MÜHÜRLÜ AŞK kitap kapağı

32. bölüm / 51

MÜHÜRLÜ AŞK

Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler

Vaveyla Yazarı: Meloria 🌷

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler
  1. 1 Bölüm:1 Kimsin Sen?2.283 kelime
  2. 2 Bölüm:2 Röportaj1.843 kelime
  3. 3 Bölüm:3 İlk Mesaj1.716 kelime
  4. 4 Bölüm:4 Gözlerin Diyorum1.972 kelime
  5. 5 Bölüm:5 Takip İsteği1.651 kelime
  6. 6 Bölüm:6 Tesadüfün Böylesi1.638 kelime
  7. 7 Bölüm:7 Olan Var Olmayan Var1.835 kelime
  8. 8 Bölüm:8 Unutulmayan Anılar1.712 kelime
  9. 9 Bölüm:9 Boks Maçı1.585 kelime
  10. 10 Bölüm:10 Habersiz Çekim1.729 kelime
  11. 11 Bölüm:11 Magazin Haberi2.106 kelime
  12. 12 Bölüm:12 Anlaşmalı Evlilik1.803 kelime
  13. 13 Bölüm:13 Kendini Belli Eden Duygular2.808 kelime
  14. 14 Bölüm:14 Kıskançlık2.222 kelime
  15. 15 Bölüm:15 İtiraf Edilen Gerçek1.887 kelime
  16. 16 Bölüm:16 Sarılabilir Miyim?1.949 kelime
  17. 17 Bölüm:17 İlk Defa "Biz" Gibi1.614 kelime
  18. 18 Bölüm:18 Saklanmayan Hisler1.760 kelime
  19. 19 Bölüm:19 Yeni Hayata Atılan İlk Adım2.508 kelime
  20. 20 Bölüm:20 Geçmişin Bıraktığı Hasar2.342 kelime
  21. 21 Bölüm:21 Sürpriz2.513 kelime
  22. 22 Bölüm:22 Sendeleyen Gece2.466 kelime
  23. 23 Bölüm:23 Zaferin En Güzel Hâli2.493 kelime
  24. 24 Bölüm:24 Sürpriz Misafir1.689 kelime
  25. 25 Bölüm:25 Geçmişten Gelen Fısıltı1.831 kelime
  26. 26 Bölüm:26 Sahiplenişin Sessiz Hâli1.866 kelime
  27. 27 Bölüm:27 Mutluluğun Son Demleri1.860 kelime
  28. 28 Bölüm:28 Sınırlandırılmış Sevgi1.800 kelime
  29. 29 Bölüm:29 Örülen Duvarlar1.805 kelime
  30. 30 Bölüm:30 Kırılma Noktası2.226 kelime
  31. 31 Bölüm:31 Gün Yüzüne Çıkan Gerçekler2.152 kelime · Okuduğun bölüm
  32. 32 Bölüm:32 İddianın Sonucu1.895 kelime
  33. 33 Bölüm:33 Benim Hikâyem1.799 kelime
  34. 34 Bölüm:34 Büyük Karşılaşma1.959 kelime
  35. 35 Bölüm:35 Yeniden Biz1.843 kelime
  36. 36 Bölüm:36 Tek Taş1.643 kelime
  37. 37 Bölüm:37 Kamp2.326 kelime
  38. 38 Bölüm:38 Senin Olduğun Güzel Anlar1.983 kelime
  39. 39 Bölüm:39 Küçük Çatlak2.149 kelime
  40. 40 Bölüm:40 Büyük Çatlak2.120 kelime
  41. 41 Bölüm:41 Cevaplanmayan Çağrı2.045 kelime
  42. 42 Bölüm:42 Özlem1.743 kelime
  43. 43 Bölüm:43 Gülümseyin Çekiyorum1.926 kelime
  44. 44 Bölüm:44 Sessiz İyilik1.776 kelime
  45. 45 Bölüm:45 İyi Ki Doğdun Mucizem1.927 kelime
  46. 46 Bölüm:46 Şimdiden Özledim1.524 kelime
  47. 47 Bölüm:47 Ayrı Geçen İlk Gece1.645 kelime
  48. 48 DUYURU146 kelime
  49. 49 Bölüm:48 Yeni Mucize1.729 kelime
  50. 50 Bölüm:49 Hafifleyen Özlem1.582 kelime
  51. 51 Bölüm:50 Dünya Şampiyonu1.208 kelime

Bu bölüm, haftanın ikinci bölümü normalde salı ve cumartesi atıyorum biliyorsunuz ama bazen böyle sürprizler olabiliyor. Bunu da genelde tik tok hesabımda söylüyorum. Aynı zamanda bölümden önce spoiler, alıntı, edit paylaştığım da oluyor. Tik tok hesabımı da takip ederseniz sevinirim. Ordan da geri kalmayınnn.
Tik Tok hesabım:elissss_53
Hepinize keyifli okumalarrr♡♡
***
Eğer konu sevdiğiniz insansa hep kalbinizi dinlerdiniz. Tabii bazı istisnasi durumlar hariç. Mesela sevdiğinizi korumanız gerekiyorsa dinlemeniz gereken kalbiniz değil aklınız olmalıdır. Çünkü kalbinizi dinlemeyi seçer ve onu korumak için ondan uzaklaşırsanız asıl zararı o zaman vermiş olurdunuz.
Ama aklınızı seçerseniz...
İşte o zaman doğru olanı yapmış olurdunuz. Çünkü akıl; duyguları karıştırmaz, mümkün mertebede en doğru olanı gösterirdi.
Ama benim kalbimde aklımda aynı şeyi söylemişti. Mert'in tehdidine boyun eğerek Rüzgar'ı korumak adı altında ona zarar vermemiştim. Çünkü biliyordum ki ondan uzak kalırsam o zaman ona en büyük zararı verirdim. Ama ondan uzak kalacağımı bilip bana ayak uydurursa? İşte işler o zaman değişirdi.
Yaklaşık 1 buçuk hafta önce...
Koltukta her şeyden habersiz uyuyan Rüzgar'ı gördüğümde yanına doğru ilerledim. Artık bir şeyleri bilmesi gerekiyordu. Az önce kapının önüne gelen Mert'le konuşmuştum şimdiyse ona her şeyi anlatma vaktiydi. "Rüzgar!" omzuna dokunarak onu uyandırmaya çalıştım. "Rüzgar, uyan!"
Kaşları hafifçe çatıldı, gözleri ağır ağır aralandığında yüzünü ovuşturarak kendine gelmeye çalıştı.
Mahmur bakan gözleri beni bulduğunda "Pıtırcık," diye mırıldandı ama yüzümdeki endişeyi fark etmiş olacak ki uykulu halinden hızla koparak "Ne oldu?" diye sordu. Elleri yüzümü kavradığında "İyi misin?" dedi bu sefer.
Rüzgar'ın yüzümdeki ellerini yüzümden çekerek tuttum. "İyiyim, ama sana bir şey söylemem gerekiyor." Sesim oldukça çekingen çıkıyordu.
Kaşları yukarıya doğru büküldü. "Lavin, beni endişelendiriyorsun."
Uzatmadan, tek nefeste konuştum. "Ben senden bir şey sakladım." Rüzgar'ın kaşları hafifçe çatıldığında bakışları değişti. "Bakma bana öyle," derken gözlerimi kaçırdım. Kızacak gibi bakıyordu.
"Ne sakladın?" dedi sakinliğini koruyarak.
Derin bir nefes verdiğimde nasıl anlatacağımı bilmiyordum. "Benim bir üvey abim var." dedim tek nefeste. Rüzgar'ın ifadesiz bakan yüzüne tedirginlikle baktım. "Niye söylemedin diye kızma, hiç iyi anılarımız yok ondan bahsederek seni de üz-" Ellerini avcumdan çıkardığında kelimelerim boğazıma sıralandı. Kızacaktı, neden söylemedin diyecekti, bana güvenmiyor musun diyecekti...
Fakat Rüzgar beni yine şaşırttı. "Kızmadım," dedi kısık bir tonda. "Sadece... Bilmiyorum. Söyleyebilirdin."
Elimi Rüzgar'ın yanağına yerleştirdim. "Bilmiyorum söyleyebilirdim hatta söylemeliydim de." dedim yatıştırıcı bir sesle. "Ama şuan daha büyük bir sorunumuz var."
Rüzgar'dan uzaklaşarak masanın üzerindeki telefonumı aldım ve Mert'in yaklaşık bir saat önce gönderdiği videoyu açtım. Rüzgar, çatılan kaşlarıyla elimden telefonu aldı. O videoyu izlerken bende birkaç açıklama yapmaya başladım. "Bana karşı kin dolu bir üvey abim var. Adı Mert. Benim ifademle hapse gitmişti. Geçenlerde tahliye olmuş ve benden intikam almak istiyor. Daha doğrusu mutluluğumu yani seni istiyor."
Rüzgar elindeki telefonu kaldırdı ve "Bununla mı yapacak?" dedi videoyu kastederek.
"Basına sızdırmayı falan düşünüyor, kariyerini zedelemek istiyor." Anlatırken kendimi ona karşı o kadar mahçup hissediyordum ki. İsterdim ki tek başıma halledeyim ama Rüzgar'ı üzmemem için her şeyi bilmesi gerekiyordu.
Rüzgar kafasını sallayarak videoya kısa bir süre daha baktı. "Yapabilir, imankansız değil." Telefonu bir kenara bıraktı. "Sen nereden öğrendin bunu planladığını."
İşte şimdi işler değişmişti. Kızmadı diye rahatlamıştım ama şimdi gerçekten kızacaktı. Başkasından öğrendim sanıyordu.
"Rüzgar..." dedim yutkunarak.
"Lavin," dedi söylememi istercesine.
Zar zor "Mert az önce buradaydı," demeyi başarmıştım.
Rüzgar'ın yüzü anında gerildi, "Az önce burada mıydı?" derken sesi eskisi gibi sakin çıkmıyordu. Ayağa kalktığında "Ne dedi sana?" dedi sinirle solurken. "Bir şey mi yaptı Lavin?!"
Hızla ayağa kalktığımda önüne geçtim, "Bir şey yapmadı." derken sesim neredeyse titriyordu. "O bana zarar veremez."
"Beni nasıl uyandırmazsın!" Sesiyle irkildiğimde Rüzgar'ın ellerini tuttum. "Sakin ol, ben iyiyim."
Gözlerini yumarak derin bir nefes aldığında "Ne dedi sana?" diye tekrarladı sorusunu.
Boğazımın düğümlendiğini hissederek "Senden uzak durmamı iste-" diyordum ki Rüzgar yüksek çıkan sesiyle "Nerede o!" diye bağırdı.
Ellerini ellerimden çekerek yanımdan geçip kapıya doğru yürüdüğünde hızla önüne geçtim. Kalbim korkudan hızlanmıştı. Mert'ten korktuğum için değildi, Rüzgar'ın zarar görmesini istemediğim içindi.
"Hayır Rüzgar," dedim kolunu tutarak. "N'olur..." derken gözyaşlarıma engel olmaya çalışıyordum. Mert'in istediğini ona verecektim ama Rüzgar'ın onu dövmesine izin vererek değil.
Yüzündeki öfke gram azalmazken "Lavin..." dedi ama konuşmasına izin vermedim. "Anla beni lütfen." Gözyaşlarım artık onu bulanık görmeme neden oluyordu. "Onun istediği bu. Ona saldırmanı istiyor çünkü senin kariyerini zedelerse benimde üzüleceğimi biliyor. Eline daha fazla koz veremeyiz." Rüzgar'ın omuzları, benim de direndiğim gözyaşlarım düştü. "Lütfen," dedim bir kez daha.
Derin bir nefes aldığında bir eliyle yüzünü sıvazladı. Gözleri yere odaklandığında elimi yavaşça kolundan çektim. Gözdemden düşen damlaları takip etti bir süre. Gözyaşlarımı usulca silerken, "Tamam." dedi kısık bir sesle. "Gitmeyeceğim, burdayım."
Tuttuğum nefesimi verdim ama yine de rahatlayamadım. Mert'in bir istediğini engellemiştim ama diğer isteğini ona vermeliydim.
***
Birlikte koltuğa uzanmışken "Bu saçmalık," dedi Rüzgar. "Bırak ben halledeyim şunun işini."
"Rüzgar!" dedim kızarak. "Mert'in sorunu benle ve benimle uğraşmaması gerektiğini ben ona göstereceğim."
Rüzgar beni biraz daha göğsüne çekti. "Ben göstersem karımla uğraşmaması gerektiğini?"
"Bu zevki seninle paylaşamayacağım kusura bakma." Bir saate yakın bir süredir Rüzgar'ı ikna etmeye çalışıyordum ama nafile, inadı tutmuştu.
Saçlarımı okşarken, "Ne yapacağız?" diye sordu.
"İstediğini ona vereceğiz, bir hadi bilemedim bir buçuk hafta birbirimizden uzak kalmalıyız."
Rüzgar yoğun bir sitemle "Hayatımda daha sikik bir şey görmedim," diye homurdandı. "Beş dakika görmesem özlüyorum ben seni, nasıl dayanacağım o kadar?"
"Aynı evin içerisindeyiz zaten," dedim Rüzgar'ı ikna etmek adına. "Mert bizi göremeyecek ki." Bunu söylerken Mert'in kameraları hackleyeceğini düşünmemiştim.
"Mert'ten gelen bütün hamleleri savunmak için bunu yapmak zorundayız, en zararsız şekilde kurtulmanın yolu bu."
Rüzgar, oflarcasına nefesini verirken "İyi tamam," dedi istemeyerek. "Sırf sen istiyorsun diye bu saçmalığı kabul ediyorum."
Başımı kaldırıp Rüzgar'ın yanağına bir öpücük bıraktım. "Teşekkür ederim."
Günümüz...
Birbirimize hasret bir şekilde sarılırken Rüzgar'a sarılmayı ne kadar özlediğimi fark etmiştim. İçim resmen kıpır kıpırdı. Başımı geriye çekerek Rüzgar'ın yüzüne baktım. İçten bir gülümsemeyle ona bakarken aynı yüz ifadesi onda da vardı.
Çok geçmeden dudaklarımız birleşmiş kendimizi yoğun bir öpücüğün içinde bulmuştuk. Elim Rüzgar'ın ensesini kavradığında ayaklarım yerden kesildi ve bacaklarımı Rüzgar'a doladım. Düşmemem için bir eliyle kalçamı tutarken diğer eli sırtımda geziniyordu.
Dudaklarımız ayrıldığında alınlarımız birbirine yaslıydı. "Çok özledim diye fısıldadı," yoğun duygu taşıyan sesiyle. "Aynı evin içinde kendini özletmeyi başardın Lavin."
"Niye öyle diyorsun?" dedim çocuk gibi. "Ben hiç özlemedim mi sanki, bende özledim."
Rüzgar'ın sırtımdaki eli saçlarımı okşamaya başladığında içimde büyük bir huzur vardı. Saçlarımı okşamasını özlemiştim. Dudaklarına yaklaşıp Rüzgar'ı öptüm ama sadece öpmüştüm. Rüzgar'ın afallamış yüzüne bakarken kıkırdadım. Daha uzun bir öpücük beklemişti.
Gözlerini kısarak bana bakan Rüzgar'a kıyamamıştım. "Tamam tamam, bakma bana öyle." dedim. Bunu yapmamı hiç sevmiyordu, ama ben çok eğleniyordum.
Dudaklarımız tekrar birleşmiş, bir süre sonra nefes nefese birbirimizden ayrılmıştık.
Bir süre birbirimizi izledik. Rüzgar ellerini belime sıkıca yerleştirerek beni havaya kaldırdığında bacaklarımı çözmüştüm. Saçlarım aşağıya doğru sarkarken çocuk gibi gözüküyordum. Rüzgar'a havadan bir öpücük attığımda ikimizinde yüzündeki gülümseme genişledi.
Rüzgar dikkatlice beni indirdiğinde ayaklarım yere temas etti. "Lavin," derken yüzündeki gülümseme yavaşça silinmişti. "İstemeyerek söylüyorum ki antrenmanım var."
Gülümsemeye çalışarak "Olsun," dedim. "Bizde akşamı birlikte geçiririz."
Rüzgar sıkıntılı bir nefes verdi. "Erteleme imkanım olsa erteleyeceğim ama şu olaylar yüzünden bir türlü odaklanamadım, berbat bir durumdayım."
"Sorun yok, gerçekten," dedim samimiyetle. "Hem ben de şirkete gideceğim. İlk günden geç kalmak olmaz değil mi?" Rüzgar'a göz kırptığımda sonunda güldü. Şirkette işe başladığımı biliyordu, evde uzak olduğumuz mesajlaşmamızı engellememişti. Sadece dikkat çekmemek için mesajlarımıza biraz geç cevap vermiştik o kadar.
Rüzgar, usulca yanağımı okşadığında dudaklarıma kısa ama mükemmel bir öpücük bıraktı. "Akşam sendeyim," derken teslim olmuş gibiydi.
"Ben de sendeyim," diye mırıldandım. Sonra aklıma gelen şeyle gözlerim ışıldadı. "Az kalsın unutuyordum, arabamı gördün mü!"
Rüzgar'ın kaşları belli belirsiz çatıldı ama yüzümdeki gülümseme onuda gülümsetmişti. "Araban mı?"
Neşeyle "Evet," derken Rüzgar'ın bileğini tutmuş ve onu dışarıya sürüklemiştim.
Arabam görüş hizamıza girince, "Çok güzel değil mi?" dedim.
Rüzgar, arabanın kaputuna birkaç kez vurdu. "Tam senlik bir şey bu," derken arabayı inceliyordu. "Gezdireceksin değil mi beni?"
"Gezdiririm tabii."
Uzun uzun arabamı Rüzgar'a anlatmış sonra da o antrenmana ben de şirkete gitmiştim.
Şirketteki ilk günüm güzel geçmişti. Hatta işlerimi hızlı hızlı bitirmeye çalışarak erken çıkmıştım. Hava kararmak üzereydi Rüzgar yaklaşık bir saate gelirdi.
Bizim için harika bir akşam yemeği hazırlamıştım. Masaya şamdanları yerleştirdikten sonra mumlarıda üzerine koydum ama yakmadım. Masaya kurumuş gül ysprakları serpiştirdikten sonra tabaklarda yemek varmış gibi hayâl ettim.
"Güzel oldu güzel," diye mırıldanırken önlüğümü çıkarmış hızlıca üst kata çıkmıştım.
Soluğu giyinme odasında aldığımda gözlerim elbiselerin üzerinde geziniyordu. Gözüme ilk çarpan beyaz saten elbiseyi askıdan çıkardım.
Uzun elbisenin sırtımdaki iplerini çekip bağlamak benim için zor olmuştu ama sonunda güzel bir görüntü yakalamıştım. Elbise belimi sıkıca sarıyor, etek kısmı dökümlü duruyordu.
Açık saçlarımın bir kısmını yana yatırdıktan sonra hazır sayılırdım. Son olarak makyajımı tazelemiş ve aşağıya inmiştim.
Saati kontrol ettiğimde Rüzgar'ın gelmesine çok az kaldığını fark ettim. Hazırlanırken fazla oyalanmış olmalıydım.
Yemekleri tabaklara koyduktan sonra tam mumları yakmıştım ki zil çaldı. Elimdeki çakmağı bırakarak mutfaktan çıktım. Yüzümdeki gülümsemeyle kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm manzarayla kıkırdadım. "Hoş geldin," dedim neşeli neşeli.
Rüzgar elindeki şakayık buketini yüzünün hizasına getirerek yüzünü gizlemişti. "Lütfen doğru tahmin ettiğimi söyle,"
Kaşlarım belli belirsiz çatıldı. "Neyi?"
Hâlâ çiçekleri yüzünden çekmemişti, "Çiçekler diyorum." dedi. "Elbisenle aynı renk mi?"
Bahsettiği şeyi anlayarak şakayıklara baktım. Beyaz şakayıklar elbisemle aynı renkti. "Sen bakmaya ne dersin?" dedim gülümseyerek.
Rüzgar, buketi hafifçe yana yatırdığında sadece bir gözü gözükmüştü. Elbisemin beyaz olduğunu görünce oh çekerek çiçekleri yüzünden çekti ama bakışlarını benden çekmedi.
İçeriye girmesini bekledim ama o sadece beni inceliyordu. "Rüzgar," diye mırıldandım.
"Hm?" gibi bir ses çıkardığında gözleri hâlâ üzerimdeydi.
"Kapıda mı bekleyeceksin?" diye sordum.
Gözleri gözlerimi bulduğunda derin bakışları kalbimi hızlandırmaya yetti. "Eğer karşımda senin gibi bir manzara varsa cehennemde bile beklerim."
Yanaklarımın kızardığını hissederken, "Şapşal," diye mırıldandım. Ne diyeceğimi bilememiştim. "Hadi, yemekler soğuyacak."
Rüzgar, iç çekerek bakışlarını benden ayırdığında çiçekleri bana uzattı.
Buketi resmen kucakladığımda burnumu şakayıklara yaklaştırdım ve güzel kokularını içime çektim. "Çok güzeller,"
Ayakkabılarını çıkaran Rüzgar, "Ne kadar güzel olurlarsa olsunlar senin yanında sönük kalıyor." dedi göz kırparak.
"Rüzgar," diye mırıldandım. "Utandırmasana."
Tam karşımda durduğunda omzumdan düşen saçımı nazikçe okşadı. "O şeyi benden isteme," derken gözleri gözlerimdeydi. "Çünkü utanınca yüzünde beliren gülümseme ve kızaran yanakların için feda edemeyeceğim bir şey yok."
Mest olmuş bir şekilde Rüzgar'a bakarken gözlerimin dolmasına engel olamadım. "İyi ki varsın," dedim yüzümdeki tebessümle.
Beni bu kadar sevmesi pahabiçilemez gibi geliyordu.
Çiçekleri bir elime aldım ve kolumu Rüzgar'ın boynuna doladım. Elleri belimi sardığında gözlerimi yumarak kokusunu içime çektim. Onu böyle karşılayacağımı tahmin etmiş antrenmana giderken yanında gömlek ve pantolonda götürmüştü. Özenlice giyinmiş karşıma öyle çıkmıştı. Ben bu adamı çok seviyordum.
Bu sefer, "Hadi," diyen Rüzgar'dı. "Yemekler soğuyacak."
Yemek masasına birlikte oturmuş ve sohbet ederek yemeklerimizi yemiştik. Çatal ve bıçağımı tabağıma bırakıp ayağa kalktığımda Rüzgar'ın bakışları üzerimdeydi.
Telefonumu ses bombasına bağladıktan sonra dans için bir şarkı açmıştım.
Rüzgar, "Gerçekten mi?" diye nazlandığında hızlı adımlarla yanına gittim. "Lütfen," dedim masumca. Bileğini tuttuğumda bakışlarıma dayanamamış tatlı tatlı "Ne yapacağım ben seninle?" diyerek ayağa kalkmıştı.
Oflayarak Rüzgar'a baktım. "Şarkı bitti şarkı, geri otur bakayım." dedim ve telefonumu tekrar elime aldım. Rüzgar sandalyesine geri oturunca şarkıyı başa aldım ve hemen karşısına geçtim. "Bu dansı bana lütfeder misiniz?" derken elimi uzatmıştım.
Rüzgar başını eğerek güldüğünde elimi tutmuş ve ayağa kalkmıştı. "Tam tersi olması gerekmiyor muydu?" Ellerimiz havada birleştiğinde, "Ne fark eder?" dedim umursamazca. "Benim canım böyle istedi."
Rüzgar'ın boştaki eli belimdeyken benim boştaki elim onun omzundaydı. Birbirimizin gözlerinde kaybolurken yerimizde usulca sallanıyorduk.
Rüzgar, elini havaya kaldırdığında etrafımda döndüm ve sırtımı Rüzgar'ın koluna yaslayarak geriye doğru eğildim. Tekrar doğrulduğumda şarkı zaten bitmek üzereydi.
Kollarımı Rüzgar'ın ensesinde birleştirdiğimde onun da kolları belimi sarmıştı. "Rüzgar," dedim içimdeki burukluğu gidermek adına. "İstemeden de olsa anneni hatırlattım, gerçekten özü-" diyordum ki Rüzgar işaret parmağını dudaklarımın üzerine koydu. "Şttt," diye mırıldandığında dudaklarımı birbirine bastırdım.
İşaret parmağını dudağımdan ayırdığında saçlarımı usulca geriye attı. "Güzeller güzelim, bunu daha önce konuştuk."
Hastanedeki konuşmamız aklıma gelince nefesimi sıkıntıyla dışarıya verdim.
Birkaç gün önce...
Doktor odadan çıktığında oflayarak kollarımı göğsümde birleştirdim. Fazla ileri gitmiş, Rüzgar'a annesini hatırlatmıştım.
Kapının açılmasıyla Rüzgar'ın geldiğini görmek bir nebzede olsa içime su serpti. "Rüzgar," diye mırıldandım, "Fazla ileri gittim, anneni hatırlamanı istemezdim özür dilerim."
Söylediğim şeyden hoşlanmadığını belli eden bir yüz ifadesi takındı. "Bu halinle beni mi düşünüyorsun?" derken yanıma gelmiş yatağın kenarına oturmuştu. Gözlerime bakarak derin bir iç çekti. "Gözlerin ağlamaktan kıpkırmızı olmuş, niye yıprattın kendini bu kadar?"
Rüzgar'ın elini tuttuğumda çocuktan farkım yoktu. "Ne yapayım," dedim. "Senden uzak kalmak canımı çok yaktı, o konuşmada üstüne gelince..."
Rüzgar elimi kaldırarak dudaklarına yaklaştırdı ve minik bir buse bıraktı. "Bak Lavin, Mert hakkında bildiğim şeyler sadece senin söylediğin kadar. İstesem fazlasına da ulaşabilirim."
Kafamı iki yana sallayarak bunu yapmasını istemediğimi belirttim. Mert'in yüzünü bilsin istemiyordum, bir yüzü olduğu da şüpheliydi.
"Sırf sen istiyorsun diye senin söylediğin bilgilerle yetiniyorum," diyerek devam etti. "Ama eğer kendine böyle zarar verirsen oyunumuz iptal oldu bil."
Elini daha sıkı tuttum. "Hayır," dedim. "Mert'i ben halledeceğim, seni bulaştırmak istemiyorum. Bir çıkış yolu olsa sana bile söylemeyecektim ama birbirimizi bu kadar severken sana bunu yapamazdım."
Diğer eliyle yanağımı okşadığında gözlerimi kısa bir an yumdum. "Teşekkür ederim." dedi içtenlikle. "Böyle bir şeyi benden saklamadığın için."
"Yapmam gereken buydu."
"Bir şey isteyeceğim." dedi Rüzgar. "Plan başarılı olduğunda Mert'le aranızda geçen her şeyi bana anlatır mısın? En başından beri."
Gözümün önünden film şeridi gibi geçen anıları düşünmemeye çalıştım. Hepsi nefret ettiğim anılarımdı, yıllarca üzerini örtmeye çalışmış yine de başaramamıştım.
"Anlatırım," diye mırıldandım dalgın bir sesle. Bilmeye hakkı vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.028okunma 78beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18