LEYLA kitap kapağı

43. bölüm / 47

LEYLA

44. Bölüm ✽

Vaveyla Yazarı: Merve Eribol

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 44. Bölüm ✽

-44-

Konağın büyük demir kapısı ardına kadar açıktı.

Leyla arabadan indiği anda içeriden yükselen bağrışmalar daha net duyulmaya başladı.
Kalbi korkuyla çarparken hızla avluya girdi.

Gördüğü manzara karşısında olduğu yerde donup kaldı.
Avlu insan doluydu.

Hem Doğanlar hem de Boranlar konağın ortasında karşı karşıya durmuştu.

Herkes bağırıyor, herkes aynı anda konuşuyordu.

Tam ortada ise Yusuf vardı.

Sidar Ağa elindeki silahı Yusuf'un başına dayamıştı.

"Baba!" diye çığlık attı Leyla.

Avludaki herkes dönüp ona baktı.
Sidar Ağa'nın yüzü öfkeden kıpkırmızıydı.
"Sen bunca zamandır bu sahtekârların içinde mi yaşıyordun kızım?" diye bağırdı.
Sesi bütün avluda yankılandı.
"Neden bize söylemedin? Neden sustun? Seni çok daha önce kurtarırdık biz!"

Leyla'nın boğazı düğümlendi.
Ne söyleyeceğini bilemedi.

Tam o sırada Cihan öfkeyle Yusuf'un yakasına yapıştı.
"Seni adi, şerefsiz Yusuf!" diye bağırdı.
"Güvendik sana biz! Kardeşimi emanet ettik!"

Yusuf'un yüzü öfkeliydi ama geri adım atmıyordu.
"Bunu ben de yeni öğrendim!" diye bağırdı.
"Ne derseniz deyin ama Mahir benim oğlum. bu konaktan gitmeyecek!"

Avludaki gerginlik daha da arttı.

Bir anda Zümra Hanım korumalardan birinin belindeki silahı çekti.

Silahı doğrudan Cihan'a doğrulttu.
"Bırak yeğenimi Cihan!" diye bağırdı.

Cihan öfkeyle ona döndü.

Sultan Hanım ise ağlamaklı bir halde ellerini başına götürdü.
"Şimdi ne olacak?" diye haykırdı.
"Bu evlilikler kan davası bitsin diye yapılmadı mı? Şimdi ne olacak?"

Zümra Hanım'ın dudaklarında sert bir gülümseme oluştu.
"Yeni bir kan davası başlayacak!" dedi.

Bir anda herkes sustu.
Bütün bakışlar ona çevrildi.

Tam o sırada Leyla'nın aklına elindeki zarf geldi.

Titreyen elleriyle zarfı açtı.
Gözleri hızla sonuçları taradı.
Bir saniye...
İki saniye...

Sonra içine büyük bir rahatlama yayıldı.

Kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu.
Bir anda öne çıktı.
"Durun!" diye bağırdı.
Sesi avluda yankılandı.
"Herkes dursun!"
Bütün gözler ona çevrildi.
Leyla elindeki kâğıdı havaya kaldırdı.
"Mahir, Yusuf'un oğlu değil!"
Sessizlik.

Öyle büyük bir sessizlik oldu ki kuş sesleri bile duyuluyordu.

Leyla tekrar bağırdı.
"Elimde DNA sonuçları var!"
Nefes nefese kalmıştı.
"Mahir, Yusuf'un çocuğu değil! Bunların hepsi Derya ve Zümra Hanım'ın oyunu!"

Yusuf dona kaldı. "Nasıl yani? Sen o küçük beyinler beni mi kandırmaya çalıştın Derya!" Diye bağırdı. Sesli öyle yüksek ve şiddetli bir seti ki. Sanki avludaki taş duvarlar titremişti.

Deryanın gözleri doldu bir şey diyemedi.

Amed Ağa şaşkınlıkla
"Ne diyorsun sen Leyla?" diye sordu.

Leyla gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi.
"Mahir, Yusuf'un oğlu değil."
Bu kez daha net ve daha kararlı söylemişti.

Beriwan Hanım gözyaşları içinde ellerini yüzüne kapattı.
"Biliyordum!" dedi öfkeyle.
"Baştan beri biliyordum! Bunların hepsi oyundu!"

Derya'nın yüzü bembeyaz kesildi.
Birkaç saniye boyunca nefes alamadı.
Sonra öfkeyle Leyla'ya doğru yürüdü.
"Kes sesini!" diye bağırdı.
Ve bir anda Leyla'ya tokat attı.
Tokadın sesi avluda yankılandı.
"Her şey senin suçun!" diye bağırıyordu.
"Her şey senin yüzünden oldu!"

Zelal bir anda araya girdi.
Öfkeyle Derya'yı geri itti.
"Haddini aşma Derya!" diye bağırdı.
Gözleri nefretle dolmuştu.
"Mahir getirdin sevdirdin bize!"
Sesi titriyordu.
"Mahir'i sevdik!"
Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
"Allah seni bildiği gibi yapsın!"

Bu kez Leyla da kendini tutamadı.
Öfkeyle Derya'nın karşısına geçti. Ve kendisine atılan tokkattan daha sertini deryaya vurdu, tüm kinini kusar gibi.
"Allah'tan kork!" diye bağırdı.
"Yusuf'un çocukları ne kadar sevdiğini biliyordun."
Elindeki sonuçları salladı.
"Ve buna rağmen bu oyunu oynadın!"

Derya cevap veremedi.

Yasir ise bütün olanları şok içinde izliyordu.

Elindeki silahı yavaşça aşağı indirdi.
Başını iki yana salladı.
"Ben gerçekten inanamıyorum..." dedi.
Sesi hayal kırıklığıyla doluydu.
"Biz nasıl insanların oyunlarına geldik?"

Avluda derin bir sessizlik oluştu.

Ama herkes biliyordu ki asıl fırtına şimdi başlayacaktı.

Tam O anda Seher hanım avluya giriş yaptı elinde silahı ile doğrudan ve zümra hanıma yaklaştı.

"Zümra Doğan!" Diye başladı cümlesine.
"Ben yasımı tutacağım kadar tuttum! Yas tutma sırası sendedir!"

Herkes Seher hanıma baktı şaşkınca.

Seher hanım başındaki Kara yazmayı çıkarttı ve havaya fırlattı.
"Artık geceleri ağlayan, mezar başında sabahlayan sen olacaksın! Senin canından can gidecek! Ciğerin sökülecek senin Zümra Doğan!" Dedi

Zümra öfke ile ona baktı. "Haddini aşmayasın Seher Boran! Sen şuan Doğanların konağındasın!" Dedi

Sidar ağa, Seher hanıma yaklaştı. "Ana? Ne oluyor? Neyin davası bu?" Diye sordu

Ama Seher hanım cevap vermedi.

O an mutfaktan Seraye hanım çıktı, yılların verdiği yorgunluk gözlerinden belliydi, adım atacak halı kalmamış gibiydi. Yanında ise kızları Zişan ve Rojin vardı.

"Asırlarda geçse barışmayacaksınız değil mi! İçinizde büyüttüğünüz o kininiz yüzünüze yansımış!" Diye bağırdı.

Yusuf merakla. "Ne diyorsun sen seraye abla!"

O an herkes sustu ve seraye hanıma baktı, çünkü birşeyler anlatacağı çok belliydi.

"Mazide herkes Ağa kızları olan Zümra Doğan ve Seher Boran'ın dostluğunu konuşur kıskanırlardı."
Derin bir nefes aldı.
"Ta ki adamın biri gelip herşeyi mahvedene kadar, iki dost bu adama aynı anda sevdalanana kadar."

Ne Zümra hanım ne de Seher hanım sus anlatma maziyi demedi, susup dinlediler.

"Ama o adam Seher'e sevdalanmıştı, hâl böyle olunca Seher ve zümranın arasında düşmanlık ve kıskançlık başladı. Zümra haznedemiyordu o iki sevdalıyı. Aileler evliliklerine karşı çıkınca Seher ve zinar ile kaçmayı düşündü. Ama zinar korkak bir adamdı. Ağa kızı diye, onun peşine düşerler diye kaçırmayı reddedip korktu. Seher koca bir hayal kırıklığına uğradı."

"Herkes bunları konuşuyordu, bu konu şiyar Ağa ve Berşan hanımın kulağına gitti ve bu dedikodunun son bulması için seheri kuzeni serhad ile evlendirmeye karar verdiler."

Herkes bir Zümra hanıma birde Seher hanıma bakıyordu.

Seraye hanım devam etti.
"Zinar tüm cesaretini toplayıp sehere kalacaklarını söyler. Seher çok kötüydü ama ne olursa olsun dostu ile dertleşmeye gitti. Zümra olanları öğrendi, zinarın ve seherin kaçacağı gün Zümra olanları Berkan hanıma ve Şiyar ağaya anlattı. Şiyar ağa kalmalarına engel olup onları ayırdı, Zümra da zinarı kaçırdı ama zinar ona nefret kusuyordu. Zümra öfkesine yenik düşüp zinarı öldürdü. Seher ise kuzeni Serhad ile evlendirildi. Ve o günden sonra asla Seher ve Zümra konuşmadı."

Herkesin duydukları karşısında ağzı açık kalmıştı, ortama sessizliğin hakimiyeti devam etti. Kimse konuşmadı.

Derya odasından valilerinin getirtti ve. "Daha fazla sizin gibilerin yanında durmak istemiyorum." Dedi ve Mahir alıp çıktı konaktan.

Ama o an tetik çekme sesi duyuldu. Seher hanım tetiği çekmiş silahı Yusuf'un kafasına dayamıştı.

"Seher hanım!" Diye bağırdı Leyla korku ile.

"Ama bırak şunu!" Diyerek yaklaşmaya çalıştı Sidar aha

Zelal nefretle Zümra hanıma baktı. "Ben sana inanamıyorum hala! Sırf sen sevdiğine kavuşamadı diye, ablamı da kavuşturmadın! Ve bana da engel olmaya çalıştım! Sen nasıl bir insansın!"

"Abla? Bu nefretin bu düşmanlığın, herşey bunun için miydi! Bencilliğin yüzünden benim bir kızım öldü, diğer kızım ise vuruldu! Biz değil Allah seni affetsin!" Dedi Amed bey o an ilk defa sesini çıkarıp esip gürlemek istiyordu.

Ama Zümra hanım sesini çıkarmadı.

Beriwan hanım bağırarak. "Ahın çok günahın büyük senin! Öbür dünyada cayır cayır yanacaksın!" Dedi.

Yasir, annesi Sultan hanıma ve karısı sarya ya baktı. "Silah falan patlayabilir, gelin sizi eve bırakayım."

"Götür oğlum götür! Burası cehennem yerine dönecek!" Dedi Sidar ağa.

Yasir, Sultan hanım ve saryayı konaktan çıkartıp götürdü.

Yusuftan da ses çıkmıyordu.

Leyla öne doğru bir adım attı. "Rahat bırakın artık bizi! Yusuf gidelim artık buralardan! Artık mazi mi düşman mı töre mi umrumda değil!" Dedi

Yusuf silahını geri beline koydu ve Leyla'nın elini tuttu.
"Gidelim. Çok uzaklara!" Dedi

"Hiç bir yere gitmiyorsunuz! Benim alınacak bir intikamım var!" Diye bağırdı Seher hanım.

"Yusuftan uzak dur Seher hanım sakın!" Dedi Leyla sinirle.

Beriwan hanım ağlayarak. "Sende ocağımıza ateş düşürme kurbanın olayım Seher hanım!" Dedi

Amed beyin eli beline gitti bir şey olursa silahı hemen çekmek için
"Eğer bu avludaki birine zarar gelirse Boranları yok ederim Seher hanım! Sen dahil!" Dedi sesi net ve ciddiydi.

Ama Seher hanım gözü karardı geri adım atmazdı.
Şuan aklındaki Kurban kimdi? Kimsenin hiç bir fikri yoktu.

Yusuf, Leyla'nın elini tuttu ve kapıya doğru yöneldi.

Seher hanım silahını geri kaldırdı. "Zümra Doğan! Seninde ocağına ateş düşsün! Pare pare eriyip yok ol inşallah!"
Bu konuşmasından sonra iki el ateş sesi duyuldu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

474okunma 28beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.