23. bölüm / 47
LEYLA23. Bölüm ✽
Bölümler 47Şu an: 23. Bölüm ✽
- 1 1. Bölüm ✽1.805 kelime
- 2 2. Bölüm ✽2.059 kelime
- 3 3. Bölüm ✽1.235 kelime
- 4 4. Bölüm ✽1.473 kelime
- 5 5. Bölüm ✽1.417 kelime
- 6 6. Bölüm ✽1.903 kelime
- 7 7. Bölüm ✽1.283 kelime
- 8 8. Bölüm ✽1.196 kelime
- 9 9. Bölüm ✽1.567 kelime
- 10 10. Bölüm ✽1.259 kelime
- 11 11. Bölüm ✽1.423 kelime
- 12 12. Bölüm ✽1.345 kelime
- 13 13. Bölüm ✽1.061 kelime
- 14 14. Bölüm ✽1.261 kelime
- 15 15. Bölüm ✽1.125 kelime
- 16 16. Bölüm ✽1.257 kelime
- 17 17. Bölüm ✽1.284 kelime
- 18 18. Bölüm ✽1.398 kelime
- 19 19. Bölüm ✽1.323 kelime
- 20 20. Bölüm ✽1.186 kelime
- 21 21. Bölüm ✽850 kelime
- 22 22. Bölüm ✽814 kelime
- 23 23. Bölüm ✽848 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 24. Bölüm ✽674 kelime
- 25 25. Bölüm ✽857 kelime
- 26 26. Bölüm ✽709 kelime
- 27 27. Bölüm ✽954 kelime
- 28 28. Bölüm ✽865 kelime
- 29 29. Bölüm ✽979 kelime
- 30 30. Bölüm ✽1.042 kelime
- 31 31. Bölüm ✽969 kelime
- 32 32. Bölüm ✽1.054 kelime
- 33 33. Bölüm ✽1.122 kelime
- 34 34. Bölüm ✽830 kelime
- 35 35. Bölüm ✽1.019 kelime
- 36 36. Bölüm ✽997 kelime
- 37 37. Bölüm ✽1.264 kelime
- 38 38. Bölüm ✽1.062 kelime
- 39 39. Bölüm ✽1.264 kelime
- 40 40. Bölüm ✽1.418 kelime
- 41 41. Bölüm✽1.379 kelime
- 42 42. Bölüm ✽1.108 kelime
- 43 43. Bölüm ✽1.089 kelime
- 44 44. Bölüm ✽1.240 kelime
- 45 45. Bölüm ✽1.278 kelime
- 46 46. Bölüm✽1.028 kelime
- 47 47. Bölüm ✽1.440 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-23-
Sedef, Leyla'ya yaklaştı ve sinirle. " O Adi sana dokundu mu? ". Dedi
" Hayır! " Dedi Leyla.
Sedef ellerini leylanın boğazına götürdü ve morluklar vardı.
" Boğazını mı sıktı! " Dedi
Leyla ses çıkarmadı.
Ve kulübeden çıktılar, Azad, Yusuf'un arabasının bagajındaydı, cihan ve zelal, sedefin arabasına bindiler. Leyla da cihanın arabasına.
Yusuf Zeyd öndeydi, son süratle o tozlu yolda depoya döktü gidiyordu, sedefte takip ediyordu.
Depoya vardıklarında gecenin karanlığı ağır bir örtü gibi üzerlerine çökmüştü. Arabalardan iner inmez Yusuf öfkeyle bagajı açtı, Azad hâlâ baygındı. Cihan, sert bir şekilde onu kollarından tutup depoya sürükledi.
Depo, yıllardır kullanılmayan, rutubet kokan, taş duvarlı bir yerdi. İçeri girince Yusuf kapıyı sertçe kapattı, yankısı duvarlardan çınladı.
Azad ayıltıldığında önce etrafına baktı, sonra gülerek dişlerinin arasından tısladı:
“Demek cellatlarım burası ha? Güzel… bana yakışır.”
Yusuf’un gözleri öfkeyle kıpkırmızıydı. Yumruklarını sıkarak dişlerinin arasından konuştu:
“Benim karıma yaptıklarının bedelini ödemeden bu dünyadan gitmeyecek.”
Leyla, Zelal ve Sedef depoya girdiler. Leyla hâlâ titriyordu, gözleri yerdeydi.
Azad kahkaha atarak:
“Leyla… korkma, sana dokunmadım. Ama keşke vaktim olsaydı, emin ol Yusuf’tan daha iyi davranırdım sana.”
Bu söz Yusuf’un sabrını taşırdı. Hızla Azad’ın burnuna bir yumruk vurdu.
Leyla ayağa kalktı endişeli bir şekilde. "Yusuf! Seni sinirlendirmeye çalışıyor bilerekten, sende onun oyununa geliyorsun! Lütfen sakin ol!
Azad göz kırptı. “Doğru söylüyorsun güzellik! Zekisin sevdim seni, keşke önce ikimiz tanışsaydık! " Dedi
Cihan arabanın bagajına kazma ve kürek yüklüyordu sonra geri döndü. Leylanın boynundaki morlukları fark etti.
" Sen benim kardeşime mi dokundun! ". Diye bağırdı depoda ve sesi yankılandı.
Cihan böyle deyince, Yusuf direkt Leyla'ya baktı ve boğazındaki morlukları fark etti.
Derin bir nefes aldı Yusuf. Cihan ile aynı anda silahların tetiklerini çektiler,
" Bize ihanet eden şerefsizlere ne yapıyorduk hatırlıyormusun? Seninle de çok yapmıştık! ". Diye sordu Yusuf Zeyd
Azad sırıtarak. " Hatırlamaz mıyım, önce bi güzel ağzını yüzünü dağıtıp, silahla vurduktan sonra, ormanın derinliklerinde bir yerde gömerdik! En sevdiğim aktivitemizdi! ". Dedi
Sedef, sinirle Cihanın elindeki silahı alıp, Azada baktı. " Her şey buraya kadar AZAD YILDIRIM! ". anlının ortasından vurdu. Ardından bir kere de Yusuf vurdu.
Silah sesi boş depoda yankılanmıştı. Leyla çığlık attı.
" Siz ne yaptınız! Bu işin adaleti, polisi var, elinizi nasıl kana bularsınız". Diye bağırdı.
Yusuf Zeyd elindeki silahı özel bir bez ile silerek. "Kendi adaletimizi kendimiz kurarız! Kimseye ihtiyacımız yok! ". Dedi
" İnanamıyorum size gerçekten! Aklınızı kaçırmışsınız. " Dedi Leyla
Zelal, Leylanın kolundan tutarak. "Yakında alışırsın kanka bizimkilere!". dedi
Yusuf birini aradı.
-Cemal! Burayı temizleyin biz çıkıyoruz!-
-Emredersiniz ağam-
(1 𝘩𝘢𝘧𝘵𝘢 𝘴𝘰𝘯𝘳𝘢)
Leyla gelen davetlilere bakarak.
" Yusuf bu kadar kalabalık olması, bu kadar insanın gelmesi normal mi? " Diye sordu.
Yusuf sırıtarak. " Kızım şuan Mardin'in en büyük 2. aşiretinin oğlunun düğünü bi zahmet kalabalık olsun! " Dedi
Birden zelal koşarak geldi. " Hadi gelin artık sizi bekliyorlar, ben herşeyi ayarladım, tam 2 dakika sonra dans müziğiniz başlayacak!" dediğinde,
Leyla derin bir nefes aldı. Gözleri hâlâ düğün salonunun ihtişamına alışamamıştı. Tüm masa örtüleri, altın işlemeli süslemeler, rengârenk çiçekler… Hepsi bir masal gibiydi. Ama içinde hâlâ kulübedeki karanlık, boğazındaki morlukların sızısı vardı.
Sedef, yanında durmuş, kısık sesle fısıldadı:
“Bakma öyle sağa sola. Kimse bilmeyecek yaşadıklarını. Bugün senin günün, kendini güçlü göster.”
Leyla şaşırdı, üvey kardeşinin ilk kez ona bu kadar yumuşak konuştuğunu duyuyordu. Başını hafifçe salladı, gözleri doldu. “Teşekkür ederim Sedef…” diyebildi.
Tam o sırada Cihan salona girdi. Üzerinde takım elbisesiyle dimdik duruyordu. Kalabalığın arasında gözleri hep Leyla’yı aradı. Onu gördüğünde yüzünde korumacı bir gülümseme belirdi. Yanına geldi, saçını okşadı.
“Benim güzel kardeşim… bugün mutlu olacaksın. Ne yaşadıysan geride kaldı, anladın mı? Ama eğer bu Yusuf Zeyd seni üzerse, kırarsa bana söylüyorsun bende onun ağzına bir tane yapıştırıyorum! ” dedi.
Leyla güldü ve sonra gözlerini kaçırdı. Fısıldayarak, “Ama Azad’ın ölümü… hepinizin silah sıkması…” diye mırıldandı.
Cihan onun elini sıktı. “Onu unut. O bizim yükümüz, senin değil. Senin tek görevin bugün gelin olmak.”
Cihanın gözü, mavi zarif elbise giyen zelale kaydı, o an bakıştılar, zelal, Cihana baktı ve sırıttı. Cihan, Zelali baştan aşağıya doğru süzdü.
O sırada Yusuf da yanlarına geldi. Siyah takım elbisesi, dik bakışlarıyla bütün salonun ağırlığını taşıyordu.
“artık ben varım yanında. Ben varken asla kimse sana zarar veremeyecek unutma! .” dedi
Bir anda salondaki ışıklar hafifçe kısıldı. Davul zurnanın sesi yankılanmaya başladı. Zelal sahnenin önünde bağırdı:
“Gelinle damat geliyor!”
Kalabalık alkış ve tezahüratlarla ayağa kalktı. Kadınların zılgıt sesleri yükseldi. Yusuf, Leyla’nın elini tuttu, yavaş adımlarla piste doğru yürümeye başladı.
Leyla kalabalığın arasında yürürken herkesin gözleri üzerindeydi. Kimi hayran kalmış gibi bakıyor, kimi fısıltılarla dedikodu yapıyordu:
“Yusuf Zeydin en yakın arkadaşı Azad neden gelmedi ki ?”
“Yusuf’un karısı çok güzelmiş…”
“Leyla gerçekten bu aşirete yakışacak mı?”
"Zümra hanım bu kızcağıza çok çektirir"
Büyük masaların sağ tarafı DOĞANLAR.
Sol tarafta ise BORANLAR vardı.
Fısıltılar içinde yürümek Leyla’nın kalbine taş gibi oturmuştu. Ama Yusuf’un sımsıkı tuttuğu eli ona güç verdi.
Müzik hızlandığında Yusuf kulağına eğildi.
“Unutma, bu düğün sadece bir düğün değil. Bütün Mardin’e mesaj veriyoruz. Bizim gücümüzü görecekler.”
Leyla şaşkınlıkla baktı. “Mesaj mı?”
Yusuf sertçe gülümsedi.
“Azad’ın ölümü, bu düğünün gölgesinde unutulacak. Ve herkes, Yusuf Zeyd’in karısına kimse el süremez diyecek.”
Davul gürledi, zılgıtlar art arda patladı. Kalabalık tempo tuttu. Leyla, içindeki tüm fırtınalara rağmen Yusuf’la dans etmeye başladı.
Bölüm etkileşimi
