13. bölüm / 47
LEYLA13. Bölüm ✽
Bölümler 47Şu an: 13. Bölüm ✽
- 1 1. Bölüm ✽1.805 kelime
- 2 2. Bölüm ✽2.059 kelime
- 3 3. Bölüm ✽1.235 kelime
- 4 4. Bölüm ✽1.473 kelime
- 5 5. Bölüm ✽1.417 kelime
- 6 6. Bölüm ✽1.903 kelime
- 7 7. Bölüm ✽1.283 kelime
- 8 8. Bölüm ✽1.196 kelime
- 9 9. Bölüm ✽1.567 kelime
- 10 10. Bölüm ✽1.259 kelime
- 11 11. Bölüm ✽1.423 kelime
- 12 12. Bölüm ✽1.345 kelime
- 13 13. Bölüm ✽1.061 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14. Bölüm ✽1.261 kelime
- 15 15. Bölüm ✽1.125 kelime
- 16 16. Bölüm ✽1.257 kelime
- 17 17. Bölüm ✽1.284 kelime
- 18 18. Bölüm ✽1.398 kelime
- 19 19. Bölüm ✽1.323 kelime
- 20 20. Bölüm ✽1.186 kelime
- 21 21. Bölüm ✽850 kelime
- 22 22. Bölüm ✽814 kelime
- 23 23. Bölüm ✽848 kelime
- 24 24. Bölüm ✽674 kelime
- 25 25. Bölüm ✽857 kelime
- 26 26. Bölüm ✽709 kelime
- 27 27. Bölüm ✽954 kelime
- 28 28. Bölüm ✽865 kelime
- 29 29. Bölüm ✽979 kelime
- 30 30. Bölüm ✽1.042 kelime
- 31 31. Bölüm ✽969 kelime
- 32 32. Bölüm ✽1.054 kelime
- 33 33. Bölüm ✽1.122 kelime
- 34 34. Bölüm ✽830 kelime
- 35 35. Bölüm ✽1.019 kelime
- 36 36. Bölüm ✽997 kelime
- 37 37. Bölüm ✽1.264 kelime
- 38 38. Bölüm ✽1.062 kelime
- 39 39. Bölüm ✽1.264 kelime
- 40 40. Bölüm ✽1.418 kelime
- 41 41. Bölüm✽1.379 kelime
- 42 42. Bölüm ✽1.108 kelime
- 43 43. Bölüm ✽1.089 kelime
- 44 44. Bölüm ✽1.240 kelime
- 45 45. Bölüm ✽1.278 kelime
- 46 46. Bölüm✽1.028 kelime
- 47 47. Bölüm ✽1.440 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-13-
-Düğün Sabahı-
Leyla balkonda durmuş, konaktaki telaşlı kalabalığı izliyordu.
Avlu dolup taşıyordu. Kadınlar bir yandan hazırlık yapıyor, bir yandan yüksek sesle konuşuyor, herkes aynı anda bir şeylere yetişmeye çalışıyordu. Bugün iki gelin vardı… ve tüm konak onların etrafında dönüyordu.
Sedef için… ve Sarya için.
Leyla’nın bakışları bir an durdu.
(Ne kadar seviliyorsun Sedef… babanla büyüdün, herkesin içinde yerin var. Ben hep kenarda kaldım…)
İçinden geçen bu düşünceyle derin bir nefes aldı. Ardından arkasını dönüp odasına girdi.
Üzerinde pijamaları vardı. Kimse onu çağırmamıştı.
Yardım için bile…
Konak sabahın erken saatlerinden beri uyanıktı, ama Leyla sanki bu kalabalığın dışında bırakılmış gibiydi.
Kapı çalındı.
“Gelebilirsiniz.”
Kapı açıldı. İçeri Sultan Hanım girdi.
Leyla hızlıca toparlandı.
“Uyanmışsın,” dedi Sultan Hanım.
“Evet… yeni uyandım. Buyurun, oturun.”
Sultan Hanım yatağın kenarına oturdu.
“Kahvaltını mutfakta hazırlattım. Rahatın bozulmasın diye seni çağırmadım. Zaten evde bir sürü hazırlık var.”
Leyla gülümsedi.
“Hiç sorun değil. Ben üstümü giyineyim, birazdan inerim.”
Sultan Hanım’ın yüzü yumuşadı.
“Olur kızım. Rahat ol.”
Ve odadan çıktı.
Leyla yalnız kalınca içinden geçirdi:
(Bugün herkesin günü… benim değil.)
Tam o sırada kapı tekrar çalındı.
“Leyla Hanım, girebilir miyim?”
“Buyurun.”
İçeri bir kadın, elinde kıyafet paketleriyle girdi.
“Bunlar ne?” diye sordu Leyla.
“Sultan Hanım gönderdi. Düğün için. Hangisini beğenirseniz onu giyin.”
Kadın kısa süre sonra ayakkabıları da getirdi.
Leyla paketleri açtı.
Geleneksel kıyafetlerdi. Siyah ve kırmızı ağırlıklı…
Siyah simli fistanı seçti.
İçine saten elbisesini giydi, üzerine yeleğini geçirdi. Topuklu ayakkabılarını giydi.
Aynaya baktı.
“Bu ben miyim…?”
Makyajını yaptı, saçlarını düzeltti.
Son bir bakış attı.
“İmkânlardan faydalanalım bari…”
Merdivenlerden indiğinde konak daha da hareketlenmişti.
Kadınlar onu görünce hayranlıkla baktı.
“Maşallah…”
Leyla mutfağa geçti. Sultan Hanım onu görünce gülümsedi.
“Nazar değmesin… bu ne güzellik!”
Leyla hafifçe güldü.
Kapı açılıp kapandıkça düğün hazırlıkları hızlandı.
Bir yanda Sedef için hazırlıklar…
Diğer yanda Sarya için…
İki gelin…
Tek avlu…
Aynı gün…
Kısa süre sonra makyöz kadınlar çıktı.
“Galiba gelinlerin işi bitti,” dedi Sultan Hanım.
Leyla başını salladı.
“Ben görünmeyeyim… morali bozulmasın.”
Ama Sultan Hanım koluna girdi.
“Saçmalama kızım.”
Ve birlikte Sedef’in odasına gittiler.
Kapı açıldı.
Sedef ve Leyla göz göze geldi.
Sedef, Leyla’yı süzdü.
(Çok güzel… ama bugün önümde parlamamalı.)
Leyla da içinden düşündü:
(Yakışmış… beyaz ona yakışıyor.)
İkisi de kısa bir an sessiz kaldı.
Tam o sırada avludan korna sesleri yükseldi.
“Geldiler!” dedi Sedef.
Aynı anda evin farklı noktalarında hareket başladı.
Çünkü bu düğün…
Tek bir gelin için değil, iki gelin içindi.
Kapı açıldı.
Misafirler gelmeye başlamıştı.
Sidar Ağa içeri girerken gözleri doldu.
“Sultan… kızlarım…”
Sedef ve Leyla’yı görünce bir an durdu.
“Maşallah size…”
Avluda aynı anda iki gelin hazırlanıyordu.
Sedef bir yanda, Sarya diğer yanda…
İkisi de farklı odalarda hazırlanmış, aynı avluya inecekleri anı bekliyordu.
Leyla merdivenlerden aşağı indiğinde herkes ona baktı.
Ama bu sefer sadece bir bakış değildi.
Saygı… hayranlık… ve biraz da şaşkınlık vardı.
Cihan yanına geldi.
“Vay… bu ne yakışıklılık.”
Leyla gülümsedi.
“Bugün herkes parlıyor Cihan.”
Cihan eğilip fısıldadı:
“Sen daha fazla parlıyorsun.”
Kısa süre sonra gelinler avluya indi.
Sedef ve Sarya…
Aynı avluda, aynı anda…
İki farklı hikâye…
İki farklı kader…
Ama aynı gün.
Düğün konvoyu hazırlandı.
Herkes birlikte düğün salonuna hareket etti.
Salonda gece ilerledikçe:
Halaylar çekildi
Takılar takıldı
İki gelin için ayrı ayrı ama aynı atmosferde kutlama yapıldı
Sedef daha rahat görünüyordu.
Sarya ise daha çekingen ama mutluydu.
Leyla bir köşede oturup onları izliyordu.
Sonra sırayla yanlarına gidip takılarını taktı.
İki gelin…
İki farklı tebessüm…
Ama aynı sahnede.
Gece ilerlerken Leyla lavaboya gitti.
Makyajını tazelemek için aynaya yaklaştı.
Tam çıkacaktı ki…
Bir el kolundan tuttu.
Ve onu sessizce yangın merdivenine sürükledi.
“Bırak dedim!”
Kapüşon indi.
Leyla’nın gözleri büyüdü.
“Azad…”
Azad, Leyla’nın kolunu sertçe kavramıştı. Leyla acıyla yüzünü buruşturdu ve sesini yükseltti:
“Azad, kolumu bırak dedim sana! Canımı yakıyorsun!”
Azad’ın yüzü öfkeyle gerilmişti. Dişlerinin arasından konuştu:
“Bunlar senin yüzünden Leyla! Sen biliyordun Sedef’i sevdiğimi. Nevruz Ağa önce seni istedi ama sen kabul etmeyince Sedef’i aldılar! Onu benden kopardılar Leyla! Anlıyorsun beni? ”
Leyla da geri adım atmadı. Canının acısına rağmen gözlerini kaçırmadan karşılık verdi:
“Bırak artık! Sedef kendisi istedi evlenmeyi. Düğünü mahvetmeden defol git buradan!”
Azad’ın öfkesi iyice arttı. Leyla’nın kolunu daha da sıkarak son bir kez sertçe konuştu:
“Bu burada bitmedi Leyla. Sen benim canımı aldın, ben de seninkini alacağım. Göreceksin.”
Sözlerini bitirir bitirmez hızla yangın merdivenlerine yönelip gözden kayboldu.
Leyla arkasından sinirle bağırdı:
“Aptal!”
Derin bir nefes aldı, üstünü başını düzeltip yeniden salona döndü. İçeri girer girmez Cihan’ın sert bakışıyla karşılaştı.
“Neredeydin sen yarım saattir? Ortalıkta yoksun,” dedi Cihan.
Leyla bir an duraksadı, sonra gayet rahat bir ifadeyle cevap verdi:
“Ben mi? Şey… lavabodaydım. Makyajımı tazelemem ve üstümü toplamam biraz uzun sürdü, zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişim.”
Cihan hafifçe gülümsedi ama bakışları bir anda ciddileşti. Gözlerini salondaki bir noktaya dikmişti. Leyla da merakla o yöne baktı.
Gözlerini Leyla’dan ayırmadan onu izleyen bir adam vardı.
"Sikerim lan ben bu piçi! " Diyerek ayağa kalktı Cihan
Leyla hemen Cihan’ın kolunu tuttu, sesi alçaldı:
“Cihan, sakin ol! Kardeşinin ve abinin düğünü bugün mahvolmasın. Kendine hâkim ol.”
Cihan’ın öfkesi yeniden kabardı. Dişlerini sıkarak mırıldandı:
“Bana bak… Sana nasıl bakıyor görmüyor musun? Yarrağım!Oğlum, bittin sen!”
Ve vakit kaybetmeden adamın yanına gidip kolundan tuttu, onu sertçe dışarı çıkardı.
Leyla derin bir nefes alarak başını iki yana salladı:
“Of Cihan…”
Bir masaya geçip oturdu. Düğün boyunca neredeyse hiç yerinden kalkmadı. Zihni sürekli Azad’ın söyledikleriyle meşguldü. Kendi kendine içinden konuşuyordu:
“Yusuf’a söylesem mi acaba? Ama ne diyeceğim? ‘Arkadaşın beni rahatsız etti, yardım et’… Saçmalama Leyla. Adam Boranlardan uzak durmaya çalışıyor, sen ise gidip daha da yaklaşıyorsun.”
Düğün nihayet sona erdiğinde herkes yavaş yavaş evlerine dağıldı. Leyla odasına çıkıp üstünü değiştirdi, ardından hiç vakit kaybetmeden yatağa uzandı. Ertesi gün Yusuf’un toplantısına gidecekti. Alarmını kurdu ve gözlerini kapattı.
Cihan ise… o gece pek sakin geçirmemişti. O adamı oldukça sert bir şekilde “ikna etmişti.”
Sabah alarm sesiyle uyanan Leyla, hızla hazırlanıp aşağı indi. Kimseyle karşılaşmak istemiyordu. Gizlice Cihan’la birlikte çıkmayı planlıyordu. Merdivenlerden inerken Cihan’ı gördü.
“Hadi Cihan, geç kalacağız,” dedi.
Cihan kaşlarını çatarak cevap verdi:
“Senin için neden bu kadar önemli ki? Sanki senin işin.”
Leyla gülümseyerek omzunu silkti:
“Kıskanma, hadi yürü.”
Cihan arabaya doğru yürürken homurdandı:
“Ne kıskanması… Görmüyorum bile, görmek te istemiyorum.”
Leyla gözlerini gökyüzüne kaldırdı:
“Allah’ım ben önceden ne mutluydum… Böyle salak kardeşler verdiğin için yine de şükrediyorum. Demek ki hak etmişim.”
Cihan sırıtarak karşılık verdi:
“Salak diyene bak, ceketini ters giymişsin.”
Leyla bir an durdu, kendine baktı:
“Ayy—”
Ceketini çıkarıp düzeltti, ardından yeniden giydi.
İkili arabaya binip Doğanlar’ın oteline doğru yola çıktı. Bir süre sonra varmışlardı. Arabayı park edip birlikte yukarı çıktılar…
Bölüm etkileşimi
