Bölümler 73Şu an: 66. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime · Okuduğun bölüm
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
- 73 Özel bölüm - 41.644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi açmak dünyanın en zor işiymiş gibi gelmişti. Kirpiklerim sanki birbirine yapışmıştı, başımda tatlı bir uyuşukluk vardı. Burnuma dolan o keskin ilaç ve hastane kokusuyla nerede olduğumu yavaş yavaş hatırlamaya başladım. Sancılar, o çılgın koşturmaca, Yaman’ın koridorda elimi bırakmak zorunda kaldığı o son an...
Her şey zihnimde birer birer yerine oturdu.
Başarmıştım.
İç sesim bana durmadan aynı şeyi fısıldıyordu. Bitti Elfida, bitti Efsa. Kabuslar tamamen bitti.
Kafamı hafifçe yastıkta oynattım. Odanın içi loş ve sıcacıktı. Gözlerimi tamamen aralayıp etrafıma baktığımda karşılaştığım manzara, kalbimin göğüs kafesimi delercesine çarpmasına yetti. Dünyanın en güzel, en huzurlu tablosu tam karşımda duruyordu.
Yatağımın hemen sağında annem duruyordu. Gözleri ağlamaktan şişmişti ama yüzünde öyle rahatlamış, öyle anne şefkati dolu bir gülümseme vardı ki, içimdeki tüm yorgunluk saniyeler içinde eriyip gitti. Beni uyanık görünce hemen eğilip saçlarımı narin hamlelerle okşadı.
"Uykucu kızım benim... Uyandın mı?" diye fısıldadı annem, sesi titreyerek. "Çok şükür yarabbim, çok şükür."
"Anne..." dedim. Sesim kupkuru, çatallı bir fısıltı gibi çıkmıştı. "Bebekler... Onlar iyi mi?"
Annem cevap vermek yerine gözleriyle yatağın sol tarafını işaret etti. Bakışlarımı o yöne çevirdiğimde boğazıma koca bir hıçkırık düğümlendi.
Babam tekli koltukta oturuyordu. O her zamanki sert, disiplinli duruşundan eser kalmamıştı. Kollarının arasında, mavi hastane battaniyesine sımsıkı sarılmış minicik bir bebek tutuyordu.
Babamın kucağında oğlum duruyordu.
Babam, o koca çınar adam, hayatımda ilk defa gördüğüm bir narinlikle torununu göğsüne bastırmış, gözlüklerinin üzerinden ona hayranlıkla bakıyordu. Benim uyandığımı fark edince kafasını kaldırdı, gözleri dolmuştu.
"Hoş geldin güzel kızım," dedi babam, sesi ilk defa bu kadar babacan ve kırıktı. "Bak, oğlun tıpkı sana benziyor. Şimdiden çok inatçı, hiç susmadı seni beklerken."
Gülümsemeye çalıştım ama gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başlamıştı bile. "Baba..." dedim hıçkırarak. "Çok güzel görünüyor."
"Güzel tabii, annesi gibi," dedi babam, torununu incitmekten korkarak hafifçe sallarken.
Peki o neredeydi?
Benim koruyucu canavarım, o kimseden korkmayan adam neredeydi?
Gözlerim panikle odanın içinde gezinirken, yatağımın ayak ucundaki o devasa karaltıyı gördüm.
Yaman, yatağın köşesine ilişmiş, kollarının arasında dünyaları taşıyormuş gibi duruyordu.
Yaman’ın kucağında kızımız vardı.
Minicik kızımızı o damarlı, kocaman elleriyle öyle bir kavramıştı ki, incitmekten ölesiye korktuğu her halinden belliydi.
Gözlerini bir saniye bile kızımdan ayırmıyordu.
O dipsiz karanlık gözlerinde, ömrüm boyunca görmediğim kadar narin, sadece bize ait olan o sonsuz şefkat parıldıyordu.
Benim sesimi duyunca yavaşça başını kaldırdı. O koyu gözleri doğrudan gözlerimin içine kilitlendi. Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı, o dünyanın en güzel tebessümü yüzüne yayıldı.
"Geldim küçük ördek," dedi Yaman. Sesi o kadar boğuk, pürüzlü ve derinden çıkmıştı ki ruhumun titrediğini hissettim. "Bak, bizim küçük prenses de geldi. Sözümü tuttum, seni bir saniye bile yalnız bırakmadım."
"Yaman..." diyebildim sadece, ellerimi ona doğru uzatarak.
Yaman kucağındaki kızımızı uykusunu bölmeden koluma bıraktı.
Teninin tenime değdiği o ilk saniye, içimdeki tüm dünya baştan aşağı yenilendi. O minicik, pamuk gibi sıcaklığı göğsümde hissetmek bana bütün acılarımı unutturdu.
"Kızım... Annem..." Dedim yüzüne bakarken. Doyamayacağım manzaram benim ailemdi.
Burnumu boynuna yaklaştırdım. Bebek kokusunu içime çektim. Minicikti. Burnu, dudakları, elleri...
"Bu minik ördeklerin adları ne olacak bakalım? Bir karar verdiniz mi, yoksa hâlâ düşünüyor musunuz?"
Yaman’ın gözlerinin içine baktım. O da o koyu gözlerini bir saniye bile benden ayırmadan gülümsedi. Bu adları daha o hastane odasında, onun komadan uyanmasını beklerken zihnimde defalarca sayıklamıştım.
"Oğlumuzun adı Yamaç olsun," dedim, sesim destek bulduğum mutluluktan titreyerek babamın kucağındaki minik körpeme bakarken. "Senin, sığınılacak bir dağ gibi duruşundan bir parça taşısın hayatı boyunca. Babası gibi güçlü, babası gibi güven veren bir Yamaç olsun."
Yaman başını narin hamlelerle salladı, parmaklarımı bir az daha sıktı. Sonra kolumda yatan küçük kızımıza bakıp o derin, boğuk sesiyle fısıldadı
"Kızımızın adı da Hayat olsun."
Annem hıçkırarak gözyaşlarını sildi, babam ise yutkunup kucağındaki Yamaç’a, sonra da kolumdaki Hayat’a baktı.
"Yamaç ve Hayat..." dedi babam, sesi gurur doluydu.
"Biri sığınacağımız o güçlü dağ, biri de o dağın eteğinde yeşeren güzel ömrümüz olsun. Çok yakıştı benim güzel torunlarıma."
Kollarımın arasında minik prensesim Hayat, babamın kucağında geleceğimiz Yamaç... Ve tam yanımda, uğruna dünyaları yakacağım, benim için kurşunlara siper olan o koca adam vardı.
Bölüm etkileşimi
