7. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:7 Olan Var Olmayan Var
Bölümler 51Şu an: Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Lavin Yücel
Tesadüf neydi? Ve neden hep beni buluyordu?
Rüzgar'ı karşımda görünce şaşkınlıkla dudaklarım aralanmış "Rüzgar," diye fısıldamıştım.
Beyaz gömlek, siyah pantolon giymiş ve siyah saçlarının birkaç tutamı alnına düşmüştü. Yakışıklı göründüğünü inkar edemezdim.
"Lavin," dedi Rüzgar. Sanki beni görmeyi beklemiyor gibiydi. "Bu ne tesadüf böyle."
Ne diyeceğimi bilememiştim. Nasıl bir tepki vermem gerekiyordu?
Deren, "Rüzgar Bayraktar?" derken o da benim gibi şaşkınlığını gizleyememişti. "Yok artık." diyen kişi ise Tuna'ydı.
Rüzgar, tek muhattabı benmişim gibi birkaç adımda bana yaklaştı ve bir dirseğini masaya koyarak başını eline yasladı. "Bir şey demeyecek misin?"
Gözlerim Rüzgar'ın gözlerindeyken yutkunamadan edemedim. "Seni böyle bir yerde görmeyi beklemiyordum."
"Neden?" dedi dudakları varla yok arası kıvrıldı. "Bu da ön yargılarından biri mi?"
Utançla başımı eğdim iyi ki bir şey demiştim. "Öyle değil." dedim oflayarak.
"Burada olman garip geldi sadece."
Deren ve Tuna durmuş bizi izlerken Rüzgar onlar yokmuş gibi davranıyordu. Kafasını çevirmiş bana bakarken geldiğinden beri benden başka birine bakıp bakmadığını sorguluyordum.
"Daha önce geldiğim bir yerdi, geçerken uğrayayım dedim." Kaşlarım çatıldı. "Tesadüf ki sende buradasın."
Daha önce geldiği bir yer miydi?
Bakışlarım Rüzgar'a döndü. "Daha önce geldiğin bir yer miydi? Rüzgar burası yeni açıl-" Cümlem yarım kaldı çünkü Defne "Rüzgar Bayraktar!" diye bağırıp bütün dikkati üzerimize çekmişti.
Neyse ki kenarda bir yerdeydik ve Rüzgar bana dönük olduğu için insanların olduğu taraftan yüzü gözükmüyordu. Birkaç kişi bize bakmış sonra önlerine geri dönmüştü.
Defne şaşkın şaşkın gözlerini kırpıp açarken Rüzgar kafasını çevirmek yerine sadece gözlerini çevirmiş bir şekilde Defne'ye bakıyordu.
"Ben doğru görüyorum değil mi?" dedi Defne. "Hmm," diye mırıldandı Tuna, Rüzgar'a bakarken. "Doğru görüyorsun." Sesi hoşnutsuz gibi çıkmıştı, iyi de neden?
Defne, masanın üzerindeki çantasından aceleyle telefonunu çıkardı. "Fotoğraf çekilebilir miyiz?" derken Rüzgar'a bakıyordu.
Defne Rüzgar'la fotoğraf çekerken gözlerimi Deren'e diktim.
Göz kırptığında Rüzgar burada ne arıyor der gibiydi. Bilmiyorum dercesine büzdüm dudaklarımı ardından dudaklarımı kıpırdatarak "Tesadüf dedi duydun." dedim. Buna bende inanmıyordum. Dudaklarımı okuyan Deren kesin öyledir der gibi kafasını salladı.
Defne sonunda Rüzgar'dan ayrılınca Rüzgar'ın derin bir nefes verdiği gözümden kaçmadı. Fotoğraf çekilmek onu germiş miydi?
Rüzgar, bana dönerek "Tanıştırmayacak mısın beni?" diye sordu.
"Tanıştırayım." diyerek ilk Defne'yi gösterdim. "Kuzenim, Defne." Defne hemen yuvarlak masasın karşısından elini uzattı. Ama Rüzgar elini sıkmak yerine tebessüm etmekle yetindi. Defne bozularak elini indirmişti.
Defne'nin elini sıkmadığı için Rüzgar'a ters bir bakış atıp konuşmaya devam ettim.
Deren'i gösterdim. "Benim için arkadaştan öte olan, Deren." Deren elini uzatmak yerine tebessüm edince Rüzgar'da tebessüm etti.
"Ve son olarak," diyerek Tuna'yı gösterdim. "Tuna, üniversiteden arkadaşım."
Rüzgar, kafasını ağır ağır sallarken elini Tuna'ya uzattı. Defne'nin ağzının içinde homurdandığı gözümden kaçmadı.
Tuna, Rüzgar'ın elini sıkınca "En çok seni tanıdığıma memnun oldum Tuna." dedi Rüzgar. Bakışlarım Rüzgar'a döndü, o nasıl cümleydi öyle? Rüzgar'ın sert bakışlarının esiri olan Tuna yüzünü buruşturunca bakışlarım Rüzgar'la birleşen ellerine indi.
Rüzgar, Tuna'nın elini sıkıyordu, gerçekten sıkıyordu. Gözbebeklerim büyürken Rüzgar, Tuna'nın elini bıraktı.
Defne'nin bakışları Rüzgar ve benim aramda giderken bir şey söylemek istediğini anladım. "Defne, söyle güzelim tutma içinde." dememle "Siz nereden tanışıyorsunuz?" diye sordu.
Başımı kaldırıp yanımda duran Rüzgar'a baktığımda onun zaten bana baktığını gördüm. "Birçok yerden." dedi Rüzgar. Gülümsedim. Yalan sayılmazdı aslında ama Defne'nin istediği cevap bu değildi.
"Ödevim sayesinde tanıştık," dedim. "Hocam özellikle Rüzgar'la röportaj yapmamı istemişti." Ondan önce de çarpışmamız vardı ama o tanışma sayılmazdı.
Defne, "Anladım," dedi kafasını sallarken.
Rüzgar gelmeden önceki enerjisi yoktu. Bir şeye bozulmuştu ama anlamamıştım. Defne'yi ilk defa anlamıyordum.
Rüzgar, başını eğerek kulağıma doğru yaklaştı. Fazla yakın değildi. "Hep böyle yerlere gelir misin?"
"Diyelim ki geliyorum," dedim Rüzgar'a dönerek. "Bana karşı ön yargın mı oluşacak?"
Rüzgar, fısıltıya yakın bir tonla konuştuğunda onu duyan sadece bendim. "Ön yargı oluşturmayacak kadar kusursuzsun." Gözleri gözlerimdeyken kurduğu cümle yutkunmama sebep oldu.
Onu duyabilmem için eğilmiş olduğundan yüzlerimiz birbirine yakındı. "Öyleyimdir." diyerek saçımı omzumdan geriye atacaktım ki saçımın toplu olduğunu fark ettim. Elim boşluğa gidince Rüzgar güler gibi bir ses çıkardı.
"Gülmesene," dedim yalandan kaşlarımı çatarak. "Saçımı toplamaya alışık değilim iki övünelim dedik o da olmadı zaten."
Deren'in yalandan öksürük sesini duyunca bakışlarım ona döndü. "Hm?"
"Rujumu tazeleyeceğim sende gel istersen?" dedi ama altındaki ima hiçte bana seçenek bırakmıyordu.
"Geleyim," dedim masanın üzerindeki çantamı alırken. Deren'le lavaboya girdiğimizde bakışları hemen bana döndü. "Lavin, ne bu yakınlık?"
"Ne varmış yakınlığımda?" diye sordum ciddi ciddi. Dışarıdan farklı gözükmek istemezdim.
Deren omuzlarını düşürdü. "Arkadaş gibisiniz ama bir yakınlıkta var gibi."
"Yani?"
"Yanisi şu güzelim yeni tanışmış iki insana göre biraz hızlı gitmiyor musunuz?" diyerek yürümeye başladı.
Gözlerim yere sabitlendiğinde "İçimden geldiği gibi davranıyorum." diye mırıldandım. Yalan değildi bir şey söyleyeceksem içimden geleni dile getiriyordum.
Deren aynanın karşısında durup çantasından rujunu çıkartırken "Ayrıca Rüzgar nasıl gelmiş buraya?" diye sordu.
Deren'in yanına ilerlerken "Uçakla gelmiştir." dedim dalgaya vurarak. "Ne bileyim ben Deren nasıl geldiğini?"
Deren'in ters bakışlarını üzerimde hissederken çantamdan rujumu çıkarıyordum. "Tek bildiğim tesadüfen karşılaşmadığımız."
"Heh," dedi Deren dudağını rujunu yedirirken. "Bencede öyle, yeni açılan bilmediği bir mekana girecek hali yok ya. Ünlü adam sonuçta."
Bende rujumu sürünce fazla oyalanmadan diğerlerinin yanına gittik.
Çantamı masanın üzerine bıraktığımda Dağhan abi bize doğru gelmeye başladı. Dağhan, Deren'in abisiydi.
"Nasılsınız genç-" diyordu ki Rüzgar'ı görünce gözbebekleri büyüdü. "Benim mekanım hangi ara bu kadar ünlü oldu? Koskoca boksör mekanıma gelmiş."
"Lavin sağ olsun," dedi Tuna.
Dağhan, elini Rüzgar'a uzattı. "Dağhan ben, buranın sahibi aynı zamanda Deren'in abisiyim."
Rüzgar, Dağhan'ın elini sıktığında bir Deren'e bir Dağhan'a baktı. "Benziyorsunuz."
Dağhan'da Deren gibi sarışın ve mavi gözlüydü. Tabii Dağhan'ın sarı saçları daha köyü bir tondu. Tıpatıp aynı değillerdi ama bakan kardeş olduklarını rahatlıkla anlardı.
Dağhan'da bize katılmış ve sohbet etmiştik bu sayede diğerlerini Rüzgar'ı biraz daha tanımıştı. Şuan Deren ve Defne, Dağhan'ın yanında eğleniyorlardı. Tuna'da hava alacağını söyleyip dışarıya çıkmıştı. Masada Rüzgar'la ikimiz kalmıştık.
Yerinde hafifçe sallanırken çalan şarkıyı hem dinliyor hem de mırıldanıyordum.
Olan var olmayan var kıskanırlar
Yüreği sevgiye doyan var doymayan var kırılırlar
Bakışlarım yanımda duran Rüzgar'a kaydığında o zaten bana bakıyordu.
Yanında sevdiği olan var olmayan var kıskanırlar
Yüreği sevgiye doyan var doymayan var kıskanırlar
"Hayatında biri var mı?" Rüzgar'ın aniden sorduğu soruyla kaşlarım havalandı. Beklemediğim soru karşısında "Nasıl?" diye sorabildim.
Rüzgar'ın gözleri gözlerimden ayrılmadı. "Sevgilin veya sevdiğin var mı?" Yüzümde nasıl bir ifade vardı bilmiyordum ama Rüzgar, "Yanlış anlama merak ettim sadece, istemezsen cevaplamayabilirsin." dedi.
Bakışlarımı çektim Rüzgar'dan. Madem istemezsem cevaplamayabilirim. O zaman bende cevaplamazdım.
Rüzgar'ın derin bir nefes verdiğini duydum ama ona bakmadım.
"Sigara içmeye çıkıyorum." dedi ve gitti. Rüzgar sigara mı içiyordu? Daha önce hiç kokusunu almamıştım.
Çantamdan telefonumu çıkartırken "Merhaba," diyen ince bir kadın sesi duydum. Bakışlarım kumral kızı buldu. "Buyrun?"
"Az önceki beyefendi," deyince kaşlarım hafifçe çatıldı. Rüzgar'ı tanımadığı belliydi. "Sevgiliniz miydi?"
Bu soruyu cevaplayacağımı mı sanıyordu? "Neden soruyorsunuz?"
Kadın çekinerek önüne gelen saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdı. "Size çok güzel bakıyordu, şanslı olduğunuzu söyleyecektim."
Tebessüm ettim ve "Teşekkürler." dedim. Herhangi bir açıklama yapmayacaktım. Kadında tebessüm ederek gitmişti zaten.
Deren, giden kadının arkasından bakarak yanıma geldi. "Kimdi o? Ne diyor?"
Telefona gömülürken "Rüzgar'la ney olduğumu sordu." dedim.
"Nasıl?" dedi Deren, kaşlarını çattığına emindim.
"Rüzgar bana çok güzel bakıyormuş şanslı olduğumu söyledi." derken Rüzgar'ın gerçekten bana güzel bakıp bakmadığını sorguluyordum. Normal bakıyordu işte.
"Eeee," dedi Deren yalandan nispet yapar gibi. "Olan var olmayan var."
İstemsizce gülerken Deren'in koluna hafifçe vurdum. "Deren!"
***
Bir süre sonra Defne taksiyle eve gitmişti. Deren'de bugün abisiyle kalacağını söylemişti. Onlarla vedalaştıktan sonra bende çantamı alıp dışarıya çıktım. Taksi arayacaktım ki arkamdan "Lavin," diyen iki erkek sesi duydum.
Önce omzumun üzerinden yan yana duran Rüzgar ve Tuna'ya baktım sonra tamamen onlara döndüm.
Dönmemle birlikte ikiside aynı anda "Seni eve bırakmamı ister misin?" diye sordu. Rüzgar, Tuna'ya ters bakışlar atarken Tuna'da Rüzgar'a ters bakışlar atıyordu.
Bakışlarım ikisinin arasında gidip gelirken "Gerek yok," dememle ikisininde bakışları bana döndü. "Taksiyle gidebilirim."
Rüzgar, kolundaki saati kontrol etti. "Olmaz saat geç olmuş, taksi mantıklı bir fikir değil."
Tuna bir adım öne çıktı. "Ben seni arabayla bırakayım Lavin."
İkna olup, "İyi, tama-" diyordum ki Rüzgar "Motor'a ne dersin?" diye sordu. Bakışlarım Rüzgar'a döndüğünde Tuna'da kaşlarını çatmış Rüzgar'a bakıyordu.
Dudaklarımı aralıyordum ki Deren içeriden çıkıp "Tuna!" diye seslendi. Bakışlarımız Deren'e döndü. "Ya abim biraz daha burada olacağını söyledi ama karnım feci ağrıyor, beni sen bırakır mısın? Annemlerin evi biraz uzak kalıyor. "
Tuna kısa bir an bakıp Deren'e döndü. "Lavin'i de bırakacaktım ama,"
Deren'in bakışları Rüzgar'ı buldu. "Rüzgar bırakır, bırakırsın değil mi?"
Rüzgar kafasını salladı. "Bırakırım."
Deren ve Tuna gidince bizde Rüzgar'ın motorunun yanına gelmiştik.
"Yalnız ben daha önce motora binmedim." dedim önümdeki siyah motora bakarken. Bayağı havalı görünüyordu.
Rüzgar, "Bir ilk yaşamış olursun o zaman," diyerek elindeki kaskı bana uzattı. Kaskı almadım. "Sen takmayacak mısın?"
Güldü, ardında parmaklarını içeri bükerek kafasına iki kez hafifçe vurdu. "Kasktan daha sağlam, kask tamamen şov için." dedi ve kaskı tekrar uzattı. "Senin güvenliğin daha önemli." Gülümsedim.
Kaskı alıp kafama geçirdim ama biraz büyük olmuştu sanki. "Oldu mu bu?" dedim kaskı düzeltmeye çalışırken.
Rüzgar'ın dudaklarından erkeksi bir kıkırtı döküldü. "Dur," dedi ve eğilerek kaskın çenemin altında olan kayışını taktı. Ardından, "Şimdi oldu." dedi.
İçten bir tebessümle gözlerimin en derinine baktı ve kaskın vizörünü kapattı. Vizörden dolayı bakış açım koyulaştı ama ben Rüzgar'ın az önceki bakışında kalmıştım.
Güzel bakmıştı, çok güzel bakmıştı.
"Lavin," diyen Rüzgar'ın sesiyle kafamı iki yana sallayarak düşüncelerimden kurtuldum. Rüzgar'ı motora binmiş görünce hemen bende binmek için hamle yaptım ama Rüzgar "Yavaş ol, eteğin var." diye bir uyarıda bulundu.
Kafamı sallayıp motora binmek için bir hamle yaptım ama nasıl bineceğimi bilmiyordum. Rüzgar, içinde bulunduğum durumu anlamış olacak ki omzundan bana baktı.
"Şuraya bas," dediğinde motorun kenarındaki yeri işaret etmişti. "Ayrıca tutunmadan zor binersin, bana tutun."
Kafamı sallayarak Rüzgar'ın gösterdiği yere bir ayağımı yerleştirdim ve Rüzgar'ın omzundan destek alarak diğer bacağımı öbür tarafa attım. Sorunsuzca binmiştim.
Eteğim bacaklarım iki yana açılınca ister istemez yukarıya toplanmıştı ama yapacak bir şeyim yoktu.
Rüzgar, motoru çalıştırınca ellerimi Rüzgar'ın belinin iki yanına yerleştirdim ama Rüzgar sırayla ellerimi karnının üzerinde birleştirmemi sağladı. "Hızlı sürerim, sıkı tutunmazdan düşersin."
Cevap veremedim çünkü şuan Rüzgar'ın karın kaslarını avuçlarımda hissediyordum. Yutkunamadım.
Rüzgar'a evimi tarif edince bir süre normal hızda sürmüş sonra hızlanmıştı. Ellerim Rüzgar'ın karnının üzerinde birbirine sıkıca kenetlenmişti. Başımsa yan dönmüş bir şekilde Rüzgar'ın sırtına yaslanmıştı.
Başlarda sigara kokusu almıştım ama
hızlanınca esen rüzgarın etkisiyle kokuyu solumuyordum. Yani astımım için bir tehlike yoktu.
Yaklaşık on beş, yirmi dakika sonra Rüzgar, motoru apatmanın önünde durdurmuştu. Bir ayağını yere koyduğunda "İn bakalım." dedi.
Rüzgar'dan da destek alarak motordan indim. Ben eteğimi düzeltirken Rüzgar'da motordan inmişti.
Karşımda durduğunda herhangi bir sigara kokusu almadım. Rüzgar, astımımı bilmiyordu.
Elim çenemin altındaki kayışa gitti ama Rüzgar, ellerimi nazikçe tutarak indirdi ve kayışı kendisi açtı. Kalbimin ritmi bozulurken kaskı çıkarmak istemedim çünkü yanaklarımın kızardığını biliyordum.
Rüzgar, kayışı açınca kaskı çıkarmamda yardım etti.
Gülümseyerek "Teşekkür ederim, eve bıraktığın için," dedim. "Ve kask için." diye ekledim.
O da gülümsedi. "Teşekküre gerek yok." Bakışları apartmana döndü. "Hangisi senin camın."
Sağ taraftaki camlardan üçüncü katı gösterdim. "Orası, üçüncü kat." Kafasını salladı.
Bakışları bana dönünce dudaklarımı araladım. "Gideyim o zaman ben, iyi geceler."
"Güzel rüyalar, Lavin." Yüzünde yarım bir gülüş belirdi.
Rüzgar'a arkamı dönüp birkaç adım atmıştım ki duraksadım. Omzumun üzerinden Rüzgar'a baktığımda zaten bana bakıyordu.
"Yok." dedim.
Kaşları havalanınca "Ne yok?" diye sordu.
Tamamen ona döndüm. "Dedin ya sevgilin veya sevdiğin varmı diye, yok."
Gülümsedi. Gülümsedim. Ardından arkamı dönüp çantamdan çıkarttığım anahtarla kapıyı açarak apartmana girdim.
Asansörden inince eve girip kapıyı kapattım. Işığı açmamla zil çalınca kaşlarım çatıldı. Kimdi bu?
Bölüm etkileşimi
