MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

4. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:4 Gözlerin Diyorum

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:4 Gözlerin Diyorum
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime · Okuduğun bölüm
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

Rüzgar Bayraktar

Kum torbasına geçirdiğim sert yumrukla gözlerimi yumarak derin bir nefes aldım. Atakan'ın dedikleri aklıma takılmıştı. Ya ortada röportaj yoksa? Hepsi bir oyunsa?
"Saçmalama amına koyayım." diye mırıldamdım. "Saçmalama Rüzgar o kızın gözlerinde öyle bir şey yok."

Elimdeki eldivenleri çıkararak oturma yerlerinden birine oturdum. Bankın üzerindeki suyun kapağını açıp kafama dikmiştim ki "Merhaba hanımefendi," diyen bir adam sesi duydum.

Bu spor salonuna giren çıkandan sorumlu olan Oktay'ın sesiydi. Sol bacağım ritim tutmuş bir şekilde sallanırken sakince suyumu içmeye devam ettim.

Umraım tahmin ettiğim kişi değildir.

Oktay, "Buraya sizin gibi güzeller zor gelir." deyince sakinliğimi korumaya çalışarak suyun kapağını kapattım ve yan tarafa bıraktım. Bakışlarım girişe çevrildiğinde gördüğüm yeşil gözlerin tek odağı bendim.

Oktay'a bir şey söylemek yerine bana bakan kadına yani Lavin'e göz kırparak yanlarına yürüdüm. Bana bakıp gülümserken adamın dediklerini duymuyor gibiydi.

Oktay'ın bakışları ok gibi beni bulduğunda yutkunduğu gözümden kaçmadı. Oktay'a bakmak yerine bana bakan kadına gülümsedim. "Hoş geldin," diyerek arkadaki antrenmanlar için kullanılan ringin olduğu alanı gösterdim. "Sen geç ben geliyorum şimdi."

Lavin minik bir tebessümle kafasını hafifçe eğerek beni onayladı ve gösterdiğim yere doğru yürümeye başladı.

Bakışlarım Oktay'ı buldu. "Oktay," dediğimde yumruğumu yüzüne geçirmemek için zor duruyordum ama buna rağmen sakinliğimi korudum. "Az önce güzel dediğin kadın benim misafirim."

"Rüzgar Bey," dedi panik içinde. "Ben öyle güzel derken..." Bunu ikinci kez yapıyordu geçenlerde de birinin sevgilisine aynısını yapmıştı.

"İster iyi niyetle de ister kötü niyetle, karşındaki kadın senin hiçbir şeyin değilse güzel olup olması seni zerre kadar ilgilendirmez."

"Haklısınız," dedi küçüldükçe küçülürken. "Kusura bakmayın bir daha olmayacak."
Kafamı ağır ağır salladım. "Olmasın," sesim buz gibi çıkıyordu. "Olmasın çünkü ikincide fena kusura bakarım."

Lavin'i daha fazla beklememek için ona doğru yürümeye başladım. Ring'in yanında durmuş etrafı inceliyordu. Böyle yerlere alışık olmadığı çok belliydi.

Dalgalı kumral saçları omuzlarına dökülmüş, salonun ışığıyla parlıyordu. Siyah blazer ceketinin içine beyaz ince askılı bir üst giymişti. Bu açıdan görmüyordum ama girişte ona doğru yürürken görmüştüm.

Kombinini sporlaştırmak istediğinden olsa gerek altına ne açık ne de koyu denilebilecek bir mavi kot pantolon ve beyaz spor ayakkabı giymişti. Koluna taktığı orta boylardaki siyah çantanın gümüş detayı da takılarına uyuyordu. Önünde birleştirdiği elinde orta boylarda bir defter vardı.

Onu izlerken duduklarımın kıvrıldığını fark ettiğim gibi kendimi toparladım. Atakan iti kafamı karıştırmıştı. Bu yüzden emin olmak için bugün Lavin'e birkaç sorum vardı.
Üç adım uzağında durduğumda yönünü hemen bana çevirdi. "Hoş geldin tekrar." dedim ama bu sefer gülümsememe engel olmadım. Önüne gelen saçını kulağının arkasına sıkıştırırken "Hoş buldum Rüzgar Bey." dedi.

Ring'e doğru yürürken Lavin'e sırtım dönüktü. "Bey diyerek kelime kirliliği yapmana gerek yok." Arkamdan "Nasıl isterseniz." diyen yumuşak sesini duyunca tam gülümsüyordum ki Lavin'in bana siz diye hitap ettiğini fark ettim. Niye bilmiyorum ama böyle hitap etsin istemiyordum. "Siz diye konuşmana da gerek yok Lavin, benim gibi sende sen diye hitap edebilirsin."

"Tamam Rüzgar Be-" diyordu ama hemen düzeltti ya da düzeltmeye çalıştı. "Tamam size sen diye hitap etmeyi deneyeceğim."
"Hâlâ siz diyorsun." Ellerimi ringin zeminine bastırıp ağırlığımı ellerime vererek ringin üzerine çıktım.

Lavin'e döndüğümde o ring ve yer arasındaki mesafeye bakıyordu. Yeşil gözlerini kırpıştırarak bana baktı. "Neden oraya çıktınız?"

Arkasında kalan yeri işaret ettiğimde omzunun üzerinden geriye doğru baktı. "O taraflar çok kalabalık en uzak ve sessiz yer burası." Kafasını sallayarak bana döndü. "Etrafta oturacak bir yer olmadığı için ringin kenarına oturmak en mantıklı fikir." dedim.

Masum masum "Ama ben oraya çıkamam ki." derken çok tatlıydı. Atakan'ın söylediği bütün tezler çürümüştü. Bu kızdan bahsettiği tipte bir insan çıkmazdı.

Soracağım soruları iptal etmiştim bile.

"Yaklaş ben seni çıkaracağım." dediğimde birkaç saniye bakışları ben ve ringin yere olan yüksekliği arasında gidip geldi ama sonra adımlayarak ringin önünde durdu.
Bir dizimin üzerine çöktüm ve ellerimi uzatarak, "Müsadenizle, " dedim ve iki elimle belini kavrayıp bedenini havaya kaldırdım.

Lavin'i ringin kenarına oturur bir pozisyonda bıraktığımda böyle çıkarmamı beklemiyor olacak ki şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Bir diğer şaşkınlığı da onu zorlanmadan kaldırmam olmalıydı.

Ringin kenarına yani yanına oturarak bacaklarımı aşağıya sarkıttım ve iki elimi de geriye bastırarak hâlâ hayretle bana bakan Lavin'e baktım.

"Hadi röportaja başlayalım." demem onu kendine getirdi. Şaşkınlığı hâlâ devam ederken kafadını salladı ve "Başlayalım." dedi.

Önce elindeki defterin sayfalarını karıştırdı ve bir sayfayı açık bırakarak defteri kucağına koydu. Ardından kolundaki çantasının içinden telefonunu alarak çantasını da yanına yani sol tarafına bıraktı.

Bakışlarımı ondan çekmezken her hareketini dikkatle izliyordum. Telefonunun ekranını açıp ses kaydedeceği uygulamayı açarken elleri mi titriyordu? Abartılacak kadar bir titreme değildi hatta fark edilmesi de kolay değildi ama ben fark etmiştim.

Dayanamayarak, "Ellerin titriyor." dediğimde kısa bir an bana baktı. Telefonu aramızdaki boşluğa koyarken "Hep olan bir şey." dedi geçiştirir gibi. "Neden peki?" Bakışları bana döndüğünde sorduğum sorudan hoşlanmadığını fark ettim ama merak ediyordum. Derin bir nefes alarak "Heyecanlanınca oluyor, başka bir sebebi yok." dedi ve bakışlarını defterine çevirdi.

"Cevabınızı aldığınıza göre başlayalım."
İstemsizce dudağımın kenarı kıvrıldı. Burada olmak onu heyecanlandırmış mıydı?

İnanılmaz. Lavin, ses kaydını başlatıp ilk soruyu sorunca yüzümdeki tebessümden kurtuldum.

"Biraz klasik bir soru olacak ama boksla nasıl tanıştınız?"

Bakışlarım dümdüz karşıya bakarken iç çektim. Eskilere gitmek hiç hoş değildi. "Çocukken tahmini sekiz dokuz yaşlarımda enerjimi atacak bir şey lazımdı." Lavin'in bakışlarını üzerimde hissetsemde ona bakmadım. "Bir gün babam ona ait olan spor salonuna giderken beni de götürmüştü."

Bakışlarım içinde bulunduğumuz spor salonunda kısaca gezindi ve sonra bana bakan Lavin'in yüzünde durdu. "Bu ringi gördüğüm gün babam beni kırmamak için minik yumruklarıma karşı savaşmıştı. O günden sonra boksa olan ilgim başladı ve sonuç olarak geldiğim nokta burası."

Lavin'in bakışları kenarında oturduğumuz ring ve ben arasında birkaç kez gidip geldi ve "Yani küçükten beri buradasınız?" dedi sorarcasına. Kafamı sallayarak onu onayladım. "Aynen öyle."

Yüzündeki hafif tebessümle bakışları tekrar defterine döndü. "Ringdeki Rüzgar ve günlük hayattaki Rüzgar arasında nasıl bir fark var?" Bakışları bana dönünce soruyu cevaplamak için aralanan dudaklarım öylece kaldı.

Gözlerinin yeşili o kadar güzeldi ki diyeceğim şey uçup gitmişti. Bu kadının gözlerine ne zaman odaklansam bütün dikkatim gidiyordu.

"Rüzgar Bey?" Lavin'in sesiyle hemen kafamı iki yana sallayarak kendimi toparladım. "Var tabii." dedim bakışlarımı Lavin'den çekerken. "Ringde savaşacağın kişi belli ama günlük hayatta rakibiniz en beklemediğiniz kişi bile çıkabilir yani kiminle savaşacağınız belli değil bu yüzden günlük hayattaki Rüzgar daha temkinli."

Ona bakmasam bile kafasını salladığını fark ettim. "Haklısınız, üçüncü soruma geçiyorum." Kendime engel olamayıp bakışlarımı ona çevirdim. "Tabii, buyrun."

Lavin'in bakışları defterine döndü ve sıradaki soruyu sordu. "Kariyeriniz boyunca hiç mağlubiyetiniz yok, peki olur da kaybedersem diye hiç korkuyor musunuz?"

Bu soruya vereceğim cevap çok kesindi. "Hayır, bu en son korkacağım şey. Kaybetmek ringin bir parçası ama pes etmek asıl kayıp. Yani korkacağım bir şey varsa o da pes etmek."

Gülümseyerek kafasını salladığında kısılan gözlerinin ne kadar güzel parladığından habersizdi.

Bakışlarını benden çekip deftere çevirdi ama ben hâlâ onu izliyordum.

"İnsanlar sizi güçlü ve soğukkanlı olarak görüyor." diyerek bakışlarını bana çevirdi. "Peki sizi gerçekten zorlayan bir şey var mı?"
Kısa bir sessizlik ve sessizliği bozan bir ses. "Var."

"Peki bunlar nasıl zorluklar?" diye sordu ama hemen sonra dişlerini dudağına geçirdi. Galiba bu soruyu istem dışı sormuştu. Bir cevap vermediğim için bu sorudan hoşlanmadığımı düşünmüş olmalıydı. "Şey, kusura bakmayın cevaplamassanız sizi anla-" diyordu ki "İnsanlar..." diyerek onu susturdum. Rahatsız olmadığımı anladığı için derin bir nefes vererek dikkatini bana verdi.

Bakışlarım Lavin'in yüzünü incelemeye başladı. "Beklemediğim bir anda karşıma çıkan insanlar..."

Senin gibi...

Cevabını aldığı için bakışları defterine döndü ama duraksadı. Sanki söylediğim şeyi düşünüyor gibiydi. Yavaşça yüzünü bana çevirince gözlerimiz birleşti. Salonun bu kısmı sessiz olduğu için duyduğum tek şey nefes seslerimizdi. "Bu insanlar sizi neden zorluyor?" dedi çekingen bir sesle.

Kaşlarım hafifçe havaya kalktı. "Bu soru röportajın bir parçası mı?"

"Hayır," dedi hemen. "Sadece merak ettim."
"Aniden karşına çıkan biri bütün planlarını bozup seni zorlayabilir." dedim gözlerimi gözlerinden ayırmazken.

"Anladım, devam ediyorum." diyerek defterine yazdığı bir diğer soruyu sordu. "Genelde ringde sert gözüken birisiniz peki bu durum özel hayatınızda da böyle mi?" Bakışlarımı Lavin'den çekip karşıya bakmaya başladım.

Omuzlarımı kaldırıp indirirken "Hayır." dedim kendimden emin bir sesle. "Pamuk gibi bir adamımdır."

Lavin'den ses çıkmayınca bakışlarımı ona çevirmiştim ki gülmemek için çaba sarf ettiğini gördüm. "Pardon, neye güldüğünüzü sorabilir miyim?" diye sorduğumda omuz silkerek "Siz diye hitap etmenize gerek yok sen diyebilirsiniz." dedi ciddi olmaya çalışırken.

Yüzümdeki yarım gülüş yerini korurken konuştum. "Sen beni mi taklit ediyorsun?"
Omuzlarını dikleştirip "Ne haddime" deyince dudaklarımdan kısa bir gülüş firar etti. "İnanılmaz," diye fısıldadım. Bu kadın beni her hareketiyle etkileyecek kadar inanılmazdı.

Lavin, birkaç soru daha sordu ve hepsini cevapladım. Telefonunu çantasına koyarken ringden atladım ve "Röportaj boyunca siz diye hitap etmen gözümden kaçmadı." dedim. Sen diye hitap edebileceğini söylesem de becerememişti.

Bunu yeni fark etmiş gibi bakışları hızla beni buldu. "Farkında değilim, istemsizce oluyor." Gülümsedim. "Bu seferkini es geçiyorum ama sonrakinde lütfen sen diye hitap et, Lavin."

Kafasını salladı ama sonra "Sonrakinde derken?" diye sormadan edemedi. "Kader bu belli olmaz," dedim.

Ring ve zemin arasındaki yüksekliği işaret ederken "Yardım etmemi ister misin?" diye sordum.

Yerle olan mesafeye bakınca "Sanırım etseniz iyi olacak." dedi çekine çekine. Tam karşısında durduğumda elimi uzattım ama böyle inmesi zor olacağı için Lavin elimi tutmadan indirdim. "Böyle olmaz, müsadenizle." diyerek iyice ring'e yaklaştım ve belini kavradım. Düşmemek için elleri omuzlarımın üstünde durduğunda bu temas benim için beklenmedikti.

Lavin'i yere indirdim ama ne ben ellerimi belinden çektim ne de o ellerini omuzlarımdan çekti.

Kıpırdamadık, Lavin'in bakışları yüzümde gezinirken benim bakışlarımda onun yüzünde geziniyordu. Gözlerim bütün yüzünde gezinip istemsizce dudaklarına kaydığında bunu hemen fark ederek geriye çekildi.

"Iıı," gibi bir şey gevelerken kızaran yanakları utandığını çok belli ediyordu. "Teşekkür ederim." diyerek saçını kulağının arkasına sıkıştırdı ve bana baktı.

"Rica ederim, size vakit ayırmak güzeldi." dediğimde bakışlarım hâlâ gözlerindeydi.
"Ben gideyim o zaman." dedi omzundaki çantasını düzeltirken. Elimle kapının olduğu yönü gösterdim. "Buyrun, size eşlik edeyim." Hafifçe kafasını sallayarak kapıya doğru yürümeye başlayınca bende iki adım arkasından yürümeye başladım.

Önümde yürüyen kadının kumral saçlarına bakıyordum ama aklım gözlerindeydi. "İlk defa yeşilin bu kadar güzel bir tonunu görüyorum." Adımları yavaşladığında omzunun üzerinden bana doğru döndü.

"Nasıl?" diye sorduğunda adımları durmuştu.
"Gözlerinin yeşili diyorum çok güzel lens mi kullanıyorsun?" Lens olmadığını biliyordum çünkü lens olamayacak kadar güzeldi gözleri.

Kafasını usulca iki yana salladı. "Hayır, doğal rengi." dedikten sonra önüne dönüp yürümeye devam etti. "İltifarınız için teşekkür ederim." demeyi de ihmal etmedi.

Lavin'i arkasında yürürken bildiğim bir şarkının sözlerini duymayacağı bir şekilde kendi kendime mırıldandım.

"Senin gözünden

Yeşil mi bahçem?

İnan, inan, inan

Yarın olsun, gün doğsun

Senden öteye gitmez

Senden sonra hiç bitmez."

Spor salonunun çıkışına geldiğimizde Lavin durarak bana döndü. "Tekrardan teşekkür ederim, röportajı kabul etmeseydiniz Hayrettin Hoca kim bilir bu sefer nasıl bir ödev verirdi."

Konudan bağımsız bir şekilde "Lavin," dedim yumuşak bir sesle. "Hâlâ siz diyorsun." Nedenini bilmediğim hâlde bu beni çok rahatsız ediyordu.

Başını hafifçe öne eğerek bakışlarını benden kaçırdı. "Garip geliyor bir süre idare edin, yani eğer bir daha görüşürsek." Bana bakmadığı için sırıttığımı görmedi. Bende numarası varken görüşmememiz imkansızdı.

Elimi Lavin'e uzattığımda bakışları önce elimi sonra beni buldu. "Görüşürüz, Lavin." Adını söylerken istemsizce vurguluyordum çünkü ismi çok güzeldi. Söylerken insanın içi hoş oluyordu.

İnce parmakları elimi hafifçe sıkarak kavradığında gülümsedi. "Görüşürüz," dedi ve sonra hemen ekledi. "Rüzgar."

Rüzgar... Bey yok sadece Rüzgar.

Ringde binlerce sesten ismimi duyuyordum ama hiçbiri kulağıma bu kadar güzel gelmemişti. Hayır, ben abartmıyorum bu kadın her şeyiyle inanılmaz ve mükkemmeldi.

Dudağımın bir kenarı kıvrılırken Lavin elini elimden çekerek arkasını döndü ve hemen spor salonundan çıktı. Utanmış mıydı o?
"İyi ki yelkenleri hemen suya indirme dedik." Arkamda dikilen Atakan'a döndüğümde onaylamaz bir homurtu çıkardı.

"Yelkenleri suya indirdiğim falan yok." diyerek kum torbalarının olduğu yere doğru yürümeye başladım. Arkamdan gelen Atakan alayla, "Tabii tabii, kızın gözlerine dalıp dalıp gidiyordun." diyerek sinirlerimi bozdu.

Adımlarımı durdurup Atakan'a döndüm. "Sen beni mi dikizliyorsun lan it."

"Sakin ol şampiyon, dikizlediğim falan yok gelince seni Oktay'a sordum ringin orada olduğunu söyleyince yanına gelmiştim ama sen yakınlarda olduğumu bile fark etmedin." dedikten sonra sırıttı. "Gözlerin farklı gözlere kenetliydi." diyip göz kırpınca yumruğumu yüzüne geçirmemek için kendimi tuttum. "Siktir git lan piç herif!"

Atakan'a sırtımı dönüp yürümeye devam ettiğimde arkamdan gülme sesini duydum. Benimle uğraşmaktan keyif aldığını hiç gizlemiyordu.
O kadar güzel görse saniyesinde kadının içine düşmezmiş gibi benim dalıp gitmeme laf ediyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3.277okunma 130beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18