25. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:24 Sürpriz Misafir
Bölümler 51Şu an: Bölüm:24 Sürpriz Misafir
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lavin Yücel
Saçlarımda hissettiğim parmaklarla gözlerim aralanırken burnuma gelen tanıdık koku içime resmen huzur tohumları ekti.
"Rüzgar..." diye mırıldanıp ona biraz daha sarıldım. "Saat kaç?" Gözlerimi henüz açabilmiş değildim.
Rüzgar saçlarımı okşamaya devam ederken, "Dokuz buçuk," diye cevapladı sorumu.
Uykuyla "Biraz daha uyumak istiyorum." diye mırıldanıp Rüzgar'ın göğsüne başımı gömdüm. Tam uykuya dalıyordum ki aklıma gelen şeyle aniden doğruldum.
Rüzgar şaşkın şaşkın bana bakarken "Ne oldu?" diye sordu endişeyle.
"Deren," dedim. "Bugün menüsü için tariflerini deneyecektim."
"Bir şey oldu sandım," dedi Rüzgar derin bir nefes vererek. "Deren seni defalarca aradı ama..."
"Dur tahmin edeyim," diyerek Rüzgar'ın sözünü kestim. "Beni uyandırmaya kıyamadın."
Rüzgar yüzündeki minik tebessümle kafasını salladı. "Ama merak etme, Atakan'ı yolladım. O bakacak yemeklerin tadına."
Birazda olsa rahatlamıştım en azından Deren'in yemeklerini yorumlayacak biri vardı. "O zaman biraz daha uyuyacağım." Deren'den fena azar işitecektim.
Başımı Rüzgar'ın göğsüne koyduğumda kolları sıkıca bedenimi sardı. "Uyu bakalım uykucu."
***
Deren Keskin
"Deren," dedi Atakan oturduğu sandalyesinden kalkarken. "Neden böyle yapıyorsun?"
"Ne yapıyorum?" dedim boş gözlerle Atakan'a bakarken.
Atakan tam karşımda durduğunda "Soğuk davranıyorsun." dedi.
"Soğuk davrandığım falan yok," dedim gözlerine bakarken. "Sadece samimi davranacağım kadar yakın değiliz."
Atakan'ın gözleri dalıp gittiğinde kafasını ağır ağır salladı. "Anladım," dedikten sonra bir süre sustu ve ardından tekrar konuştu. "Peki samimi davranacağın kadar yakın olduğumuz zamanlar olacak mı?"
"Bilmiyorum," diye mırıldandım. Yaptığı tek şey kafamı karıştırmaktı. Atakan herhangi bir şey demeyince masanın üzerindekileri toplamak için oraya yöneldim.
Bu sürede Atakan hiçbir şey söylemedi. Bir ara telefonu çalmış ve arayan kişiyle konuşmuştu sonrasında da yaptığı tek şey beni izlemek olmuştu.
Tam mutfaktan çıkıyordum ki kolumu kavrayan parmaklarla kendimi sırtım duvara yaslanmış bir şekilde buldum.
Derin bir nefes alarak başımı kaldırdığımda "Atakan..." dedim sakin olmaya çalışarak. "Çek elini."
Atakan üzerime eğildiğinde dudaklarını kulağımın yanında durdu. "Neden?" diye fısıldadı. "Kalp ritmin mi hızlanıyor?" Sıcak nefesi boynuma çarparken yutkunmam kaçınılmaz oldu.
Ellerimi Atakan'ın göğsüne yerleştirerek onu geriye ittim fakat kıpırdamadı. "Evet Atakan, kalp ritmim hızlanıyor, elim ayağıma dolaşıyor falan." Sinirle Atakan'ın yüzündeki sırıtmaya baktım. "Saçma sapan konuşma!"
Atakan'ı bir kez daha itiyordum ki elimi tutup kalbinin üzerine koyunca gözlerim gözlerini buldu. "Benimki hızlanıyor," derken şaka yapmıyordu, kalp atışları resmen avcumun içimde atıyordu.
"O senin sorunun," diyerek elimi Atakan'ın bedeninden çektim. "Çekilir misin?"
Atakan bir adım geriye çekildiğinde mutfaktan çıkıyordum ki dediği şeyle adımlarım durdu.
"Kalbinin sesini dinle."
Atakan'a döndüğümde omuzlarımı dikleştirdim ve "Kalbim senin hakkında yorum yapmıyor." dedim kendimden emin bir şekilde.
Atakan meydan okur gibi, "Emin misin?" dediğinde tam karşımda durdu. "Mesela..." derken yüzü yüzüme gittikçe yaklaşıyordu. "Şuan seni öpsem kalbin yine benim hakkımda yorum yapmamayı mı tercih eder?"
İşaret parmağımı Atakan'ın göğsüne bastırdığımda bir adım geriye çekildim. "Beni öpemezsin."
Atakan, "Fazla emin konuşuyorsun," dedi rahatça.
"Bak Atakan," dedim ellerimi belime yerleştirerek. "Bir aralar boksa bir ilgim vardı, maçları falan takip ediyordum yani. Hâliyle boksörlerin magazin haberleri hep karşıma çıkıyordu."
Atakan sert bir nefes verdiğinde kollarını göğsünde birleştirdi. Dudakları aralandığında bir şey diyecek sandım ama demedi. Atakan konuşmayınca devam ettim. "Ve senin magazin haberlerin tamamen kadınlarla doluydu."
"Abartıyorsun." dedi Atakan inkar ederek.
Kaşlarım havaya kalktığında "Abartıyorum?" dedim sorarcasına.
"Şu ana kadar sadece üç sevgilim oldu. Biri ortaokulda aşk sandığım saçma sapan bir şeydi. İkincisi lisede-" Atakan'ın lafını keserek araya girdim. "Dur dur, sana kaç sevgilin olduğunu sormadım. Bahsettiğim şey sevgililerin değil, bunlar beni ilgilendirmez."
"Bahsettiğin şey ne o zaman Deren?" dedi anlamaya çalışarak. "Magazindekilerin hepsi takılmalıktı."
Omuzlarım gevşediğinde başım hafifçe yana eğildi. "İşte tam olarak bundan bahsediyorum," dedim bir şeyleri açıklamak adına. "İlişkilerin takılmaktan ibaret ve ben takılacak biri hiç olmadım, olmam da."
Atakan'ın kaşları çatıldığında bir şey diyecekti ama izin vermeden ben konuştum. "O yüzden Atakan, bana böyle hoşlanıyormuş gibi davranma." dedikten sonra son bir ekleme yaptım. "Fazla samimiyet bana göre değil."
"Hoşlanıyormuş gibi davranmak mı?" diye bir soru yöneltti Atakan. "Ciddi misin sen?"
Atakan'ın yüzüne boş boş bakıyordum ki telefonumdan yükselen bildirim sesiyle yanından geçerek masanın üzerindeki telefonu aldım.
Mesajı gönderen kişinin adını okuduğumda kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. "Şaka," diye mırıldandım yüzümdeki gülümsemeyle. "İnanmıyorum, yazmış!"
Atakan'ın bakışları bana döndüğünü hissettim fakat ona bakmadım. "Kim yazmış?"
Şaşkınlığım hâlâ sürerken "Cem Vural," dedim. Bir yandan yazdığı mesajı okuyordum.
"O kim?" dedi Atakan hoşnutsuz ama meraklı çıkan sesiyle.
"Ayy," derken bakışlarım Atakan'a döndü. "Nasıl bilmezsin ya! Çok ünlü bir şef. Mekanım için tarif önerisi almak istediğimi falan söylemiştim." Gözlerim resmen parlıyordu. "Ve inanır mısın teklifimi kabul etmiş!"
"İyi," dedi Atakan. "Güzel bir şey o zaman bu."
"Aynen öyle," diyerek hızlıca telefonuna geri döndüm ve mesajına cevap verdim. Çok geçmeyen beklemenin ardından gelen mesajla gözlerim büyüdü. "Siktir, bugün mü?!"
"Bana da söylesen mi artık?" diye sordu Atakan.
Bakışlarım hızla Atakan'a döndü. "Bugün diyor, uygunsan diyor, mekanımda senin için bir alan ayırırım diyor, birlikte konuşuruz diyor!" Okuduğum her cümlede kalbim küt küt çarpıyordu. Çok uzun zamandır takip ettiğim bir şefti bu.
Atakan, "Tamam birlikte gidelim o zaman." dedi rahat rahat.
"Saçmalama," dedim hemen. "Senin ne işin var benim yanımda."
***
Cem şefle konuşmuş ve ikimiz içinde uygun olan bir saat ayarlamıştık. Olabildiğince hızlı ama özenli bir şekilde hazırlanmıştım.
Üzerimde krem rengi, dokulu kumaştan kısa, askılı bir elbise vardı. Bel kısmındaki hafif büzgüler dışında oldukça sade bir elbiseydi. Gold takıları da bol bol takmış ve kahverengi bir çanta almıştım. Aynada son kez kendime bakıp rujumu sürdüğümde kahverengi topuklularımı giyip asansöre bindim.
Evden çıktığımda karşımda arabasına yaslanmış, beni bekleyen Atakan vardı. Benimle gelmek için oldukça ısrar etmişti. Bende en sonunda baklava alırsan benimle gelebilirsin demiştim. Bu da ekstra vakit kaybetmemek içindi. Eli boş gidemezdim.
Atakan'ın bakışları üzerimde gezindiğinde bende istemsizce onu incelemiştim çünkü o da evine uğrayıp üzerini değiştirmişti. Krem kumaş pantolon ve kahverengi lakos ona yakışmıştı.
Fark ettiğim şeyle yutkundum. Bilmeden aynı renkte kombinler yapmıştık.
"Kalp kalbe karşı, dedikleri bu olsa gerek." dedi Atakan beni incelemeye devam ederken.
"Bizim kalplerimiz anca karşı karşıya olur zaten." diyerek Atakan'ın cümlesini bambaşka bir yere çektim.
Atakan derin bir nefes verdiğinde gözlerim arabanın içinde gezindi. "Baklava almanı söylemiştim," dedim Atakan'a dönerek. "Nerede baklavalar?"
Atakan'ın yüzünde afallamış bir ifade belirdiğinde "Siktir, unuttum." diye mırıldandı.
Atakan'a tam kızacaktım ki beklemediğim bir şey yaptı. Eliyle tişörtünü kaldırdığında karın kasları ortaya çıktı. "Bunlar var olmaz mı?"
Şaşkınlıkla Atakan'ın karın kaslarına bakarken kendimi hızla toparladım. Gözlerim etrafaki insanlarda gezindiğinde hızla Atakan'ın tişörtünü indirmeye çalıştım. "Atakan!" derken çocuk azarlıyor gibiydim. "Ne yapıyorsun sokak ortasında!"
Atakan sırıtarak, "Sakin ol ya," dedi. "Her yerde üstsüz fotoğraflarım var zaten."
"Benimde bikinili fotoğraflarım var," dedim karşılık olarak. "Ben üstümü açıyor muyum?"
Atakan, "Deren, aynı şey de-" diyordu ama devam etmesine izin vermeyerek, "Geç kalacağız," dedim. "Daha almayı unuttuğun baklavalar var."
***
"Merhaba Deren," dedi Cem şef elimi sıkarak. Bakışları Atakan'a döndüğünde ona da elini uzattı. "Sevgili misiniz?" derken bakışları ikimizin arasında gidip geliyordu.
"Yok," dedim hemen, "Atakan benim arkadaşım."
"Uyumlu giyindiğinizi görünce sevgilisiniz sandım," dedi Cem şef. "Kusura bakmayın."
"Yok şefim ne kusuru," dedi Atakan adamın her bir zerresini incelerken.
"Sizi şöyle alayım," diyen Cem şefin arkasından yürürken Atakan kulağıma doğru yaklaştı, "Bu, bu kadar genç miydi? Otuz beşi vardır sanmıştım."
"Yirmi dokuz yaşında," dedim ikimizin duyacağı bir fısıltıda. "Ama senden de genç görünüyor."
Atakan huzursuz bir tonda konuştu. "Saçmalama, bu olsa olsa benim sivilcem olur." Cem kısmını vurgularken esprisi yapmaya çalışmıştı, ama sadece çalışmıştı.
Atakan'ın esprisinden dolayı yüzümü buruştururken "Senden daha kaliteli espriler beklerdim." diye yakındım. "Ayrıca adam gayette yakışıklı."
Atakan, "Bu mu yakışık-" diyordu ki Cem şef arkasını dönüp bize bakınca cümlesi yarım kaldı. Masum bir tebessümle ona bakarken Atakan'ın dik dik baktığından emindim.
Atakan'ı neden getirmiştim ki!
***
Lavin Yücel
Bahçede senaryomu yazarken yanımda oturan Rüzgar'da Karamel'i seviyordu. "Ulan afacan," dedi Karamel'e itafen. "Sen olmasan biz nasıl tanışacaktık."
"Yalnız," diyerek Rüzgar'ın bana bakmasını sağladım. "Röportaj ödevi için yanına geldiğimde hemen kabul etmemiştin."
"Kabul edecektim," dedi Rüzgar.
"Ne yani?" dedim şaşkınlıkla. "Bana naz mı yaptın?"
"Öyle de denebilir." dedi Rüzgar keyifle.
"Gıcık," diye mırıldandım. "Hayrettin hocaya ne diyeceğim diye düşünürken ödüm kopmuştu."
"Seni asla geri çevirmem,"
"İnanmadım çünkü çevirdin,"
"Ama sonra kıyamadım..."
İçim giderek Rüzgar'a bakarken Karamel'in çıkardığı mırıltıyla ona baktım. "Ne oldu?" Karamel'in baktığı yöne baktığımda bahçe kapısından içeriye giren Deren ve Atakan'ı gördüm.
"Nasıl girmiş bunlar?" diye soran Rüzgar'ı "Kapıyı kitlemedik ki," diye cevapladım.
Sabah kahvaltı için bir şeyler almaya gittikten sonra kapıları kitlememiştik. Bahçenin kapısıda dışarıdan açılıyordu zaten.
"Seni yanında götüren de suç zaten!" diye bağırdı Deren Atakan'a.
Anlaşılan Atakan, Deren'in burnundan getirmişti.
Bu sefer Atakan "Adam alelade sana yürüdü!" diye yükseldi.
Rüzgar, "Ne olmuş bunlara?" dedi olanı anlamaya çalışırken.
Gözlerim bize doğru gelen Atakan ve Deren'den ayrılmazken "Anlarız şimdi," diye mırıldandım.
Deren'in bakışları beni bulduğunda "Lavin!" dedi sinirle. "Beni nasıl yalnız bırakırsın ya, bu manyak her şeyi mahvetti."
Deren'in yanında duran Atakan, "Sensin manyak!" dedi karşılık olarak. "Adamın sana yürümesine izin verdin!"
"Ya bir durun," dedim araya girerek. "Ne oluyor?"
Deren devam eden siniriyle, "Cem şef vardı ya," dedi. Kafamı sallayarak onu onayladım. Deren'in uzun zamandır bahsettiği bir şefti.
"Onunla konuştum," diye devam etti Deren. "Bugün müsaitsen konuşabiliriz falan dedi. Bu Atakan da bir şekilde beni ikna edince birlikte gittik. Gayet normal ilerliyordu ta ki Atakan'ın aniden ayağı kalkıp beni kaldırmasıyla her şey bozuldu!"
"Herif menü bahanesiyle eline dokunup duruyordu!" diye kendini savundu Atakan.
Deren tam ağzını açmıştı ki "Aaa, yeter." diyerek araya girdim. "Deren sen benimle gel," diyerek Rüzgar'a baktım.
Rüzgar bahsettiğim şeyi anlayınca kafasını eğerek beni onayladı. Deren'i kolundan tutup içeriye çekiştirdiğimde Atakan da Rüzgar'ın yanına oturdu.
Yan yana kalırlarsa hem birbirlerini hem de bizim başımızın etini yerlerdi.
***
Yaptığım soğuk kahveyi Deren'le birlikte içerken siniri azalmıştı.
"Neyse," dedi Deren konuyu değiştirmek için. "Magazin fotoğraflarınızı gördüm, baban ne tepki verdi?" Deren, Rüzgar ve benim aramda bir anlaşma kalmadığını daha doğrusu birbirimizi sevdiğimizi biliyordu.
Kahvemden bir yudum aldığımda gülmeden edemedim. "Son anda toparladık," dedim babama söylediklerimizi hatırlarken. "Yoksa anlayacaktı."
"Ne zaman söyleyeceksiniz?"
"Bilmiyorum," diye yanıtladım Deren'i. "Muhtemelen bir ara annemleri yemeğe çağırır ve bu evliliğin bizim için bir anlaşma olmadığını söyleriz."
Deren, kafasını sallayıp kahvesini içmeye devam edince aramızdaki sessizliği bozmak adına "Siz?" diye sordum.
"Biz?" dedi Deren anlamayarak.
"Atakan ve sen işte," diye açıkladım kendimi. "Hep böyle didişecek misiniz?"
Deren oflayarak bana baktı, "Rezil etti beni adama. Bir de sanki herkes onu tanımak zorundaymış gibi adam onu tanımadığını söyleyince adamı resmen küçümsedi."
"Haklı sanki," dedim Deren'in vereceği tepkiden çekinerek. "Rüzgar ve Atakan'ı tanımayan çok nadir insan var. Ben bile boksla aram olmamasına rağmen isimlerini duymuştum."
Rüzgar'ın sıfır Atakan'ın da bir mağlubiyeti olduğu için bir ara bayağı ünlenmişlerdi.
Bölüm etkileşimi
