17. bölüm · MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi

Meloria 🌷

Bölümler
1 Bölüm:1 Kimsin Sen? 2 Bölüm:2 Röportaj 3 Bölüm:3 İlk Mesaj 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum 5 Bölüm:5 Takip İsteği 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar 9 Bölüm:9 Boks Maçı 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim 11 Bölüm:11 Magazin Haberi 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular 14 Bölüm:14 Kıskançlık 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim? 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar 21 Bölüm:21 Sürpriz 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma 35 Bölüm:35 Yeniden Biz 36 Bölüm:36 Tek Taş 37 Bölüm:37 Kamp 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı 42 Bölüm:42 Özlem 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece 48 DUYURU

Rüzgar Bayraktar
"Rüzgar..."
"Sana sarılabilir miyim?"
Lavin'in ağlamaktan kızarmış gözleri o kadar çekingen bakıyordu ki... Bir şey söylemek yerine Lavin'i kendime çekerek sıkıca sarıldım. Lavin'in kolları bedenimi sararken bile fazla çekingendi.
Gözlerimi yumup Lavin'in kokusunu içime çekerken, "Bana bir daha bu soruyu sorma Lavin." diye fısıldadım. "Ne olursa olsun bana sarılmak sana iyi gelecekse bana bu soruyu sorma." Lavin'in bedenimi saran kolları sıkılaştı, az önceki çekingenliği söylediğim şeyle uçup gitmişti.
Lavin burnunu çekerek "İyi ki varsın Rüzgar." dediğinde başımı eğerek yüzüne bakmaya çalıştım. "Asıl sen iyi ki varsın Lavin." dedikten sonra Lavin'i biraz da olsa kafasını dağıtmak adına "Ben fazla çekilmez biriyim." dedim.
Lavin kafasını hafifçe kaldırıp gözlerime baktığında yüzüme bir gülümseme kondurdum. "Çekilmez biri misin, sen mi?" diye soran Lavin artık ağlamıyordu ama şişmiş gözlerini görmek içimi acıtmaya devam ediyordu. "Öyle derler," derken geçmişin kapıları benim için aralanmıştı ama ben o kapıdan içeriye girmeyecektim.
Lavin, "Kim diyorsa gözlem yeteneği sıfırmış." dedi hayıflayarak.
Annem diyor Lavin.
Hangi anne evladına çekilmezsin derdi ki?
Benimki diyordu işte.
Anne demeye bin şahit isteyen o kadın arkasında bir enkaz bırakıp gitmişti...
Lavin'in kollarını bedenimden çekmesiyle eş zamanlı olarak benimde kollarım Lavin'in bedeninden ayrıldı.
***
Lavin Yücel
Omzumdan destek alarak kulağıma yasladığım telefondaki babama "Baba bak dikkat ediyorsun," dedim. Bir yandan çantamı hazırladığım için anca böyle konuşabiliyordum. Bugün babam hastaneden çıkalı tam bir hafta olmuştu.
Babam gülerek "Kızım, bunları benim sana demem gerekiyor." dediğinde gülsem bile bozuntuya vermedim. Çantamı koluma takıp telefonu elimle tutmaya başkadım. "Ben son hızda araba kullanmıyorum." dememle babamın "Araban yok çünkü." demesi bir oldu.
"Ehliyetim var ama." dedim.
"Olabilir, ama araban yok."
"İstesem alabilirim."
"İstersen ben de alabilirim."
"Ya baba!" dedim dayanamayarak. "İnatlaşmasana benimle."
Babam, "Tamam, tamam." dedi ama sesi hâlâ güler gibi çıkıyordu. "Hadi damadımı bekletme daha fazla."
"Baba," dedim uyarır gibi ama hoşuma gitmiyor da değildi. "Anlaşmalı damadın o senin."
Babamın "Hiç belli olmaz," demesini zar zor duydum.
"Hadi babacığım, kapatıyorum." derken sondaki m harfini uzatarak söylemiştim. "Görüşürüz."
"Görüşürüz güzel kızım."
Telefonu kapatıp çantama koyduktan sonra ayakkabılarımı giyip hızlıca evden çıktım. Asansörle zemin kata inip dışarıya çıktığımda yüzüme vuran sıcak havayla kısa bir an gözlerimi yumdum. Dışarıda tam haziran ayı havası vardı. Yaz akşamları ayrı güzel oluyordu.
Motoruna yaslanmış Rüzgar'a doğru yürürken konuştum. "Motorla geleceğini bilmiyordum. Kıyafetim yine uygun değil." derken gözlerim üzerimdeki elbisede gezindi. Dizlerimin üzerinde biten beyaz renk bir elbise giymiştim. Özellikle bunu seçmemiştim aslında sabah Deren'le gezdiğimiz için bir daha üzerimi değiştirme gereği duymamıştım.
Rüzgar'ın bakışları kısa bir süre üzerimdeki elbisede oyalansada kafasını iki yana sallayarak "Sorun yok, hallederiz." dedi. Aynı zamanda elindeki kaskı da bana uzatmıştı. Rüzgar'dan kaskı alırken "İyi peki," dedim. "Hallederiz diyorsan."
Rüzgar kaskı takmama yardım ettikten sonra kendi de kaskını takmış ve birlikte motora binmiştik. Ama bir sorun vardı, Rüzgar hiçte yavaş gitmiyordu. Kollarımı sıkıca Rüzgar'a dolamışken uçuşan eteğimi tutamıyordum.
Rüzgar biraz daha hızlandığında bir elimle ona tutunmaya devam ederken diğer elimi eteğimi tutmak için çekiyordum ki beklemediğim bir şey oldu. Rüzgar'ın bir eli nazikçe bacağımın üzerinde durmuş ve eteğimin uçmasını engellemişti. Hallederiz derken yavaş gider diye bekliyordum, aklımdan geçen kesinlikle bu değildi. Eli elbisenin üzerinde olduğu için doğrudan tenime temas etmiyordu.
Kalbim göğüs kafesimde çırpınırken Rüzgar'a doladığım kollarımı ister istemez daha da sıkılaştırdım. Tabi bunu yapmamla Rüzgar'ın kaslı bedenini hissetmem bir oldu. Kalbim neye hızlanacağını şaşırmışken yolun bir an önce bitmesini bekledim. Rüzgar'ın tek elle motor kullanması yetmiyormuş gibi diğer eli bacağımın üzerindeydi. Ne tepki vereceğimi bilmiyordum.
***
Rüzgar'ın evine gelmiştik ve şuan düğün için hazırlıkları tamamlamaya çalışıyorduk. Aslında benim evimde de yapabilirdik ama Karamel burada olduğu için Rüzgar'ın evi daha mantıklı gelmişti.
Rüzgar'ın bakışlarını üzerimde hissederken "Rüzgar," dedim dayanamayarak. "Bana bakıp durma." Benim bakışlarım masadaki kağıtlardan ayrılmazken Rüzgar'ın bakışları da benden ayrılmıyordu.
Rüzgar, "Bakmıyorum," dedi ama baktığını o da çok iyi biliyordu. Bakışlarım yanımda oturan Rüzgar'ı buldu. "Ne demek bakmıyorsun?" dedim şaşkın şaşkın. "Bal gibi de bakıyorsun!"
Rüzgar, kollarını göğsünde birleştirerek rahat bir tavırla koltuğa yaslandı. "Çünkü dikkatimi dağıtıyorsun."
Şaşkınlığım sürerken, "Ben mi dikkatini dağıtıyorum?" dedim. "Senin dikkatinin hiç toplanmıyor ki!" Gerçekten de öyleydi, geldiğimden beri Rüzgar'ı odaklanması için uyarıyordum.
Rüzgar'ın gözleri kısa bir an yüzümde dolaştı ve en sonunda yeşillerimde sabit kaldı. Sırtını yaslandığı koltuktan ayırıp bana yaklaşmasıyla yutkunmam bir oldu. Rüzgar saçımı kulağımın arkasına sıkıştırırken eli çoktan ısınmış yanağıma sürtünmüştü. "Sen yanımdayken başka şeye odaklanmam kolay olmuyor, Lavin."
Rüzgar'ın bakışları dudaklarıma düşünce kalbim deli gibi atmaya başladı. Zaten yakın olan yüzlerimiz daha da yaklaşınca birazdan olacak şeye kendimi hazırlamaya çalıştım. Rüzgar'ı öpmek istiyorum desem fazla mı açık konuşmuş olurdum?
Rüzgar'ın kahveleri kısa bir an yeşillerimi bulduğunda dayanamayıp dudaklarımızı birleştiren ben oldum. Rüzgar'ın bunu benden beklemediği çok açıktı ama dudaklarının dudaklarımın üzerinde hareket etmesi uzun sürmedi. Elimle Rüzgar'ın ensesini kavrarken dudaklarımı araladım ve dudaklarını takip ederek Rüzgar'ı öpmeye başladım. Ne kadar başarılıydım bilmiyordum ama fazla garip hissettiriyordu. Öpücüğümüz devam ederken Rüzgar'ın eli belimi sıkıca kavradı.
Şuan kendime hayret ediyordum. İlk öpücüğümü bir boksöre vermiştim ve o beni değil ben onu öpmüştüm. İçimde asla bastıramadığım bu duygu bana bunu yaptırmıştı ve hiç pişman değildim. Rüzgar'la birlikteyken ilk defa "biz" gibi hissetmiştim.
Dudaklarımız yavaşça birbirinden ayrıldığında alnımı Rüzgar'ın alnına yasladım, gözlerim hâlâ kapalıydı. Rüzgar'ın belimdeki eli yukarıya doğru çıkarak saçlarımı buldu. Parmaklarının arasına aldığı saçımla oynarken dudaklarından erkeksi bir kıkırtı döküldü. "İnanılmaz," diye fısıldadığında alnımı alnından çekerek Rüzgar'a bakmaya başladım. "Ne inanılmaz?"
Rüzgar'ın eli hâlâ saçlarımdayken bakışları dudaklarıma kaydı. "Beni öpmen."
Gözlerim anında Rüzgar'dan ayrıldı, o hariç her yere bakıyordum. "Açık açık söylemek zorunda mıydın?" Kim bilir yanaklarım nasıl kızarmıştı.
Rüzgar, eliyle çenemi kavradığında mecburen ona baktım. "Lavin," derken alacağı cevaptan korkar gibiydi. "Keşke öpmeseydim diyor musun?" Kafamı iki yana salladım ve "Hayır," dedikten sonra gülümsedim. "Yani en azından şuan keşkelerimin arasında seni öpmem yok." Yüzünde yarım bir gülüş belirdi.
Rüzgar hakkında çözemediğim şeyler vardı. Sanki sevdiği, değer verdiği birinin onu sevmeme ihtimalinden deli gibi korkuyordu.
"Ben Karamel'e bakayım," Bakışlarım masanın üzerindeki kağıtlarda gezindi. "Bunlara sonra bakarız." Amacım düğün salonu hazırlığı yapmaktı ama az önce yaşanan şeyden sonra dikkatim nasıl toplanırdı bilmiyorum. Zaten Rüzgar'a baktıkça içimi utanç duygusu basıyordu.
Rüzgar, kafasını sallayarak elini belimden çekti ve gülerek koltuğa yaslandı. "Bak bakalım, Karamel'e." Utanmamdan zevk aldığını keşke daha az belli etseydi.
***
Rüzgar Bayraktar
Lavin Karamel'e bakacağım diyip gideli neredeyse yirmi dakika olacaktı. Utandığının farkındaydım ama bu kadar uzun süre de Karamel'in yanında kalacağını düşünmemiştim. Gidip utangaç prensese baksam iyi olacaktı.
Karamel benim odamda uyuduğu için oraya doğru ilerledim. Kapıyı yavaşça aralayıp içeriye girdiğimde karşılaştığım manzara resmen içimi ısıttı.
Lavin yatağımda uyuya kalmıştı. Karamel de yanına kıvrılmış şekilde uyuyordu. Yatağın yanına yaklaşarak yere çömeldim. Lavin'in önüne gelen saçlarını usulca geriye iterek yüzünü tamamen açığa çıkardım. Kusursuz bir güzelliğe sahipti, fazla kusursuz. Lavin'i uyandırmamaya dikkat ederek yanağını nazikçe okşadım.
Artık içim rahattı çünkü Lavin sevmediği birini öpecek biri değildi. Daha önce sevgilisi olmuş muydu bilmiyordum ama muhtemelen ilk öpücüğünü ben almıştım. Öpücüğü fazla acemiceydi. Gülerek kafamı iki yana salladım, buna rağmen bile inanılmazdı.
Elimi Lavin'in yanağından çektim uyandırmak istemiyordum. İç çekerek ayağa kalktım ve ince çarşafı karnına kadar örttüm. Saat çoktan on buçuğu geçmişti. Deren'i arayıp Lavin'in burada kalacağını söylesem iyi olurdu.
Karamel'in tüylerini okşadım ve sessizce odadan çıkıp salona doğru ilerledim. Deren'i arayıp telefonu kulağıma dayadığımda çok geçmeden arama cevaplandı.
Deren, korkuyla "Rüzgar, neden aradın Lavin'e bir şey mi oldu yoksa?" diye sorunca endilenlenmesini istemediğim için hemen konuştum. "Sakin ol Deren, Lavin gayet iyi ama şuan uyuyor."
"Uyuyor mu, orada mı kalacak?"
Koltuğa otururken "Öyle görünüyor." dedim.
"Olmaz!" dedi Deren hemen.
"Neden olmaz?"
"Tuna burada, Lavin'i bekliyor konuşmak istiyormuş. Sende kaldığını öğrenirse-"
"Ne yapar, kıskançlık krizlerine mi girer?"
"Ya Rüzgar, öyle değil."
"Tamam," dedim geçiştirerek. "Ben en iyisi Lavin'i uyandırmaya gideyim."
***
Zili art arda çaldığımda kapının açılması fazla uzun sürmedi. "Rüzgar?" diyen Deren'in bakışları arkamdaki boşlukta gezindi. "Lavin nerede?"
Kaşlarım çatıldı, gerçekten Lavin'i getirmemi mi beklemişti? Beni hiç tanımıyordu. "İçerideki piç için Lavin'in uykusunu böleceğime gerçekten inandın mı?"
Deren gözlerini büyüterek "Yok artık," dediğinde içeriye girdim ve hızlıca ayakkabılarımı çıkardım. Salona doğru yönelmiştim ki sevimli boks torbam salondan çıktı. Tuna "Lavin mi gel-" diye soramadan beni görmesiyle cevabını aldı.
Tuna'ya doğru adımlar atarken bozguna uğramış surat ifadesine baktım. "Ne oldu? Rengin soldu sanki."
Tuna artistlik taslayarak omuzlarını dikleştirdi. "Senin ne işin var burada? Lavin nerede?"
Tuna'nın tam karşısında durarak konuştum. "İlgilendirir mi?" Gözlerini kısarak bana baktı. "Tabi ilgilendirir, Lavin benim arkadaşım."
Sinirden gülerek "Öyle mi?" diye sordum. Bakışlarım kenarda bizi izleyen Deren'e döndü. "Duydun mu? Arkadaşıymış." Sağ elimi açıp kapatarak esnetince Deren ne yapacağımı anladı. "Rüzgar, sakın!" dedi ama ben çoktan Tuna'ya dönüp yumruğumu çenesine geçirmiştim. Tuna'nın yana düşen başını çenesinden tutarak yüzüme bakmasını sağladım. "Senin arkadaş ayaklarını yer miyim lan ben!"
Tuna karşısında boksör olduğunu unutmuş olacaktı ki sıradaki yumruğumu yememek için yumruk yaptığım elimi bileğimden tuttu. Bileğimi tutmasına izin vererek yüzüne sert bir kafa attım. Deren'in "Rüzgar, ne yapıyorsun!" diyen bağırma sesini duysam bile ona bakmadım.
Tuna yediği kafayla bileğimi bırakarak patlayan kaşındaki kana dokunmuştu. Nefes nefese bir şekilde bana baktığında olumsuzca kafamı iki yana sallayarak konuştum. "Vasat," İşaret parmağımı Tuna'nın göğsüne bastırdım ve "Senden bir cacık olmaz." dedikten sonra kapıya doğru ilerledim. Ayakkabılarımı giyerken Deren'e bakarak konuştum. "İyi akşamlar,"
Ayakkabılarımı giydiğimde kaşındaki yarayı kontrol eden Tuna'ya döndüm. "Seni de sakın Lavin'in çevresinde görmeyeyim."
Tuna az önce yumruk yememiş gibi rahatça sırtını duvara yasladı. "Buna sen mi karar veriyorsun? Sevgilisi olman Lavin'i kısıtlayacağın anlamına gelmiyor."
"Yalnız, ben Lavin'i değil seni kısıtlıyorum." dedim iğneleyici bir tonda. Tuna, konuşmak için dudaklarını aralamıştı ki "Sevgilim zaten kendi kısıtlamalarını kendi koyuyor." diyerek konuşmasına izin vermedim. "Seninle iletişimi kesmesi de yeterince iyi bir örnek." diye ekleyince Tuna bir şey diyecekse bile diyemedi. İşte buna nakavt derim.
***
Eve girdiğim gibi soluğu Lavin'in yanında almıştım. Neyseki hâlâ uyuyordu. Lavin'in yüzünü incelerken duymayacağını bilsem de "Çok seviyorum be kızım seni." diye fısıldadım. "Ömrümün sonuna kadar da seveceğim."
Madde 5:Taraflar birbirine karşı hiçbir duygusal bağ hissetmeyecektir. Aralarındaki yakınlık en fazla iki arkadaştan ibaret olacaktır, karşı taraftan duygusal beklenti içine girilmeyecektir.(Madde çiğnendi.)