10. bölüm / 51
MÜHÜRLÜ AŞKBölüm:10 Habersiz Çekim
Bölümler 51Şu an: Bölüm:10 Habersiz Çekim
- 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
- 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
- 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
- 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
- 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
- 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
- 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
- 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
- 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
- 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
- 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
- 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
- 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
- 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
- 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
- 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
- 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
- 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
- 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
- 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
- 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
- 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
- 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
- 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
- 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
- 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
- 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
- 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
- 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
- 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime
- 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
- 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
- 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
- 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
- 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
- 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
- 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
- 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
- 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
- 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
- 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
- 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
- 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
- 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
- 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
- 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
- 48 DUYURU146 kelime
- 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
- 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
- 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
VlP bilet...
"Rüzgar," dedim fısıltıya yakın bir tonda. "İzleyemem ki, seyircilerin arasına giremiyorum." Dediğimi reddedercesine kafasını iki yana salladı. "Seni rahatsız edecek kalabalığın arasında olmayacaksın ki VIP bilet bu."
Gözlerimi kaçırdım, bilemiyordum. Şiddet sevmem, kalabalık sevmem, yüksek ses sevmem ama Rüzgar beni bunların içine çekiyordu. Evet dersem bir sonra ki maçına da gelmemi isteyecek miydi? Sessiz kaldığım için olsa gerek Rüzgar sıkıntılı bir nefes verdi. "Gelmek zorunda değilsin, zaten bileti alırken boks maçlarından hoşlanmadığını ve astımını bilmiyordum." Artık biliyordu.
Gözlerim Rüzgar'ı bulduğunda yüzünde düz bir ifade vardı ama gözlerinde gördüğüm şey üzüntüydü. Maçına gelmemi istiyordu, çok istiyordu. Bir maça daha dayanabilirdim, muhtemelen yakın bir tarihte değildi.
"Geleceğim," dedim yumuşak bir tonda.
"Gelecek misin?" diye sordu tatlı bir şaşkınlıkla. "Gerçekten mi?"
"Gerçekten," dedim elindeki bileti alırken. "Ve bu sefer maçını canlı canlı izleyeceğim."
Rüzgar'ın yüzünde içten bir gülümseme belirdiğinde bende gülümsedim.
***
İki gün sonra...
Koluma taktığım çantayla kampüsten çıktığımda hafif hafif yağmur yağıyordu. Hemen eve gitmem gerekiyordu çünkü bugün yağmur yağacağını unutup yanıma şemsiye almamıştım. Sabah aceleyle çıktığım için üzerimde ceket bile yoktu. Bunlar da yetmiyor gibi evden çıkarken cüzdanımı da unutmuştum dolayısıyla eve yürümem gerekiyordu. Tek dileğim yağmurun ben eve gidene kadar hızlanmamasıydı. Yarım saat gibi bir yürüme yolum vardı.
Okuldan çıkalı beş dakika oldu mu bilmiyorum ama yağmur çoktan hızlanmıştı. Daha yolu yarılamamıştım bile! Adımlarımı hızlandırdım. Şimdiden sırılsıklam olmuştum.
Kaldırımdan yürürken yanımdan hızla geçen araba üzerime su sıçratınca gözlerim büyüdü. Zaten ıslanmıştım bir de bu eklenmişti. Ağlamak istiyordum. Üzerime su sıçratan arabaya bakarken "Aptal herif," diye homurdandım.
Bıkkınlıkla yürümeye devam ettiğimde yanımda bir araba durdu. Arabanın içinden inen tanıdık adamı görünce dudaklarım aralandı. Rüzgar...
Rüzgar'ın bakışları sırılsıklam halimde gezindiğinde "Lavin, bu halin ne?" dedi şaşkınlıkla. "Hasta olacaksın."
"Cüzdanımı da şemsiyemi de evde unutmuşum, çekette giymemiştim sonuç bu."
Omzumdaki çantayı alıp kendi omzuna taktı. Kendi ceketini bana giydiren Rüzgar'ı izlemekle yetindim. Üzerimde Rüzgar'ın ceketi vardı. "Hadi Lavin ıslanıyorsun, hasta olmanı istemiyorum." Bakışlarım donuklaştı, beynimde sadece bir cümle yankılandı.
"Yağmurun altında kal Lavin," demişti abim bir keresinde. "Islan da hasta ol.." O gün çok ıslandım, hasta da oldum.
"Lavin," diyen Rüzgar'ın sesiyle toparlanarak arabaya doğru ilerledim. Kapıyı açacaktım ki Rüzgar benden önce davranıp kapımı açtı. Rüzgar'a tebessüm ederek arabaya bindiğimde çantamı da bana verip kapımı kapattı.
Rüzgar'da arabaya binince bildiğim yollardan geçerek eve sürmeye başladı.
Akıp giden yolu izlerken aklıma gelen şeyle bakışlarımı araba süren Rüzgar'a çevirdim. "Rüzgar biz neden sürekli karşılaşıyoruz?" diye sordum.
Bakışları kısa bir an beni buldu. "Antrenman salonumla aynı semtte olduğun için olabilir mi?"
"Doğru," diye mırıldandım. Bakışlarımı Rüzgar'dan çekiyordum ki sağ bileğindeki ince kırmızı ip dikkatimi çekti. İstemsizce gülümsedim, çıkarmamıştı.
Bakışlarımı kendi bileğime çevirdim aynı ip bende de vardı. Aslında bileğime bağlamak yerine cüzdanımda tutardım çünkü ne zaman bileğime bağlasam hep kopuyordu. Ama bu sefer tekrardan bileğime bağlamıştım.
Kollarımı göğsümde birleştirerek Rüzgar'ın deri ceketine sarıldım. Burnuma dolan erkeksi kokuyla gözlerimi kapatmamak için direndim. Çok güzel kokuyordu.
Rüzgar, "Astımın doğuştan mı?" diye sorunca kafamı sol omzuma yatırarak ona bakmaya başladım. "Hıhım," diye mırıldandım. "Doğuştan."
Araba kırmızı ışıkta durunca bana döndü. "Köpeğin var astımın için tehlikeli değil mi?" Sesi sanki endişeleniyor gibi çıkıyordu ya da ben kendi kendime gelin güvey oluyordum.
Rüzgar'ın hatırlattığı şeyle yüzüm düştü. "Tehlikeli, dün randevum vardı doktorum bir köpekle aynı evde yaşamama karşı astımım tetiklenip duruyor."
Yeşil ışık yanınca Rüzgar bakışlarını benden çekerek arabayı sürmeye devam etti. "Ne yapacaksın?"
"Karamel'i barınağa bırakmak zorundayım, çevremde sahiplendirebileceğim biri yok." Dün bunun için saatlerce ağlamıştım. Karamel benim her şeyimdi çok alışmıştım ona ama sağlığım söz konusuydu. Ne kadar önlem alırsam alayım beş krizimden en az biri Karamel yüzünden oluyordu.
"Eğer Karamel'e yeni bir sahip arıyorsan ben birini biliyorum."
Umut ışığım olan bu cümleyle başımı omzumdan kaldırdım. "Kim?"
Bakışları beni bulduğunda "Ben," dedi ve tekrar yola döndü.
"Sen?" dedim şaşkın şaşkın. "Sen mi sahipleneceksin Karamel'i?"
"Sen kabul edersen neden olmasın?" Oldukça ciddiydi. Karamel'i istemesi beni mutlu etmişti çünkü barınağa bırakırsam içim rahat etmezdi.
"Olur," dedim gülümseyerek. "Ama istediğim zaman Karamel'i görebileceğim."
"Emrin olur, ne zaman istersen görebilirsin."
Derin bir nefes alarak yolu izlemeye başladım. Karamel konusunda için rahatlamıştı. Rüzgar'ın Karamel'e iyi bakacağını biliyordum.
Bir süre sonra araba apartmanın önünde durunca kucağımdaki çantayı koluma takarak arabadan indim. Yağmur az az yağmaya devam ediyordu. Rüzgar'da benimle birlikte arabadan inmişti. Apartmanın kapısının önünde durdum üstü kapalı olduğu için yağmur gelmiyordu. Rüzgar'da tam karşımda durdu.
"Teşekkür ederim." dedim tebessüm ederek. "Gelmeseydin çoktan üşütmüş olacaktım. " dememle öksürmem bir oldu.
"Ah Lavin ah," dedi Rüzgar kafasını iki yana sallarken. "Hadi geç içeriye saçlarını kurut sırılsıklamsın hâlâ."
Omzumdaki çantayı düzelttim. "Ben şimdi sıcak bir şeyler içerim hasta olmam merak etme."
"Hadi geç içeri," dedi yumuşak bir tonda. "Üşütme daha fazla."
Tebessüm ederek kafamı salladım. "Görüşürüz." Görüşecektik biliyordum.
Gülümsedi. "Görüşürüz."
Ben eve girerken Rüzgar'da arabasına binmişti. Kapıyı kapatmadan arabasında olan Rüzgar'a gülümsemiştim. Gülümsememe karşılık o da gülümsemişti.
Asansöre binip üçüncü katta indim. Eve girdiğimde tanıdık ses beni karşıladı. "Evimin sultanı, hoş geldin."
"Hoş buldum." dedim ayakkabılarımı çıkartırken. Deren yanıma gelince şaşkın şaşkın ıslak halime baktı. "Kız Lavin bu halin ne böyle? Sırılsıklam olmuşsun." Bu bir de kurumuş halimdi, arabada klima açık olduğu için üzerim kurumuştu.
"Her şeyi evde unutmuşum cüzdanım, ceketim, şemsiyem... Neyseki Rüzgar'la karşılaştım o bıraktı eve."
Deren üzerimi işaret etti. "Cekette Rüzgar'ın sanırım." Ceket? Tabii ya Rüzgar'ın ceketi. Arabadan inince vermeyi unutmuştum. "Evet Rüzgar'ın, verecektim unutmuşum."
"Neyse boşver şimdi ceketi geç saçlarını kurut bende sana sıcak bir şeyler hazırlayayım."
***
Deren'le birlikte akşam yemeği yemiştik. Bulaşıkları topla derken hava çoktan kararmıştı. Tahmini bir yarım saat önce de Tuna gelmişti. Şimdi birlikte oturmuş sohbet ediyorduk. Yani onlar ediyordu, ben telefona bakmakla meşguldüm.
Dizlerimi kendime çekmiş bir şekilde koltuğun kenarına sinmiştim. İnstagram'da dolaşırken karşıma Rüzgar'ın geçen gün paylaştığı fotoğraflar çıktı. Günlük hayatından ve boks maçlarından birkaç fotoğraf paylaşmıştı. Fotoğrafları tek tek inceleyip kaydırırken gülümsedim. Rüzgar gerçekten dışarıdan göründüğü gibi bir insan değildi. Hatta röportajda kendine söylediği pamuk gibi adamım lafıda böyle giderse doğru çıkacaktı.
Deren, "Neye gülüyorsun sen yine?" diye sordu ciddi bir ifadeyle.
"Hiiiç" dedim i harfini uzatarak. "Komik şeyler çıkıyor karşıma." Hayır, komik şeyler çıkmıyordu gülmeme sebep olacak bir insan çıkıyordu.
"İyi öyle olsun," Deren, Tuna'yla konuşmaya devam edince bende telefonuma geri döndüm.
Rüzgar'ın paylaştığı fotoğrafların hepsine tek tek bakmıştım. Elim istemsizce yorumlara gitti. En üstteki yorumlar Rüzgar'ı takdir eden ünlülerdi ama alttakiler... Birkaç yorumu okumaya başladım.
"Bu nasıl bakış ya kalbim hızlandı..."
"Ben bu adama hastayım hastaaa."
"Attığın yumruklar kalbime geliyor haberin olsun"
"Biri beni tutabilir mi bayılacağım"
"BU ADAM GERÇEK OLAMAZ"
"Allah’ım sabır ver bu nasıl yakışıklılık"
"Yok artık be!" dedim kendi kendime. Adamla resmen aşk yaşıyorladı.
"Ne oldu?" diye sordu Tuna merakla.
"Aaaa," dedim dayanamayarak "Bir salın ama beni."
Deren hayret eder gibi konuştu. "Tövbe estafurullah, kızım iyi misin sen?"
"Değilim, boğazım ağrıyor." dedim oturduğum yerden kalkarken. "Odama gidiyorum yatacağım." Yalan değildi sıcak bir şeyler içmiştim ama boğazımda gribin habercisi olan bir ağrı vardı.
Deren ve Tuna aynı anda konuştu. "Bu saatte?"
"Eve-" diyemeden zil çaldı. Bir bu eksikti bu saatte zil çalıyorsa gelen üst komşudan başkası değildi.
Kapıyı açarken "Yine ne ol-" diyemeden lafım ağzıma dıkıldı. Gelen üst komşu değildi, Rüzgar'dı...
Karşımdaki adama şaşkın şaşkın bakarken "Rüzgar," diye fısıldadım. Ben bu adamı görünce neden hep aynı tepkiyi veriyordum?
"Lavin," dedi benim gibi fısıldayarak. "Müsait misin?"
Tam kafamı sallıyordum ki bakışlarım ördekli pijamama düştü, hayır ya! Rezil oldum rezil!
"Iııı," diye bir şeyler gevelerken en sonunda "Müsaitim." deyiverdim. Kapıma kadar gelen insanı geri çeviremezdim sonuçta değil mi?
Rüzgar içeriye girerken içeriden Deren'in "Kim gelmiş?" diye bağıran sesi duyuldu. Ben cevap vermeden kendisi hole gelmiş ve yanımdaki Rüzgar'ı görmüştü. "Rüzgar? Bu saatte?"
"Lavin bıraktığımda pek iyi değildi merak ettim." dedi Rüzgar bana bakarken. Ben ona bakmasam bile bakışlarını hissetmiştim.
Deren kafasını salladı. "Geç bari içeriye."
Rüzgar, salona gidince bende arkasından gidiyordum ki Deren önüme geçerek gitmeme engel oldu. "Sen yatıyordun sanki en son?"
Yalancı bir şaşkınlıkla gözlerimi büyüttüm. "Kim, ben?"
"Evet sen,"
"Aaa Deren, adam benim için gelmiş gidip yatayım mı? Ayıp olur bir kere ayıp." Kimse bahanemi sorgulamasındı gayet mantıklı bir bahaneydi.
Rüzgar Bayraktar
Lavin'i evine bıraktıktan sonra aklım onda kalmıştı ve sonuç olarak olduğum yer Lavin'in eviydi. Deren'i görmek beni şaşırtmamıştı çünkü aynı evde kaldıklarını biliyordum. Fakat salona girince gördüğüm herif fazla beklenmedikti. Bunun ne işi vardı bu saatte burada? Hep geliyor muydu?
"Rüzgar Bayraktar?" dedi kaşlarını kaldırarak. "Hayırdır bu saatte?"
"Ne varmış saatte?" dedim koltuklardan birine otururken. "Senin yalnız yaşayan iki kızın evinde olman sorun değil de benim gelmem mi sorun?"
Tuna bir şey diyemeden Lavin ve Deren içeri girdi. Lavin'in üzerindeki ördekli pijamaya bakarken yüzümde yarım bir gülüş belirdi ama hemen toparladım.
Bir süre sonra Deren hepimize çay koymuştu. Tuna bir şeyler anlatırken benim bakışlarım karşı koltukta oturan Lavin'deydi. Tuna'nın anlattığı komik şeylere -ki bence komik hiçbir yanı yoktu- gülüyordu. Lavin kafasını omzuna yatırıp güldükçe hem içim gidiyordu hem de kendime kızıyordum. Ben Lavin'i hiç bu kadar güldürmemiştim.
Tahmini bir on dakika sonra Tuna'nın telefonu çalmış ve acilen gitmesi gerekmişti. Deren'de çay koymaya gitmişti. Yani Lavin'le tek kalmıştık.
"Boğazın nasıl?" diye sordum kollarımı göğsümde birleştirirken.
Yüzünde varla yok arası bir gülümseme belirdi. "Biraz ağrıyor ama sıcak bir şeyler iyi geldi."
Lavin'in bakışları bileğime düştü. Muhtemelen bağladığı ipten bahsediyordu. "Çıkarmamışsın." Sanki içten içe çıkarmamam hoşuna gitmişti.
"Çıkarmayacağımı söylemiştim."
"Ya koparsa?"
"Şansımı farklı yerde ararım." Yani onda...
Dudakları aralandı ama diyecek bir şey bulamamış gibi geri kapandı. En son kafasını sallayıp "Anladım." demekle yetindi.
Bir süre sonra Deren gelmiş ve çaylarımızı içmiştik. Saatte geç olmuştu, gitsem iyi olacaktı.
"Ben kalkayım artık." dedim ayaklanırken. Lavin ve Deren beni kapıya kadar geçirmişti.
"Görüşürüz Rüzgar," dedi Lavin içten bir gülümsemeyle.
"Görüşürüz," dedim gülümsemesine karşılık verirken.
Deren'e de görüşürüz deyip evden çıkmıştım. Arabama doğru yürürken arkamdan Lavin'in "Rüzgar," diyen sesini duymayı beklemiyordum. Önce omzumun üzerinden Lavin'e baktım sonra da tamamen ona doğru döndüm. Lavin yanıma gelip tam karşımda durdu. "Karamel," dediğinde elleriyle oynadığı gözümden kaçmadı. "Ne zaman alacaksın? İstersen yarın ya da sonra."
"Bilmem, ne zaman istersen olur."
Kafasını salladıktan sonra kısa bir süre sessiz kaldı. Sonra gülkurusu dudakları tekrar aralandı. "Ceketin bende kaldı, getireyim mi?" diye sordu masumca. Ne kadar tatlı göründüğünün farkında mıydı?
Dilini damağıma vurarak cıkladım. Kısık bir sesle "Yorulma boşuna," diyerek aramızdaki mesafeyi biraz daha kapatarak Lavin'in önüne gelen saçını usulca geriye ittim. "Yabancı değilsin, kalsın sende." Elimi kumral tutumlarından çekerken pembeleşmiş yanaklarını görmek yüzümde bir tebessüm belirmesine neden oldu.
Lavin'in parlayan yeşillerine bakarken "İyi geceler." dedim. Sesimi duymasıyla kendine gelmiş gibi başını iki yana salladı. Derin bir nefes alıp gülümsedi. "İyi geceler." Elleriyle oynadığı dikkatimden kaçmadı. Onu heyecanlandırmak hoşuma gidiyordu. Neden mi? Bilmiyorum.
Lavin eve giderken bende arabama doğru yürüdüm.
İkimizde yarın sabah karşılaşacağımız şeyden habersizdik...
Bölüm etkileşimi
