24. bölüm / 47
LEYLA24. Bölüm ✽
Bölümler 47Şu an: 24. Bölüm ✽
- 1 1. Bölüm ✽1.805 kelime
- 2 2. Bölüm ✽2.059 kelime
- 3 3. Bölüm ✽1.235 kelime
- 4 4. Bölüm ✽1.473 kelime
- 5 5. Bölüm ✽1.417 kelime
- 6 6. Bölüm ✽1.903 kelime
- 7 7. Bölüm ✽1.283 kelime
- 8 8. Bölüm ✽1.196 kelime
- 9 9. Bölüm ✽1.567 kelime
- 10 10. Bölüm ✽1.259 kelime
- 11 11. Bölüm ✽1.423 kelime
- 12 12. Bölüm ✽1.345 kelime
- 13 13. Bölüm ✽1.061 kelime
- 14 14. Bölüm ✽1.261 kelime
- 15 15. Bölüm ✽1.125 kelime
- 16 16. Bölüm ✽1.257 kelime
- 17 17. Bölüm ✽1.284 kelime
- 18 18. Bölüm ✽1.398 kelime
- 19 19. Bölüm ✽1.323 kelime
- 20 20. Bölüm ✽1.186 kelime
- 21 21. Bölüm ✽850 kelime
- 22 22. Bölüm ✽814 kelime
- 23 23. Bölüm ✽848 kelime
- 24 24. Bölüm ✽674 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 25. Bölüm ✽857 kelime
- 26 26. Bölüm ✽709 kelime
- 27 27. Bölüm ✽954 kelime
- 28 28. Bölüm ✽865 kelime
- 29 29. Bölüm ✽979 kelime
- 30 30. Bölüm ✽1.042 kelime
- 31 31. Bölüm ✽969 kelime
- 32 32. Bölüm ✽1.054 kelime
- 33 33. Bölüm ✽1.122 kelime
- 34 34. Bölüm ✽830 kelime
- 35 35. Bölüm ✽1.019 kelime
- 36 36. Bölüm ✽997 kelime
- 37 37. Bölüm ✽1.264 kelime
- 38 38. Bölüm ✽1.062 kelime
- 39 39. Bölüm ✽1.264 kelime
- 40 40. Bölüm ✽1.418 kelime
- 41 41. Bölüm✽1.379 kelime
- 42 42. Bölüm ✽1.108 kelime
- 43 43. Bölüm ✽1.089 kelime
- 44 44. Bölüm ✽1.240 kelime
- 45 45. Bölüm ✽1.278 kelime
- 46 46. Bölüm✽1.028 kelime
- 47 47. Bölüm ✽1.440 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-24-
Takı töreni başladığında davetliler birer birer sıraya girdi. Altın kemerler, bilezikler, inci kolyeler Leyla’nın üstüne adeta yağmur gibi yağıyordu. Kadınların ellerinde ışıltılı kutular, erkeklerin ellerinde ağır altınlar vardı.
Leyla’nın boynu kolyelere dolmuş, bileklerinde altın bileziklerden boş yer kalmamıştı. Yusuf’un akrabaları gururla takıları Leyla’nın üzerine dizerken, genç kız artık nefes almakta zorlanıyordu.
Zelal gülerek yanına eğildi:
“Takıdan görünmez hale geldin kanka, az daha sürse seni heykel gibi bırakacaklar!” dedi.
Ama Leyla gülerek zelale baktı, ama İçinde garip bir ağırlık vardı. Takılar değil, sorumluluklar onu eziyordu.
Sedef ise kenardan izlerken içinden geçiriyordu. " Sen bizim konağa ilk geldiğin gün seni iyi bir şekilde karşılasaydım acaba ne olurdu? İyi bir abla olur muydun bana? Bende sana kardeş? ".
O sırada sedefin kocası devran geldi, sedefi yanağından öperek. " İyi misin karıcım? Biraz düşünceli gördüm seni? ". Diye sordu.
" İyiyim canım, öylesine ailemi falan, yaşananları bir gözümden geçiriyordum!". Dedi sedef.
Berivan o kadar mutluyduki, misafirleri memnun ediyordu. Herkes ona ne kadar güzel bir gelini olduğunu söylüyordu.
Amed beyde erkek misafirleri karşılıyordu. Sidar ağa ile birlikte. Cihanda arkadaşları ile birlikte halay başındaydı. Zorla Yusuf'u halaya çağırdılar yusuf halaya geçti.
O sırada DOĞANLARI VE BORANLARI sevmeyen, diğer misafir masasında fısıltılar çoğaldı. İleri yaşlı bir adam öfkeyle eğilip kardeşine dedi ki:
“Yusuf’un karısına bak, altınla süslediler… Ama bu gösterişle gücü mü kanıtlayacaklar sanıyorlar? Bu daha başlangıç. Asıl güç bizde.”
Doğanlar ise bakışlarını kısmış, sessizce her şeyi izliyordu. Seher Hanım onların sessizliğini fark edip hafifçe eğildi:
“Bakın görün, bu düğün daha çok konuşulacak. Leyla’nın adıyla başlayacak, ama bizim adımızla bitecek.”
Leyla ise kalabalığın içinde annesine, Ayça Hanım’a baktı. Takılarla ağırlaşan boynunu düzeltirken göz göze geldiler. Ayça’nın gözlerinde derin bir hüzün vardı, gülümsemesi ince bir maske gibiydi. Murat Bey yanındaydı ama Ayça’nın dudakları kıpırdadı.
Sanki sessizce, uzaktan ona diyordu ki:
“Güçlü dur kızım.”
Leyla o an yutkundu, gözleri nemlendi. Yusuf hemen fark edip halaydan ayrıldı ve Leyla'nın yanına gelip elini beline sardı.
“Başını dik tut. Sen benim karımsın, kimse seni küçük göremez.” dedi kısık bir sesle.
Ve leylayı halaya davet edip, yan yana halay çektiler. Zelal ve sedef te leylanın diğer koluna geçtiler.
Sultan hanımda mutlu bir şekilde onları izliyordu.
Yasir ve karısı Sarya koşarak halaya girdiler.
Leyla başını çevirdi, kalabalığın coşkusunda boğuluyordu. Ama içinde fısıldayan bir ses vardı
orkestranın çaldığı oyun havaları salona coşku kattı.
Yusuf, Leyla’nın elini hiç bırakmadı. Herkesin ortasında onu gururla yanına alıyor, sık sık kulağına eğilip, “Yoruldun mu? İyi misin? ” diye soruyordu. Leyla ise yorgunluğunu saklamaya çalışıyor, yüzünde ince bir tebessümle davetlilere karşı dik duruyordu.
Saatler ilerledikçe düğün, kalabalığın coşkusuyla daha da renklendi. Çocuklar salonun ortasında koşuşturuyor, yaşlı kadınlar kenarda dua ediyor, genç kızlar Leyla’nın gelinliğine hayranlıkla bakıyordu.
Gece yarısına doğru, zılgıtlar son kez yükseldi. Konfeti patladı, salonu rengârenk kâğıt parçaları doldurdu. Yusuf, Leyla’nın elini havaya kaldırıp kalabalığa selam verdi. Alkışlar, tezahüratlar arasında düğün nihayet sona erdi.
Dışarıda onları bekleyen siyah, gösterişli arabalar hazırdı. Davetliler uğurlamak için sıraya dizildi. Kadınlar Leyla’nın başına buğday ve şeker saçarken, erkekler Yusuf’un sırtına vurarak “Hayırlı olsun!” dediler.
Ayça Hanım yanına yaklaştığında Leyla’nın gözleri doldu. Annesi onu kucakladı, kulağına sessizce fısıldadı:
“Mutlu ol kızım. Ne olursa olsun, kendini asla kaybetme.”
Leyla başını salladı, gözyaşlarını saklamaya çalışarak annesinin elini sıktı.
Sonunda Yusuf ve Leyla arabaya bindiler. Konvoy, kornalarla, zılgıtlarla, ışıklarla şehri dolaştı. Mardin’in dar sokaklarında yankılanan bu şenlik, bütün şehre düğünün büyüklüğünü ilan ediyordu.
Konağa geldiklerinde gece çoktan ilerlemişti. Avluda meşaleler yanıyor, taş duvarlara sıcak bir ışık vuruyordu. Konağın kapıları ardına kadar açıktı. Hizmetçiler, yeni evlileri karşılamak için sıraya girmişti.
Yusuf, arabadan inip Leyla’ya elini uzattı. Onu dikkatle indirdi, gözlerinin içine baktı.
“Artık evimizdesin, bana emanetsin!" dedi.
Leyla derin bir nefes aldı. Konağın heybetli kapısından adımını atarken içinden fısıldadı:
“Burası artık benim de hayatım. Ne kadar ağır olursa olsun…”
Ve o gece, düğünün bütün ihtişamı geride kalırken, Leyla’nın yeni hayatı konağın taş duvarları arasında başlamış oldu.
Konağın koridorlarından geçerken, Leyla’nın kalbi küt küt atıyordu. Yüksek tavanlarda yankılanan ayak sesleri, loş ışıkta yanan kandiller, ağır perdeler… Her şey ona yabancı ve biraz ürkütücü geliyordu.
Yusuf, elini Leyla’nın belinden ayırmadan yürüdü. Hizmetçiler önden gidip kapıyı açtılar. Odaya girildiğinde, içerisi baştan sona özenle hazırlanmıştı.
Bölüm etkileşimi
