MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

50. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:48 Yeni Mucize

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:48 Yeni Mucize
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime · Okuduğun bölüm
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

*Canlarım selamm, bölüme geçmeden minik bir şey diyeceğim. Bir süre ara verdim biliyorsunuz artık kaldığımız yerden devam ediyoruz fakat şöyle ki bir çoğunuz biliyordur ki bu sene sınav senem ve bölüm yazmaya eskisi kadar pek vakit bulamayacağım gibi. Yine de geciktirmemeye çalışıcam ama ufak bir değişiklik yaptım. Normalde bölümler salı ve cumartesi günleri geliyordu biliyorsunuz, artık sadece salı günleri atma kararı aldım. Haftada bir bölüm gelicek yani. Zaten finale de yaklaştık sayılırr şimdi size keyifli okumalar diliyorummmm. Yazım yanlışları varsa kusura bakmayın. Seviliyorsunuzzzz.*

14 Ekim 2027
Rüzgar'dan ayrı kalmak beni eskisi kadar etkilemiyordu. Tabii ki özlüyordum ama alışmıştım. Maçlarından dolayı onsuz geçirdiğim birkaç ay geçmişti.
Rüzgar, kampı başladığından beri iki kere maça çıkmış ilkini rakibi nakavt ederek kazanırken ikincisini on iki raund süren bir maçın ardından puanla kazanmıştı. O maçta yaşadığım stres bambaşka bir şeydi. Dakikalar uzadıkça gerginliğim artmış, sonucu daha da merak eder olmuştum.
Ve sonuç tabii ki şaşırtmamıştı.
İki hafta önce Rüzgar'la oturduğum koltukta tek başıma otururken yüzümde fazlasıyla somurtkan bir ifade vardı. Sabah uyandığımda güzel bir gün olacağını düşünmüştüm ama yaptığım yumurtayı yiyememek büyük bir darbe olmuştu.
Normalde de yumurta kokusunu çok sevmesem de mide bulandırıcı olduğu zamanlar pek olmuyordu. Ama bugün öyle olmuş midemi bulandırdığı için kahvaltı yapamamıştım. Muhtemelen yumurtanın tarihi geçmiş ya da bayatlamıştı.
Kucağımdaki Karamel'in tüylerini okşarken hissettiğim halsizlik yanaklarımın içini havayla doldurup oflamama sebep oldu. Halsizliğimin sebebi de büyük ihtimalle kahvaltı yapmamış olmamdı.
"Karamel," dedim kucağımda uyumak üzere olan patili dostuma bakarak. "İzninle kalkacağım."
Karamel dediğimi umursamayarak kucağıma daha da yayıldı. "Seni afacan," dedim tatlı bir kızgınlıkla. "Ben kaldıramıyorum sanki seni?"
Karamel'i kucağımdan kaldırıp yere bıraktığımda havlayarak ters ters bana baktı. Ve ardından arkasını dönüp salonun kapısına doğru yürümeye başladı.
"Sen bana trip mi atıyorsun?" dedim arkasından seslenerek. "Çok ayıp. Oysaki mamanı verecektim."
İşte o kelime Karamel'in adımlarının durmasına sebep oldu. Mama kelimesine zaafı vardı bu hayvanın. Duyunca mıknatıs gibi çekiyordu. Koşar gibi yanıma geldiğinde kollarımı göğsümde birleştirip koltuğa geri yaslandım. "Ne oldu? Az önce trip atıyordun."
Üzgünce havlayan Karamel'i görmek gözlerimi kısmama sebep oldu. "Sende biliyorsun nereden vuracağını." Melül melül bakışlarına kıyamamıştım.
Ayağa kalkıp Karamel'e mamasını verdim. Sonra da mutfağa gidip yiyecek bir şeyler bakındım ama canım hiçbir şey çekmiyordu. Buzdolabının kapağını açmış düşünceli gözlerle dolabın içini incelerken gözüme yoğurt çarpmıştı. Geçen gün annem yapıp getirmişti.
Yoğurt tenceresini alıp masaya koyduktan sonra dolaptan sırayla fındık ezmesi, yaban mersini ve bal çıkardım. Kaseye önce yoğurt koydum. Üzerine ilk olarak geçen gün denemek için aldığım kurutulmuş çileği koydum. Sonra sırayla, yaban mersini ve ceviz de ekledim. En son da üzerine fındık ezmesi ve bal gezdirdim. Gözüme hitap eden bir şey olduğu için iştahımı açmıştı.
Hazırladığım bowlu yedikten sonra yürüyüşe çıkma kararı aldım. Yürüyüş için spor bir takım giymiş ekstra olarak üzerime mevsimlik bir ceket almıştım. Sonbahar aylarında olduğumuz için hava nasıl olacağına karar veremiyordu.
Karamel'in de tasmasını takmış ve spor ayakkabılarımı giyip evden çıkmıştım. Ağaçların yaprakları turuncu, sarı karışımı olmuş tek tek yere düşmüşlerdi. Bu görüntüyü çok seviyordum. Özellikle kurumuş yapraklara basınca çıkan seste çok hoşuma gidiyordu.
Kulaklığımı takıp müzikte açtığımda bu şekilde saatlerce yürüyebilirdim. Uzun bir yürüyüş yapmak çok iyi gelmişti. Kafenin önünden geçicektim ama adımlarım kendiliğinden durdu. Çok ani gelişen bir kararla içeriye girip kendime sıcak bir kahve alıp yürüyüşüme devam ettim.
***
Eve geldiğimde akşam olmak üzereydi. Yemek hazırlayıp yedikten sonra yatak odasına çıkmıştım. Sırtımı yatak başlığına yaslayıp diz üstü bilgisayarımı açtım. Neredeyse bitirmek üzere olduğum senaryomu yazacaktım. Rüzgar olmadığında bütün odağımı senaryoma vermiştim. Şu an için tahminimden de güzel gidiyordu. Zaten sonlarına yaklaşmıştım. Tamamen bittiğinde birkaç başvuru yapacak senaryomu değerlendirecektim. Ve eğer sonunda senaryom bir filme dönüşmüş olursa hayalime kavuşmuş olacaktım.
Senaryomu yazmaya ara vermeme sebep olan şey telefonumun çalmasıydı. Rüzgar'ın görüntülü aradığını görünce hemen laptopı kapatıp aramayı cevapladım.
Telefonu gülümseyerek açmıştım ama Rüzgar'ın yorgunca gülümsemesi gülüşümü hafifçe sildi.
"Çok yorgunsun değil mi?" diye sorarken cevabı biliyordum.
Rüzgar başını usulca salladı. "Yorgunum ama onu boşver, seni özledim."
"Ben de özledim." dedim içtenlikle. "İki haftadır arama hariç görüşmüyoruz. Ama yine de olumlu tarafından bakalım, eylül ayını tamamen birlikte geçirdik."
Rüzgar, "Güzel bir aydı." dedi gülümseyerek. "Tam evde olmaya alışmıştım ki yine burda buldum kendimi."
"Ya Rüz!" dediğimde kaşlarım hafifçe çatıldı. "Orası senin en istediğin şeye giden yer, odaklanmalısın."
Rüzgar ağzının içinden bir şeyler mırıldandı ama sesi anlamayacağım kadar kısıktı. "Ne mırıldanıyorsun öyle? Yalan mı söylüyorum, bu eve geldiğinde yanında kemerin de olacak ve sen artık dünya şampiyonu olmuş olacaksın."
"Bana bu kadar güvendiğini bilmiyordum."
Gözlerim kısıldı. "O ne demek ya öyle? Güveniyorum tabii ki, her maçında da güvenmeye de devam edeceğim."
"Boşver şimdi bunu." dedi konuyu geliştirerek. "Senaryon nasıl gidiyor?"
"Niye konuyu değiştirdin?" dedim bunu es geçmeyerek. "Birkaç gündür maçın ve sonraki maçların hakkında bir şey söylesem konuyu kapatmaya çalışıyorsun."
Rüzgar sıkıntıyla nefesini verdi. "Çünkü seninle maçları konuşmak istemiyorum, bütün gün beynim bunlarla doluyor zaten."
"İyi tamam," derken istemsizce ses tonum değişmişti. "Söylemem bir daha bir şey, zaten beynin bunlarla doluyormuş ben de doldurmayayım beynini."
Kısa bir an gözlerini yumarak nefesini verdi. "Öyle bir şeyden bahsetmediğimi biliyorsun Lavin. Seninle konuştuğum anlar bile bu kadar azken onda da maç konuşmak istemiyorum."
Tamam, haklıydı. Bir şey demeyecektim.
"Durma öyle," dedi Rüzgar konuşmamamdan rahatsız olarak. "Hadi anlat senaryon nasıl gidiyor?"
"İyi gidiyor," dedim anında yumuşayarak. "Sonlara yaklaşıyorum."
***
*1 hafta sonra*
Gözlerimi yoğun bir mide bulantısıyla açtığımda sabah güneşi yüzüme vuruyordu. Yatakta doğrulamak bacaklarımı yataktan aşağıya sarkıttım.
Midemdeki dalgalanma sürerken aniden gelen kusma isteğiyle elimi ağzıma götürdüm. Hızlıca yataktan kalkıp banyoya ilerledim.
Banyoya ulaşıp kapıyı kapattığımda lavabonun önüne geçtim ve çeşmeden akan suyu avuçlarımın içine doldurarak yüzüme birkaç kez su çarptım.
Çeşmeyi kapatıp avuç içlerimi lavabonun kenarına dayadığımda yüzümü kurulama ihtiyacı duymamıştım.
Derin derin nefesler alırken aniden gelen mide bulantılarına anlam vermeye çalışıyordum. "Mideme dokunacak bir şey mi yedim?"
Son günlerde mide bunaltım artmaya başlamıştı. Hatta geçenlerde yediğim sütlaçın tarçın kokusu bile mide bulandırmıştı.
Aynada kendime baktığımda solgun yüzümle karşılaştım, derin bir nefes almamla aklıma gelen şeyle yutkundum.
Olabilir miydi?
Artık bir şeylerden şüphelenmeye başlamıştım. Gözlerimi kısa bir an yumarak kendi içimde bir değerlendirme yaptım. Birkaç haftadır midem bulanıyor, normalde yediğim şeylerin bile kokusu beni rahatsız ediyordu. Üzerimdeki geçmeyen halsizliğe yorum yapmıyordum bile. Aslında bugüne kadar hepsine bir sebep bulmuştum ama sanırım hiçbiri değildi çünkü reglim gecikmişti. Evet normalde de geciktiği oluyordu ama bu kadar geciktiği olmamıştı. Şimdi de her şeyi birleştirince aklıma tek bir şey geliyordu.
Kendimi biraz da olsa toparladıktan sonra üzerimi değiştirdim. Evin anahtarını, cüzdanımı ve telefonumu eşofmanımın cebine koyup evden çıktım. Yürüme mesafesinde olan eczaneye giderken kalbim deli gibi atıyordu.
Eczaneye girdiğimde test alıp hemen çıktım. Adımlarım kalbimin atışıyla yarışır gibi fazlasıyla hızlıydı. Eve geldiğimde hemen ayakkabılarımı çıkarıp üst kata çıktım ve lavaboya girdim.
Testi yapmıştım ama sanki vakit geçmiyor gibiydi. Midemdeki bunaltı azalmış ama gitmemişti. Banyonun içinde turlarken telefonumdan saati tekrar kontrol ettim ve evet bu sefer süre dolmuştu. Derin bir nefes aldığımda kalbim küt küt atıyordu. Telefonumu cebime koyup titrek adımlarla lavabonun üzerindeki teste yaklaştım ama bakamadım. Titreyen elimle testi aldığımda gördüğüm şey sanki dünya durmuş gibi hissettirdi.
Çift çizgi...
Anında dolan gözlerimle ne yapacağımı bilemedim. Bir elim karnımın üzerine gittiğinde "Rüz-" diye adeta bir çığlık atıyordum ki Rüzgar'ın olmadığınu hatırladım.
Göğsümden fırlamak istercesine atan kalbim, gözümden süzülen yaşlar ve hissettiğim garip duygular. Lavabodan destek alarak yere çöktüğümde test hâlâ elimdeydi. Gözümdeki yaşları silsem de yerine yenisi geliyordu. Üzüntüden değil, mutluluktan ağlıyordum.
Bir süre öylece kaldım. Ne hissediyordum veya ne hissetmeliydim, ikisinin de cevabı bende yoktu. Tek bildiğim her ne kadar garip hissetsem de içimdeki mutluluk tarif edilemezdi. Anne olacaktım...
Bir zamanlar bu düşünceden fazlasıyla çekiniyordum çünkü yapamam gibi geliyordu. Ama işler değişmişti. Çevremdeki kişiler, özellikle Elvin'in anneliği bana büyük bir güç vermişti. Ve şimdi ben anne oluyordum.
Gözümdeki yaşları sildiğimde testi bir kenara bırakarak cebime koyduğum telefonumu çıkardım. Rehberden Rüzgar'ı hızlıca bulduğumda elim arama butonunun üzerinde durdu. Arayabilirdim, antrenmanda da olsa açardı biliyordum. Çünkü onu bu saatte aramayacağımı bilirdi, bir şey oldu sanardı. Bir şey olmuştu evet. Ama Rüzgar'a bunu şu an söylersem aklı burada kalırdı. Bunu istemiyordum.
Telefonumun ekranını kapatıp bir kenara bıraktım. Aramayacaktım. Bir süre gizleyebilirdim, en azından maça kadar. Yani iki hafta gibi bir süre.
***
Doktorun kapısının önünde otururken kalbim, sanki bana ait değilmiş gibi göğsüme vuruyordu. Ellerim karnımın üzerinde kenetlenmişti. Az önce kan vermiştim şimdiyse sonuçların çıkmasını bekliyordum.
Adım söylediğinde gergince ayağa kalkıp doktorun odasına girdim. Odaya yayılan koku, cihazların sesi...
Doktor gülümseyerek "Hoş geldin Lavinciğim." dedi.
"Hoş buldum Cemre Hanım." dedim bende.
Bilgisayarın ekranında birkaç şeye baktı ve tekrardan bana döndü. "Lavin Hanım, kan sonucunuz geldi. Testiniz pozitif." diyen kadına içtenlikle gülümsedim.
Cevabı biliyor olmama rağmen yine de "Hamileyim yani öyle mi?" diye sormadan duramadım.
Kadın gülümsedi. "Evet. Son adet tarihinize göre yaklaşık beş haftalık bir gebelik söz konusu."
Elim usulca karnımın üzerine gitti. Beş haftalık bir minik taşıyordum.
"Ultrasonla da bakalım, sizi şöyle alayım."
Başımı sallayarak doktorun gösterdiği yere ilerledim. Sedyeye uzandığımda kıyafetimi karnım gözükecek şekilde yukarı sıyırdım. Doktorun karnıma sürdüğü soğuk jel irkilmeme sebep oldu. Doktor ultrason cihazını karnımda gezdirdiğinde elim boynumdaki kolyeme gitti. Kolyenin dönen ucunu döndürürken aklım Rüzgar'daydı. Burada olsaydı benden heyecanlı olacağına, bir saniye bile elimi bırakmayacağına emindim.
Doktor'un aleti tutan eli durduğunda yüzümde bir tebessüm belirdi "İşte burada."
Bakışlarım ekrana döndü ama tam olarak nereye bakacağımı anlamadım. Kaşlarım usulca çatıldı, "Nerede?"
Doktor gülümseyerek ekranda bir noktayı işaret etti. Siyah beyaz ekranda gördüğüm küçük şey yüzümde eşi benzeri olmayan bir gülümseme belirmesine sebep oldu.
"Gördün mü? Henüz çok küçük ama yine de burada." Doktor olabildiğince nazik konuşuyordu.
Gülümseyerek başımı salladım. "Çok garip bir duygu."
"Öyledir," dedi uzanıp peçeteyi alırken. Bana uzattığı peçeteyi alıp karnımın üzerindeki jeli sildim.
Sonrasında doktorumla sonraki randevumuzu konuşmuştuk. Dikkat etmem gereken ufak tefek şeyleri de dinledikten sonra onu onaylamış ve hastaneden çıkmıştım.
***
Koltuğa oturduğumda "Nasıl olmuş?" diye sordum ekrandaki Rüzgar'a tırnaklarımı gösterirken. Randevudan sonra tırnaklarımı da yaptırmıştım.
"Mükemmel olmuş, çokta yakışmış da bugün fazla neşelisin." Bunu şikayet eder gibi söylememişti. Neşeli olmamın hoşuna gittiği belliydi.
Onaylayan bir mırıltı çıkardım. "Öyle tırnaklarımı yaptırdım ya iyi geldi." Konu kesinlikle tırnaklarımı yaptırmam değildi.
Rüzgar'ın kaşları hafifçe aralandığında "Sadece ondan yani?" diye sordu sorgularcasına.
"Evet," dedim istemsizce gülümserken. "Başka neden olacak?"
Rüzgar'ın buna inanmadığı belli olsa da, "Öyle olsun bakalım." dedi. Sonra da aklına bir şey gelmiş gibi bir an duraksadı.
"Ne oldu?"
Sıkıntıyla nefesini verdiğini gördüm. "Yarın antrenmanım çok yoğun, muhtemelen konuşamayacağız."
Yüzüm istemsizce düşse de bir şekilde gülümsedim. "Bir günden bir şey olmaz. Biz de sonraki gün görüşürüz."
"Görüşürüz tabii."
Bu gece Rüzgar'la normalde konuştuğumuzdan daha fazla konuşmuştuk. Rüzgar'a bıraksam sabaha kadar konuşacaktı ama yarın antrenmanı yoğunsa bugün uykusunu almalıydı. Onu buna ikna etmek zor olsa da o arama bir şekilde sonlanmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

631okunma 44beğeni 11yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18