LEYLA kitap kapağı

19. bölüm / 47

LEYLA

19. Bölüm ✽

Vaveyla Yazarı: Merve Eribol

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 19. Bölüm ✽

-19-

Yazarın anlatımı ile

"Ana! Bırak şunu kafayı mı yedin sen!". Diye bağırdı sidar ağa, resmen gözü dönmüştü.

" Ya sen nasıl bir kadınsın, yetmedi mi yaptıkların! ". Diye bağırdı Leyla

" Bırakmazsam ne yaparsın sidar! Sende benim başıma mı dayarsın silah! Bu geçmişte kalan kadın için! ". dedi seher hanım.

" Dayarım Ana! Artık sana itaat yok! Yeterince hayatımı mahvettin zaten, ya şimdi o silahı indir, yoksa sidar diye bir oğlun kalmaz ortada". Dedi

Birden Sultan hanım öfke ile yerinden kalktı ve, Cihanın belindeki silahı alıp seher hanıma tuttu.

"Bu ne cürret! ". Diye öfkelendi seher hanım. Burnundan soluyordu.

Sultan hanımın göz yaşları yere damlıyordu. " Geldin bizim eve! Biliyordun Sidar'a aşık olduğumu, oğlum sana aşık, karısı olarak seni istiyor dedin, aptal gibi sana kandım ve evlendim, ama asla yürekten gelen bir sevgi görmedim sidardan, allah razı olsun bu zamana kadar asla beni üzmedi ama! Onun aklı hep Leylanın annesin deydi. Sidarın kalbinde başka biri olduğunu bildiğin halde, geldin bu evlilik senin için dedin bana. Ama senin içinmiş bu evlilik, oğlunu, Ayça dan ayırmak içinmiş. Ben hep köşede kaldım, bu beni üzdü, hemde çok! ben sustukça sen ezdin! Ben... Sustukça sen beni kölen sandın, seher hanım! Ama bundan sonra susmayacağım!". Diye bağırdı.

...görünmeyen bir kadın olmanın isyanıydı bu. Sultan Hanım ilk kez gerçekten konuşuyordu. Yılların susturulmuşluğunu, içine attığı gözyaşlarını, dudaklarının kenarında tuttuğu o titrek acıyı artık tutamıyordu. Ve şimdi herkesin içinde, elinde bir silah, yılların suskunluğunu paramparça ediyordu.

Sultan Hanım'ın sesi çatallanıyordu ama gözleri dimdikti. Seher Hanım ilk kez geri adım atar gibi oldu, ama yine de gururundan ödün vermedi.

"Sen... Sen kim oluyorsun da bana silah doğrultuyorsun ha! Ben bu konağın direğiyim!" diye bağırdı Seher Hanım, ama sesi artık eskisi kadar gür değildi.

"Sen bu konağın felaketisin!" dedi Sultan Hanım, sesi bu kez tok ve netti. "Hayatı da evliliği de kendi kurallarına göre eğip büken, kendi yıkımını bile gururla savunan bir kadınsın. Ama ben artık seninle aynı kaderi paylaşmayacağım."

O sırada Yasir bir adım öne atıldı. Yüzünde korku değil, ama ağır bir hayal kırıklığı vardı. “Bu kadar yeter!” dedi gergin bir sesle. “Bu evde artık kimse kimseye silah doğrultmayacak. Ne Leyla, ne annem , ne de babam... Biz geçmişin kanını bugüne taşımayacağız!”

"Yasir haklı! Yeter artık! Yeterince huzursuzluk yarattınız! ". Dedi Yusuf sinirle.

Leyla Yusuf’a döndü, ardından gözlerini annesine çevirdi. Ayça'nın yüzü kireç gibi olmuştu. Yutkundu, ama bir şey söyleyemedi. Göz göze geldiklerinde aralarındaki kopuk bağlar, ilk kez yeniden bağlanacak gibi oldu.

Sultan Hanım hâlâ Seher Hanım’a doğrulttuğu silahı indirmemişti. Elleri titriyordu ama gözlerinde yılların kararlılığı vardı. Sidar bir adım öne çıktı, annesi ile Sultan Hanım arasında kaldı.

"Sultan... indir artık onu." dedi kısık bir sesle. "Sen böyle bir kadın değilsin. Beni de, kendini de bu hale getirme."

Sultan Hanım başını Sidar’a çevirdi. Gözleri doluydu ama bu kez yaş değil, yangın vardı içinde.

"Ben bu hale siz getirdiniz Sidar! Senin sessizliğin, onun zalimliği, benim suskunluğum... hepsi beni bu kadına dönüştürdü." dedi.

Seher Hanım bir kahkaha attı, acı bir kahkahaydı bu.

"Ne oldu Sultan? Aşk acısı mı zoruna gitti? Aşk dediğin şey zayıfların duygusu. Güçlü kadın aşkı değil, konağını korumayı bilir! Sen yıllardır kocana kendini sevdirmeyi beceremedin! "

Leyla bir adım öne çıktı. Artık susmuyordu.

"O güçlü kadın dediğiniz, yıllarca başka kadınların hayatını kararttı Seher Hanım! Aşkı küçümseyen sizdiniz ama en çok ona sahip olmak için başkalarının canını yaktınız."

Seher Hanım, Leyla’nın gözlerinin içine baktı. İlk defa... belki de ilk defa, içinde bir kırılma oldu. Ama yine de yüzünü sert tuttu.

"Sen daha çok gençsin Leyla. Bu dünyanın nasıl döndüğünü bilmiyorsun."

Leyla bir adım daha yaklaştı.

"Hayır, sizin gibi döndürmeyeceğim o dünyayı. Benim annem susmuş, Sultan Hanım susmuş, Delal susmuş... ben susmayacağım."

Bir sessizlik oldu. Gözler birbirine kenetlendi. Silahlar hala havadaydı, ama sözler çoktan mermilerden ağırdı.

Sidar, gözleri dolu dolu annesine döndü.
"Ana... o silahı bırak. Eğer gerçekten oğlunsam, bana güven. O silahı bırak ki biz bir yol açabilelim. Sultan kurban olduğum sende indir onu"

Sultan Hanım, yavaşça silahı indirdi. Gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Sanki yılların yükünü yere bırakır gibi. Seher Hanım başını çevirdi, ve nefretle sultan hanıma baktı.

"Sarya! Anamı odasına götür dinlensin!". Dedi Yasir sinirle. Sarya, sultan hanımı alıp odasına çıkardı.

" Karıcım, hadi gidelim! ". Dedi Murat bey, artık sabrı tükenmişti. Sidarı ve ayçayı aynı karede görmeye dayanamıyordu.

" Al kocanı da çıkın konağımdan! ". Dedi Sidar ağa.

" Kızım da gelicek! 1 yıla yakındır mardinde zaten! ". Dedi ayça hanım

Sidar ağa burnundan soluyordu. "Ben Leylâ nın bir kere saçını bile okşayamadım, ben kızıma bir yabancı gibiyim hâlâ! Kızım beni öyle görüyor! Leyla beni babası olarak gördüğü gün, gelir senin yanına Ayça! " Dedi.

Leyla bu sözleri duyunca, göz yaşlarına hakim olamadı ve koşarak sidar ağanın kollarına attı kendini.
" Baba! ". Dedi hıçkırarak.
Sidar ağa titreyen sesi ile. " Güzel kızım benim! ". Dedi

Yusuf Zeyd, " Ayça hanım. Murat bey! Ben sizi havaalanına kadar bırakayım! ". Dedi

Ayça hanım, Leyla ya baktı. Leyla , ayça hanımın yanına giderek.

" Cennet kokulum! Beni merak etme ben burda çok iyiyim, sadece babamla biraz daha hasret gidermek istiyorum, 25 yıllık bir hasret. Beni anla lütfen, ve iznin olursa ben Yusuf ile evlenmek istiyorum! ". Dedi

" Prensesim! Hiç bir zaman kararlarından pişman olmazsın inşallah. Yusuf seni 1 hafta sonra yanıma getirsin, güzel güzel tanışalım! ". Dedi Ayça hanım.

" Tabiki getireceğim ayça hanım siz yeterki isteyin! ". Dedi Yusuf Zeyd

Yusuf Zeyd ve Leyla, onları havaalanına kadar götürdü, ve Yusuf zeyd, Leylayı konağa getirip kendi konağına döner, hiç bir şey olmamış gibi herkes odasına çekilir,

seher hanım odasında aynanın karşısına oturmuş, loş bir ışıkta, kendine bakıyordu. Sonra ayağa kalktı ve dolabını açıp, elbiselerin arkasında saklanan küçük tahta eski bir sandığı eline alır. Geri aynanın karşısına oturur. Ve kutuyu titreyen elleri ile açarak, yıllanmış, sararmış bir mendil çıkarır.

Göz yaşları, damla damla düşer.

MARDİN, 1980 BİR YAZ GECESİ

- Mardin’in taş sokaklarında akşam ezanı yeni susmuş. Rüzgâr, Seher’in saçlarını savuruyor. kalbi delice atıyor. Ay ışığında, terk edilmiş bir değirmen önünde bekliyor. Gözleri sabit, elleri titrek. Sonra beklediği kişi geliyor. Seher'in , Zinarı geliyor.

Zinar , Seheri görür görmez
“Seher...”

Seher, gözyaşlarını saklamadan
“Zinar! Beni Serhad Boran’la evlendirecekler. Ben onu istemiyorum. Ben seni seviyorum! Kaçalım buradan... n'olur.”

Zinar, Cebindeki mendili sehere uzatır. gözyaşları için, gözlerini kaçırır. Kalbi paramparçadır ama dudakları korkak cümlelerle kilitlidir.

Zinar:
“Seher... Sen Mardin’in en büyük ağasının kızısın. Beni yaşatmazlar. Her yerde bulurlar. Seni de, beni de...”

Seher ,elleriyle Zinar’ın yüzünü tutar
“Ben göz göre göre kendimi bir kafese sokamam! Beni seviyorsan, kurtar beni! Zinarım”

Zinar geri çekilir. Yüzündeki sevgi, boynundaki korkuya esir düşer.

Zinar:
“Seni seviyorum... Hem de öyle bir sevgi ki... ciğerimden sanki gül büyüyor. Ama bu sevgiyle yaşayamam, seni kaybedersem yaşayamam... ve kaçarsam zaten kaybedeceğim.”

Seher:
“Kaçmazsak zaten beni kaybedeceksin! Ben orda Seher olmayacağım, onların karısı, onların gelini Seher Boran olacağım!”

Zinar ellerini yumruk yapar, başını duvara yaslar. O an kendine lanet eder. Ama ağzından tek kelime çıkmaz.

Seher, Zinar’a son kez sarılır. O koku, o ten, o kalp atışı...
O an, Seher’in hayatındaki son gerçek huzurdur. Ve kalbinin en karanlık yarası da.

Seher (fısıltıyla):
“Ben bu geceyi hiç unutmayacağım Zinar... Ama sen hep korkağın biri olarak kalacaksın.”

Der ve oradan uzaklaşır, elindeki, zinarın mendilini fark eder. Avucunun içinde sıkarak. Koklar. -

Günümüz. 2026 Mardin

Gece herkes uyumuştu. Sidar ağa misafir odasında uyuya kalmıştı. Cihan annesinin odasının kapısını tıklatarak içeriye girdi. Ve sultan hanım yatakta oturmuş tu. Cihan önünde diz çöktü ve annesinin ellerini tuttu.

"Sultanım nasılsın, nasıl hissediyorsun kendini! ". Dedi

Sultan hanım uzaklara dalarak. " Ben yıllarca bana verilen kadını oynadım. Bugün ise sultan oldum, ilk kez... ". Dedi.

Sultan Hanım yorgun bir gülümsemeyle devam etti.
“İnsan bir noktadan sonra susmaktan değil, sustuklarından utanıyor Cihan…”

Cihan boğazı düğümlenerek
“Anne... Sana çok kızdığım zamanlar oldu. Beni, abimi sevmediğini düşündüm. Ama şimdi seni ilk kez gerçekten anladım.”

Sultan Hanım . “Ben sizi çok sevdim oğlum... Ama sevgimi gösterecek alan bırakmadılar bana. Seher’in gölgesi büyüktü. Ben küçüldüm. İçinde kaldım.”

Cihan başını annesinin dizine yasladı. O an bir anne-oğul değil, iki kırık ruh birbirine yaslandı sanki.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

501okunma 43beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.