LEYLA kitap kapağı

36. bölüm / 47

LEYLA

36. Bölüm ✽

Vaveyla Yazarı: Merve Eribol

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 36. Bölüm ✽

-36-

MARDİN 1980

Zinar hızlı bir şekilde nefes alıp vererek. "seherim kimse bilmiyor değilmi kaçacağımızı! Bak ben cesaretimi toplamışken seni kaybetmek istemiyorum! ". Dedi

Seher saçlarını kulaklarının arkasına atarak. " Sadece en yakın arkadaşıma söyledim, zümraya, ben ona çok güveniyorum, en yakın arkadaşım o! Zinar... Ben kuzenim serhad ile evlenmek istemiyorum...". Dedi

Zinar sinirle. " Seher! Benim onu sevmediğimi biliyorsun! Ben ona güvenmiyorum haberin ola! Ve hayır asla serhadla evlenmeyeceksin"

"Ben güveniyorum zinar ". Dedi seher.

Ve şehire ulaşacak başka yol vardı dağın yamacında, oradan gideceklerdi.

BORANLARIN KONAĞI.

Zümra koşarak boranların konağına gitti. İçeriye aldılar onu çünkü tanıyorlardı.

Şiyar ağa, zümraya bakarak. " Kızım ne oldu sana, bi nefes al! ". Dedi.

Berşan hanım, Zümraya su vererek. " Al kızım, geç otur şöyle!". Dedi

"Sizin kızınız seher varya! Zinar Kaya ile kaçacak! Durdurmaya çalıştım ama olmadı! Vadinin ordaki patika yoldan gidecekler! ". Dedi zümra. Nefes nefese

Şiyar ağa ve berşan hanım sinirle ayağa kalktılar.

" Kızım senin dilin ne söyler! Dursun! Bütün adamları toplayın! Patikaya gidiyoruz! ". Diyerek konaktan çıkar şiyar ağa.

---------

" Artık yola çıkalım mı zinarım! ". Dedi seher kararlı bir ses tonu ile.

Zinar, elini Seher’in beline koydu. Gözleri, önlerindeki özgürlüğe açılan virajlı patikaya odaklanmıştı. Gözleri, önlerindeki özgürlüğe açılan virajlı patikaya odaklanmıştı.

Kalbi gümbürdüyordu ,bir yandan korku, bir yandan da Seher’le kuracağı yeni hayatın coşkusu.
“Çıkalım Seher’im,” dedi, sesi rüyasından yeni uyanmış gibi derindi. “Birazdan güneş doğacak. Kimse bizi bulamaz.”

Seher, Zinar’a güvenle gülümsedi. O an, dünyanın tüm yükü omuzlarından kalkmış gibiydi. Zümra’ya olan güveni tamdı. En yakın arkadaşı, aşkının mührü olacaktı.

Tam ilk adımı atacaklardı ki, vadinin yukarısından at kişnemeleri duyuldu.

Zinar’ın yüzü bembeyaz oldu. Elini hızla Seher’in ağzına kapattı. “Saklan Seher! Çabuk!”

İkisi de kaya kovuklarının arasına gizlendi. Patika, iki dik yamacın arasından geçiyordu; bu, gizlenmek için harika ama aynı zamanda köşeye sıkışmak için de ölümcül bir yerdi.

Birkaç saniye içinde, Şiyar Ağa ve arkasındaki ondan fazla adam, patikanın girişinde belirdi. Şiyar Ağa’nın yüzü öfke ve ihanetle kasılmıştı. Gözleri, vadinin her köşesini tarıyordu.
“Zinar Kaya!” diye gürledi Şiyar Ağa. Sesi, dağlarda yankılandı. “Çık dışarı! Kızımı alıp kaçabileceğini mi sandın! Namussuz köpek! ”

Seher’in kalbi, bir kuş gibi göğsünde çırpınıyordu. Gözleri yaşla doldu. “Bizi nasıl buldular Zinar?” diye fısıldadı.

Zinar’ın çelikleşmiş bakışları, ama sakın kalmaya çalışıyordu. "Sence seher! Zümradan başka kimse bilmiyordu! Kabullen artık o kötü biri! ". Dedi

Seher'in gözleri dolmuştu. Bu onun en dostundan gelen bir ihanet miydi? Ama onlar her an buluşup birbirlerine dertlerini, sıkıntılarını, mutluluklarını anlatan iki dosttu. Demek ki değilmiş...

Zinar, kafasını kaldırdı. Gözleri, Şiyar Ağa’nın arkasındaki adamları teker teker süzerken, kafasındaki sis yavaş yavaş dağıldı.
“Şiyar Ağa!” diye bağırdı Zinar, ayağa kalkarak. Seher’i korumak istercesine önünde durdu. “Bu, ikimizin arasında! Seher’in suçu yok!”

“Suçsuz mu?” diye bağırdı Şiyar Ağa, tabancasını Zinar’a doğrultarak. “Kızımın namusunu kirletecektin, buna suçsuz mu diyorsun?”

“Namus değil, sevda! Seher beni seviyor!”

O sırada Berşan Hanım, Şiyar Ağa’nın yanına ulaştı. Yüzünde dehşet vardı ama sesi kararlıydı. “Kızım, gel buraya! Babanla beni rezil etme!”

Seher, gözyaşları içinde Zinar’ın kolundan tuttu. “Gitme Zinar! Seni vuracak! babam seni yaşatmaz! ”

“Bırak beni Seher’im,” dedi Zinar, kararlıydı. “Sana zarar vermelerine izin vermeyeceğim.”

Zinar yavaşça öne doğru yürüdü. “Şiyar Ağa, beni vuracaksan vur. Ama ben kızından vazgeçmeyeceğim! Bunu da bilesin! ”

Şiyar Ağa duraksadı. Sonra sinirle silahı zinara doğrulttu.

Tam o sırada, Şiyar ağanın arkasından, dağınık bir saçı, korkuyla karışık bir yüzü olan genç bir kadın, Zinar’a doğru koştu.

“Hayır Zinar!”
Zümra’ydı. Nefes nefese kalmış, paniklemişti.

Seher sinirle. "Ne istiyorsun bizden! ". Diye bağırdı.

" Şiyar ağam! Vurmayasın zinarı! Ben şimdi onu da alıp gideceğim!". Dedi zümra.

Berşan hanım, kızına çok üzülüyordu, kızının en yakın arkadaşı ona ihanet etmeye çalışıyordu.

Berşan hanım sinirle. "Senin amacın nedir zümra! Ne yapmaya çalışıyorsun kızım sen! ". Dedi

" Berşan teyze özür dilerim ama sevdiğim adamı senin kızın ile kavuşmasına göz yumamazdım! ". Dedi zümra.

Zümranın adamları, zinarı elinden bağlayarak, götürdü.

" Baba hayır! İzin verme, kurbanın olayım baba, bir şey yap! Engelle zümrayı! Baba ben ziyansız yapamam, ölürümde başkası ile evlenmem". Diyerek ağladı seher.

Şiyar ağa öfkeyle, sehere tokat atıp yere yapıştırdı. "Namusumuzu kirletecekin öyle mi! İzin vermem! Berşan serhadın anasına haber sal, gelip bu akşam istesinler seheri, tezden düğün yapalım! ". Dedi.

Berşan hanım kısık ve üzgün bir ses tonu ile. " Tamamdır ağam! ". Dedi.

Seher sinirle yerden kalktı. "Baba kurbanın olayım ne olur yapma! Sırf fakir diye zinarı sevmiyorsun, sırf ailesi bizim gibi köklü değil diye yapıyorsun! Yapma! Allah vekilim dir eğer sen beni Serhad'a verirsen öldürürüm kendimi! ". Dedi.

Şiyar Ağa’nın yüzü kas katıydı. sert mizacı taşıyan bu adam, bir kere karar verdi mi geri dönmezdi. Gözlerinde ne bir şefkat ne de bir pişmanlık izi vardı.
“Öl o zaman! Namussuzlukla yaşamaktansa, toprakta yatmak bin kere evladır!” diye kükredi.

Sonra devam etti.
“Sana kiminle evleneceğini ben söylerim! Boranlar’ın konaktaki itibarını iki paralık edemezsin! Seni abimin oğlu Serhada vereceğim! Boranların soyu devam edecek! Yürü Berşan, bu kızın gözü dönmüş. Hemen konağa götürüp hazırlayın! Görücüsü gelecek! ”

Seher, babasının bu acımasızlığı karşısında olduğu yere çöktü. Gözleri yaşlar içinde, az önce
Zinar'ın götürüldüğü patika yoluna takılı kaldı. Zümra... En yakın arkadaşı, sırdaşı, koca bir sevdayı ateşe atmıştı. Seher’in kalbinde sevda acısından daha büyük bir ihanet yarası açılmıştı.

Zinar, elleri sıkıca bağlanmış bir şekilde, bir mezranın kenarındaki eski bir eve getirilmişti. Karşısında, nefesi hızla inip kalkan, zafer sarhoşu ama aynı zamanda korku dolu gözlerle Zümra duruyordu.
“Neden yaptın Zümra?” dedi Zinar, sesi boğuktu ama öfkesi keskindi. “Bana değil, Seher’e yaptın bunu. O sana güvendi! Nasıl bu kadar alçak olabilirsin!”

Zümra’nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü. “Alçak olmak mı? Sevdiğim adamı başkasına kaptırmamak alçaklıksa, evet alçağım! Ben seni çocukluğumdan beri seviyorum Zinar! Seher geldi, her şeyi mahvetti. Ben sana sahip çıkmak için her şeyi yaparım!”

Zinar, Zümra’ya tiksintiyle baktı. “Senin bu yaptığın sevda değil, delilik! Beni zorla tutarak ne elde edeceksin? Benim kalbim Seher’de. Sen beni buraya bağlasan da, bir ömür yanında tutsan da, ben sana bakmam!”

Zümra, yüzünü buruşturdu. “Bakarız! Şiyar Ağa, Seher’i Serhad'a verecek. O evlenince, bu dağlarda kimsesiz kalacaksın. Ben de seninle evleneceğim! Sen benim olacaksın Zinar. Mecburen benim olacaksın!”.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

488okunma 46beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.