LEYLA kitap kapağı

46. bölüm / 47

LEYLA

46. Bölüm✽

Vaveyla Yazarı: Merve Eribol

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 46. Bölüm✽

-46-

Seher hanım yavaş yavaş gözlerini araladı. Ve başını sağa tarafa çevirip Leyla'ya baktı. Hiç rahatını bozmadan.
"Ne işin vardır burada? Kocanın yanına mı gitmek istiyorsun Leyla?" Dedi.

Leyla'nın gözleri doluydu. Ve çantasından silahını yavaşça çıkardı.

Seher hanım yavaşça oturma pozisyonuna geçti.

"Hayır! Kocamın intikamını almaya geldim." Dedi Leyla kendinden emin bir şekilde.

Seher hanımın surat ifadesi degişmişti.
"Ne saçmalıyorsun sen! Haddini bil" dedi sinirle.

Leyla ayağa kalktı, silahı hâlâ elindeydi. Ağır adımlarla odada volta atmaya başladı. Ve konuşmaya başladı.
"Bu konağa ilk adım bastığımda küçükte olsa içimde bir umut vardı biliyor musunuz Seher hanım? Belki ya dedim, küçüklüğümden beri içimde olan şu yarım kalmışlık hissini bu konakta giderebilirim." Gözlerini sıkıca kapattı Leyla. Başını geriye yasladı.

Seher hanım çıtını çıkarmadı. Sadece sessizce durup dinlemeyi seçti.

Ve devam etti Leyla.
"Ama görüyorsunuz ki umut ettiğim gibi olmadı hiç bir şey. Kahkahalar eşliğinde yapılan kahvaltı masaları olmadı. Özlem ve hasretle dolu olan, avluda çay içtiğimiz saatlerimiz olmadı. Her zaman bağırış çağırış ile doluydu bu konak. Ve suçlusu sadece sendin! Sen sahip çıkmadın bana! Bana sahip çıkan adamıda senin yüzünden toprağa gömdüm ben!".

Seher hanım boğazını temizledi. Ve konuşmaya karar verdi. Leyla hâlâ ağır adımlarla volta atıyordu odada.

"Vuracak mısın bana? Öyle bir cesaretin varmı Leyla?" Diye sordu Seher hanım.

Leyla birden arkasını dönüp Seher hanıma baktı. Ve hızlıca tetiği çekti, Seher hanıma doğrulttu silahı. Gözlerinden yaşlar akıyordu ağır ağır.

"Bas o tetiğe Leyla! Ben Yusuf Zeydi vurarken tereddüt bile etmedim hatırlıyor musun?" Dedi Seher hanım.

Leylanın dudakları titredi. "Sus. Sus Yusuf deme. Lütfen Yusuf deme. Gitti o. O gitti senin yüzünden!"

Seher hanım hiddetle. "Evet gitti o! Öldürdüm ben onu LEYLA! Sırtından girip kalbinden çıktı benim kurşunlarım Yusuf Zeydin.!" Dedi

"Sus..." diye fısıldadı.

Seher Hanım duymamış gibi devam etti.
"Ne kadar ağlarsan ağla, ne kadar yas tutarsan tut..."

Leyla'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Sus..." dedi bu kez biraz daha yüksek sesle.

Ama Seher Hanım durmuyordu.
"Geri gelmeyecek o!" Diye bağırdı

Leyla dayanamadı ve Seher hanımın kalbini hedef aldı. Ve tetiğe bastı. Herşey çok ani olmuştu.

Susturucu dan gelen o hafif ses. Geriye doğru düşen Seher hanım.

Kalbinden yavaş yavaş kanlar çıkıyordu. Beyaz olan yatak örtüsüne damlıyordu kanlar.

Elleri titredi Leyla'nın ve yere çöktü. "Bitti Yusuf! Bitti! İntikamımızı aldım." Diye fısıldadı.

"Ben aldım. Yaptım Yusuf..."

Tam o sırada odanın kapısı pat diye açıldı gelen cihandı. Şaşkınca önce Leyla'ya sonra Leyla'nın elindeki silahla baktı en sonda da babaannesi olan Seher hanıma baktı.

"Leyla!" Dedi

Leyla oturduğu yerden silahı cihana uzattı.
"Al... Sende beni vur! Babaanneni öldürdüm ben!" Dedi.

Cihan sinirle Leyla'nın elindeki silahı aldı. Beline koydu ve Leyla'nın yanına çöktü. Kollarının arasına aldı onu. Ve başından öptü.
"Sen neredesin? Kaç gündür nerdesin sen Leyla! Kendine zarar verdiğini sandık Zelal ile! Çok korktuk" Dedi

Leyla donuk bir ifade ile. "Yok yapamazdım! Yusuf onun intikamını almamı isterdi! Bende öyle istedim! Ve yaptım da." Dedi.

"Sezer! Gelin şurayı halledin!" Diye bağırdı Cihan.

Ve içeriye üç tane adam geldi.

"Gel biz çıkalım buradan!" Diyerek Leylayı aşağıya indirdi Cihan. Arabasına doğru yürüdü Leyla ile. Ve hızlıca arabaya bindiler.

Cihan arabayı çalıştırdı. Olabildiğince konağa uzak sürdü.

"Cihan telefonunu verir misin?" Diye sordu Leyla.

Cihan stresliydi. " Ne yapacaksın Leyla?" Diye sordu.

"Polisi arayacağım. Suçumu itiraf edeceğim!" Dedi Leyla.

Cihan sinirle. "Saçmalama Leyla! Kafayı mı yedin sen! Asla göndermem seni ceza evine! Hallediyorum ben, tamam mı?" Dedi.

Leyla başını hayır anlamında sağa sola salladı.
"Hayır Cihan! Gidince ben! Cezanın çekeceğim!"

Cihan sabır çekti. Ama yapabileceği bir şey yoktu. Çünkü ablasının Sevdiği adam gözünün önünde öldürülmüştü.

Kendini Leyla'nın yerine koydukça deliriyordu. Çünkü Cihan daha kötü şeyler yapardı. Direksiyon hakimiyetini bozmadan, Leyla ya baktı.
"Seni İstanbul'a annenin yanın götüreceğim. Tamam mı? Gel vedalaşmak istediğin Kim varsa vedalaş. Birdaha da asla Mardin'e gelmene izin vermem Leyla. Biraz zaman geçsin Zelali de alıp İstanbul'a taşınacağını tamam mı? Hatta düğünümü de İstanbul'da senin yanında yapacağım."

Leyla ise kafasını cama yaslamış dışarıyı izliyordu.
"Üzülmedin mi? Babaanneni öldürdüm ben." Dedi Leyla

Cihan önce ses çıkarmadı. Kısa bir sessizlik oldu.
"Sen yapmasaydın Doğanlar yapcaktı zaten. bunu planlıyorlardı zaten. Onunda vakti gelmişti zaten. Yaptığı kötülüklere artık katlanamıyordum Leyla. Babamlardan bir gün iki gün ağlar unutur. Mardin iki tane vicdansız kötü insandan kurtuldu. Zümra Doğan ve Seher Boran." Dedi

Leyla'nın gözlerinden yaşlar yavaş yavaş akmaya başladı.
"Herşey bitti Cihan".
"Herşey..."
"Geriye hiç bir şey kalmadı..."

Cihan Leyla'ya döndü. "Kaldı Leyla! Biliyorum bu yaşananlar çok zor şeyler. Ve sen ayakta durmayı başardın. Sen güçlü bir kadınsın. Git kendine yeni bir hayat kur yaşananları Unut demiyorum ama. Önüne bak artık." Dedi

Leyla derinden bir çekti ve birşey demedi.

Cihan arabayı Doğanların konağına doğru sürüyordu. "Şimdi doğanların konağına gideceğiz herkes orada babamlarda. Kimseye bir şey çaktırmıyorsun anladın mı?"

Leyla sessizce başını salladı.

Doğan Konağı'nın kapıları göründüğünde Leyla başını camdan çekmedi.

Mardin'in taş sokakları birer birer geride kalıyordu.
Her köşe başında bir anısı vardı.
Her anının içinde ise Yusuf...

Cihan arabayı avluya sürdüğünde konakta alışılmış sessizlik hâkimdi.
Yas evi olmuştu artık burası.
Sadece acı...
Ve özlem...

Araba durunca Cihan motoru kapattı.
"Bana söz ver," dedi.

Leyla cevap vermedi.

Cihan derin bir nefes aldı.
"Kendine zarar vermeyeceğine söz ver."

Leyla gözlerini ona çevirdi.
İlk defa gözlerinde bir şey kırılmış gibiydi.
"Söz veremem."

Cihan'ın boğazı düğümlendi.
"Leyla..."

"Çünkü ben artık kim olduğumu bilmiyorum."
Arabadan indi.
Avlunun ortasına kadar yürüdü. Bu avluda,
Bir zamanlar oturup çay içtikleri...
Kavga ettikleri...
Barıştıkları...
Ağaç olduğu yerdeydi.
Ama Yusuf yoktu.

Leyla'nın dizlerinin bağı çözüldü.
Yavaşça ağacın dibine oturdu.
Başını gövdeye yasladı.
Ve ilk kez hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Öyle bir ağlıyordu ki sanki günlerdir içine attığı bütün acı dışarı çıkıyordu.
Cihan uzaktan onu izledi.
Müdahale etmedi.

Çünkü bazı acılar yalnız yaşanırdı.
Tam o sırada konağın kapısı açıldı.
Zelal çıktı.

Leyla'yı görür görmez koşmaya başladı.
"LEYLA!"

Leyla başını kaldırdı.

Bir sonraki saniye Zelal kendini onun boynuna attı.
İkisi de ağlıyordu.
Hiçbir şey söylemediler.
Söylenecek söz kalmamıştı.

Bir süre sonra Zelal titreyen sesiyle konuştu.
"Ben de onu çok özlüyorum."

Leyla gözlerini kapattı.
"Ben nefes almayı özlüyorum Zelal."
Zelal'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
Çünkü Leyla'nın ne demek istediğini anlamıştı.

Yusuf öldüğünden beri ikisi de yaşamıyor gibiydi.
Sadece günleri geçiriyorlardı.
Gökyüzü yavaş yavaş kararmaya başlarken konağın avlusunda iki genç kadın birbirine sarılmış halde oturuyordu.

Ve ikisi de aynı şeyi düşünüyordu.
Bazı insanlar öldüğünde yalnızca bir hayat sona ermezdi.
Onlarla birlikte koca bir dünya da toprağa gömülürdü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

515okunma 29beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.