LEYLA kitap kapağı

18. bölüm / 47

LEYLA

18. Bölüm ✽

Vaveyla Yazarı: Merve Eribol

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 18. Bölüm ✽

-18-

Yusuf öfke ile itiraz etti. "Leyla yapma! Bu... bu çok büyük bir olay olur. Boranlar da Doğanlar da… geçmişteki yaşananlar tekrar yaşansın istemiyor kimse".

"Sadece soyadlar, Yusuf!" dedim keskin bir sesle. "Ben bir ismin altında ezilmeyeceğim. Ailemle yüzleşeceğim. Annemle de, Ama önce kendimle yüzleşmeliyim". Dedim kendimden emin bir şekilde.

Yusuf öfke ile ayağa kalktı ve. "Tamam Cihanın, benim ölümümü izlemek hoşuna giderse gel hadi nişanı bozalım, ya ben aptalmıyım boşu boşuna sevmediğim hatta tanımadığım biriyle evleneyim, geçmişteki acıları tekrar yaşayamam, ben... Ben ablamı kaybettim bu töre uğruna, tekrar birini kaybedemem! ". Dedi

O... Haklıydı bende sevdiğim insanların acısını yaşamak istemiyordum

" Haklısın... " Diyebildim sadece

Kafeden çıktığımızda hava kararmıştı. Sokak lambaları birer birer yanarken Yusuf sessizce arabasının kapısını açtı. hiç konuşmadan arabaya bindim . Arabanın içi, kafedeki tartışmanın ardından sessizlikle doluydu. Radyo bile susmuş gibiydi.

Yusuf gözlerini yoldan ayırmadan konuştu:

"Annenle tekrar konuşmadan önce biraz dinlen. Bugün fazlasıyla yıprandın."

başımı çevirmedi, camdan dışarı bakarak sadece, "Tamam," Dedim

Evin önüne geldiğimizde, Yusuf aracı durdurdu ama inmeden önce bana döndü ve,

“Bir şey olursa... ne olursa olsun, beni ara. Her şeye rağmen, senin yanında olmak isterim.” dedi

Ben, gözlerinde bir şey belirmesin diye hızla başını salladı, kapıyı açıp indim.

Yusuf onu izlerken içinde belirsiz bir huzursuzluk vardı.

---

Kapıyı açtığımda içeride buz gibi bir sessizlik vardı. avluya adım attığım gibi Seher Hanım aniden karşıma dikildi.

"Demek gezmelerden şimdi dönüyorsun," dedi ince bir ses tonuyla ama gözleri öfkeyle yanıyordu. "Bir de töreye, aileye başkaldıracakmışsın! Sana bu evde yer var mı sanıyorsun?"

Ben derin bir nefes aldım. Yorulmuştum hem de çok yorulmuştum.

"Ben sadece biraz düşünmek istedim," dedim. "Kafam karışık, herkes bir şey istiyor benden."

Seher Hanım kaşlarını çattı, sesi biraz daha yükseldi: "Kafanın karışık olması senin aileye ihanet etmene neden olamaz! Bu aile seni sahip çıktı, senin annen bile seni böyle sahiplenmemiştir!"

Bu söz beni olduğundan daha fazla sarstı. Kalbimde bir tel kopmuş gibi hissettirdi, Dudaklarım titredi ama kendimi topladım.

"Ben kimsenin malı değilim Seher Hanım," dedim yavaşça ama kararlılıkla. "Bu evde olmak zorundaysam, kendim olarak kalacağım." Dedim

O sırada içerden Cihan çıkageldi.

"Yeter artık!" diye bağırdı. "Leyla zaten yeterince şeyle boğuşuyor! Siz de her fırsatta üstüne gidiyorsunuz!"

Seher Hanım geri çekilmedi, sadece Cihan'a kısa bir bakış attı. "Sen de bu başkaldırıya ortak oluyorsan, senin de yerin bu evde yok!"

Ben gözlerimi kapattım. Bu evde nefes almak bile savaştı artık.

“Belki de gerçekten gideceğim,” dedim fısıltı gibi.

Ve odama doğru yürürken, içimden geçen tek şey şuydu: Yarın her şey değişecek.

odamın kapısını kapatır kapatmaz sırtımı kapıya yasladım . Nefesi alış verişim düzensizdi. Odaya çöken loşluk içinde gözlerimi kapattım Kalbi, hem Yusuf’un söyledikleriyle hem Seher Hanım’ın sözleriyle ağırlaşmıştım.

Çantamı bir kenara fırlatıp yatağa çöktüm. Ellerimi başıma götürdüm, saç diplerim sızlıyordu.

"Ben kimim artık?" diye fısıldadım İstanbul'daki Leyla mıydım hâlâ? Yoksa bu evde, bir başkaldırının ortasında savrulan bir gölgeye mi dönüşüyordum?

O sırada kapı tıklandı ve gel dedim, gelen , Cihan dı.

“Elinde bir şey var, çay mı bu?” dedi dedim gülümseyerek.

Cihan başını salladı, sonra çayı komodine bırakıp yere çömeldi.

“Gidiyor musun gerçekten?” diye sordu usulca.

bir an sessiz kaldım Sonra başımı yana eğip,

“Gideceğim Cihan. Ama nereye bilmiyorum. Belki anneme... Belki sadece uzak bir yere. Bu ev bana nefes bile aldırmıyor.”

Cihan, gözlerinde biriken öfkeyi bastırarak başını salladı. “Seherin derdi ne biliyor musun? Seni tehdit olarak görüyor. Çünkü sen itaat etmiyorsun.”

hüzünle güldüm. “Ben sadece özgür olmak istiyorum. Sevmek, sevilmek... ama kimse bunu önemsemiyor.”

Cihan bir süre sustu. Sonra odadan çıkarken dönüp şöyle dedi:

“Yarın Yusuf seni bir yere götürmek isteyebilir. Git. Belki de bazı cevaplar oradadır.”

Sabah...

Üstüme şık bir takım giyip, süsledim, seher hanımı böyle küçük detaylar ile daha da çıldırtmak tı niyetim.

mutfağa indiğimde Seher Hanım çoktan uyanmıştı. Masada oturuyor, kahvesini yudumluyordu. benim gelişim ile gözlerini dikti.

“Bugün Yusuf’la bir yere gitmeyeceksin,” dedi emredici bir tonla.

Ben usulca bir sandalye çektim ve oturdum.

“Beni buraya zorla getirdiniz. Şimdi ne yapacağıma da siz karar veremezsiniz.” dedim.

Seher Hanım kahvesini sertçe masaya bıraktı. “Sen bu evi bir utanca sürüklüyorsun.”

başımı kaldırarak,
“Beni anlamak zorunda değilsiniz Seher Hanım. Ama susturamayacağınızı artık öğrenmeniz gerek.”

Sidar ağa yumruğunu sertçe masaya vurarak. "Yeter! Bırakın şurda iki lokma zıkkımlanalım ana! ". Dedi

" Sakin olun sidar ağa elbet herkes her şeye alışacak! ". dedi Sultan hanım

Tam o sırada Yusuf kapıdan içeri girdi. Gözleri birden benimle buluştu. Hafifçe başını eğdi.

“Hazır mısın?” diye sordu.

hiç tereddüt etmeden ayağa kalktım Cevabını doğrudan verdim:

“Evet. Hazırım.”

" Allah'a emanet sidar ağa! ". Diyerek avludakilere selam verdi Yusuf

--{}{}--

" Nereye gidiyoruz! ". Diye sordum
" Varınca görürsün! ". Dedi umursamazca.

Sesimi çıkarmadım, ve yol boyu başımı cama yasladım. Bir süre sonra ıssız bir araziye vardık, şaşkınlıkla arabadan indim, ve çitlerle çevrilmiş büyük bir alan vardı, üstünde de DOĞANLAR yazıyordu.

Yusuf iç çekerek DELAL DOĞAN yazılı mezar taşının yanına gitti , ve mezarı suladı, gözlerinden yaş akıyordu, göre biliyordum, bu DELAL DOĞAN, en yakın arkadaşım ZELAL DOĞAN'IN sevmediği biri ile evlendirmeye çalışırken, intihar eden ablası. İçim çok acıyordu o mezar taşına bakarken.

O... Sadece sevdiği adam ile evlenmek isteyen bir kız dı. Halası zümra vermemişti. Yusuf'un yanına gidip, omzuna dokundum ve yanına oturdum.

Yusuf avucunda sıktığı toprağı bırakarak. "Ben birini daha toprağa vermek istemiyorum! Ben o acıyı yaşamak istemiyorum Leyla! Anlıyormusun beni! Yıllar önce bu töre uğruna ablamı kaybettim ve bu sefer kimsenin kılına zarar gelmesin diye boyun eğeceğim, ama bu korktuğumdan değil! İçimde yeni acılar istemiyorum ". Dedi bağırarak.

O haklıydı... benim bu karşı çıkmalarım yüzünden, ya zelale, ya Cihana, ya da... Yeni kavuştuğum babama zarar gelirse, o haklıydı... Bende boyun eğecektim, ama bu da benim korkaklığım ve ya ezikliğimden değil!

"bu oyunu oynayalım Yusuf Zeyd ben hazırım! ". Dedim kendimden emin bir şekilde. Yusuf Delalin mezar taşını öpüp arabanın yanına gitti ve arabaya bindik.

Birden telefonum çaldı.

-efendim cihan-. Dedim

-Leyla koş! Annen konağa geldi! Eşi ile-. Dediği gibi telefonu Cihanın yüzüne kapattım

" Leyla ne oldu? ". Dedi Yusuf merakla

Ben şaşkınlıkla. " Annem! Annem konağa gelmiş! ". Dedim.

Yusuf hızlandı, ve konağa doğru sürdü

Konağa vardık. Ellerim titriyordu yaşanacaklar dan dolayı. Kapıyı açtığım gibi.

" Leyla! Nerdesin kızım sen! ". Diye bağırdı annem

" Burdayım anne! ". Diyip, koşarak anneme sarıldım, ve ağlamaya başladım,

" Şimdi! Kocanı da kızını da al defolun konağımdan, gerisini DOĞAN ailesi ile halledersiniz! ". Diye bağırdı seher hanım.

" Hiç bir yere gitmiyorlar! ". Dedi Cihan öfke ile.

" Cihan! Sen, bu Leyla geldiğinden beri bana karşı koyuyorsun, sana ne oluyor hayırdır, Kendine gel, ben senin babaannenim, böyle devam edersen! Şu Leyla dan farkın olmaz benim için". Dedi seher hanım Öfke ile.

"Ben her zaman böyleydim babaanne, ama sen görmemişsin! Sedeften başka torunun yok diye biliyordum, yeni mi aklına geldim! ". Dedi Cihan bağırarak.

Yusuf, Cihanın yanına gitti. " Sakin ol kardeşim! ". Dedi

Bu kargaşa ile herkes avluya indi, Yasir, yasirin karısı sarya, Sultan hanım, ve şirketten haber alıp eve gelen sidar ağa

Herkes artık avludaydı. Ayça hanım nefret ile Seher hanıma baktı ve işaret parmağı ile. " Bana bak! Sen kimsin! Benden habersiz kızımı nişanlandırıyorsun ha! ". Diye bağırdı

Seher hanım tespihini sakince çekerek. " Bana bak istanbullu kadın! Kızın paramız, mirasımız için geldi , konağıma yerleşti, sesini çıkarmadım, ama yeter artık, kızını da al defol, yıllar sonra yine nasıl hayatımıza girdiniz siz! ". Dedi.

" Ana! Sen ne diyorsun! Leyla benim kızım! Hiç bir yere gitmeyecek". Dedi sidar ağa sinirle.

"Kızına sahip çıkmak yıllar sonra mı aklına geldi sidar ağa! ". diye bağırdı Ayça hanım, sinirden kızaran suratı ile.

"Oğlumun, Leyla'dan haberi yoktu ki, nasıl sahip çıksın o zamanlar! ". Dedi seher hanım gülümseyerek.

Ayça hanım. " Nasıl ya? Ne diyorsunuz siz". Dedi kafası karışmış bir şekilde.

"Oyun oynadım ben size! Oğlumu bir yalanla mardin'e çağırdım ve bırakmadım gitsin, seni öldürmekle tehdit ettim, sonra gelinim Sultan ile evlendirdim ". Dedi

Sultan hanım, ağlayarak sandalyeye oturdu, sarya onu teselli etmek için yanına oturdu.

" Nasıl... Yani... Si... Sidar beni terketmedi mi? Bunlar senin sinsi oyunun muydu? ". Dedi Ayça hanım

Seher hanım başını salladı

" Ya ben artık size inanamıyorum, Allah'tan korkun be! ". Diye bağırdı Ayça hanım.

Murat bey, ayçanın kolunu tutarak. " Karıcım hadi Leylayı da alıp gidelim burdan, daha fazla durmayalım burada!". Dedi.

Birden Yusuf. "Siz gidin! Leyla hiç bir yere gelmiyor!". Diye bağırdı.

" Sen Yusuf Zeyd sin değil mi, ya oğlum kendine de kızıma da yazık ediyorsun, siz birbirinizi sevmiyorsunuz bile, neden bu saçma törelere boyun eğiyorsunuz! ". Dedi Ayça hanım

Birden, seher hanım , Ayça hanıma silah çekip, başına dayadı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

512okunma 46beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.