LEYLA kitap kapağı

33. bölüm / 47

LEYLA

33. Bölüm ✽

Vaveyla Yazarı: Merve Eribol

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 33. Bölüm ✽

-33-

Babası görmemiş acısını el oğlu görür mü yarasını babası sarmamış yarasını el oğlu kesmez mi acısını.

Salona girdiklerinde içerideki gerilim bıçakla kesilebilecek kadar yoğundu. Berivan Hanım ve Amed Bey şöminenin önünde, Zümra Hanım tekli koltukta, Zelal ise bir köşede sinirle oturuyordu.

Leyla ve Yusuf el ele salona girdiler. Bu görüntü, Zümra Hanımın ve deryanın yüzündeki küçük zafer tortusunu anında sildi.

Zümra Hanım, Leyla’yı baştan aşağı süzdü. “Ne o? Gözyaşları çabuk kurumuş. Gurursuz bir kadınsan demek ki!”

Yusuf bir adım öne çıktı ama Leyla onu sırtından hafifçe iterek durdurdu. Bakışları doğrudan Zümra Hanım’a kilitlendi.

"evet çünkü olgun bir kadın gibi oturup düşündüm, ortada bir çocuk var, evet ortada bir çocuk var, peki mahir beş yaşına gelene kadar Deryanın aklı nerdeydi? neden daha önce getirmedi de ben bu konağa gelince getirdi? Bunlar hepsi sen ve deryanın oyunu, ben saf değilm! ” dedi Leyla. Sesi sakindi ama her kelimesi zehirli bir ok gibiydi.

Zümra Hanım alaycı bir şekilde güldü. “Ne bileceksin? Kanıtın mı var? Evet doğru konuştun ortada bir çocuk var! . Bu konakta hukukum var. Ve ben Derya’yı, Zeydime kuma olarak alacağım! Çocuk daha fazla babasından uzak kalmasın!”

O an salonda derin bir sessizlik oldu. Zelal’in titrek bir nefes sesi duyuldu.

Berivan Hanım şok içinde doğruldu. “Ne diyorsun Abla sen! Hangi hukuk? Leyla daha yeni bu konağın hanımı oldu! Amed bey, sen duyuyor musun Ablanın dediklerini!”

Amed Bey, kaşlarını çattı. “Abla, bu ne saçmalık! Kimin kuma alıp almayacağına sen mi karar veriyorsun? ayrıca BORANLAR bizi yaşatmaz, Leyla'nın üstüne kuma getirirsek anlıyormusun! ”

Zelal araya girerek. "Yani BORANLARDAN korkmasaydınız, Leyla'nın üstüne kuma mı getireceksiniz baba! " Dedi

"Sen büyüklerin konuşmasına girme güzelim! " Dedi Derya.

Leyla sinirden Deryaya doğru hızlıca yürüdü ve elini deryanın saçından doladığı gibi çekti. "Kes sesini! Konuşmaya hakkın yok senin! Seni öldürürüm anlıyormusun beni! ".

Zümra hanım sinirle ayağa kalkarak.
" Bırak o kızı, BORANLARIN kızı! " Diye bağırdı

Amed bey sinirle. "Oğlum ayırsana ne bakıyorsun! O kız şimdi Leylanın elinde kalacak! Başımıza iş alacağız! ". Dedi

Yusuf ,Leyla'dan dayak yiyen Deryayı izleyerek. " Leyla'nın terapisini bozmak istemem baba! " dedi

Leyla sinirle tokat yapıştırdı, altında yatan Deryaya.

Derya "yardım edin!" diye bağırıyordu!

Zelal gülüşünü saklayarak Berivan hanım ile Deryayı, Leyla'nın elinden aldılar.

"Vahşisin sen!" Diye bağırdı Derya

Zümra Hanım, omuzlarını dikleştirdi. “Ben, bu konağın adetlerini çok iyi biliyorum ve Yusuf’un ilk hanımından bir varisinin olması çok iyidir! evlilik derya ile mümkün, sizde gördünüz. Hem ne zararı var? Kuma, bu topraklarda yüzlerce yıldır var. Leyla da kabul eder, etmek zorunda da kalır!”

Yusuf, öfkesini zar zor kontrol ediyordu. “Asla!” diye kükredi. “Benim bu konakta ne kuma ne de başka bir kadınım olacak! Benim tek karım var, o da Leyla! Bir daha bu lafı duyarsam, konağı başınıza yıkarım! Mahir de benimle bu konakta kalacak! ”

Amed Bey, telaşla araya girdi. “Saçmalık Abla! Sen ne yaptığının farkında mısın? Boranlardan, kızlarını aldık çünkü yıllardır devam eden kan davasını durdurmak için! Bir de üstüne kuma mı getireceğiz! Sen savaş başlatmak istiyorsun resmen! " Dedi

“Savaş mı?” dedi Zümra Hanım, gözlerinde tehlikeli bir ışıltı vardı. “O savaş zaten Derya buraya ayak bastığında başladı Amed! Leyla gitsin, barış gelsin!”

Leyla, yine bir adım öne çıktı. Gözleri Zümra Hanım’ınkilerle çarpıştı.

“Ben gitmiyorum Zümra Hanım. Ve Yusuf’un da dediği gibi, bu konakta kuma diye bir şey olmayacak. Derya, buraya sadece sizin oyunlarınızın bir piyonu olarak geldi. Ve o piyonun ömrü bu kadar,” dedi.

“Siz beni sindireceğinizi, onurumu kıracağınızı sandınız. Ben bir Boran kızı olmasam bile, benim de bir gururum var. Yusuf’a olan inancım, benim bu konaktan boynu bükük ayrılmamı engelleyen tek şeydir,” dedi Leyla.
Sesi artık ne feryat ne de çelikti; bir kaya gibi ağırdı ve geri dönülmezdi. “Derya’ya gelince… O şimdi, bu konağın adetlerini bahane ederek benim yerime göz dikmiş bir yabancı, defolup gidecek bugün! Ama oğlu için kalacaksa da bu benim zerre umrumda olmaz"

Derya, dayaktan yanakları kızarmış, saçları dağılmış bir hâlde ayağa kalkmaya çalışırken, “Sen kim oluyorsun da benim kalıp kalmayacağıma karar veriyorsun! Zümra hala bir şey desene! ” diye bağırdı.

Leyla, Derya’ya doğru bir adım daha attı, bakışları Derya’nın içindeki son cesaret kırıntısını bile yutacak gibiydi. “Ben mi? Ben bu konağın hanımıyım. Eşimin tek ve yasal karısıyım. Senin ise buradaki varlığın, bir yalanın, bir komplonun ürünü".

Zümra Hanım, bu kararlılık karşısında şaşkına dönmüştü. “Leyla haddini bil! O benim varisimin anası! Senin dilin fazla uzadı! ”

“Sen buraya sadece fitne getirdin Zümra Hala,” diye lafa karıştı Yusuf,

Leyla’nın yanına sağlam adımlarla gelerek elini onun omzuna koydu. Destekleyici ve kararlı bir duruş sergilediler. “Leyla haklı. Derya, hemen şimdi, bu konaktan ayrılıyor. Babam, annem, sizler şahitsiniz. Benim hayatımda Leyla’dan başka bir kadın olmayacak. Ve kimse, ne kan davası ne de gelenekler arkasına sığınarak benim karımı bu şekilde aşağılayamaz.”

"Hayır! Asla beni oğlumdan ayıramazsınız! Ya mahir de benimle gelecek! Yada ben mahirle burada kalacağım! " Diye bağırdı Derya

Amed Bey, bu manzara karşısında bir anlık tereddütten sonra başını salladı. “Doğru. Yeter artık, bu rezalet bitmeli. Derya, toparlan. Hemen bu konaktan ayrılıyorsun. Ablam, sen de bu oyuna daha fazla devam etme. Bu konak, Boranlarla yapılan barışın bedelini ödeyen Leyla’nın evidir.”

Zümra Hanım, yenilgiyi kabul etmenin verdiği öfkeyle yüzünü buruşturdu. “Bunu bana yapamazsınız! Burası benim konağım! bütün kararları da ben veririm! ”

Berivan Hanım, sakin ama otoriter bir sesle araya girdi. “Abla, evin büyük ablası olmak, huzuru kaçırmak demek değildir. Sen bu konağa iyilik değil, yıkım getirdin. Ya bu duruma saygı duyarsın ya da… ”

Zümra hanım sinirle belinden silahını çıkardı. " Ya da ne Beriwan! Ya da ne? Kimsin sen! Senin ağzın kokuyordu fakirlikten! Ben getirdim, seni bu konağa, ben seni Amedime aldım! Yoksa kim ne yapacaktı seni! Seni bir DOĞAN yaptım ben! "

Zümra Hanım’ın elindeki tabanca soğuk bir metal gibi salondaki havayı ikiye böldü. Herkesin nefesi kesildi. Bir an için zaman durdu; sadece saat tik taklarının sesi, uzak bir davulun göğsünde attığı gibi yankılandı.

Berivan Hanım, ürkek bir geri adım atmadı; aksine omuzlarını dikleştirdi ve sessiz, ama keskin bir sesle konuştu: “yıllar önce de bana bunları yaşatmıştın! beriwanın üzerine kuma getireceğim diye tutturmuştun! Benim o zamanlar ne yaptığımı hatırlıyorsun değilmi mi abla!”

Zümra, gözlerinde yanan küçümseyi saklamadan, tetiğe doğru hafifçe eğildi. “hatırlamam mı? Sen kimsin Berivan? Bana bu evi veren mi? , bu konağın gerçek sahibiyim ben. İstediğimi yaparım!” dedi ve parmaklarını tetiğe doğru kıstı.

Tam o anda Amed Bey bir hamle yaptı; yılların öfkesi ve koruma içgüdüsüyle Zümra’ya doğru atıldı. Zümra refleksle kolunu çekti ama Amed’in eli tabancanın namlusuna değdiğinde denge bozuldu. Bir uğultu, camlarda titreşim, ardından tabancadan çıkan tek bir patlama sesi—ışıkların üzerinde bir gölge gibi geçip köşede masumca duran Zelale isabet etti.

O an sanki zaman durmuş gibiydi herkes sadece korku ve panikle Zelale baktı.

Zelal elini karnına götürdü ve eline bulaşan kana baktı.
"Delal de sizin yüzünüzden ölmedi mi zaten! Şimdi sıra beni mi öldürmekte... " Dedi ve yere yığıldı herkesin gözünün önünde.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

493okunma 41beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.