30. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:29 Örülen Duvarlar
Bölümler 51Şu an: Bölüm:29 Örülen Duvarlar
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evdeydik ve Mert tarafından her hareketimiz izleniyordu. Suç üstüne suç işliyordu ve sonuçlarını asla düşünmüyordu. Ama bir şey yapmayacaktım. Ne kameraları devre dışı bırakacaktım ne de şikayet edecektim. Sadece istediğini almış gibi davranacaktım. İzliyor muydu? İzlesindi. Tehdit mi ediyordu? Etsindi. Fakat bunları yaparken sonuçlarını düşünmeliydi. Düşünmüyor muydu? İşime gelirdi. Çünkü kazandığını sanan birinin yenilgisi daha ağır olurdu.
Mert'in kameraları hacklemesinin üzerinden iki gün geçmişti. Bu sürede gittikçe Rüzgar'la arama mesafe koymuş Mert'e istediğini vermiştim. Aramıza resmen duvar örüyordum, bunu fark eden Rüzgar da defalarca bir şey mi olduğunu soruyordu ve yine o anlardan birindeyik.
Rüzgar çaresizce "Ben mi bir şey yaptım?" dediğinde kalbim yerinden sökülüyormuş gibi hissettim. Ona böyle hissettirmiştim. Bir sebep bulamadığı için suçu kendisinde arıyordu.
Koltuğa oturmuş Rüzgar'a bakarken "Hayır," diye mırıldandım. "Kendi içimde düşünüyorum sadece."
"Kaç gün oldu," dedi Rüzgar, önümde eğilerek. Ellerini dizlerimin üzerine yerleştirdi. "Seni bu kadar düşündüren ne?"
Bu konuyu sürekli geçiştiriyordum ama bu sefer geçiştirmeyecektim. "Sana olan hislerim kafamı karıştırıyor," derken istemsizce gözlerimi kaçırmıştım.
Rüzgar'ın yüzünde beliren ifade canımı yaktı. "Ne var bunda sürekli dalıp dalıp düşünecek? Her şey ortada değil mi zaten?"
"Değil," dedim güçlükle. "Hiçbir şey ortada değil."
"Birbirimizi seviyoruz." Konuşurken sesi kırılıyordu. "Ne demek ortada değil."
Titreyen ellerimi gizlemeye çalışırken "Birlikte olduğumuz gece..." diye mırıldandım. "Sana karşı hiçbir şey hissetmedim, Rüzgar."
Hayır.
Çok şey hissettim.
Kaşları hafifçe havalandı, bozguna uğramış yüz ifadesine boş gözlerle baktım ama içimde bir fırtına kopuyordu.
İnanmak istemiyor gibi "Saçmalıyorsun," diye mırıldandığında ellerini dizlerimden çekmişti. "Ne dediğini bilmiyorsun."
"Rüzgar..." diyordum ki yüz ifademden ciddi olduğumu anlayınca gülerek ayağa kalktı. Mutluluktan uzak bu gülüşte yoğun bir hayâl kırıklığı vardı. Bana karşı.
"Hiçbir şey hissetmedin öyle mi?" dedi dediğimi sorgularcasına. "Neden izin verdin o zaman, sana dokunmama neden izin verdin?" Bağırmıyordu, Rüzgar bana bağırmazdı.
"Çünkü iyi hissettirmişti," derken sesim kırgınlığın verdiği bir sakinlikte çıkıyordu.
Rüzgar gözlerini yumduğundan bir eliyle yüzünü sıvazladı. Kendine gelmek istercesine nefes alıp verirken "Çocuk oyuncağı mı bu?" diye sordu. "Birlikte olmadan anlayamadın mı?"
Dudaklarım aralanmıştı ki Rüzgar benden önce davrandı. "Özledim demiştin, insan sevmediğini özler mi?" Sesindeki kırgınlığı gizlemeye çalışsada kendini ele veriyordu.
"Eğer o kişiyi sürekli yanında görmeye alışmışsa, özler." Söylediğim her bir kelime Rüzgar'ı çok kırıyordu, biliyordum. Ama eğer bu konuşmayı yapmazsak Rüzgar neden uzaklaştığımı sorgulayıp duracaktı. Hem Mert'in buraları izlemesi ve planına boyun eğdiğimi görmesi gerekiyordu. Fakat bu sadece görünende böyleydi.
Rüzgar'ın gözleri gözlerime dalıp gitti, "Bu sevgi değil." Yüzünde acı bir gülümseme belirdi. "Bu alışkanlık."
Kafamı ağır ağır sallarken "Evet," dedim. "Bu bir alışkanlık."
Sessizlik.
Her kelimem, her cümlem Rüzgar'la arama bir duvar örüyordu.
"Beni sevdiğini söylemiştin..." dedi bu buruk bir tonlamayla.
Sevmiyorum diyemedim, yapamadım. "Seviyorum," derken buldum kendimi. "Ama büyütülecek kadar değil." Büyütülecek kadardı. Ona duyduğum hislere sevgi demek, aşk demek basit kalırdı.
Saçımı kulağımın arkasına sıkıştırarak Rüzgar'a dolan gözlerimle baktım. "Özür dilerim," Sesim öyle kırgın çıktı ki...
Rüzgar'ın yanında ağlamak istemiyordum, görmesindi. Onu yeterince üzmüştüm fazlasına gerek yoktu. Usulca ayağa kalktığımda Rüzgar'a sırtımı dönerek kapıya doğru yürüyordum ki Rüzgar'ın sesiyle adımlarım durdu.
"Başta sevdiğine inandırdın şimdiyse büyütülecek kadar değil diyorsun." Sesi titremek üzereydi. "Şimdi ne farkın kaldı?"
Rüzgar'a doğru döndüm, gözlerim adeta o cümleyi kurmaması için ona yalvarıyordu. Söylemesindi, beni annesine benzetmesindi. Kaldıramazdım, kendimi affedemezdim.
Sustu, bir şey söylemedi. Belki de beni kırmak istemedi, oysaki ben onu bugün çok kırmıştım.
Dizlerimin bağı çözülürken gözümden süzülen yaşı elimin tersiyle sildim ve sırtımı dönerek salondan çıktım.
Güçlükle üst kata çıkıp odama -bu eve ilk taşındığımızda kaldığım yere- girdiğimde sırtımı kapattığım kapıya yasladım. Boğazımda bir düğüm vardı ve gitmiyordu. Gözümdeki yaşları serbest bıraktığımda canım o kadar yanıyordu ki, kendimi asla affetmeyecektim.
Bacaklarım bedenimi taşımayı reddetti. Sırtım kapıdan kaydığında kendimi yere oturur şekilde buldum.
Akan gözyaşlarımın hatti hesabı yoktu. Çok ileri gitmiştim. Annesini, en derin yarasını deşmiştim.
Dudaklarımdan bir hıçkırık firar ettiğinde titreyen elimle ağzıma kapattım. Ne kadar süre geçti bilmiyordum ama her hıçkırık göğsüme biraz daha baskı yapıyordu. Ellerimi yere bastırdığımda toparlanarak derin bir nefes almaya çalıştım ama başaramadım. Ne ayağa kalkabildim ne de doğru düzgün nefes alabildim. Nefeslerim yarım kalırken ayağa kalkacak gücü kendimde bulamıyordum.
Boğazımdan hırıltılı bir ses çıktığında öksürmeye çalıştım, her öksürük canımı daha da yaktı. Nefes almak istercesine elim boğazıma gitti. Fakat başaramadım, astımım ilk defa bu kadar tetiklenmişti. Tırnaklarımı boğazıma bastırmamla hissettiğim yakıcı his dudaklarımdan bir inilti çıkmasına neden oldu.
Astım ilacım burada değildi, diğer odadaydı.
Kapıya tutunarak ayaklanmaya çalıştım. Kendimi odadan dışarıya bir şekilde atmıştım ama bir elim hâlâ boğazımdaydı, nefes alamıyordum.
Duvara tutunarak koridorda yürümeye başladım. Nefes almak için her çabaladığımda başım dönmeye başlamıştı. Sanki dizlerimin bağı çözülüyor, gözlerim kararıyordu. Bir şekilde odanın kapısına ulaşmış, kulbunu tutmuştum ama parmaklarım resmen gücünü kaybetmişti.
Başımın dönmesini engellemek adına gözlerimi sıkıca yumdum. Elimi başıma yerleştirmiştim ki dengemi kaybettiğimi hissettim. Bilincim yavaş yavaş kapanırken bedenim yere çarpmış fakat anında biri tarafından kaldırılmıştı.
"Lavin!" diyen endişeli sesi boğuk duyuyordum. Yanağımda hissettiğim parmaklarla gözlerim kapanmamak için direndi. Bulanık gördüğüm simayı çok iyi tanıyordum.
Rüzgar'ın sesi gözlerim ve bilincim kapanmadan önce duyduğum son şeydi. "Lavin, yapma! Yapma kapatma gözlerini!"
***
Gözlerim aralandığında gördüğüm şey beyaz bir tavandı. Halsizlik resmen bütün bedenimi kapmalıştı. Başımdaki ağrı dudaklarımdan bir inilti çıkmasına sebep oldu.
Neredeydim ben?
Gözlerim etrafta dolandı. Beyaz duvarlar, beyaz çarşaflar, beyaz ışıklar... Burnuma gelen antiseptik kokusundan hiç hoşlanmadım. Hastane odasında olduğumu anlayınca ellerimi yatağa bastırarak doğrulmaya çalıştım.
Sağ tarafta bir kıpırtı hissettiğimde başımı o yöne çevirmeye çalıştım. Rüzgar, camın önünde durmuş endişeli gözlerle bana bakıyordu. "Nasıl hissediyorsun?"
Boğazımdaki kuruluğu gidermek adına yutkundum. "Berbat." Rüzgar'ın yüzüne bakarken bile çekiniyordum. "Ne oldu bana?"
"Bayıldın," diye mırıldandı.
Kaşlarım havalandı, bayılmış mıydım?
"Bayıldım mı?" dedim kısık bir sesle.
Rüzgar'ın iç çekişini duydum. "Bekle, doktoru çağıracağım."
Rüzgar'ın arkasından bakarken gözlerim doldu. Onu kırmıştım fakat o buna rağmen burada beni beklemişti.
Kapı hafifçe tıklanarak açıldığında doktoru görmeyi beklemiştim ama gelen babamdı.
"Kızım," derken sesindeki yumuşaklığın altındaki endişeyi seziyordum.
"Babam," dedim kollarımı iki yana açarken. Babam nazikçe bana sarıldığında hafifçe geriye çekildi. "Çok korkuttun beni," Yüzümü avuçlarının içine aldı. "Neden oldu? Astımın yüzünden ilk defa bayıldın."
Doğru söylüyordu, daha önceki astım krizlerimin hiçbiri bayılmama sebep olmamıştı. Babama nasıl cevap vereceğimi bilemediğim için aralanan dudaklarımı birbirine bastırdım. Derin bir iç çekmiştim ki açılan kapıyla bakışlarımız oraya döndü.
"Hastayı yormalayım," dedi doktor yanımıza gelerek. Bakışları babama döndü. "Sizi dışarıya alabilir miyiz?"
Babam ufak bir baş hareketiyle doktoru onayladı ve yanağımdan öperek "Bu konuyu konuşacağız." dedi ve odadan çıktı.
Doktor elindeki dosyadan gözlerini ayırıp yüzümden nasıl olduğumu anlamaya çalıştı. "Şuan nasıl hissediyorsunuz?"
"Başım ağrıyor, üstelik çok halsiz hissediyorum."
Doktor kafasını sallayarak beni onayladı. "Kısa süreli bilinç kaybı yaşamışsın, başının ağrıması normal. Nefes almakta çok zorlanmışsın ve vücudun oldukça yorulmuş. Neyse ki zamanında müdahale edilmiş." Bu sefer doktoru onaylayan bendim. Doktor konuşmaya devam etti. "Önümüzdeki birkaç gün dinlenmeni istiyorum. Kendini zorlamayacaksın. Nefes darlığı, göğüs sıkışması veya baş dönmesi tekrar olursa hasyaneye gelmeni istiyorum."
Doktor birkaç şey daha söyledikten sonra odadan çıkmış ve beni beyaz duvarların arasında yalnız bırakmıştı.
***
"Kahve yapacağım, ister misin?" diyen Rüzgar'a istemsizce gözlerimi büyüterek baktım. Boğazını temizleyerek toparlanan Rüzgar, "İstemiyorsun anlaşılan." dedi durgun bir sesle.
Astım krizi geçirmemin üzerinden birkaç gün geçmişti. Kendimi iyi hissetsemde kalbimde bir ağırlık vardı. Rüzgar'la aramız gittikçe açılıyor gibi hissediyordum. Bu ona karşı hislerim azalıyor demek değildi. Ben ondan uzaklaştıkça Rüzgar'da, her ne kadar başaramasa bile, bana saygı duymaya çalışıyordu. Üstelik artık aynı odada değil ayrı odalarda kalıyorduk.
Rüzgar mutfakta kahve yaparken bende odama çıkmıştım. Kendimi yatağa attığımda yüzümü yastığa gömdüm. Her şey neden böyle olmak zorundaydı?
Düşüncelere dalmıştım ki telefonuma gelen bildirimlerle gözlerimi devirerek oturur pozisyona geçtim. "Bende nerede kaldı bu diyordum!" diye homurdandım kendi kendime.
0534*******:Güzel kardeşimmm.
0534*******:Ne öğrendim bilemezsin.
0534*******:Meğerse siz Rüzgar'la anlaşmalı evlenmişsiniz.
Yutkunamadım. Hayır, hayır, bunu öğrenmemesi gerekiyordu. Nereden öğrenmişti?
Siz:Ne saçmalıyorsun? Kim söyledi bu saçma yalanı?
Mesaj hiç gecikmedi.
0534*******:Yalan mı? Vallahi biri söylese inanmazdım ama direkt duyunca inanmamak pekte mümkün değil.
Siz:Uzatmadan söyle.
0534*******:Madem öyle senin istediğin gibi olsun.
0534*******: Kameralardan perişan hâlini gördükten sonra hastaneye gelip seni görmek istemiştim.
Mesajı okurken gözlerimi devirmeden edemedim.
Siz:Ne kadar düşünceli bir insansın sen öyle.
0534*******:Öyleyimdir.
0534*******:Neyse konumuza dönelim. Senin odanın olduğu koridora gelmiştim ki kapıda konuşan babamı ve kocanı gördüm. Ve Rüzgar babama ne diyordu biliyor musun?
Nefesimi tuttum, Rüzgar alıştığı için babama tek bir şekilde hitap ediyordu. İçimden söylediğim kelimelerle Mert'in mesajı aynı anda geldi.
0534*******:Anlaşmalı babacığım.
0534*******:Ne ironik değil mi? Vay be Lavin, oysaki ilişkiniz çok gerçekçiydi.
Siz:Ne istediğini söyle.
0534*******:Aslına bakarsan bir şey istemiyorum, sadece ekstra bir koz var elimde. Sen Rüzgar'dan uzak kalmaya devam et. Gözlemlerime göre ikinizde bu durumdan zarar görüyorsunuz.
Yazıyor...
Çevrim içi...
Yazıyor...
0534*******:Bir dakika ya? Bu size neden zarar veriyor? Yoksa birbirinizi gerçekten seviyor musunuz? Babam buna ne tepki verir acaba?
Babam hiçbir tepki vermezdi, onun tek istediği ve düşündüğü benim mutluluğum olurdu.
Siz:Birincisi babama babam diye hitap etmeyi kes, o senin baban falan değil. İkincisi babam buna tahmin ettiğin kadar büyük bir tepki vermez.
0534*******:Vermesin, sonuç olarak elimde basına sunacak bir koz var.
Siz:Koz diye bahsettiğin şey için bir kanıtın var mı da bu kadar rahat konuşuyorsun?
0534*******:Ayıp ediyorsun. Olmaz mı?
0534*******:*Video*
Derin bir nefes alarak videoyu başlattım. Hastane koridorunda karşılık konuşan iki kişiden biri Rüzgar diğeri ise babamdı.
"Rüzgar, Lavin ilk defa böyle bir kriz geçiriyor. Kızıma böyle mi sahip çıkıyorsun?" diye sordu babam. Oysaki Rüzgar'ın bir suçu yoktu.
Rüzgar cümleye "Anlaşmalı babacığım," diye girince videoyu kapatarak telefonu yatağa sertçe bıraktım. Ellerimi saçlarıma geçirdiğimde çığlık atmak istiyordum.
Neden böyle şeyler Mert'e denk geliyordu ki!
Telefonumdan yükselen bildirim sesini umursamamaya çalıştım ama mesaja eninde sonunda bakacağım için telefonumu elime aldım.
0534*******:Kendini cehennemin ortasında gibi hissediyorsun değil mi? Kaçış yok Lavin, her türlü yanacaksın o ateşte.
Siz:Dikkat et o ateşte yanan kişi sen olma.
Telefonumu kapatıp yatağa uzandığımda yapacağım şeyleri düşündüm. Birkaç gün. Sadece birkaç gün daha bu saçmalığa sabredecek, Mert'i daha da ümitlendirecektim.
Hangi ara uyumuştum bilmiyordum ama çalan zille gözlerimi açtığımda güneş batmak üzereydi. Yatakta doğrulup yüzümü ovuşturduğumda zil bir kere daha çaldı.
Elimi yüzümü yıkayıp aşağıya indiğimde Rüzgar çoktan kapıyı açmıştı. "Kim gelmiş?" dememle Defne'yi görmem bir olmuştu. Yüzümde oluşan kocaman gülümsemeyle, "Defne!" dediğimde sıkıca birbirimize sarıldık.
Birbirimizden ayrıldığımızda "Düğününüze gelemedim," dedi Defne. "Bende sürpriz yapmak istedim."
"İyi ki geldin," dediğimde bakışlarım kısa bir an bize bakan Rüzgar'ı bulmuştu.
Defne "Ama...." deyince bakışlarım ona döndü. "Ne oldu?
Defne kapının girişindeki bavulu işaret etti. "Bavulumla geldim, hâlâ iyi ki geldim mi?"
Defne'ye bir kez daha sarıldım. "Ya Defne'm nasıl soru soruyorsun öyle, nasıl gelmiş olursan ol iyi ki geldin."
Defne yanağıma kocaman bir öpücük bıraktı. "İşte seni bu yüzden seviyorum kuzi,"
***
Saat çoktan gece yarısını geçmişti. Defne'yle uzun uzun sohbet etmiş, birlikte vakit geçirmiştik.
Defne'ye kalacağı odayı gösterdikten sonra bende Rüzgar ve benim birlikte kaldığımız odaya ilerledim. Defne buradayken ayrı odalarda yatamazdık.
Odanın kapısını açmamla gördüğüm şey duştan çıkmış bir Rüzgar'dı. Altında sadece havlu varken onu izlememek imkansız gibi bir şeydi.
Rüzgar, "Pıtır-" diyordu ki bakışlarım hızla onu bulduğunda "Lavin," dedi.
"Hm?"
Rüzgar'ın bakışları odanın tavanında gezindi. "Neden buradasın?"
"Defne varken ayrı odalarda yatamayız." dedim masumca. Rüzgar'a bakarken içimde bir burukluk vardı. "Defne çok şüpheci bir insan, radarına girmemek daha doğru olur."
"Öyle diyorsan," dedi Rüzgar gizleyemediği mutlulukla. "Ne yapalım, birlikte yatacağız artık."
Bölüm etkileşimi
