7. bölüm / 47
LEYLA7. Bölüm ✽
Bölümler 47Şu an: 7. Bölüm ✽
- 1 1. Bölüm ✽1.805 kelime
- 2 2. Bölüm ✽2.059 kelime
- 3 3. Bölüm ✽1.235 kelime
- 4 4. Bölüm ✽1.473 kelime
- 5 5. Bölüm ✽1.417 kelime
- 6 6. Bölüm ✽1.903 kelime
- 7 7. Bölüm ✽1.283 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm ✽1.196 kelime
- 9 9. Bölüm ✽1.567 kelime
- 10 10. Bölüm ✽1.259 kelime
- 11 11. Bölüm ✽1.423 kelime
- 12 12. Bölüm ✽1.345 kelime
- 13 13. Bölüm ✽1.061 kelime
- 14 14. Bölüm ✽1.261 kelime
- 15 15. Bölüm ✽1.125 kelime
- 16 16. Bölüm ✽1.257 kelime
- 17 17. Bölüm ✽1.284 kelime
- 18 18. Bölüm ✽1.398 kelime
- 19 19. Bölüm ✽1.323 kelime
- 20 20. Bölüm ✽1.186 kelime
- 21 21. Bölüm ✽850 kelime
- 22 22. Bölüm ✽814 kelime
- 23 23. Bölüm ✽848 kelime
- 24 24. Bölüm ✽674 kelime
- 25 25. Bölüm ✽857 kelime
- 26 26. Bölüm ✽709 kelime
- 27 27. Bölüm ✽954 kelime
- 28 28. Bölüm ✽865 kelime
- 29 29. Bölüm ✽979 kelime
- 30 30. Bölüm ✽1.042 kelime
- 31 31. Bölüm ✽969 kelime
- 32 32. Bölüm ✽1.054 kelime
- 33 33. Bölüm ✽1.122 kelime
- 34 34. Bölüm ✽830 kelime
- 35 35. Bölüm ✽1.019 kelime
- 36 36. Bölüm ✽997 kelime
- 37 37. Bölüm ✽1.264 kelime
- 38 38. Bölüm ✽1.062 kelime
- 39 39. Bölüm ✽1.264 kelime
- 40 40. Bölüm ✽1.418 kelime
- 41 41. Bölüm✽1.379 kelime
- 42 42. Bölüm ✽1.108 kelime
- 43 43. Bölüm ✽1.089 kelime
- 44 44. Bölüm ✽1.240 kelime
- 45 45. Bölüm ✽1.278 kelime
- 46 46. Bölüm✽1.028 kelime
- 47 47. Bölüm ✽1.440 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-7-
Otele vardıklarında Yusuf resepsiyona doğru yürüdü. Görevliye kısa bir şeyler söyledikten sonra en lüks odanın anahtarını alıp Leyla’ya uzattı.
Leyla teşekkür edip anahtarı aldı ve kasaya doğru ilerledi. Tam o sırada Yusuf’un sesi duyuldu.
“Nereye?”
Leyla dönüp sakin bir şekilde cevap verdi.
“Kaç gün kalacaksam, onun parasını vereceğim.”
Yusuf’un yüzü bir anda gerildi.
“Saçmalama,” dedi sinirli bir tonla. “Hadi odana çık, dinlen. Yarın Zelal’i getireceğim.”
Leyla gözlerini devirip bir şey demeden asansöre yöneldi.
Odaya çıktığında ilk işi Cihan’a mesaj atmak oldu.
“Cihan, ben Mardin’e geri döndüm. Şu an Doğanların otelindeyim. Ev bulunca buradan çıkacağım.”
Yarım saat sonra telefonuna mesaj geldi.
“Harbi mi? Burada mı kalacaksın? Yarın seni alayım ev bakalım. Ve Mardin’de başka otel yok muydu Leyla?”
Leyla hemen cevap yazdı.
“Yusuf, arkadaşımın abisi olarak rica etti Cihan.”
Bir süre daha mesajlaştılar. Sonra Leyla duş aldı ve yorgunluktan yatağa uzanır uzanmaz uykuya daldı.
Sabah erkenden uyandı. Hazırlanıp aşağı indi. Otelin restoranına doğru yürürken içerideki kalabalığın arasından bir masada Yusuf’u ve ona el sallayan Zelal’i gördü.
Leyla’nın yüzü aydınlandı. Hızlı adımlarla gidip Zelal’e sarıldı.
“Çok özlemişim seni,” dedi.
Sonra masaya oturdu.
“Yusuf, izin verirsen bugün Zelal’i alıkoyacağım.”
Yusuf omuz silkerek kahvesinden bir yudum aldı.
“Al al… Hatta her gün sende kalsın. Ben kendisinden bıktım.”
Zelal gülerek Yusuf’a baktı.
“Ya abi!”
Leyla’nın aklında başka bir plan vardı. Zelal ve Cihan’ı bir araya getirmek.
Bir süre sonra Leyla ve Zelal masadan kalktı. Otelden çıktılar. Biraz uzaklaştıktan sonra Leyla gizlice Cihan’a mesaj attı.
Yirmi dakika sonra siyah bir araba önlerinde durdu.
Direksiyon başında Cihan vardı.
Cihan ve Zelal birbirini görünce şaşkınlıkla donup kaldılar. Ardından ikisi de aynı anda Leyla’ya baktı.
Leyla sırıtarak ellerini kaldırdı.
“Bana hiç bakmayın.”
Arka koltuğa geçti. Zelal de yanına oturdu.
Zelal fısıldadı:
“Abim beni bu arabada görürse var ya… öldürür beni.”
Cihan ciddi bir sesle konuştu.
“Hiçbir şey yapamaz sana.”
Zelal başını eğip sırıttı. Leyla da hafifçe kıkırdadı.
Cihan dikiz aynasından Leyla’ya bakarak konuştu.
“Komik bir şey mi var, yeni abla?”
Leyla kahkaha attı.
“Yok, yeni kardeşim.”
Birlikte Mardin’in dar sokaklarından geçip güzel bir kafeye gittiler. Taş duvarlı, küçük ama sıcak bir yerdi.
Oturduklarında Cihan biraz ciddileşti.
“Babaannem rahat durmayacak Leyla,” dedi.
“Kendine dikkat et. Gerçi her zaman yanında olacağım ama yine de söylemek istedim.”
Leyla kahvesinden bir yudum aldı. Kendinden emin bir şekilde gülümsedi.
“Babaannen daha Leyla Polat’ı tanımamış, Cihancım.”
Cihan ve Zelal gülmeye başladı.
Tam o sırada Leyla’nın telefonu çaldı. Arayan annesiydi. Leyla ekranı gördü ama telefonu sessize aldı.
Sonra neşeyle ayağa kalktı.
“E hadi! Bana ev bakacağız.”
Tekrar arabaya bindiler. Cihan onları Mardin’in en güzel tarihi evlerinden birine götürdü. Taş duvarlı, geniş avlulu, büyük bir konaktı.
Kapıda onları orta yaşlı bir adam karşıladı.
“Cihan Bey’im, gördüğünüz gibi ev iki katlı. Son model mobilyalarla dayalı döşeli. Odaları geniş. Evin alıcılarını geri çevirdim, siz alırsınız diye.”
Cihan başını salladı.
“Sağ ol Ekrem abi. Biz bir kendi aramızda konuşalım.”
Adam bahçeye çıktı.
Cihan Leyla’ya döndü.
“Beğendin mi?”
Leyla etrafına bakıyordu. Yüksek tavanlar, büyük pencereler, taş duvarların verdiği serinlik… Gerçekten etkileyiciydi.
“Cihan… bu ne?”
Cihan omuz silkti.
“Beğenmedin değil mi? Ben de beğenmedim. Gel daha güzeline bakalım.”
Leyla hemen başını salladı.
“Beğenmek ne kelime, bayıldım! Sorun evin çok büyük olması. Ben tek yaşayacağım.”
Cihan hafif alaycı bir şekilde gülümsedi.
“Hee… Demek evine beni, Zelal’i almayacaksın. Misafir sevmiyorsun.”
Zelal ve Leyla kahkaha attı.
Leyla gülerek konuştu.
“Başımın üstünde yeriniz var ama demek istediğim o değil. Ev çok büyük. Resmen elli kişilik. Boşa masraf.”
Cihan ciddi bir şekilde baktı.
“Sen parayı düşünme. Beğendin mi onu söyle.”
Leyla ellerini cebinden çıkararak başını salladı.
“Ya Cihan, böyle olmaz ama…”
Cihan ısrarla sordu.
“Leyla, beğendin mi beğenmedin mi?”
Leyla sonunda pes etti.
“Tamam, beğendim. Ama parasını sana ödeyeceğim, söz.”
Cihan gülümseyerek başını salladı.
“Söz söz. Ben adamla konuşayım.”
Dışarı çıktı.
Zelal sevinçle Leyla’ya sarıldı.
“Kanka, evin hayırlı olsun! Mucize gibi bir şey. Sen artık burada kalacaksın. Çok mutluyum.”
Leyla da onu sıkıca sardı.
“Ben de çok mutluyum.”
Tam o sırada kapı açıldı. Cihan içeri girdi.
“Evet abla, ev artık senindir.”
Tam o anda mutfağın kapısı sert bir tekmeyle açıldı.
Herkes irkildi.
Kapıdan içeri Yusuf girdi.
Zelal şaşkınlıkla kekelendi.
“A-abi…”
Yusuf’un yüzü öfke doluydu.
“Zelal, arabaya geç!”
Zelal panik içinde konuşmaya çalıştı.
“Abi onların suçu yok, ben kendim geldim.”
Yusuf’un sesi sertleşti.
“Sana arabaya geç dedim!”
Zelal başını eğip dışarı çıktı.
Leyla Yusuf’a doğru bir adım attı.
“Yusuf—”
Yusuf sözünü kesti.
“Kes sesini Leyla. Sen Cihan’ın kardeşi olabilirsin ama Zelal değil. Kimsin sen? Kardeşimi bu adamla bir araya getiriyorsun.”
Gözleri öfkeyle parlıyordu.
“Seni bir daha Zelal’in etrafında görmeyeceğim. Cihan… Sana bir sözüm yok Leyla. Anlamışsındır herhalde.”
Cihan Yusuf’un karşısına geçti.
“Kimse sana kadınlara nasıl konuşacağını öğretmedi mi?” dedi sert bir sesle.
“Ayrıca Leyla ve Zelal arkadaş. Onlara yasak koyamazsın. Biz düşmanız, onlar değil.”
Yusuf alaycı bir şekilde güldü.
“Dün tanıdığın kızı neden bu kadar koruyorsun? O kız da bizim düşman olduğumuzu bildiği hâlde kardeşimi senin yanına getirmiş.”
Sonra sertçe ekledi:
“BORANLAR olarak bir daha sizi etrafımda görmek istemiyorum. Yoksa sonuçları kötü olur.”
Cihan bir adım daha yaklaştı.
“Ne olurmuş sonuçları?” dedi sakin ama tehditkâr bir tonla.
“Şu an kimi tehdit ediyorsun? Seninle baş başa konuşmamız lazım Yusuf Zeyd.”
Yusuf gülümsedi.
“Konuşalım Cihan Ağa. Akşam bana konum atmayı unutma.”
Sonra arkasını dönüp evden çıktı.
Leyla endişeyle Cihan’a baktı.
“Cihan… Sen ne yaptın? Gerçekten kavga mı edeceksiniz?”
Cihan sakin bir şekilde cevap verdi.
“Aynen öyle. Bu arada adamları gönderdim. Otele gidip valizini getirecekler.”
Aradan üç gün geçti.
Leyla eve tamamen yerleşmişti. Ev artık ona aitmiş gibi hissediyordu. zelal arada gizliden uğruyor, cihan da sık sık geliyordu.
Bir akşam Leyla salonda televizyon izlerken kapı çaldı.
Kapıya doğru yürüdü. Cihan dışında kimse gelmediği için düşünmeden kapıyı açtı.
Kapı açıldığı anda yüzündeki ifade dondu.
Kapının önünde silahlı adamların arasında duran Seher Boran vardı.
Adamlar Leyla’yı sertçe ittirerek içeri soktu. Salondaki kameralara ateş edip sistemi devre dışı bıraktılar ve kapıyı kapattılar.
Seher Hanım ağır adımlarla gelip Leyla’nın karşısına oturdu.
“Bizim paramızla aldığın evde nasıl böyle rahat rahat oturuyorsun?”
Leyla sinirle cevap verdi.
“Sizin paranız değil. Cihan’ın parası. Ve ben o parayı Cihan’a ödeyeceğim.”
Seher Hanım alaycı bir şekilde güldü.
“On yıl çalışsan bu evin parasını ödeyemezsin. Senin boyunu aşar bu ev. İlk defa böyle lüks bir yerde yaşıyorsun değil mi? Nasıl hissediyorsun? Güzel mi?”
Leyla ayağa kalktı.
“Sözlerinize dikkat edin Seher Hanım. Ben Sedef değilim.”
Adam Leyla’nın kolunu sertçe tutup onu tekrar koltuğa oturttu ve silahı başına dayadı.
Seher Hanım eğilip yüzüne yaklaştı.
“Para için gelmediysen buraya… ben de Seher Boran değilim. Anan da sen de bir halta yaramazsınız. Ananın yanına dön. Kendin dönmezsen cenazen döner.”
Leyla öfkeyle bağırdı.
“Neden benimle uğraşıyorsunuz? Derdiniz ne benimle?”
Silah Leyla’nın başına daha da yaklaştı.
Seher Hanım fısıldadı.
“İstemiyorum seni. Bir BORAN olmanı istemiyorum. Tüm Mardin’e ‘Boranların meşhur torunu ortaya çıktı’ diye malzeme veremem.”
Leyla dişlerini sıktı.
“Benim BORAN olmak gibi bir planım yok. Zaten sizin gibi insanların soyadını almak istemem.”
O anda adam Leyla’nın koluna ateş etti . Leyla acıyla çığlık attı ve yere düştü.
Ağlamaya başladı.
Seher Hanım ayağa kalktı.
“Ayağımıza dolanma.”
Sonra adamlarıyla birlikte çıktı.
Ev bir anda sessizleşti.
Leyla kolunu tutarak yavaşça ayağa kalktı. Telefonunu aradı. Mutfak tezgâhının üstündeydi.
Telefonu eline aldı.
Ekrandaki mesajı görünce gözleri büyüdü.
Murat Abi
“Leyla, biz senin yüzünden bebeğimizi kaybettik. Aç şu telefonlarını. Annen senin yüzünden o kadar üzüldü ki düşük yaptı. İlaçlar ayakta tutuyor onu. O kadar bencil bir kızsın ki karşıma çıkma sakın. Senin yüzünden evladımı kaybettim.”
Leyla’nın gözlerinden yaşlar daha da hızlı akmaya başladı.
Titreyen sesiyle fısıldadı:
“B-benim… kardeşim mi öldü?”
Gözleri kararmaya başladı. Nefesi düzensizleşti.
Son gücüyle Cihan’ı aradı.
Telefon açıldı.
“Leyla?”
Cihan’ın sesi geliyordu.
“Alo? Leyla?”
Ama Leyla cevap veremeden bayıldı.
Cihan endişeyle tekrar konuştu.
“Leyla, orada mısın? Cevap versene!”
Cihan tam arabasına binecekken önünde bir araba durdu.
Arabadan Yusuf indi.
Yusuf hafifçe gülerek konuştu.
“Kaçıyor musun, Cihan Ağa?”
Cihan dişlerini sıktı.
“Şimdi zamanı değil.”
Bölüm etkileşimi
