LEYLA kitap kapağı

34. bölüm / 47

LEYLA

34. Bölüm ✽

Vaveyla Yazarı: Merve Eribol

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 34. Bölüm ✽

-34-

Silah dumanından daha ağır, daha ölümcül bir darbe oldu. Patlama sesinin yankısı sönmeden, salonun zemini sessiz bir çığlıkla doldu. Herkes donakalmıştı; bir an önce birbirine öfkeyle saldıran karakterler, şimdi ortak bir dehşetin esiriydi.

Yusuf’un çelikleşmiş yüzü aniden bembeyaz oldu. “ZELAL!” diye kükredi.

Sesindeki acı, kükreyişten çok, bir canlının kalbinden kopan son feryattı. Bir kaplan hızıyla fırladı, Amed Bey’i iterek yerde, kanının yayıldığı halının üzerinde yatan kız kardeşine doğru diz çöktü.

Zelal’in eli hâlâ karın bölgesindeydi. Gözleri yarı açık, dudaklarında ise acının ve ihanetin karışımı, buz gibi bir tebessüm vardı. “Delal... ablam…” diye fısıldadı, sesi rüzgârın taşıdığı bir kum tanesi kadar zayıftı.

Leyla’nın beyni, olayların şokundan tamamen ayrılmıştı. Derya’ya olan öfkesi, Zümra’nın kışkırtmaları, Yusuf’la yaşadığı gerilim... hepsi birden önemsiz bir toz bulutu gibi dağıldı. Gözü sadece o kıpkırmızı kana takıldı. Zelal, kendisine bu konakta en içten gülümseyen, en çok güvenen kişiydi. Leyla, donukluğunu bir kenara atıp Zelal'e doğru koştu, ancak Yusuf ondan önce davrandı.

O silah sesine konakta ki bütün çalışanlar odaya yığılmıştı, ve ağızları açık bir şekilde yerdeki kana ve zelale bakakaldılar. “açılın!" diye bağırdı Yusuf, sesi emir veriyordu ama elleri titriyordu. Gömleğini hızla sıyırıp kanayan yaraya bastırdı.

Derya koşarak Mahir'in yanına gitti, ve odaya girdiler.

Amed Bey, tabancayı Zümra hanımın elinden zorla almış, öfke ve kederden mosmor kesilmiş bir yüzle duvara yaslamıştı. Gözleri, hayatının tek dayanağı olan kızının cansız bedenine çevriliydi. Ancak en dehşet verici görüntü, Zümra Hanım’ın yüzündeydi. aslında bir şey yoktu, sadece durup kalmıştı öylece... hepsi karmaşık bir maske gibi yüzüne yapışmıştı. Silahı Zelal’e doğrultmadığını biliyordu, hedefinde leyla ya da Berivan vardı ama ateş bir Doğan kanına isabet etmişti.

“olacağı varmış demek! ” dedi Zümra hanım kalpsizce

Berivan Hanım’ın yüzünde ise korkudan çok, derin bir nefret belirdi. O da tıpkı Leyla gibi anında Zelal’in yanına çöktü. Yusuf’un bastırdığı yaraya baktı, gözleri Zümra’ya döndüğünde ise bakışları buz kesti.

“ kızım Delal de senin yüzünden öldü zaten! Ne istiyorsun yeter değilmi! Çektirdiğin bu zulüm yeter!” dedi Berivan, sesi titriyordu ama her hecesi bir hançer gibiydi.

Amed bey silaha baktı ve. “O yetmedi, şimdi kendi yeğenini mi vurdun! Abla sen ne yaptın!”

Yusuf, Zelal’i kucağına aldı. Leyla ise onun hemen yanındaydı. Gözleri Zelal’in yüzündeydi, fısıltıyla konuşuyordu: “Dayan güzelim, lütfen dayan. Aç gözlerini! Hadi abicim! "

“Leyla!” dedi Yusuf, “Hemen kapıyı aç! Şoförü hazırla! Hastaneye gidiyoruz!”

Leyla, Yusuf’un emriyle hızla kapıya koştu.
Leyla'nın hızla kapıya koşmasıyla birlikte, salondaki donmuş an biraz olsun kırıldı. Kapıdan dışarı fırlarken, avluda biriken konak çalışanlarına panikle bağırdı:

"Şoför! Hemen arabayı hazırlayın! Hastaneye gidiyoruz, çabuk olun!" Sesi, kalbinin attığı düzensiz ritimle yarışıyordu. Gözlerinin önünden ne Yusuf'la el ele girmeleri, ne Zümra'nın kuma tehditleri, ne de Derya'nın pislik planları geçiyordu. Sadece Zelal’in yere yığılışı, sadece o kırmızı leke vardı.

Yusuf, Zelal'i kucağına bir tüy gibi almıştı. Zelal'in başı, abisinin göğsüne yaslanmış, kanı Yusuf'un beyaz gömleğini hızla ıslatıyordu. Yusuf'un yüzü, Azrail'i görmüş bir adamın dehşetiyle yanıp tutuşuyordu.

Arkasında kalan herkesin varlığını unutmuştu; tek odağı kollarındaki kız kardeşinin zayıflayan nefesiydi.
"Çekilin yolumdan!" diye gürledi Yusuf, merdivenlere doğru hızla ilerlerken.

Berivan Hanım, yerden kalktı ama bacakları tutmuyordu. Amed Bey, elindeki tabancayı yere düşürdü ve iki elini başının arasına aldı. Onun öfkesi, yerini derin bir pişmanlığa bırakmıştı. O silahı ablasının elinden alırken, bu kadar masum bir cana mal olacağını düşünmemişti.

Zümra Hanım ise hâlâ duvara yaslanmış, bakışları boşluğa sabitlenmişti. Dudaklarından anlamsız, kalpsiz sözler dökülmeye devam etti: "Ben... ben vurmadım. Olacağı varmış... Kader..." Bu sözler, onun vicdanının değil, gururunun son çırpınışlarıydı. Derya, bir gölge gibi Zümra'nın arkasına sinmişti, vücudu tir tir titriyordu. Bu kaos, onun planladığı zafer değildi.

Leyla, ön kapıya ulaşmış, şoförün arabayı hazırlamasını beklerken geri döndü. Yusuf, Zelal'le birlikte tam önünde duruyordu.
"Leyla, sen... sen gelme!" dedi Yusuf. Sesi boğuktu. "Burada kal!."

Leyla, onun bu isteğini duymamış gibiydi. Zelal'in yüzüne eğildi, alnına bir öpücük kondurdu. "Saçmalama Yusuf. Ben ondan ayrılmam. Arabaya!"

Yusuf, Zelal’in ağırlaşan bedenini arabaya taşırken, Leyla şoföre doğru eğildi. "En yakın hastane, ama en hızlısı! Canı pahasına!"

Araba, konağın avlusundan bir fırtına hızıyla ayrılırken, Leyla arkasına dönüp konağa baktı. Ön kapıda, Berivan Hanım Amed Bey’in omuzunda hıçkırıyor, adamlar onlara diğer arabayı hazırlıyordu. Zümra Hanım ise hâlâ aynı yerde, bir taş heykeli gibi duruyordu. Bu konak, artık Boranlarla barışın evi değil, ihanetin ve kanın döküldüğü bir cehennemin kapısıydı.

Leyla, başını çevirip arka koltukta kucağındaki Zelal'e hayat üflemeye çalışan Yusuf'a baktı. Yusuf, gözyaşlarının akmasına izin vermeden, kız kardeşinin adını fısıldıyordu.

Leyla’nın gözyaşları nihayet patladı. "Asla Zelal'im, asla! Abin de ben de seni bırakmayacağız. Dayan, güzelim. Lütfen dayan!"

Yusuf ve Leyla, hastanenin acil servisine Zelal'i yetiştirdiklerinde, ameliyathane kapısının önündeki bekleyiş, sonsuz bir zamana yayılmıştı. Leyla, koridorun soğuk duvarına yaslanmış, elleri kanlı gömleğiyle kirlenmiş Yusuf’un elini tutuyordu. Yusuf'un o güçlü duruşu, yerini çaresiz bir kırılganlığa bırakmıştı.

Kısa süre sonra, Amed Bey ve Berivan Hanım, yüzlerinde aynı bitkin ve kederli ifadeyle hastaneye ulaştılar. Berivan Hanım, Leyla’yı görünce yanına koştu.
“Kızım, Leyla’m… Nasıl oldu bu? O nasıl?” diye sordu, sesi hıçkırıklardan dolayı boğulmuştu.

“Hâlâ içeride Berivan anne,” dedi Leyla, sesi bomboştu. “Kurşun… kurşun karnına isabet etmiş.”

Amed Bey, Yusuf’un yanına yaklaştı. Yüzünde tarifsiz bir acı vardı. "Oğlum... affet beni. O silahı... o silahı tutmasaydım..."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

490okunma 37beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.