MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

40. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:39 Küçük Çatlak

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:39 Küçük Çatlak
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime · Okuduğun bölüm
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

Rüzgar Bayraktar
Kamp tatilimizin altıncı günü mecburen eve dönme kararı almıştık. Ne çok uzun ne de çok kısa bir süreydi ama yine de her an birbirinden güzeldi. Lavin döneceğimize üzülmüş ama tekrar geleceğimize dair söz verdiğimde hiç üzülmemiş gibi sevinmişti.
Direksiyonu sağa kırdığımda ormandan çıkıp, ana yola girdim. Sabahın erken saatleri olduğu için biz hariç yolda tek tük araba vardı.
Lavin, başını arabanın camına yaslamış dışarıyı izliyordu. Ama bir şey varmış gibi hissediyordum. Normalde sorular sorar ve yolun sessiz geçmesine izin vermezdi. Eğer soracak sorusu ya da anlayacak bir şeyi yoksa da şarkı açar söylerdi ama ikisini de yapmıyordu. Kendi düşünceleriyle boğuşuyor gibi bir hâli vardı.
Lavin'in başını camdan kaldırıp bana baktığını hissettiğimde bakışlarımı yoldan çektim ve ona bakmaya başladım. "Ne oldu?"
Fakat Lavin cevap vermek yerine sıkıntılı bir nefes vererek bakışlarını benden çekti ve arabanın ön camından dışarıyı izlemeye başladı.
Bir yandan yolu kontrol ederken "Lavin," demem göz ucuyla bana bakmasını sağladı. "Bir sorun mu var? Ben mi bir şey yaptım?"
"Hayır," diye mırıldandıktan sonra gözleri bir noktaya daldı. Bu sürekli olan bir şey değildi, bir noktaya dalıp gidiyorsa ya aklında bir şey vardı ya da bir şeye kırılmış, üzülmüştü.
Tekrar bana döndüğünde, "Aslında var," dedi fakat hemen ardından "Ya da yok." demesi arabanın hızını biraz da olsa düşürmeme sebep oldu.
"Lavin, var bir şey. Söyle ben de bileyim." derken hem yola hem de ona aynı anda bakmaya çalışıyordum.
Bir süre sessiz kaldıktan sonra, "Yavuz hocayla aranızdaki ilişki nasıl?" diye sordu.
Bakışlarım ona döndü. Lavin göz ucuyla bana bakarken, ben neden böyle bir soru sorduğunu anlamaya çalışıyordum.
Nedenini anlamasam da yola dönerek sorusunu cevapladım. "Yavuz, aslına bakılırsa çoğu zaman bana abilik yapmış biri, bazen ters düşüyoruz ama bende yeri çok ayrı."
"Senin peki?" diye sordu. "Senin ondaki yerin nasıl?"
Derin bir nefes verdim. "Daha bu yolun en başlarındayken, beni ölen oğlu gibi gördüğünü söylemişti. Babamın yanımda olmadığı zamanlar da benimle baba gibi ilgilenmişti."
Aslında aramızda baba oğul olmak için yeterli bir yaş yoktu, arada tartıştığımız da oluyordu ama bu birbirimiz için çok önemli olduğumuzu değiştirmiyordu.
"Anladım," diye mırıldandı Lavin.
"Niye sordun bunu?" derken neden sorduğumu gerçekten merak etmiştim. Can sıkıntısından soracak hâli yoktu ya.
"Öylesine," dedi kısık bir sesle.
Direksiyonu sağ kırıp durmam, Lavin'in beklediği bir şey gibi durmuyordu. Başını hafifçe kaldırıp bana bakmıştı ama bu çok kısa sürmüştü.
Emliyet kemerimi çözüp parmaklarımı çenesine yerleştirdim, bu da bana bakmasını sağladı. "Lavin'im," dedim yüzündeki saçları geriye çekerek. "Ne oldu?"
Gözlerim ellerine indiğinde ellerini hemen birbirinden ayırdı ama ben elleriyle uğraştığını görmüştüm. Bunu yapmasından hoşlanmıyordum. Tırnakları uzundu, ya avcuna tırnaklarını geçiriyor ya da tırnak diplerini istemsizce yara yapıyordu.
Ellerini tutup önce sağ elini ardından da sol elini uzunca öptüm. Ellerini ellerimin arasına hapsettiğimde içli gözlerle Lavin'e döndüm. "Anlatmak ister misin?"
Dolan gözleriyle bana bakarken, "Ben senin hayatına girdiğimden beri-" demiş ama hıçkırması devam etmesine müsaade etmemişti. Gözlerinden süzülen yaşları o umursamadı ama ben onun kadar umursamaz davranamadım.
Ellerimi ellerinden çekerek yüzünü avuçlarımın içine aldım. Baş parmaklarımla gözyaşlarını silerken, "Ağlama, kurban olduğum." diye fısıldadım. Gözünden süzülen her damlayı görmek göğsüme bir ağırlık çökmesine sebep oluyordu. Sanki akıp giden her bir gözyaşı hançer olup kalbime saplanıyordu.
Yutkunarak kendini toparlamaya çalıştı. "Rüzgar ben," duraksadı. "Ben senden hiçbir şey saklamadım."
"Biliyorum," dedim yüzünü okşayarak. "Sen benden bir şey saklamazsın."
Bu söylediğim yeniden hıçkırmasına sebep oldu. "Ama sakladım." demesi beklemediğim bir şeydi.
Kaşlarım istemsizce de olsa çatıldı ama "Neyi sakladın?" diye sorarken sesim fazlasıyla yumuşaktı.
Yüzündeki ellerimi çekerek bu sefer o elleriyle benim ellerimi hapsetmişti. "Atakan'la maçın olduğu gün," derken ağlamamak için çabalıyordu. "Hani bana demiştin ya, soyunma odasına git ben geleceğim, diye."
Başımı salladım. Röportaj işleri olduğu için Lavin'i o kargaşaya sokmak istememiştim.
Gözlerini gözlerimden çektiğinde ellerimize bakmaya başladı. "Ben de gidiyordum, ama sonra Yavuz durdurdu beni."
Vücudum istemsizce gerildi. "Bir şey mi dedi?"
Lavin'in dudakları üzgünce büküldüğünde, resmen içim burkuldu. Üzgün olduğunu görmek dayanabileceğim bir şey değildi.
Başını salladığında hâlâ yüzüme bakmıyordu. "Ben senin hayatına girdiğim günden beri hiçbir şey eskisi gibi değilmiş, antrenmanların yolunda gitmiyormuş."
İstemsizce dişlerimi sıktım. Lavin, kırmızı çizgimdi, Yavuz'sa bunu bilmesine rağmen sınırı aşmıştı. Aynı cümleleri bana da kurmuştu ama ben doğrusunu biliyordum, Lavin'e söylemesiyle aynı şey değildi.
Ellerini ellerimden çektiğinde ağlamaklı gözleri gözlerimi buldu. O mahçup ifadeyi görmek canımı fazlasıyla sıktı. "Doğru mu?"
"Güzeller güzelim," dedim. "Böyle bir şeyin olması mümkün mü?"
"Ama olmuş." dedi gözlerini kaçırarak. "Atakan, Mert olaylarının olduğu zaman odaklanamadığını söylemişti."
Atakan'a sinirlenmeyi şu anlık boşverdim. "Evet odaklanamadım." diyerek doğruyu söyledim. Odaklandım dersem yalan olduğunu o da ben de çok iyi bilecekti, yalana gerek yoktu. "Ama bir şey değişmedi ki Lavin, sonucunda yeni bir zafer daha kazandım. Seninle tanışmadan önce antrenmanlarımın daha kötü geçtiğine yemin bile edebilirim." dedim.
"Nasıl yani?" diye mırıldandı.
"Şimdi sana bir sır vereceğim." derken sesim Lavin'e karşı her zaman olduğu gibi yumuşak çıkıyordu. "Bazı boksörler, hatta boksörlerin çoğu boksta kazandıkları maça kendileri için sevinir. Ama bende öyle değil." dediğimde meraklı gözlerle bana bakıyordu.
"Tabii ki ben de kazandığım maça seviniyorum, ama sevdiğim, değer verdiğim insanların benim adıma sevinmesi beni daha çok mutlu ediyor." Gerçekten de öyleydi, sevdiklerimin sevinmesi kazandığım zaferden daha da önemliydi.
"Ve sen..." diyerek bir elimle yanağını okşadım. "Kazanmama gerçekten seviniyordun ve hâlâ seviniyorsun da." Gülmesini sağlamak için sonradan "Tabii geldiğin ilk maç hariç." diye bir ekleme yaptım.
Dudaklarından dökülen kısık gülüşü görmek içime su serpti. "Her maç daha da çalıştım çünkü kazandığımda bana gülümseyerek bakman benim için pahabiçilemez bir şeydi."
Gülümseyerek bana baktığında emliyet kemerini açtım. Bedenini sıkıca tutup koltuğundan kaldırdım ve kucağıma yan bir şekilde oturmasını sağladım.
"Bir daha biri, seni üzecek bir şey söylerse, kim olduğunu umursamadan bana söylüyorsun tamam mı?" Bunu söylemeyi neden ertelediğini tahmin etmek zor değildi. Yavuz'la yakınlığımı bildiği için söylemekten çekinmişti. İlk sorduğu sorunun nedenini şimdi daha iyi anlamıştım.
Lavin, başını sallayarak beni onayladığında küçük bir kız çocuğundan farkı yoktu. Sanırım ben de onunla konuşurken karşımda bir kız çocuğu varmış gibi konuşmuştum.
Başını göğsüme yasladığında saçlarından öptüm. "Var mı bugün yapmak istediğin bir şey?"
Burnunu çekerek başını göğsümden kaldırdığında, "Aslında var." dedi gözlerini kırpıştırarak. "Az önce fark ettim. Tırnaklarım uzamış, yaptırsam iyi olur."
"Başka?"
"Sonrası için seninle olayım yeter."
"Kurban olayım ben sana." derken yanağına bir öpücük bıraktım. "Yaptırırız tırnaklarını."
"Randevu almam lazım." dedi.
Önüne gelen bir tutam saçı kulağının arkasına sıkıştırdım. "Sen al randevunu, ben olman gereken saatte seni bırakırım."
Başını salladıktan sonra, "Alayım." dedi. "Ama telefonumu vermen gerekiyor."
Yan koltuğa uzanarak Lavin'in çantasını aldım. İçinden telefonunu aldıp Lavin'e uzattım. O, telefonundan arama yaptığında bende çantasını kurcalamaya başlamıştım. Genelde aynısını Aleyna'yı sinir etmek için ona yapıyordum ama Lavin, Aleyna gibi kızmıyordu.
Lavin, "Alo, Nesli." diyerek telefonla konuşmaya başladığında bende çantasından çıkardığım parfümü inceliyordum. Kapağını açıp kokladığımda buram buram Lavin koktu. Gülmeden edemedim çünkü bu parfümü beğendiğimi söylediğimden beri başka bir parfüm kullanmıyordu.
Burnumun üzerinde hissettiğim parmakla daldığım yerden uzaklaşıp, Lavin'e baktım. İşaret parmağını kaldırıp bir işareti yaptığında muhtemelen saat birde olan bir randevudan bahsediyordu. Başımı salladım, zaten bana fark etmiyordu.
"Tamam, birde geliyorum o zaman." dedi Lavin ve birkaç şey daha söyledikten sonra telefonu kapattı. Ben de parfümün kapağını kapatıp çantasına geri koydum.
Lavin'in telefonunu da çantasına koyarken, "Üzerini değiştirecek misin?" diye sordum. "Saat daha erken."
Üzerindeki kıyafete, daha doğrusu benim tşörtüme baktığında, "Değiştireyim." dedi. Tşört almak yerine kısa kısa şeyler aldığı için benim tşörtlerimi giymişti. Orman sabah sıcak olsa da akşam esiyordu, kısa şeylerle üşümüştü.
"O zaman önce eve uğruyoruz." dedim ve ardından Lavin'i dikkatlice koltuğuna geri bıraktım. İkimizde kemerlerimizi taktıktan sonra arabayı çalıştırıp yola devam ettim.
***
Yolda Lavin, bir şeyler anlatmış ve sorular sormuştu. Genelde başkalarının yaşadığı şeyleri dinlemeyi sevmezdim ama Lavin anlattığında onun sesini duymak anlattığı şeyden daha önemliydi. Eve geldiğimizde Lavin'le birlikte ben de üzerimi değiştirmiştim.
Lavin'in tırnakçısının önünde durduğumda başımı yana çevirerek işaret parmağımla birkaç kez yanağıma dokundum. "Öp bakayım."
Yanağıma uzun bir öpücük bıraktığında Lavin'e döndüm ve ben de onun yanağından öptüm.
"İşin bittiğinde ara, buralardayım ben."
Lavin beni onaylamış tatlı tatlı görüşürüz, dedikten sonra da arabadan inmişti. Lavin'in içeriye girdiğine emin olduktan sonra yola çıktım.
Arabayı sürerken aynı zamanda Yavuz'u aramıştım. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldı.
"Rüzgar?" diyen sesi aramamı beklemediğini açıkça gösteriyordu. "Bir sorun mu var?"
"Nasıl da biliyorsun ama," dedim yüklenmeye başlayan sinirimle. "Var bir sorun."
"Beni aradığına göre benle ilgili bir sorun."
Uzatmak istemediğim için, "Konum at." diyerek telefonu kapattım.
Bir iki dakika içinde konum gelmişti. Evinde olduğunu görünce konuma ihtiyacım olmadan evine gitmek için ilerideki kavşaktan döndüm.
Yirmi dakika gibi bir sürede Yavuz'un evine geldiğimde arabadan indim ve içeriye girdim. Asansörle üst hata çıktığımda zili art arda çaldım.
Kapı açıldığında Yavuz'un şaşkın bakışları üzerimdeydi. "Ne oluyor, söyleyecek misin?"
İçeriye girdiğimde Yavuz'da kapıyı kapatıp peşimden gelmişti. "Rüzgar-" demişti ki ona doğru dönünce sustu.
"Sen nasıl bir insan olmuşsun ya," derken sinirimin bir kısmında hayâl kırıklığı da vardı. "Lavin'i durdurup, Rüzgar senle tanışmadan önce şöyleydi böyledi, demek senin ne haddine lan!"
Sıkıntılı bir nefes vererek, "Yalan mı?" diye sordu pişkin pişkin. "Onu düşünmekten başka bir şey yapmıyorsun."
Havaya kalkan işaret parmağımla ona doğru bir adım attım. "Bana bak, senin o diye hitap kişi benim nikahlı karım! Tabii ki düşüneceğim!"
"Nikahlı karın şimdi mi söyledi sana bunu?" dedi dalga geçercesine.
"Evet şimdi söyledi," diyerek onayladım onu. "Çünkü benim karım birine bir şey söylemeden önce ne hisseder diye düşünüyor." Aramızdaki mesafe daraldığında yakasını sertçe tuttum. "Senin gibi değil."
Yakasında duran elimi ittirdiğinde kendi isteğimle elimi çektim. "Bitti mi?" diye sordu yakasını düzelterek.
"Bitmedi," dedim. "Artık antrenörüm değilsin."
Yavuz'un yüzünde dehşete düşmüş gibi bir ifade belirdi. "Rüzgar, saçmalamayı kes. Biz buraya kadar birlikte geldik."
"Her şey için teşekkür ederim." dedim düz bir sesle.
Yargılarcasına kafasını iki yana salladı. "Sen delirmişsin, karın ne kadar acındırdı kendini?"
"Hâlâ devam ediyorsun." dedim uyarmak istercesine ama sinir bütün damarlarıma yayılmaya başlamıştı. "En kısa sürede sözleşmede yazana göre yollarımızı ayıralım."
Salondan çıkmak için Yavuz'un yanından geçmiştim ki, "Bir kadın için yaptığını bak," dedi aşağılar gibi. "Kariyerini mahvedeceksin."
Yavuz'un karşısına geçip yakasından tutarak kafa atmam fazlasıyla kısa bir sürede gerçekleşti. Yavuz kafasına yediği darbeyle sendelerken yakasını sıkıca tuttum ve sırtını sertçe duvara yasladım. "Yanılıyorsun," derken bir kafa daha atmamak için zor duruyordum. "Her zaman olduğu gibi, en başarılı şekilde kazanacağım. Ve bu sefer yanımda sen olmayacaksın."
Yakasını sertçe bıraktığımda ne hâlde olduğuna bakmadan evden çıktım. Bendeki hatrına şükretsindi çünkü başka birisi olsaydı sadece bununla kalmazdım.
Arabamın kapısını açarken çalan telefonumu hemen cebimden çıkardım. Lavin'in aradığı görünce aramayı cevaplayarak arabaya bindim.
"Efendim güzeller güzelim."
"Yirmi dakikaya falan işim biter." diyen sesini duymak sinirimin uçup gitmesine sebep olmuştu. "Haberin olsun diye söyleyeyim dedim."
"Çıktığında orada olmuş olacağım."
"Tamam," dedi tatlı tatlı. "Görüşürüz o zaman."
"Görüşürüz."
Arama sonlandığında arabayı çalıştırdım ve olabildiğince hızlı bir şekilde tırnakçının önüne geldim. Tam zamanında gelmiş olmalıydım ki Lavin içeriden yeni çıkıyordu. Gülümseyerek tırnaklarını incelerken arabayı fark etmiş ve buraya doğru gelmişti.
Arabadan indiğimde kollarımı iki yana açarak Lavin'in sarılmasını bekledim ama o yüzümde bir noktaya odaklandı. Kollarım geri inerken ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ki alnımda bir şey süzüldüğünü hissettim. İki parmağımı alnımın sağ tarafına değdirdiğimde hissettiğim sıvı ve elime baktığımda gördüğüm kan ağzımın içinde küfretmeme sebep oldu.
Lavin kollarını göğsünde birleştirmiş bana bakarken "Yavuz'un yanına gittin değil mi?" diye sordu. Yüzümdeki ifadeden cevabını aldığında, "Yorumsuzsun Rüzgar." dedi ve yanımdan geçerek arabanın kapısını açtı.
"Lavin-" demiştim ki arabaya binip kapıyı sertçe kapatması içimin cız etmesine sebep oldu. O kadar sert kapatmasaydı olmuyor muydu?
Şoför koltuğuna geçtiğimde hemen Lavin'e döndüm ama o kollarını göğsünde birleştirmiş küskün küskün dışarıya bakıyordu.
Yumuşak bir sesle, "Güzeller güzelim." demiştim ki Lavin bana dönerek konuşmama izin vermedi.
Gözü tekrar alnıma odaklanınca sinirli sinirli bana baktı ve "Yaranla ilgilen." dedi.
"Arabada yok ki bir şey." dedim benle konuşmayı ertelememesi için oysaki arabada ilk yardım çantası vardı.
Lavin'in bakışları anında bana döndü. "Yalan söylüyor bir de ya!" dedi kızarak. "Hadi Rüzgar."
Oflayarak Lavin'in önündeki torpidoyu açtığımda içindeki küçük çantayı aldım. Kendi önümdeki aynayı açarak doğrudan yarabandını yapıştıracaktım ki Lavin, "Deli olacağım şimdi!" diyerek sitem etti. "Bana dön."
Gülmemeye çalışarak Lavin'e döndüm. O yapsın diye direkt yarabandı yapıştırmaya kalkışmıştım.
Lavin'e döndüğümde o da bana doğru döndü. Yarayı temizlerken, "Lavin'im." dedim.
"Sus Rüzgar." dedikten sonra yarayı temizlemeyi bitirmiş, az önce parmağıma bulaşan kanıda silmişti.
"Bir dinlesen."
Gözleri gözlerimi bulduğunda tam rahatlayacaktım ki, "Dinlemeyeceğim." demesi bütün ümidimi yok etti.
"Ama Lavin," dedim mahçup bir ifadeyle.
Tabii Lavin hiç buralı olmadı. Yaranın üzerine yarabandını yapıştırdı. Zaten minik bir şeydi, acısını hissetmiyordum bile.
Lavin çantayı yerine koyduktan sonra torpidoyu kapattı. Bende bu sırada arabayı çalıştırmıştım. Şansımı art arda denemek yerine biraz zaman geçmesini bekleyecektim.
Bahsettiğim zaman on dakikadan az sürdü. "Birtanem."
"Ne var?"
"Dinlemeyecek misin?"
"Ben sana onları git adama kafa at diye anlatmadım!" derken sona doğru sesi kırılmıştı.
Sıkıntıyla nefesimi dışarı verdim. "Ama canımın içi-"
Konuşmamı engelleyen şey Lavin'in arabadan son ses şarkı açmasıydı. "Duymuyorum," dedi masumca. "Sonra anlatırsın."
Yol boyunca Lavin'in gözüne batmamak için hiçbir şey dememiştim. Fakat Lavin trip attığını unutmuş olacak ki tırnaklarını göstermeye yeltenmişti. Hiç bozuntuya vermeden tırnaklarına yorum yapacaktım ki bir de bunun için azar yemiştim.
Evin önünde arabayı durdurduğumda Lavin'e döndüm ama o kemerini çözüp arabadan indi. Kapıyı kapatmadan bana baktığında tam içime su serpilmişti ki kapıyı sertçe kapatmasıyla gözlerimi sıkıca yumdum.
Arabanın önünden dolanan Lavin'e camdan bakarak, "Ayıp oluyor ama." diye seslendim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

691okunma 57beğeni 12yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18