25. bölüm / 47
LEYLA25. Bölüm ✽
Bölümler 47Şu an: 25. Bölüm ✽
- 1 1. Bölüm ✽1.805 kelime
- 2 2. Bölüm ✽2.059 kelime
- 3 3. Bölüm ✽1.235 kelime
- 4 4. Bölüm ✽1.473 kelime
- 5 5. Bölüm ✽1.417 kelime
- 6 6. Bölüm ✽1.903 kelime
- 7 7. Bölüm ✽1.283 kelime
- 8 8. Bölüm ✽1.196 kelime
- 9 9. Bölüm ✽1.567 kelime
- 10 10. Bölüm ✽1.259 kelime
- 11 11. Bölüm ✽1.423 kelime
- 12 12. Bölüm ✽1.345 kelime
- 13 13. Bölüm ✽1.061 kelime
- 14 14. Bölüm ✽1.261 kelime
- 15 15. Bölüm ✽1.125 kelime
- 16 16. Bölüm ✽1.257 kelime
- 17 17. Bölüm ✽1.284 kelime
- 18 18. Bölüm ✽1.398 kelime
- 19 19. Bölüm ✽1.323 kelime
- 20 20. Bölüm ✽1.186 kelime
- 21 21. Bölüm ✽850 kelime
- 22 22. Bölüm ✽814 kelime
- 23 23. Bölüm ✽848 kelime
- 24 24. Bölüm ✽674 kelime
- 25 25. Bölüm ✽857 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 26. Bölüm ✽709 kelime
- 27 27. Bölüm ✽954 kelime
- 28 28. Bölüm ✽865 kelime
- 29 29. Bölüm ✽979 kelime
- 30 30. Bölüm ✽1.042 kelime
- 31 31. Bölüm ✽969 kelime
- 32 32. Bölüm ✽1.054 kelime
- 33 33. Bölüm ✽1.122 kelime
- 34 34. Bölüm ✽830 kelime
- 35 35. Bölüm ✽1.019 kelime
- 36 36. Bölüm ✽997 kelime
- 37 37. Bölüm ✽1.264 kelime
- 38 38. Bölüm ✽1.062 kelime
- 39 39. Bölüm ✽1.264 kelime
- 40 40. Bölüm ✽1.418 kelime
- 41 41. Bölüm✽1.379 kelime
- 42 42. Bölüm ✽1.108 kelime
- 43 43. Bölüm ✽1.089 kelime
- 44 44. Bölüm ✽1.240 kelime
- 45 45. Bölüm ✽1.278 kelime
- 46 46. Bölüm✽1.028 kelime
- 47 47. Bölüm ✽1.440 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-25-
Gelin odası kocaman, görkemliydi. Kırmızı ve altın işlemeli yatak örtüsü, duvarlarda ipek perdeler, yerde ince el dokuması halılar vardı. Gül yaprakları yatağın üzerine serpilmiş, gümüş tepsilerde tatlılar ve şerbetler hazırlanmıştı.
Leyla, kapının eşiğinde bir an duraksadı. İçine derin bir nefes çekti. Yusuf ise onun bu halini fark edip hafifçe gülümsedi.
“Burası artık senin de odan, rahat olabilirsin” dedi,
Leyla gözlerini kaçırdı, parmakları gelinliğinin eteğini sıkıca kavradı. Kendisini büyük bir yükün ortasında hissediyordu. Hem korku, hem merak, hem de tarifsiz bir utangaçlık vardı içinde.
Yusuf, onun bu halini görünce elini tutup yavaşça yatağın kenarına oturttu. Önünde diz çöktü, yüzüne baktı.
"Senin isteğin dışında asla sana dokunmam bunu unutma, rahat olabilirsin leyla! Bu evlilik ikimiz için kuruldu, ama istemediğin şeyler için asla seni zorlamam". dedi.
Leyla'nın içi rahatlamıştı. Ve birkez daha ne kadar şanslı bir adama denk geldiğini anladı. gözlerini kaldırdı. Yusuf’un bakışları ciddiydi.
“Başını hep dik tut. Çünkü bundan sonra sen Leyla Eliz Doğansın, bu konağın hanımısın.”
Oda sessizliğe büründü. Dışarıda hâlâ uzaktan zılgıt sesleri duyuluyordu, ama içeride zaman durmuş gibiydi.
Leyla ellerini dizlerinin üzerinde kenetledi. Fısıldar gibi konuştu:
“Ben… elimden geleni yapacağım, Yusuf Zeyd.”
Yusuf hafifçe gülümsedi, elini uzatıp onun çenesini kaldırdı.
“İşte bu, her zaman güçlü ol! .”
Ve o gece, Leyla’nın hayatında yeni bir kapı açıldı. Kapının ardında mutluluk mu, mücadele mi, yoksa esaret mi vardı… henüz belli değildi.
Leyla banyoya girip üzerini değişti, pijama takımı giyindi, leyla banyodayken, Yusufta odada üzerini değişti.
İkiside yatağa baktı, ve hiç bir şey demeden, biri sağa diğeri ise sola uzandı.
(𝗦𝗮𝗯𝗮𝗵)
Yusuf erkenden uyandı , ve odasındaki çalışma köşesinde geçti, bilgisayarını açtı. Anlaşma yaptığı Julas beye mail atıyordu.
Arkasını dönüp uyuyan Leyla'ya baktı. Camdan içeriye giren güneş ışınlarında leylanın saçının kumrala dönüşü...
Birden alt kattan kadınların sesi duyuldu. Yusuf anlamıştı. Hemen dolaptan bir şişe çıkardı, ve örtüyi açıp yatağa döktü hafiften. Bu kan rengiydi.
Kapı çaldı.
"Uyandınızmı Zeydim! O yeni gelin hâlâ uyanmadı mı? ". Bu zümra hanımın sesiydi.
Leyla bu sesleri duymuş olmalı ki, uykudan uyandı.
Boğuk sesi ile. " Ne oluyor Yusuf? ". Diye sordu.
" Halam adeti yerine getirmeye geldi? ". Dedi Yusuf kendinden emin bir şekilde.
"Ne adeti. " Diye sordu leyla
Yusuf ayağa kalkıp kapıyı açtı ve sinirli bir şekilde. "Buyur hala? Sabahın köründe ne oldu? ". Dedi
" İçeriye gireceğim!" Dedi zümra hanım sert bir şekilde.
"Karım ile özel alanımıza giremezsin, mahrem olduğunu bilmiyor musun! ". Dedi Yusuf, sesi biraz fazla çıkmıştı.
" Bakalım o BORANLARIN kızı ne kadar namuslu, çarşafına bakacağım, çık şurdan oğul! ". Diyerek sinirlendi ve içeriye girdi zümra hanım. Yanında da bir hizmetçi.
Leyla korkmuştu. Çünkü zümra hanım çarşafı beyaz ve lekesiz bir şekilde görecekti, çok tedirgin olmuştu.
"Kalk ta bakayım! ". Dedi zümra hanın Leyla ya
Leyla hemen Yusuf'un yanına geçti. Zümra hanım yorganı kaldırdı ve altındaki çarşafa baktı.
Leyla şok olmuştu çünkü yatakta kan lekeleri vardı.
" Eyi! Eyi! Bu namus konusundan geçtin bakalım diğerlerinden de geçebilecekmisin! Ayşe ha bu çarşafı yıkayın, çarşafları Değişin! ". diyerek odadan çıktı.
Leyla hâlâ şok içindeydi.
Ayşe çarşafı çıkarıp, yeni çarşaf taktı ve çıktı odadan.
" Bu nasıl oldu Yusuf? ". Diye sordu merakla Leyla
" Boya! ". Diyerek cevap verdi Yusuf. Ve geri bilgisayarın başına geçti.
Leyla Yusuf’un cevabına inanmakta zorlandı. Yatağa oturmuş, şaşkın gözlerle onu izliyordu.
“Boya mı? Yani… sen bütün bunları planladın öyle mi?” dedi fısıldar gibi.
Yusuf hiç başını çevirmeden, klavyesine birkaç sert tuş darbesi vurdu.
“Benim işim tedbir almak, Leyla. Bu evde, bu konakta seni incitecek çok göz var. Onlara asla fırsat vermem.”
Leyla dudaklarını ısırdı. İçinde garip bir rahatlama olsa da kalbi hızla çarpıyordu. Onu korumak için yaptığı bu hamle… güven vericiydi.
Kapı dışarıda tekrar tıkırdadı. Bu kez Berivan Hanım’ın yumuşak sesi duyuldu:
“Gelinin kahvaltısı hazır, birazdan aşağıya bekliyoruz.”
Leyla ayağa kalktı, pijamalarının üzerinde sabahlığını toparladı. Aynada kendine baktığında göz altlarının morardığını gördü. Düğünün yorgunluğu ve sabahın baskısı yüzüne işlenmişti.
Yusuf sandalyesinden kalktı, yanına geldi.
“Bugün ilk kez sofraya iniyorsun. Ne olursa olsun başını dik tut. Kimseye zaafını gösterme.”
Leyla başını salladı. Onun gözlerindeki ciddiyet, biraz önceki sıcak gülümsemeyi tamamen silmişti. Sanki Yusuf, kendi içinde iki farklı insandı: biri onu koruyan, kollayan adam… diğeri ise bütün konağa karşı sert bir savaşçı.
Yusuf banyoya gidip üstünü giyindi. Leyla da odada, pembe bir fistan giyindi. Çantasından makyaj malzemesini çıkarıp. Hafif bir makyaj yaptı. Ve yusuf banyodan çıktı.
İkiside bir birine bakakaldı. Yusuf siyah bir gömlek ve siyah kumaş pantolon giyinmişti. Saçlarını düzeltmişti. Kolunda ise şık bir saat.
Birlikte aşağıya indiler.
Avludan sofraların sesleri geliyordu. Fakat Leyla adımını attığında birden sessizlik oldu. Bütün gözler ona çevrilmişti.
Zümra Hanım, ön sıradaki sandalyede oturmuş, elindeki tesbihi çeviriyordu. Yüzünde alaycı bir tebessüm vardı.
“İşte yeni gelin… Nihayet şeref verdi soframıza.”
Leyla’nın kalbi hızla atsa da, Yusuf’un sözlerini hatırladı. Başını dik tutarak ilerledi. Zelal hemen yanına koşup koluna girdi.
“yengecimm çok güzel olmuşsun. Bu ne şıklık” diye fısıldadı.
"O senin güzelliğin bitanemm! ". Dedi leyla
Sofraya oturduklarında Amed bey kısık bir sesle, “Hoş geldin gelinim,” dedi. Onun içten gülümsemesi Leyla’nın biraz olsun rahatlamasına neden oldu.
Ama karşı masada oturan zümra Hanım, Leyla’ya soğuk bakışlar atıyordu.
“Bakalım BORANLARIN kızı bu sofraya ne kadar alışacak…” diye mırıldandı kendi kendine.
Herkesin bakışları arasında başlayan kahvaltı, Leyla için yeni bir sınavın ilk adımı olacaktı…
Bölüm etkileşimi
