26. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı
Bölümler 51Şu an: Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lavin Yücel
Aynanın karşısında küpelerimi takarken oldukça özenli hazırlanmıştım. Rüzgar'la akşam yemeğini dışarıda yemeye karar vermiştik. Tabii o şuan antrenörüyle birlikte bir antrenmandaydı. Muhtemelen birazdan çıkar ve eve gelirdi.
Sanırım heyecandan hızlı hazırlanmıştım. Çalan telefonla makyaj masama yöneldim. Arayan kişinin Rüzgar olduğunu görünce hemen aramayı cevapladım.
"Alo?" dedim neşeli çıkan sesimle. "Çıktın mı?"
Telefonun diğer ucundan Rüzgar'ın "Lavin..." diyen kısık sesini duydum.
Yüzümdeki tebessüm yavaşça silinirken, "Bir şey mi oldu?" diye sordum. Sesi hiç mutlu gelmiyordu.
"Çıkıyordum, ne kadar demek istemesem de işim uzadı." dedi Rüzgar mahçup bir tonda. "Biliyorum bu çok sinir bozucu bir şey ama Yavuz hoca son anda önemli bir hazırlık ayarladı, reddedebileceğim bir şey değil."
"Gitmiyor muyuz yani?" dedim düşen modumla.
Bu durumdan hoşlanmadığını belli eden bir tonda "Gitmiyor muyuz değil, gidemiyoruz." diye düzeltti beni. "İnan şuan tek isteğim senin yanında olmak."
"Sorun yok," dedim bariz bir hayâl kırıklığıyla. "Başka zaman gideriz."
Rüzgar'ın sıkıntılı bir nefes verdiğini duydum. "Sen yemeğini ye, bekleme beni."
Görmese bile kafamı salladım. "Tamam, yerim."
Telefonun diğer ucundan, "Rüzgar," diye seslenen bir adam sesi gelince Rüzgar "Geliyorum." dedi.
"Lavin, kapatmam gerekiyor. Ama söz bunun telafisini yapacağım."
"Önemli değil, gerçekten." dedim kırgınlığımı gizlemeye çalışarak. "Sana iyi çalışmalar." diyerek telefonu kapattığımda boy aynasındaki yansımama baktım. Oysaki güzel güzel hazırlanmıştım. Telefonumu yatağın üzerine attığımda iç çekmeden edemedim.
Dolan gözlerimle taktığım takıları tek tek çıkarmaya başladığımda gözümden bir damla yaş süzüldü. Elimin tersiyle akan yaşları silsem bile yerine yenileri eklendi.
Normalde ağlamayacağım bu olay özel günüme denk geldiği için saatlerce ağlayabileceğim bir konuya dönüşmüştü. İmkanı olsa geleceğini biliyordum ama şu an sadece ağlamak istiyordum.
***
Saçlarımda hissettiğim dokunuşla gözlerim güçlükle aralandı. Yanımda oturan Rüzgar'ı gördüğümde gözlerimi ovuşturarak bulunduğum yere baktım. Koltukta uyuyakalmıştım.
"Uyumuşsun," dedi Rüzgar, kısık bir sesle.
Kafamı salladığımda tam anlamıyla ayılmış sayılmazdım.
Rüzgar, eliyle karnımın üzerindeki sıcak su torbasını gösterdi. "Karnın mı ağrıyor?"
Başımı sallayarak yerimden doğruldum. "Hıhım, gidip uyuyacağım." Karnımın üzerindeki sıcak su torbasını koltuğun üzerine bırakıp ayağa kalkmıştım ki Rüzgar kolumu tutunca ona döndüm.
"Küs müyüz?" diye sordu mahçup bir ifadeyle.
"Hayır," dedim ama sesimden trip akıyordu.
Rüzgar'ın kolumda olan eli usulca elimi buldu. "Gerçekten özür dilerim," diyerek elime tüy gibi bir öpücük kondurdu. "Böyle olsun istemezdim."
"Sorun olmadığını söylemiştim." Elimi elinden çektiğimde sıkıntılı bir nefes verdi.
"Ben uyuyacağım." diyerek salondan çıkmak için arkama dönmüştüm ki aklıma gelen şeyle tekrar Rüzgar'a döndüm. "Yemekler hazır, yersin."
Ağır ağır kafasını salladığında "Sen yedin mi?" diye sordu.
"Yedim," diye mırıldandım ama yememiştim. Canım istememişti.
Rüzgar'ın bir şey demeyeceğini fark edince merdivenlere doğru ilerledim. Tribimin farkındaydı ama ne yapacağını bilmiyor gibiydi. Ki zaten ben trip atmıyordum, sadece biraz darılmıştım.
Odaya çıktığımda ihtiyaçlarımı halledip pijamalarımı giymiş ve yatağa yatmıştım. Saatte on bir olmuştu zaten. Bir süre sonra Rüzgar'da gelmişti ama uyanık olduğumu ona belli etmemiştim.
Uykuya hangi ara dalmıştım ve ne kadar uyumuştum bilmiyordum ama karnımdaki ağrıyla gözlerimi açtığımda hâlâ geceydi.
Hissettiğim ağrıdan dolayı yüzümü buruştutarak yatakta doğruldum ve sırtımı yatak başlığına yasladım.
Kollarımı birbirine dolayıp karnımın üzerine bastırdığımda ağrının bir an önce geçmesini bekledim ama geçmedi.
Ayağa kalkmak için yatağın kenarında oturur pozisyona gelmiştim ki Rüzgar'ın mayışmış sesiyle "Lavin?" dediğini duygum.
Omzumun üzerinden Rüzgar'a baktığımda yatakta doğrulduğunu gördüm. "Bir sorun mu var?"
"Var," diye mırıldanırken çocuk gibiydim. "Karnım çok ağrıyor."
Rüzgar endişeyle bana baktığında, "Geldiğimde de ağrıyordu." dedi. "Neden hâlâ geçmedi?"
Özel günümde olduğumu anlamamış mıydı?Ama ben söylemeye utanırdım ki.
"Bilmiyorum," dedim masumca.
Rüzgar yataktan kalktığında "Bekle beni," diyerek odadan çıkınca sırtımı tekrar yatak başlığına yasladım. Birkaç dakika sonra elinde ağrı kesici ve sıcak su torbasıyla gelince istemsizce tebessüm ettim.
Rüzgar, yatağın kenarına oturup hapı içmemde yardımcı olduktan sonra sıcak su torbasını dikkatlice karnıma yerleştirdi.
"Çok mu ağrıyor?"
"Çok,"
Karnımdaki ağrıdan dolayı bağırmak istesemde tek yaptığım şey yüzümü buruşturmaktı. Uzun zamandır bu ağrıyı çekmemiştim.
"Lavin," dedi Rüzgar tedirginlikle. "Hastaneye gidelim mi?"
Kafamı iki yana salladım. "Gerek yok, geçer zaten."
"Ama geçmiyor," dedi hemen.
"Her ay oluyor zaten," derken Rüzgar'a şifreli bir şekilde özel günümde olduğumu anlatmaya çalışıyordum.
"Her ay olu-" diyordu ki sonunda anlamış gibi kaşları havaya kalktı. "Haa," gibi bir mırıltı çıkarırken, "Tamam, anladım." dedi.
Sonunda der gibi Rüzgar'a bakarken "Hadi uzan," demesini beklemiyordum.
Neyden bahsettiğini anlamak adına "Efendim?" dedim.
Rüzgar tekrar "Uzan," dedi yumuşak sesiyle.
Dediğini yaparak yatağa uzandığımda Rüzgar'da kendi tarafına geçti ve yatağa uzandı.
Ona kırgın olduğumu hatırlamamla sırtımı ona döndüm. Evet iptal edemeyeceği bir şey olabilirdi ama bu benim boşa hazırlandığımı değiştirmiyordu.
Rüzgar'ın bedenimi kendisine çekmesiyle sırtım göğsüne yaslandı. Karnımdaki sıcak su torbasını alıp başka bir yere bıraktı. Ne yaptığını sormak için tam dudaklarımı aralamıştım ki pijamamın altından sızan elle kaşlarım havalandı. Rüzgar'ın eli dairesel hareketlerle karnımı ovuyor, sıcak parmakları tenimde güzel bir his bırakıyordu. Gözlerim usulca kapandığında Rüzgar'ın parmakları ağrıyı hissetmeme izin vermiyordu çünkü bütün dikkatim ondaydı. Gözlerim usulca kapandığında kendimi uykunun, daha doğrusu Rüzgar'ın kollarına bıraktım.
***
Koltukta oturmuş film izlerken çalan telefonumu elime aldım. Arayan kişi güvenlikti.
"Buyur Aslan abi, bir sorun mu var?" dedim, ne olduğunu anlamak adına.
Aslan abinin "Önemli bir şey yok, kargonuz gelmiş evde misiniz diye soracaktım." demesiyle kaşlarım çatıldı.
"Kargo mu gelmiş? Bana mı?" derken sesim şaşkın çıkıyordu. Bir şey sipariş etmemiştim.
"Evet size gelmiş, göndermemi ister misiniz?"
"Tabii tabii," dedim hemen. "Gönderebilirsiniz."
Telefonu kapattıktan sonra iki üç dakika içinde zil çaldı. Kargocudan kargoyu aldıktan sonra ne olduğunu anlamak istercesine paketi inceledim. Rüzgar bir şey almış olabilir miydi?
İçeriye geçip koltuğa oturduğumda kucağımdaki kargoyu açtım. Kargo poşetinin altından çıkan kare kutuyla kaşlarım havalandı. Kimin gönderdiğine bakmak istedim fakat hiçbir yerinde bir not yoktu.
Kutunun kapağını açtığımda gördüğüm şeyle kalbimde resmen bir sıkışma hissettim. Ellerim titrerken kutunun kapağını yanımdaki boşluğa bıraktım fakat gözlerim kutunun içindeki şeyden ayrılmıyordu.
Oyuncak bebek göndermişlerdi fakat bir kolu koparılmış şekilde yan tarafında duruyordu.
Nefesimin kesildiğini hissederken kucağımdaki kutuyu sertçe yere fırlattım. Ayağa kalkarak "Hayır, hayır, hayır," diye sayıklarken aklımı yitirecek gibi hissediyordum.
Mert.
Bunu gönderen Mert'ten başkası değildi.
Hapisteydi, onu oraya ben sokmuştum. Benim ifademle içeri girmişti. Fakat şimdi kargo gönderdiğine bakılırsa... Cezası bitmiş ve hapisten çıkmış mıydı?
Gözlerim yerdeki kutu ve bebeğe odaklandığında ufak bir kağıt parçası gördüm. İstemeyerekte olsa yere eğilerek notu aldığımda gözlerim küçük el yazısında gezindi.
Yeniden merhaba, güzel kardeşim.
İçimi tanıdık ama bir o kadar da rahatsız edici bir his kapladı. Yanılmamıştım, hapisten çıkmıştı.
Uzaktan gelen "Lavin?" diyen tanıdık sesi duyunca hızlıca bebeği kutunun içine yerleştirdim ve kapağını kapatarak kendimi toparladım.
"Efendim?" dediğimde Rüzgar salona yeni girmişti.
Gözleri ne olduğunu anlamak istercesine üzerimde dolaşırken. "Bir sorun mu var?" diye sordu.
"Hayır yok," dedim hızlıca. "Kargom gelmiş ona heyecanlandım biraz."
Rüzgar, "Ne al-" diye soracaktı ki telefonu çalınca derin bir nefes verdi. Aramayı cevaplayıp kısa bir konuşma yaptıktan sonra dudaklarını aralamıştı ki aynı soruyu sormasına izin vermeden "Antrenmana mı gidiyorsun?" diye sordum.
Kafasını salladıktan sonra omzundaki çantayı kenara bırakarak tam karşımda durdu. Elimdeki kutuyu alıp masaya bıraktığında derin bir nefes verdim. İçini açacak sanmıştım.
Rüzgar'ın bakışları gözlerimi bulduğunda "Akşama hazır ol," dedi. "Dünkü yaşananı telafi edeceğim."
Kollarımı göğsümde birleştirdim. "Telafi edeyim derken yine aynısını yaşamayalım?"
Rüzgar saçımı usulca geriye attığında "O bir kere olur," diye mırıldandı. "Antrenman'dan erken çıkacağım zaten merak etme."
"İyi tamam," diye mırıldandım. "Akşama doğru hazırlanırım."
Rüzgar, dudaklarımdan öptüğünde içimi bir huzur kapladı. Dünden beri onunla doğru düzgün konuşmamıştım ama bu kısa süre bile içimde bir boşluk yaratmıştı.
Kapıya kadar giderek Rüzgar'ı uğurladığımda tekrar salona dönmüştüm ki masanın üzerindeki kutuyu görünce içimdeki huzur yok oldu.
Kim bilir bu sefer hayatımı mahfetmek için ne yapacaktı?
Ama bilmediği bir şey vardı: Ben artık onun bildiği korkak Lavin değildim.
***
Neşeli neşeli "Nasıl olmuşum?" dediğimde kendi etrafımda dönmüştüm.
"Şahane," diye mırıldandı Rüzgar. "Şahane olmuşsun."
Kollarımı Rüzgar'ın boynuna doladığımda o da belimi kavradı. "Kırgınlığın geçti sanki?"
"O dün karnımı ovduğunda geçmişti ki zaten." dedim masumca.
Rüzgar'ın kaşları hafifçe kalktığında, "Öyle mi?" dedi.
"Öyle," derken Rüzgar'ın dudaklarına kısa bir öpücük bırakmayı hedeflemiştim ama dudakları buna izin vermedi.
Birbirimizden ayrıldığımızda gözlerim Rüzgar'ın dudaklarındaydı. "Rujum artık dudaklarında." dediğimde ikimizde gülmüştük.
Rüzgar'ın dudağına bulaşan ruju silmiş kendi rujumu da tazelemiştim. Sonra da fazla oyalanmadan yola çıkmış ve restoranta gelmiştik.
Şimdiyse yemeklerimizi yerken birlikte sohbet ediyorduk.
"Nasıl fark ettin beni onca insan arasından?" derken buna ihtimal veremiyor gibiydim. Rüzgar'ın maçına gittiğim ilk günden bahsediyordum.
"Girdiğin her ortamda dikkat çektiğini söylemediler mi sana?" dedi Rüzgar masanın üzerindeki elimi tutarak. "Gerçi dikkat çekmesen bile, ki bu hiç mümkün değil, ben seni her koşulda fark ederim." Dudaklarını elimin üzerine bastırdığında içten bir gülümsemeyle ona baktım. "İyi ki varsın..."
Gözleri gözlerimi buldu, "Asıl sen iyi ki varsın, Pıtırcık."
***
"İnanmıyorum sana!" dedim bulunduğumuz hâlâ bakarken. "Bir şeyi beceremedin!" Rüzgar'ın ısrarı üzerine pasta yapmaya karar vermiştik ama işler pekte yolunda gitmiyordu.
"Ne?" dedi Rüzgar dik dik bana bakarken. "Keki yamuk koyan sensin."
Suçu Rüzgar'ın üzerine atmak için "Krem şantinin ayarını tutturamamışsın, cıvık olmuş bir kere o." deyiverdim.
Rüzgar spatulaya aldığı krem şantiyi büyük kasenin içine resmen fırlattı. "Bu mu cıvık?"
Hiçte cıvık değildi tam kıvamıydı. "Tamam," dedim kollarımı göğsümde birleştirirken. "O zaman sorun kekte."
Rüzgar, sabır çekerek yamuk olan keki düzeltti. "Şunu yapmak bu kadar zor olmasa gerek." Hiçbir şey demediğimi gören Rüzgar eline bulaşan krem şantiyi burnuma sürünce gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Ne yapıyorsun ya!" dedim mızıkçı bir şekilde.
Rüzgar, kahkaha attığında parmağımı krem şantiye batırıp Rüzgar'ın burnuna sürdüm. Bu sefer kahkaha atan ben şaşkın şaşkın bakan Rüzgar'dı.
"Savaş istiyorsun demek, " dedi Rüzgar meydan okur gibi. "Savaşalım o zaman." Parmağına krem şanti aldığını görünce ellerimi kaldırarak geri geri adımlar atmaya başladım. "Bizim aramızda savaş mı olurmuş?" dedim bahane sunarak. "Çok ayıp, yakışmaz bize."
Rüzgar gülerek üzerime doğru gelmeye devam edince koşarak mutfaktan çıktım. Fakat o da peşimden geliyordu. Ufak bir kovalamanın ardından Rüzgar beni bir şekilde yakalamıştı.
Sırtım Rüzgar'ın göğsüne yaslıyken ikimizde hızlı hızlı nefesler alıyorduk. Rüzgar'ın bir kolu bedenimi sarmıştı ama diğer elinde krem şanti olduğu için onu kullanamıyordu.
Tam elindeki krem şantiyi yüzüme sürecekti ki elini tutarak ona engel oldum. "Yapma," dedim gülerek. Fakat Rüzgar beni dinlemeyerek elini elimden kurtardı ve yüzüme ikinci kez krem şanti bulaştı.
Rüzgar beni bıraktığında bu sefer onu kovalayan bendim. "Gel buraya!"
Mutfağa girdiğini gördüm ama mutfağa girdiğimde Rüzgar'ı göremedim. "Rüzgar?" diyerek arkamı dönüyordum ki kolumu kavrayan elle bedenimi kapıya yaslanmış bir şekilde buldum.
Konuşmak için dudaklarımı aralamıştım ama Rüzgar bunu fırsat bilerek dudaklarını dudaklarımla buluşturdu. Gözbebeklerim büyüsede bozuntuya vermek yerine Rüzgar'a karşılık verdim.
Dudaklarımız ayrıldığında "Fırsatçı," diyerek ona baktım. "Bu yaptığın hile!"
"Bence bu kadar savaşmak yeter," dedi Rüzgar. "Yoksa Karamel pastayı yiyecek."
Gözlerim masaya zıplamaya çalışam Karamel'i bulunca hızlıca ona doğru gittim. Afacan'ı kucağıma kaldığımda kaşlarımı çatarak baktım. "Seni yaramaz," dememle Karamel'in yüzümdeki kremayı yalaması bir oldu. Başımı geriye çektiğimde kahkaha atmadan duramadım. "Seni şapşal!"
Rüzgar'a baktığımda elinde telefonuyla fotoğrafımı çektiğini gördüm. "Beni mi çektin sen?" derken sorumun cevabını biliyordum.
"Aynen öyle yaptım," dedi Rüzgar telefona bakarken. "Çok güzel çıktı."
Rüzgar'ın telefona odaklandığını görünce Karamel'i yere bırakarak masanın üzerindeki telefonumu aldım. Krem şanti her yere bulaşmıştı ama şuan onu düşünmeyecektim.
Telefonun kamerasını Rüzgar'a doğrultup fotoğrafını çektiğimde hemen fark etti. "Beni mi çektin sen?"
"Aynen öyle yaptım," dediğimde ikimizde birbirimizi taklit etmiştik. "Çok güzel çıktı."
Aynı anda güldüğümüzde ikimizde yüzümüzde beliren ifadeyle telefonlarımıza geri döndük. Muhtemelen aynı şeyi yapacaktık.
Kısa bir süre telefonumuzun ekranlarını birbirimize gösterdiğimizde içten gülümsemelerle birbirimize baktık.
Onun ekranında Karamel'in yüzümü yalarken bir fotoğrafı, benim ekranımdaysa telefonunda benim fotoğrafıma bakarak gülümseyen Rüzgar vardı...
Bölüm etkileşimi
