28. bölüm / 47
LEYLA28. Bölüm ✽
Bölümler 47Şu an: 28. Bölüm ✽
- 1 1. Bölüm ✽1.805 kelime
- 2 2. Bölüm ✽2.059 kelime
- 3 3. Bölüm ✽1.235 kelime
- 4 4. Bölüm ✽1.473 kelime
- 5 5. Bölüm ✽1.417 kelime
- 6 6. Bölüm ✽1.903 kelime
- 7 7. Bölüm ✽1.283 kelime
- 8 8. Bölüm ✽1.196 kelime
- 9 9. Bölüm ✽1.567 kelime
- 10 10. Bölüm ✽1.259 kelime
- 11 11. Bölüm ✽1.423 kelime
- 12 12. Bölüm ✽1.345 kelime
- 13 13. Bölüm ✽1.061 kelime
- 14 14. Bölüm ✽1.261 kelime
- 15 15. Bölüm ✽1.125 kelime
- 16 16. Bölüm ✽1.257 kelime
- 17 17. Bölüm ✽1.284 kelime
- 18 18. Bölüm ✽1.398 kelime
- 19 19. Bölüm ✽1.323 kelime
- 20 20. Bölüm ✽1.186 kelime
- 21 21. Bölüm ✽850 kelime
- 22 22. Bölüm ✽814 kelime
- 23 23. Bölüm ✽848 kelime
- 24 24. Bölüm ✽674 kelime
- 25 25. Bölüm ✽857 kelime
- 26 26. Bölüm ✽709 kelime
- 27 27. Bölüm ✽954 kelime
- 28 28. Bölüm ✽865 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 29. Bölüm ✽979 kelime
- 30 30. Bölüm ✽1.042 kelime
- 31 31. Bölüm ✽969 kelime
- 32 32. Bölüm ✽1.054 kelime
- 33 33. Bölüm ✽1.122 kelime
- 34 34. Bölüm ✽830 kelime
- 35 35. Bölüm ✽1.019 kelime
- 36 36. Bölüm ✽997 kelime
- 37 37. Bölüm ✽1.264 kelime
- 38 38. Bölüm ✽1.062 kelime
- 39 39. Bölüm ✽1.264 kelime
- 40 40. Bölüm ✽1.418 kelime
- 41 41. Bölüm✽1.379 kelime
- 42 42. Bölüm ✽1.108 kelime
- 43 43. Bölüm ✽1.089 kelime
- 44 44. Bölüm ✽1.240 kelime
- 45 45. Bölüm ✽1.278 kelime
- 46 46. Bölüm✽1.028 kelime
- 47 47. Bölüm ✽1.440 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
-28-
Sofrada bir anda çıt çıkmadı. Kaşıklar, çatallar havada donmuştu sanki. Leyla’nın kalbine ince bir korku saplandı. Derya ağır adımlarla masaya doğru yürürken topuk sesleri yankılanıyordu.
“Selamünaleyküm,” dedi Derya, gülümseyerek. “Kusura bakmayın böyle ansızın geldim. Ama aile sofrası sıcak olur dediler, ben de geldim.”
Zelal’ın çatalı elinden düştü. Berivan Hanım’ın yüzü bembeyaz olmuştu. Leyla ise öfkesini gizlemeye çalışarak Yusuf’a baktı. Yusuf hâlâ şok içindeydi.
“Derya…” dedi, sesi kısık bir fısıltı gibiydi. “Senin burada ne işin var?”
Derya masanın ucuna ilişip saçlarını geriye attı.
“Ne demek ne işim var Yusuf? Burası benim de yuvamdı bir zamanlar. O günleri unutmadım.”
Zümra Hanım araya girdi, sesi iğne gibi masanın ortasına düştü:
“Misafirimize ayıp etmeyelim. Sonuçta evimizin eskisi de olsa, yabancı değil. zor zamanlar yaşıyor, kalacak yeri yoktu, bende müsade ettim”
Leyla’nın gözleri öfkeyle doldu. Ama ağzını açmadı. Elleri titriyordu. Kaşığı masaya yavaşça bıraktı.
Yusuf sert bir şekilde Zümra halaya döndü:
“Hala, bu yaptığın nedir? Derya’nın burada bir işi yok!”
Derya sırıttı, gözlerini Leyla’ya dikerek konuştu:
“Sen böyle söylüyorsun ama… acaba kalbin aynı şeyi mi söylüyor Yusuf? İlk aşk unutulur mu?”
Amed bey sinirle masaya vurarak. "Bu nasıl bir saygısızlıktır!" Diye bağırdı.
Leyla yerinde daha fazla duramadı. Sandalyeyi gürültüyle itti, sofradan kalktı. Avluda yürürken gözyaşlarını tutamıyordu. Zelal hemen peşinden fırladı.
Leyla koşarak odaya girdi, arkasından zelal geldi, leyla kapıyı kapattı.
“Leyla! Dur, bakma ona, sakın gücünü kırmasına izin verme,” dedi Zelal, kolunu yakalayarak.
Leyla hıçkırarak, “Zelal… ben ilk aşkı değilim, bunu bilmek çok acıtıyor. Ya Yusuf’un kalbi hâlâ onda kaldıysa?” dedi.
Zelal gözlerini kısmıştı. “Oyun bu Leyla. Senin moralini bozmak için. Abim seni seçti, unutma bunu. Sakın onlara koz verme.”
O sırada içeriden Yusuf’un öfkeli sesi yükseldi:
“Yeter artık Derya! Defol git bu konaktan!”
Ama Derya’nın kahkahası, gecenin soğuk duvarlarında yankılandı.
“Göreceğiz Yusuf… Senin kaderin benden o kadar kolay kopmaz.”
Deryanın gülüşü, Leyla’nın yüreğine bir bıçak gibi saplandı. Derya’nın her kelimesi, Yusuf’un geçmişine dokundukça Leyla’nın nefesi daralıyordu.
Kapının arkasında, Zelal hâlâ onu sakinleştirmeye çalışıyordu.
“Bak Leyla… Abim öyle bağırdıysa, demek ki kalbinde en ufak bir yer bile kalmamış o kadına. Sen buna inanmalısın.”
Leyla gözyaşlarını silse de kalbindeki sancı dinmiyordu. “Ama Zelal… Onların geçmişi var. Bense burada sadece yeni biriyim.”
Zelal onun ellerini tuttu. “Geçmiş denen şey, hatıra kutusuna konur ve kapanır. Sen abimin şimdisi ve yarınsın.”
Tam o sırada dışarıdan kapı gürültüyle çarpıldı. Yusuf öfkeyle içeri girdi. Gözleri alev alevdi.
“Leyla…” dedi derin bir nefes alarak. “Sakın o kadının sözlerini aklına getirme. Sen benim eşimsin, unutma bunu! "
Leyla başını kaldırıp gözlerinin içine baktı. Yusuf’un sesi titreyen kalbine biraz su serpmişti, ama güvenmek ile korkmak arasında sıkışmış gibiydi.
“Yusuf… Ya ben senin geçmişinle savaşmak zorunda kalırsam?” diye fısıldadı.
Yusuf onun ellerini kavradı. “Seninle yan yana olduktan sonra, kimse benim kaderime hükmedemez. Ne Derya, ne de başkası.”
Leyla suskun kaldı, ama gözlerinden yaşlar süzülürken Yusuf’un omzuna yaslandı.
O sırada aşağıda…
Zümra Hanım Derya’yı odasına aldı. Kapıyı kapatıp sertçe fısıldadı:
“aferin, daha ilk günden Leyla'yı masadan kaldırabildin, şimdi sıra konaktan göndermek, derya! "
Derya dudaklarını kıvırdı. “Ben sadece gerçeği söyledim. Yusuf hâlâ beni unutmadı. Leyla’nın gözlerinde gördün mü? Kıskançlıktan yanıyordu, Yusuf beni geri isteyecek, değil mi hala?.”
Zümra kaşlarını çattı. “Benim işim seninle değil, Leyla’yı yıkmakla. Eğer oyunumu bozarsan, seni yaşatmam!"
Derya, kahkaha atarak aynaya baktı. “Merak etme Zümra Hala. Ben Leyla’yı bir kelimemle paramparça ederim. Sabırlı ol.”
Zümra tesbihini hızla çevirdi. “Öyle olsun. Ama unutma, bu oyunda ipler benim elimde.”
--{}{}--
Gece yarısı…
Leyla odasında uyuyamamıştı. Yusuf yanında derin nefesler alırken o gözlerini tavana dikmiş, düşüncelere gömülmüştü. Derya’nın kahkahası hâlâ kulaklarındaydı.
“Göreceğiz Yusuf… Senin kaderin benden o kadar kolay kopmaz.”
Leyla içinden kendi kendine fısıldadı:
“Ben kolay yıkılmam. Eğer savaş çıkacaksa, ben de savaşacağım.”
Ve o an Leyla’nın içinde yeni bir ateş doğdu.
Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından zar zor sızıyordu. Leyla, uykusuz geçen gecenin izlerini yüzünde taşıyordu ama gözlerinde dün gece doğan ateş hâlâ parlaktı. Yavaşça yataktan kalktı, aynaya baktı; gözleri artık korkak değil, kararlıydı. İçinden bir ses, “Bugün pes etmeyeceksin,” diyordu.
Yusuf çoktan uyanmış, avluda şirkette işleri düşünüyor olmalıydı. Leyla sessizce odadan çıktı. Koridorda Zelal karşılaştı; yüzünde endişe vardı ama gözleri destek doluydu.
“Bugün ne yapacaksın?” diye fıısıldadı Zelal.
Leyla derin bir nefes aldı. “Bugün sofraya geri oturacağım. Onların oyununa hayır diyeceğim. Eğer beni yıkmaya çalışırlarsa, karşılık veririm.”
Zelal gözlerini büyüttü, sonra omzuna sıkıca dokundu. “Ben yanındayım. Ne dersen yaparız.”
Aşağı indiğinde konak hareketlenmişti. Hâlâ geceye dair bir gerilim; ama dışarıdaki hava, içerdeki fırtınayı dindirmeye yetmeyecekti. Zümra Hanım salonun köşesinde oturmuş, etrafındaki birkaç kadına fısıldıyor; yüzündeki ifade dün geceki kadar sertti. Derya mutfağa dengeli bir tavır sergiliyordu; sesi her zamankinden daha tatlı, daha alaycıydı.
Yusuf, Leyla’yı görünce kendiliğinden yürüdü. Gözleri uykusuz ama kararlıydı. “Her şey yolunda mı?” dedi, sesi kısık ama içten.
Leyla gülümseyerek .” iyiyim merak etme, herşey yolunda! "
Yusuf başını salladı. “Ben yanındayım Leyla! Gerektiğinde sustururum onları.”
Sofraya oturduklarında dışarıdan birkaç hizmetçiyle konuşmalar geliyor; kulak ardı edilmesi zor fısıltılar. Derya tam karşı köşeye ilişti; Leyla’yı görünce dudaklarında ince bir tebessüm belirdi. Gözleri Leyla’dan geçerken soğuk bir şey çakıldı; sanki her kelimesi planlanmıştı.
"Günaydın,” dedi Derya, bariz bir nezaketle ama alaycı bir tonda. “Konak herkese açık elbette. Geçmişte herkesin bir hikâyesi vardır, değil mi?”
Leyla kalem gibi dikleşti. İçinde yükselen öfkeye rağmen sesini sakin tutmaya çalıştı. “Günaydın,” dedi. “Geçmiş, insanları zayıflatmamalı. Bugün burada hepimiz insanız.”
Bölüm etkileşimi
