31. bölüm / 47
LEYLA31. Bölüm ✽
Bölümler 47Şu an: 31. Bölüm ✽
- 1 1. Bölüm ✽1.805 kelime
- 2 2. Bölüm ✽2.059 kelime
- 3 3. Bölüm ✽1.235 kelime
- 4 4. Bölüm ✽1.473 kelime
- 5 5. Bölüm ✽1.417 kelime
- 6 6. Bölüm ✽1.903 kelime
- 7 7. Bölüm ✽1.283 kelime
- 8 8. Bölüm ✽1.196 kelime
- 9 9. Bölüm ✽1.567 kelime
- 10 10. Bölüm ✽1.259 kelime
- 11 11. Bölüm ✽1.423 kelime
- 12 12. Bölüm ✽1.345 kelime
- 13 13. Bölüm ✽1.061 kelime
- 14 14. Bölüm ✽1.261 kelime
- 15 15. Bölüm ✽1.125 kelime
- 16 16. Bölüm ✽1.257 kelime
- 17 17. Bölüm ✽1.284 kelime
- 18 18. Bölüm ✽1.398 kelime
- 19 19. Bölüm ✽1.323 kelime
- 20 20. Bölüm ✽1.186 kelime
- 21 21. Bölüm ✽850 kelime
- 22 22. Bölüm ✽814 kelime
- 23 23. Bölüm ✽848 kelime
- 24 24. Bölüm ✽674 kelime
- 25 25. Bölüm ✽857 kelime
- 26 26. Bölüm ✽709 kelime
- 27 27. Bölüm ✽954 kelime
- 28 28. Bölüm ✽865 kelime
- 29 29. Bölüm ✽979 kelime
- 30 30. Bölüm ✽1.042 kelime
- 31 31. Bölüm ✽969 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 32. Bölüm ✽1.054 kelime
- 33 33. Bölüm ✽1.122 kelime
- 34 34. Bölüm ✽830 kelime
- 35 35. Bölüm ✽1.019 kelime
- 36 36. Bölüm ✽997 kelime
- 37 37. Bölüm ✽1.264 kelime
- 38 38. Bölüm ✽1.062 kelime
- 39 39. Bölüm ✽1.264 kelime
- 40 40. Bölüm ✽1.418 kelime
- 41 41. Bölüm✽1.379 kelime
- 42 42. Bölüm ✽1.108 kelime
- 43 43. Bölüm ✽1.089 kelime
- 44 44. Bölüm ✽1.240 kelime
- 45 45. Bölüm ✽1.278 kelime
- 46 46. Bölüm✽1.028 kelime
- 47 47. Bölüm ✽1.440 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-31-
“Çocuğu mu var Derya’nın?” diye fısıldadı Zelal, sesi titreyerek.
Derya dudaklarının kenarında ince, kendinden emin bir gülümsemeyle başını eğdi. “Zelalcim… öyle uzaktan bakma,” dedi iğneleyici bir tatlılıkla. “Mahir’e yaklaş. Halası değil misin? Gel, sarıl… öp.”
Avludaki hava bir anda ağırlaştı. Leyla, olan biteni anlamaya çalışır gibi bakakaldı; gözleri Derya’dan çocuğa, çocuktan Yusuf’a kayıyordu.
Beriwan Hanım, öfkeyle Yusuf’un yanına yürüdü. Yüzü gerilmiş, sesi keskinleşmişti.
“Zeyd! Ne diyor bu kadın?” dedi dişlerinin arasından.
Yusuf’un çenesi kilitlenmişti. Gözleri Derya’ya sabitlenmiş, sesi sertleşmişti.
“Bilmiyorum, anne! Derya… aklını mı kaçırdın sen?”
Zümra Hanım ise bir köşede dimdik duruyor, dudaklarının kenarındaki o belli belirsiz zafer gülümsemesini saklama gereği bile duymuyordu. Sanki beklediği an sonunda gelmişti.
“Af buyurun… ben rüyada falan mıyım?” dedi Zelal, hâlâ yaşadığı şoku atlatamamış bir halde.
Derya ağır ağır çantasını açtı. İçinden birkaç dosya çıkarırken gözlerini bir an bile Yusuf’tan ayırmadı.
“Hayır canım,” dedi sakince. “Gayet gerçeksin. Mahir… benim ve Yusuf’un oğlu.”
Avludaki herkesin nefesi kesildi.
Derya elindeki dosyaları ileri uzattı.
“Bakın… burada DNA test sonuçları var. Her şey belgeli.”
Zelal titreyen ellerle dosyayı aldı. Gözleri satırlar arasında hızla gezdi. Bir an sonra yüzü bembeyaz kesildi.
“Benim başım eğilmedi…” dedi kısık bir sesle, sonra sesi bir anda yükseldi. “Benim başım koptu!”
Mahir’in korkuyla annesine daha da sokulduğunu görünce, Zelal bir anda sustu. Dudaklarını ısırdı, gözlerini kaçırdı. Ve dosyayı geri Derya ya uzattı
Leyla, sanki yer ayağının altından kayıyormuş gibi sendeledi. Gözleri dolmuştu ama hâlâ bir umut arıyordu.
“Bu da senin bir oyunun değil mi…?” diyebildi güçlükle.
Yusuf bir anda ileri atıldı, dosyaları Derya’nın elinden sertçe çekip aldı. Sayfaları hızla çevirdi. Gözleri satırlarda donup kaldı.
Bir an… iki an…
Sonra dizlerinin bağı çözülmüş gibi geri çekilip sandalyeye oturdu.
Elindeki kâğıtlar hafifçe titriyordu. Yüzündeki ifade… inkâr ile gerçeğin arasında sıkışıp kalmıştı.
Leyla hemen yanına geldi, omzuna dokundu.
“Yusuf…” dedi, sesi kırılarak. “Ne oldu? Bir şey söylesene… Yalan de… bir şey söyle!”
Ama Yusuf’tan tek bir kelime bile çıkmadı.
Sessizlik… ağır, ezici bir sessizlik çöktü salona.
Beriwan Hanım bu manzaraya daha fazla dayanamadı. Gözleri dolmuş, öfkesi ve hayal kırıklığı birbirine karışmıştı.
“Ben size hiçbir şey söylemiyorum artık!” dedi titreyen bir sesle. “Ne hâliniz varsa görün!”
Eteklerini savurarak arkasını döndü ve hızlı adımlarla merdivenlere yöneldi. Ayak sesleri konakta yankılanarak yukarı kayboldu.
Aşağıda kalanlar ise… sanki herkes kendi gerçeğiyle baş başa kalmış gibiydi.
Leyla’nın gözleri hâlâ Yusuf’taydı.
Ama bu kez… cevap beklediği adam, ona hiç bu kadar uzak olmamıştı.
O sessizliğin içinde en çok duyulan şey… Leyla’nın kalp atışlarıydı.
Gözler Yusuf’un yüzünde gezindi. Bir kelime, küçücük bir inkâr, bir bakış… herhangi bir şey arıyordu. Ama Yusuf hâlâ donmuş gibiydi. Elindeki kâğıtlar dizlerine düşerken bile fark etmedi.
Derya derin bir nefes aldı, sanki yıllardır beklediği anı yaşıyormuş gibi omuzlarını dikleştirdi.
“Demek herkes gördü,” dedi sakince. “Artık kimse bana ‘misafir’ demeyecek, öyle değil mi?”
Zümra Hanım hafifçe başını salladı. Gözlerinde karanlık bir memnuniyet parladı.
“Gerçekler geç de olsa ortaya çıkar,” dedi.
Leyla yavaşça başını Zümra’ya çevirdi. Gözlerinde ilk kez sadece öfke değil… kırılmışlık da vardı.
“Bu da senin planın mı?” dedi alçak ama keskin bir sesle.
Zümra dudak büktü. “Ben plan yapmam. Gerçekleri bilirim. "
Leyla çıldırmak üzereydi. "Bu yalan! Bunlar hepsi Derya ve zümra hanımın planı! " Diye bağırdı
Küçük çocuk daha da korktu ve Derya ya sokuldu.
Leyla bunu fark edince içi cız etti.
Yusuf Zeyd öfkeyle ayağa kalktı "yeter artık Leyla! Ne yalanı? Ne planı? Herşey burada! Al oku istersen! Mahir benim oğlummuş! Cemil! Aşireti otele yönlendir, konak pekte müsait değil toplantı için! Otele geçeceğim! "
Leylanın boğazı düğümlendi.
Derya hemen ayağa kalktı ve. "Evden çıkıp gittiğim gün hamile olduğunu öğrendim! Ama gurur yapıp geri dönemedim ben Yusuf! Ve sonra çok pişman oldum! Affet beni ne olur! "
Yusuf Mahire baktı ve elini başına götürdü.
Çocukları çok severdi ve hep hayaliydi çocuğunun olması bir yandan Leyla vardı bir yandan ise Mahir.
Yusuf’un bakışları Mahir’in üzerinde asılı kaldı. Çocuğun ürkek ama derin gözleri… bir anlığına onun içini paramparça etti.
Elini saçlarının arasından geçirdi. Nefesi ağırlaşmıştı.
Leyla ise olduğu yerde kalmıştı. Ne ileri gidebiliyor, ne geri dönebiliyordu. Sanki bütün dünya durmuş, sadece kalbi parçalanmaya devam ediyordu.
“Demek…” dedi Leyla, sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. “Demek bu kadar kolay.”
Yusuf başını kaldırdı. “Leyla—”
Leyla geri çekildi.
“Dokunma bana!” dedi aniden, sesi bu kez sertti. “Bir kelime daha etme… çünkü şu an söyleyeceğin hiçbir şey… beni daha az yakmayacak.”
Derya gözlerini siler gibi yaptı ama bakışlarının arkasında hâlâ o hesapçı ifade vardı.
“Ben kimsenin yuvasını yıkmak için gelmedim,” dedi. “Sadece oğlumun hakkını istiyorum.”
Leyla acı bir gülümsemeyle ona baktı.
“Sen zaten yıkılması için geldin” dedi. “Sadece doğru zamanı bekledin.”
Zümra Hanım araya girdi.
“Yeter bu kadar. Bu mesele uzadıkça uzar. Ortada bir çocuk var. Bu konak onun da hakkı.”
Leyla başını yavaşça salladı.
“Bu konak…” dedi. “Ne çok insanın hakkıymış meğer.”
Sonra gözlerini Yusuf’a dikti.
“Şimdi ne yapacaksın?” diye sordu.
Bu soru… sadece bir soru değildi.
Bir karar anıydı.
Yusuf sustu.
Bir yanda yıllardır tanımadığı oğlu… kanı, canı…
Diğer yanda… kendi seçimi olan kadın, Leyla.
zelal derin bir nefes aldı, sessizliği bozdu.
“abi… önce sakinleş. Böyle karar verilmez.”
Ama Yusuf’un yüzü taş kesilmişti.
“Karar verilecek bir şey yok,” dedi sonunda. Sesi yorgun ama kesindi. “Çocuk benimse… sorumluluğu da benim.”
Leyla’nın gözleri doldu.
“Ben ne oluyorum peki?” dedi.
Yusuf’un cevabı hemen geldi. "Ne demek ben ne oluyorum? Sen hiç bir yere gitmiyorsun! Hâlâ benim karımsın, burda seni boşadığım falan yok Leyla! Ve seni asla bırakmam da zaten! "
"İyi. Sen çocuğunla tanış konuş bakalım! " Diyerek odasına doğru yürüdü.
"Hayır zelal gelme! Yanlız kalmak istiyorum! " Dedi arkasını dönmeden.
Zelal kalktığı sandalyeye geri oturdu.
"Onunda yanlız kalması lazım, kendini toparlaması lazım! " Dedi Yusuf
Ve deryaya baktı. "Bizi yanlız bırak Mahir ile" Dedi
"Ama yus-" Diye karşı çıktı Derya, ama Yusuf sinirle sözünü kesti.
"Yanlız bırak dedim derya! Zelal abicim sende gidebilirsin! " Dedi
"Sen oğlunla hasret gider bakalım Zeydim! sonra biz gideririz!" Diyerek odasına çekildi zümra hanım.
Avlu boşalmıştı.
Bölüm etkileşimi
