaten karşılık vermediğimi görünce pes edecekti.
Lavin, beklemediğim bir şey yaparak bacaklarını iki yana açtı ve kucağıma çıktı. Ona hayretle baktığımda yüzünde hiç utanç görmedim. Bu halleri fazlasıyla garip geliyordu. Siktiğimin garsonunu neden doğduğuna pişman etmemiştim ki!
Belini kavramak istesem de hiçbir şey yapmadım. Ne yapıp ne edip kendime hakim olacaktım.
Lavin bedenime art arda öpücükler bıraktığında bilerek ağırdan alıyordu. Sıcak dudaklarını tenimde hissederken irademle büyük bir savaş halindeydim.
Kendimi dizginlemeye çalışırken Lavin hiçte yardımcı olmuyordu. Dudakları tenimden ayrıldığında rahat bir nefes alıyordum ki boynumdan öpmesiyle nefesimi tuttum.
Boynuma öyle öpücükler bırakıyordu ki morarmaması imkansızdı. "Lavin," dedim durmasını istediğimi belli ederek. "Hadi uyu artık." Eğer morarırsa ve sabah o morlukları görürse utançtan köşe bucak kaçardı.
Lavin onaylamaz bir mırıltı çıkardığında derin bir nefes almak adına başımı geriye yatırdım. Tabii Lavin bunu boynumu öpmesi için yaptığımı sandı. "Bak işte," dedi çocuk gibi. "Sende istiyorsun." Bir şey demedim.
En beklemediğim anda dudaklarını dudaklarıma bastırdığında dudaklarım aralandı fakat karşılık vermemek için kendimi tuttum.
Karşılık vermediğimi fark eden Lavin dudağımı sertçe ısırarak geriye çekildi. Acıyla yüzümü buruştururken dik dik Lavin'e baktım. "Kızım ne oldu sana ya!" Bir daha asla ama asla içmemesi gerekiyordu.
"Niye öpmüyorsun beni!" dedi sinirle.
Dudağım resmen zonklamıştı. "Ben bir öpeceğim seni..." dedim buğulu bir tonla.
Lavin'in yüzünde bir gülümseme belirdiğinde kucağımda hareket ederek "Öpsene beni..." dediğinde bedenim taş kesildi.
İrademin duvarları birer birer çatlayarak yıkıldığında Lavin'in belini kavrayarak dudaklarına kapandım. Yaptığı her şeyin acısını çıkarmak istercesine dudaklarını öperken Lavin fazlasıyla afallamıştı.
Çevik bir hareketle Lavin'i yatağa yatırıp üstüne çıktığımda resmen birbirinizin dudaklarını talan ediyorduk. Elim Lavin'in yıtmacından dolayı açılan bacağına gidiyordu ama kendimi tuttum. Sarhoşken Lavin'e dokunmayacaktım. Evet şuan onu öpüyor olabilirdim fakat bu daha önce zaten yaptığımız bir şeydi.
Dudaklarım Lavin'den ayrdıldığında hızla yükselip alçalan göğsü bedenime değiyordu.
"İnanılmazdı..." diye fısıldarken gözleri hâlâ kapalıydı. "Fazla inanılmazdı..."
Doğrularak Lavin'in üzerinden kalktığımda kendime gelmek istercesine derin bir nefes alarak alnımı sıvazladım.
Ne yaparsam yapayım ben bu kadına karşı koyamıyordum...
Lavin Yücel
Yoğun bir baş ağrısıyla gözlerimi açtığımda kendimi yatakta saçma bir pozisyonda buldum. Ben böyle uyumazdım ki. Yatağın enine doğru yatmıştım ve başımın altında herhangi bir yastık yoktu. Ellerimden destek alarak hafifçe doğruldoğumda üzerimdeki elbiseyle kaşlarımı çattım. Neden elbiseyle uyumuştum?
Ben neden hiçbir şey hatırlamıyordum!
En son Rüzgar'la akşam yemeği yemeğe gitmiştik. Sonra garson içecekleri karıştırmıştı... Kahretsin! Sarhoş mu olmuştum?
Hızla üzerimi değiştirip odanın içindeki lavaboya girdim. İşimi halledip ellerimi yıkadım fakat yüzümü yıkamadan önce aynada kendime bakmış bulundum. Makyajım hâlâ yüzümdeydi, elim raftaki temizleme suyuna gidiyordu ki bakışlarım tekrar aynaya döndü.
Gözlerim şaşkınlıkla büyürken aklıma tek bir şey geliyordu. Dün sürdüğüm ruj uzun süre dudağımda kalan bir rujdu hatta hâlâ vardı fakat... Dağılmış bir hâlde.
Aklıma tek bir şey geliyordu o da Rüzgarla öpüşmüş olmamdı. Ki bunda bir şey yoktu Rüzgar'la defalarca öpüşmüştüm zaten ama rujum ilk defa dağılıyodu.
Kalıcı, bulaşmayan bir ruj nasıl bu hâle gelmişti?
Başımı iki yana sallayarak düşüncelerimden kurtulmaya çalıştım. Yüzümdeki makyajdan kurtulup yüzümü yıkadım ve hızla odamdan çıktım.
"Rüzgar!" diye seslenirken etrafta Rüzgar'ı arıyordum. Üst katta olmadığından emin olduktan sonra aşağıya indim. Kendimi hemen bahçeye çıkarken buldum çünkü Rüzgar muhtemelen oradaydı. Karamel'e bakıyor olmalıydı.
Tahmin ettiğim gibi de oldu, Rüzgar bahçede Karamel'le ilgileniyordu.
"Rüzgar," dememle bakışlarının bana dönmesi bir oldu.
"Günaydın, Pıtırcık." diyerek yanıma gelmesiyle "Dur tahmin edeyim dün geceye dair hiçbir şey hatırlamıyorsun ve beni soru yağmuruna tutacaksın." demesi bir oldu.
Masum masum Rüzgar'a bakarken kafamı salladım. "Sarhoş olduğumun farkındayım," dedim. "Fakat, sonrasında ne oldu bilmiyorum."
Alacağım cevaplardan korksam da kendimi "Dün gece ne oldu?" diye sorarken buldum. "Bir şey söyledim mi? Ya da yaptım mı?"
Rüzgar iç çekerek bana baktı. "Söyledin desem hatırlamayacaksın, söylemedin desem inanmayacaksın. Aynı şekilde yaptın desem hatırlamayacaksın, yapmadın desem inanmayacaksın."
Oflayarak gözlerimi kaçırdım. "Öpüştük mü?" diye sorarken yanaklarıma resmen kan pompalanıyordu. "Sabah uyandığımda rujum dağılmıştı." Bunu neden söylemiştim ki!
"İrademi kırdığın için seni tebrik etmeliyim," dedi Rüzgar. "Ama merak etme fazlası olmadı."
Rüzgar'ın sarhoşken bana dokunmayacağını zaten biliyordum. Öyle birisi değildi.
"Sadece öpüştük mü?" diye sorarken bile utanç duygusu bütün bedenimi esir almıştı.
Rüzgar ona bakmam için çenemi hafifçe kaldırdı. "Biraz yaramazlık yaptın, o kadar."
Başımı hafifçe yana eğdiğimde dudaklarım aralandı. "Yaramazlık mı?" diye sormamla gözlerim Rüzgar'ın boynundaki morluklara ilişti.
"Yuh!" derken gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. "Bunu ben mi yaptım?" Boynunda iki morluk çapraz bir şekilde duruyordu. Yerin dibine girmek istiyordum. Utanç bütün bedenimi sarmıştı.
"Sarhoş halinle çok bağımsızsın," dedi bundan hoşlanmadığı belli ederek. "Fazla utanmaz biriydin."
Yeterince utanmıyormuşum gibi "Ne yaptığımı söyler misin?" diye sordum.
Rüzgar'ın kaşları imayla kalktı. "Gerçekten öğrenmek istiyor musun?" Kafamı salladım.
Yüzünde yarım bir gülüş belirdiğinde bilerek gözlerimin içine bakıyordu. "Defalarca gömleğimin düğmelerini açtın..."
Dudaklarım aralandı ama hiçbir şey diyemedim. Yaptığım tek şey gözlerimi kaçırmak oldu.
"En sonunda gömleğimi çıkarmana izin verdim." diye devam etti Rüzgar. Güldüğünü duydum. "Yüzündeki zafer gülüşünü görmen gerekiyordu."
"Tamam sus," dedim utançtan kısılan sesimle. "Anlatma yeter."
Rüzgar çenemi kavradığında gözlerim onu buldu. "Sordun bir kere," derken ne kadar da eğleniyordu! "Hem en güzel kısım geliyor."
Merak ediyordum, ama şuana kadar söyledikleri bile Rüzgar'dan utanmam için fazlasıyla yeterliydi.
Rüzgar elini çenemden çektiğinde anlatmaya devam etti. "Kucağıma oturdun, defalarca bedenimi öptün..."
Yaşadığım şokla "Saçmalama," diye inkar ettim. "Bu... Mümkün değil, utanmam için yapıyorsun!" Boğazımdaki kuruluğun gitmesi için yutkundum ama nafile.
Boynundaki morluğu işaret ettiğinde "Sence utan diye mi yapıyorum?" diye sordu.
"Niye izin veriyorsun ki!" dedim sinirle. "Ya biri görürse o morluğu? Ne diyeceksin?"
"Lavin biz evliyiz," dedi Rüzgar rahatça.
"Evli olabiliriz," dedim bir şeyleri hatırlatmak adına. "Ama ailelerimiz bunu bir anlaşma olarak biliyor, nasıl açıklayacaksın?"
Omzunu silkerek "Onları ilgilendirmez," dedi. Nasıl bu kadar rahat olabiliyordu? "Sana izin verdiğim için bana kızgın mısın?" diye sorduğunda yine başka bir şeye takılmıştı.
"Değilim!" dedim hızlıca. Niye bilmiyorum ama izin verdiği için kızamıyordum. Birbirimizi sevdiğimizi ve evli olduğumuzu düşünürsek yaptıklarımız gayet normaldi.
"Peki pişman mısın?"
"Sarhoşken yaptığım bir şey için mi pişman olacağım? Bir halt hatırlamıyorum!" Oflayarak ağrıyan başımı ovuşturdum.
Rüzgar, elini belime yerleştirerek eve doğru beni yönlendirdi. "Ağrı kesici içmeden geçmez o ağrı."
Rüzgar'ın beni yönlendirmesine izin versem de yüzüne bakmaya utanıyordum. Neler yapmıştım öyle... Sarhoş olmaktan bu yüzden nefret ediyorum.
Rüzgar, koltuğa oturmamda yardımcı olduktan sonra yanımdan ayrıldı. Çok geçmeden ağrı kesici ve bir bardak suyla geldiğinde yanıma oturdu.
Hapı bir bardak suyla yuttuktan sonra kendime gelmek adına biraz soluklanıp Rüzgar'a baktım. "Başka bir şey oldu mu?"
"Rahat durmadığın için iradem büyük bir yıkım yaşadı, sonucunda da öpüştük. Anlamışsın zaten." Bu biraz da olsa rahatlamama sebep olmuştu.
"Bir şey dedim mi?"
Rüzgar'ın bakışları değiştiğinde gerilmiş gibi duruyordu. Ne demiştim ki?
"Sana karşı çıktığım için Tuna'yı arayıp onu istediğini söyleyeceğini söyledin!" dedi bastırmaya çalıştığı sinirle.
"Yok ama artık!" dedim hayretle.
Rüzgar aynı ses tonuyla tekrar konuştu. "Bir de bana, boşarım seni görürsün, dedin." Yüz ifadesi yumuşadı. "Ama sonra vazgeçtin çünkü benim gibi bir koca bulamazmışsın."
İşte buna gülmüştüm. "Doğru bir şey söylemişim."
Rüzgar, "Seninle yatmamı da istedin..." deyince ona dik dik baktım. Tam bir şey diyecektim ki boynundaki morlukları tekrar görmemle bakışlarımı anında kaçırdım. "Ben en iyisi bir duş alayım." diyerek oturduğum yerden kalktım.
Rüzgar'ın bir şey dememesini fırsat bilerek gidiyordum ki kolumdan tutarak beni durdurdu. "Kaçtığın belli olmuyor mu sanıyorsun?"
Gözlerimi kaçırarak "Kaçmıyorum," diye inkar ettim.
"Kaçıyorsun," dedikten sonra önüme gelen saçımı nazikçe geriye itmesi ona bakmama sebep oldu. "Bak Lavin... Utanmana bir şey demiyorum ki buna artık alıştım, ama utandığın için benden kaçma."
"Gerçekten duş alacağım," dedim masumca.
Rüzgar anlayışla kafasını salladı. "Tamam o zaman duşunu al sonra birlikte kahvaltı yapalım."
Gülümsediğimde bir elimi yanağına yerleştirdim ve uzanarak diğer yanağına bir öpücük bıraktım. Bu hem dün için teşekkür hem de bir daha utansam da kaçmayacağımın işaretiydi.
Rüzgar, yanağına koyduğum elimi tutup tüy gibi bir öpücük bıraktıktan sonra tebessüm ederek yanından ayrıldım.
***
Kahvaltı hazırlarken fark ettiğim şeyle "Rüzgar?" dedim şaşkınlıkla. "Bileğindeki ne öyle?" Yanına gidip bileğini tuttuğumda gözlerime inanamadım. Geçen gün kalemle attığım imza artık bir dövme olmuştu. Üstelik çevresi hâlâ kızarıktı, yeni yaptırmıştı.
Kafamı olumsuz anlamda iki yana sallarken "Bu saçmalıktan başka bir şey değil," dedim. "Pişman olursun."
Rüzgar, başını eğdiğinde gözlerimiz buluştu. "Tenimde sana ait birşey taşıdığım için mi pişman olacağım?"
Öyle cümleler kuruyordu ki... Şimdi ben ne diyecektim bu cümleye karşılık. İç çekerek bakışlarımı dövmeye yani kendi imzama çevirdim.
"Bu delilikten başka bir şey değil, ya pişman olursan?" diye sordum tedirginlikle.
Rüzgar gözlerimizi buluşturduğunda bileğini tuttuğum elimi tutarak avuç içimi öptü. "Her şeyden pişman olabilirim Lavin," derken ellerimi ellerinin arasına almıştı. "Ama bu dövme hiçbir zaman pişmanlıklarımın arasında olmayacak."
Gülümsemeden edemedim, ben bu adama gerçekten çok aşıktım...
İki gün sonra...
"Ben sana güveniyorum," dedim kollarımı Rüzgar'ın boynuna dolayarak. "Benim sevgilimin karşısında kimse duramaz."
Rüzgar kollarını belime doladığında başını saçlarıma gömdü. Kokumu içine çekerken, "Yanımda sen olduğun sürece karşımdaki kimsenin şansı yok." diye mırıldandı.
Bugün Rüzgar'ın boks maçı vardı. Bana VIP biletini verdiği boks maçı. Boksu sevmiyordum ama boksörünü seviyordum. Bu yüzden maçı izleyecek ve Rüzgar'a destek verecektim.
Rüzgar, "Atakan'a söyledim, yalnız kalmaman için senin yanında olacak." deyince kollarımı ondan ayırdım.
"Gerek yoktu aslında ama olsun," Normalde Deren gelecekti fakat bu ara oldukça yoğundu çünkü kendi mekanını açmakla ilgileniyordu. Onu anlayışla karşılamış hatta dün de yardım edebileceğim şeylerde ona yardım etmiştim.
Kapı tıklanarak açıldığında içeriye giren Atakan'dı. "Yenge," dedi bana bakarak. "Hadi gidelim, maç başlayacak zaten birazdan."
"Tamam geliyorum," dediğimde Atakan'ın dışarı çıkmasını bekledim ama o burada beni bekliyordu.
Rüzgar uyarır gibi "Atakan," dediğinde yüzünde bir aydınlanma ifadesi belirdi ve kapıyı kapatarak dışarıya çıktı.
Rüzgar'ın eldivenlerini alarak tekrardan karşısına geçtiğimde bir eldiveni koltuk altıma yerleştirdim ve diğer eldivenini taktım. Bu sağ eliydi, bileğinde hem bağladığım kırmızı ip hem de imzanım dövmesi vardı.
Eldiveni taktıktan sonra hızlıca diğer eldiveni de taktım. Gülümseyerek Rüzgar'a baktığımda uzanarak dudaklarına bir öpücük bıraktım.
Kapı tekrar açıldığında bu sefer gelen Rüzgar'ın antrenörüydü. Rüzgar'a şans dileyip sayunma odasından çıktığımda Atakan zaten beni bekliyordu.
"Normalde maçları seyircilerin arasında izlemiyorsun diye biliyorum," dedim. Yanımda yürüyen Atakan beni onaylayarak, "Aynen öyle," dedi. "Ama bu seferlik böyle oldu."
VIP kısım için ayrılan alana geçtiğimizde çok sürmeden sunucunun sesi yankılandı. Fakat ben sunucuyu dinlemiyor ringe çıkmak üzere kenarda duran Rüzgar'a bakıyordum. O da bana...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.610okunma 88beğeni 13yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18