2. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:2 Röportaj
Bölümler 51Şu an: Bölüm:2 Röportaj
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
*Kısacık bir bilgilendirme geçicem bölümler salı ve cumartesi günleri geliyor bilginiz olsunnn♡*
Rüzgar Bayraktar
Antrenmandan çıkıp yürümeye başladığımda kendime küfretmeyi ihmal etmedim çünkü arabamı uzağa park etmiştim. Sabah biraz yürümekten bir şey olmaz diye düşünmüştüm ama antrenman çıkışı yorgun olacağımı hesaba katmayı unutmuştum.
Sabaha göre etraf daha kalabalık olduğu için siyah güneş gözlüklerimi taktım. En azından birazda olsa beni kamufle ediyordu. Hayır bir halt gizlemiyordu. Adımlarımı hızlandırıp köşeyi dönmüştüm ki birine çarpmamla içimden bir küfür savurdum.
Çarptığım kadın tam düşecekti ki refleks olarak elimle belini kavrayarak düşmesine engel oldum.
Bir kadını yere düşürmeyi istemezdim aksine onlar bizden daha yüksekte olmalıydılar.
Refleks olarak belini tutmamla onunda bir eli göğsümün üzerinde durmuştu. Kumral saçlı kız bakışlarını yüzüme çevirdiğinde zaman durmuş gibi hissettim. Oydu gerçekten maçta gördüğüm o kumral kızdı bu.
Dudaklarından "Rüzgar Bayraktar," diye bir fısıltı döküldüğünde benim odağım bambaşkaydı.
Yeşil... uzaktan rengini seçemediğim gözleri yeşildi. Gözlerinin yeşilini görene kadar yeşilin bu kadar güzel olduğunu hiç fark etmemiştim.
Gözlerim tet tek saymak istediğim çillerinde oyalanırken ikimizden de tek kelime çıkmıyordu.
Küçük burnu yüzüne çok yakışıyordu. Bakışlarım istemsizce dudaklarına kaydığında hemen kendimi toparladım. Elimi belinden çekerek bir adım geriledim. "Kusura bakmayın, iyi misiniz?"
Kumral kız da bir adım geriledi. Kısaca "İyiyim sorun yok." dedikten sonra üzerini düzeltti. Duyduğum havlama sesiyle bakışlarım yerdeki köpeğe indi. Bu kahverengi köpek kumral kızın olmalıydı. Yere eğilerek küçük köpeği kucağıma aldığımda kumral kızın bakışları anında bana döndü ama ben ona bakmak yerine köpeğe bakıyordum. "Adın ne bakalım senin?"
Kurmal kız, "Farkındaysanız o bir köpek konuşamaz." deyince gülmemek için yanaklarımın içini ısırarak bakışlarımı ona çevirdim. "O zaman adını siz söyleyebilirsiniz."
"Adı Karamel," dedi geçiştirircesine. "Köpeğimi bırakırsanız gideceğim." Gitmesin diye köpeği hiç bırakmamak vardı da işte. İç çekerek köpeği yere indirdiğimde tasmasını tuttuğu köpeğiyle birlikte yanımdan geçip gitti ve ben sadece arkasından bakmakla yetindim.
Kumral kız bakış açımdan çıktığında aklımda tek bir soru vardı: Onu bir daha görebilecek miydim?
Köpeğin adını sormak yerine onun adını mı sorsaydım acaba? Tamam kabul ediyorum bu çok saçma olurdu.
"Rüzgar Bayraktar!" diye bağıran bir kadının sesini duyunca kaçmak istedim ama kadın çoktan yanıma gelmişti. "Bir fotoğraf çekilebilir miyiz?" Kadını kırmak hoş olmayacağı için kafamı sallayarak fotoğraf işini onayladım. Bu zaten alışık olduğum bir durumdu.
Lavin Yücel
Rüzgar Bayraktar'la çarpışmam beklenmedik bir olaydı ama şuan aklım başka bir şeyle meşguldü. Senaryom malesef ki Karamel tarafından imha edilmişti ve bu da Hayrettin Hoca'nın başımın etini yiyeceğine işaretti. Yarına kadar yırtılan sayfaları tamamlamam imkansızdı. Aslında yetişirdi de işte gram yapasım yoktu. Dün gecenin körüne kadar onunla uğraşmıştım ve tekrar aynı çileyi çekmek hiç istemiyordum.
En fazla azar yer ve farklı bir proje ödevi yapmak zorunda kalırdım. Daha zor bir proje ödevi. Yanaklarımın içini havayla doldurarak apartmanın asansöründen indim ve birkaç adımda kapının önünde durdum. Çantamdan çıkarttığım anahtarla kapıyı açarak içeriye girdim.
Ayakkabılarımı çıkarmadan önce Karamel'in tasmasını çıkardım ve içeriye doğru koşuşunu izledim.
Ayakkabılarımı çıkarırken Deren'in "Hoş geldin evimin sultanı." dediğini duyunca kıkırtıma engel olamadım. "Hoş buldum gönlümün sultanı." diyerek bende ona takıldım. Ayakkabılarımı ayakkabılığa koyduğumda bakışlarım Deren'i buldu. "Bugün bir şey oldu."
"Ne oldu?" dedi endişeyle. "Veteriner kötü bir şey mi söyledi yoksa?"
Lavaboya doğru yürürken kafamı iki yana salladım. "Hayır," Deren arkamdan geldi hemen. "Kızım çatlatma insanı ne oldu?" Ellerimi yıkamaya başladığımda Deren, kapının eşiğinde durmuş diyeceğim şeyi bekliyordu.
"Veteriner'den çıktıktan sonra çantamdan kulaklıklarımı çıkarmak için bir yerde durdum." Çeşmeyi kapatarak havluya uzanırken anlatmaya devam ediyordum. "Sonra birden biri bana çarptı ve çarpan kişi," dediğimde Deren'in merakı daha da artmıştı. Havluyu yerine koydum ve "Rüzgar Bayraktar'dı." dedim duygusuz bir sesle.
Deren boş bulunup "Bende başka bir şey sanmıştım," demişti ki söylediklerimi yeni idrak etmiş gibi. "Ne?" dedi şaşkın şaşkın. "Sen şimdi gerçekten Rüzgar Bayraktar'la mı çarpıştın?"
Kaşlarımı çatarak "Çarpışmadım," dedim. "Hayvan herif bana çarptı, bir de düşmeyeyim diye belimden tuttu zaten!"
Deren'in yüzü inme inmiş gibi bir hâl alırken elini kalbine götürdü. "Bir de belinden tuttu öyle mi?"
Memnuniyetsizce kafamı sallayarak Deren'i onayladım ama Deren "Ayyy," diye abartılı bir sevinç çığlığı atınca az kalsın yerimden sıçrayacaktım.
"Kızım ne bağırıyorsun, kulak zarım patladı çok sağol." dedim sinirle. "Zaten üstteki herif bize kafayı takmış durumda en ufak seste kapımızda bitiyor, vallahi bıktım uğraşamam ben onunla." dedim ve Deren'in yanından geçerek lavabodan çıktım.
Üst komşudan yana hiç şanslı değildik. Alt komşumuz sesten şikayet etmezken ona nasıl ses gidiyordu anlamıyordum. Sanarsın tavana çıkıp tavanı yumrukluyorduk. Gerçi böyle giderse inadına bunu yapabilirdim. Üst komşumuz Saadettin denen adama ikimizde fena ayar oluyorduk.
Kira sözleşmemizin süresi dolmadığı için taşınamıyordukta. Aslında taşınmamız mümkündü ama her konuda anlayışlı olan ev sahibimiz bu konuda malesef anlayışlı olmuyordu. Ona da hak veriyordum kiracı bulmak kolay değildi.
***
Dün yine bir umut senaryoyu tamamlamaya çalışmıştım hatta tamamlıyorum sanmıştım ta ki Karamel'in yeni yazdığım sayfalarıda parçaladığını görene kadar.
Ve şimdi de Hayrettin Hoca'dan azar işiteceğimi bile bile hazırlanmıştım. Şuan saat sabahın sekiziydi. Ve ilk dersimiz kime biliyor musunuz? Hayrettin Hoca!
Derin bir nefes alarak çantamı koluma taktım ve kapıya doğru ilerledim. Deren benimle gelmiyordu çünkü onun dersi benim gibi sabahın köründe değildi.
Normalde okula vardığım sürenin yarısı kadar bir sürede soluğu kampüste almıştım. Bir de geç kalarak Hayrettin Hoca'nın yükselmesini istemiyordum. Sınıfa girip boş bulduğum her hangi bir yere oturdum. Defter ve kalem kutumu çıkarttığımda kapının açılmasıyla sınıftaki uğultu yerini sessizliğe bıraktı. Hayrettin Hoca gelmişti.
"Günaydın çocuklar." diyerek masasına yürüdüğünde sınıftakilerin aksine mırıltıyla "Günaydın," demiştim. Hayrettin Hoca yapması gereken işleri hallettikten sonra ellerini masasına bastırarak sert bakışlarını sınıfta gezdirdi. "Ödevlerinizi toplayacağım gençler." İşte şimdi başlıyoruz.
Herkes ödevini çıkarmaya başladı hatta bazıları geldiği gibi ödevini masasına koymuştu. Bense elimdeki kalemle oynamakla yetindim. Hayrettin Hoca birkaç masa gezdikten sonra sıra bana gelmişti. Tam önümde durduğunda sertçe yutkundum.
Kaçışın yok Lavin.
"Lavin," diyen Hayrettin Hoca'nın sesiyle başımı kaldırarak yüzüne baktım ama o kadar mahçup hissediyordum ki. "Ödevini göremiyorum." Anında sınıftaki birkaç kişi bakışlarını bana çevirdi. Harika, rezil olma vakti. Gözlerimi kaçırarak "Hocam ben..." diyebildim ama devamı gelmedi. Bakışlarım "Evet Lavin sen?" diyen Hayrettin Hocayı buldu. "Tamamlayamadım." dedim yerimde küçüldükçe küçülürken.
Hayrettin Hoca bir kaşını kalırdı. "Sebep?"
"Ben aslında tamamlamıştım ama köpeğim Karamel sayfaları parçaladı."
Kısa bir sessizlik oldu ama hemen ardından "Peki." diyen adama şaşkınlıkla baktım. Bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim derken Hayrettin Hoca yine yanıltmadı.
“Ödevini yapamadın diye sana sıfır vermek kolay.” dedi. “Fakat ben sana daha zor bir şey vereceğim.”
Sınıftaki birkaç kişinin meraklı bakışlarını hissettim.
"Yeni ödevin şu olacak Lavin.” dediğinde gerginliğim arttı. “Bir sporcu ile röportaj yapacaksın.” Şaşkınlıkla gözlerim açıldı.
Hadi ama ya gerçekten mi!
Spor dünyası benim için oldukça uzak bir gezegendi. Korkarak "Hangi sporcuyla Hocam?" diye sordum. "Türkiye'nin şu sıralar en çok konuşulan boksörüyle." Sınıfta fısıltılar yükselirken hoca o ismi söyledi. "Rüzgar Bayraktar'la röportaj yapacaksın Lavin."
Kalbim bir an durdu sandım.
Boks mu?
Röportaj mı?
Ve en önemlisi Rüzgar Bayraktar mı?!
"Hocam..." dedim bir ümit. "Ben öyle sporlara pek-" diyordum ki hocam tarafından sözüm kesildi. "Hiç deneme Lavin, bu tür bir bölüm okuyorsan herkesle konuşabilmelisin."
Sınıfın yarısı bana bakarken diğer yarısı heyecanla aralarında fısıldaşıyordu. "Bir hafta," dedi Hayrettin Hoca. "Bir hafta içinde o röportajı yapıp getireceksin." Daha sonra kalan öğrencilerden ödevlerini almaya devam etti.
Bir hafta içinde nasıl bir boksörle röportaj yapacaktım? Üstüne bu boksör yakın zamanda maçına gittiğim ve dün bana çarpan boksör Rüzgar Bayraktar'dı.
"Lavin," dedim kendi kendime fısıldarken. "Sen kesin batırdın kızım."
Hayrettin Hoca'dan artık nefret ediyordum!Hayrettine gerçekten hayret etmiştim.
***
Kapıyı açıp eve girdiğimde arkamdan kapıyı kapattım.
Omzumdaki çantayı yere fırlatarak bir hışımla ayaklabılarımı çıkarttım. Adım sesleri yaklaştığında Deren'in "Lavin?" diyen şaşkın sesini duydum. "Üzerinden kamyon geçmiş gibisin." Ayakkabılarımı bir kenara iterek içeriye doğru adımladım. "Keşke Deren keşke!" Arkamdan Deren'in "Tövbe de be manyak!" diyen sesi geldi.
Salona girip kendimi koltuğa bıraktım. Deren hemen yanıma oturup ellerimi tuttu. "Neyin var?"
Karamel havlayarak yanıma gelince sinirim daha da depreşti hep bu küçük afacan yüzündendi. "Karamel git lütfen!" Sert çıkan sesimle Karamel hemen salonu terk etti. Deren bir şeyleri anlamış gibi "Haa," dedi. "Hayrettin çok mu kızdı."
Ellerimi Deren'in ellerinden çekerken "Yemin ediyorum bütün sınıfın önünde bağırsaydı bu kadar etkilenmezdim!"
"Hayda," dedi Deren. "Ne yapmış olabilir kızım?"
"Ödev verdi." dedim dirseklerimi bacaklarıma yaslayıp ellerimi saçlarıma geçirerek.
"Ne var bunda? Gayet normal bir şey."
"Röportaj ödevi."
"Tamam hâlâ boka sarmadı."
"Bir hafta içinde."
"Gayet makul bir süre."
"Bir bokörle röportaj ödevi."
"Eh yani hâlâ boka sarmış sayılmaz."
Dayanamayıp bir hışımla ellerimi saçlarımın arasından çektim. "Rüzgar Bayraktar'la röportaj ödevi!"
Deren'in dudakları şaşkınlıkla aralandı. "Hadi canım!" Eliyle çenemi tutup ona bakmamı sağladı. "Lavin sen şaka mı yapıyorsun?" Kafamı iki yana sallayarak "Keşke," diye mırıldandım.
"Sen şimdi ciddi ciddi bu adamla röportaj yapacaksın öyle mi?" Deren heyecanla ellerini birbirine vurdu. "Ne güzel işte kızım bende bir şey oldu sandım."
"Hiçte güzel değil." dedim memnuniyetsizce kollarımı göğsümde birleştirirken. "Kızım," dedi Deren. "Bu adam Türkiye'nin hatta dünyanın en ünlü boksörlerinden biri." Ağır ağır kafamı sallayarak "Farkındayım." dedim. "Ve sen onunla röportaj yapacaksın." diyen Deren'e "Yapmayacağım!" diyerek karşı çıktım.
Bakışlarım "Tabii canım," diyen Deren'e döndü. "Sonra Hayrettin Hoca tabiri caizse afedersin ama sıçsın ağzına."
Yanaklarımın içini havayla doldurup ofladım. Haklıydı yapmak zorundaydım. Deren "Tamam bak şöyle yaparız." dedi. "Rüzgar Bayraktar'ın maçına gider-"
"Hayır!" diye karşı çıktım hemen. "Ben o anı daha önce yaşadım ve berbat bir deneyimdi!"
Deren sabır çeker gibi derin bir nefes aldı. "Tamam işte hiç yoktan deneyimin var." Olmaz olsaydı. Yumruk, kan, bağırışlar... Hiçbiri bana göre değildi bunların.
"Dün ne oldu Deren hatırlıyor musun?" diye sormamla Deren birkaç saniye düşündü ve ardından gözleri büyüdü. "Dur," Evet, hatırladı. "Sen dün Rüzgar Bayraktar'la çarpıştın." O an gözlerimin önünde istemsizce canlandı. Sadece kulaklığımı çıkarmak istemiştim ama elimi çantama atmamla sert bir bedenin bana çarpsı bir olmuştu.
"Tamam bu daha iyi," Şaşkın şaşkın Deren'e baktım.
"Bunun tam olarak neresi iyi?"
"Belki seni hatırlar." İşte bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum. Boş boş Deren'e baktım. "Bu iyi bir şey mi?"
"Tabii ki iyi bir şey, seni hatırlarsa daha kolay röportaj alırsın." Reddetmek istedim ama bir haftam vardı ve ölmediğim sürece bu ödevden kaçamazdım. Ölmek istemediğime göre tek bir seçenek kalıyordu. "Tamam, gideriz maça."
Umarım Rüzgar Bayraktar beni tanımazdı.
Deren, masanın üstündeki telefonunu alıp bir şeylere bakmaya başlayınca "Neden erken geldin bugün?" diye sordum. Normalde pazartesi günleri benden sonra gelirdi. Deren, "Ders iptal olmuş hiç gitmedim." diye bir açıklamada bulundu.
Bir süre sonra Deren bakışlarını telefonundan ayırmadan "Lavin," deyince bakışlarım onu buldu. "Rüzgar Bayraktar'ın bir hafta içinde hiç maçı yok."
Hadi ama! Gerçek mi bu?
"Şansım göz yaşartıcı." diyerek ayağa kalkıp odama doğru yürümeye başladım.
Ne halt yiyecektim?
Tam odama giriyordum ki Deren, "Lavin!" diyerek hemen yanıma geldi. "Bayraktar'ın maçı yok ama arkadaşı Atakan Karacakaya'nın maçı var!" Hayretle Deren'e baktım bu kız ne zamandır boksla bu kadar ilgiliydi?
"Kızım bakma öyle," dedi Deren. "Bu ikiliyi bilmeyen mi var her maçlarında ayrı konuşuluyorlar." Telefonunun ekranını yüzümün hizasına getirince ekranı görmek için başımı geri çektim. "Bak iki gün sonra Kara Fırtına'nın maçı var."
Kara Fırtına falan ne diyordu bu kız?
"Kızım anlamıyorum seni," diye çıkışarak yüzümün dibindeki telefonu geriye doğru ittim. "Şunu da sokma gözüme!" Deren, oflayarak telefonunun ekranını kapattı. "Diyorum ki Rüzgar Bayraktar'ın maçı yoksa biz de canı ciğeri olan dostu Atakan Karacakaya'nın maçına gideriz." Kollarımı göğsümde birleştirdim. "Rüzgar Bayraktar'ın orada olacağı ne malûm?"
"Kesin orada olur, ne zaman Atakan'ın maçını izlesem hep oralarda oluyor." Bu kız bir de maçları mı izliyordu?
Arkadaşını hiç tanıyamamışsın Lavin.
"İyi tamam," dedim geçiştirircesine. "Al biletleri."
Bakalım beni iki gün sonra ne bekliyordu?
Bölüm etkileşimi
