Bilinmeyen kitap kapağı

25. bölüm / 72

25. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 72Şu an: 25. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm730 kelime
  2. 2 2. Bölüm538 kelime
  3. 3 3. Bölüm571 kelime
  4. 4 4. Bölüm417 kelime
  5. 5 5. Bölüm460 kelime
  6. 6 6. Bölüm446 kelime
  7. 7 7. Bölüm528 kelime
  8. 8 8. Bölüm766 kelime
  9. 9 9. Bölüm596 kelime
  10. 10 10. Bölüm473 kelime
  11. 11 11. Bölüm506 kelime
  12. 12 12. Bölüm531 kelime
  13. 13 13. Bölüm477 kelime
  14. 14 14. Bölüm713 kelime
  15. 15 15. Bölüm1.050 kelime
  16. 16 16. Bölüm659 kelime
  17. 17 17. Bölüm497 kelime
  18. 18 18. Bölüm535 kelime
  19. 19 19. Bölüm695 kelime
  20. 20 20. Bölüm496 kelime
  21. 21 21. Bölüm431 kelime
  22. 22 22. Bölüm488 kelime
  23. 23 23. Bölüm459 kelime
  24. 24 24. Bölüm599 kelime
  25. 25 25. Bölüm1.018 kelime · Okuduğun bölüm
  26. 26 26. Bölüm805 kelime
  27. 27 27. Bölüm609 kelime
  28. 28 28. Bölüm1.025 kelime
  29. 29 29. Bölüm1.085 kelime
  30. 30 30. Bölüm860 kelime
  31. 31 31. Bölüm634 kelime
  32. 32 32. Bölüm465 kelime
  33. 33 33. Bölüm504 kelime
  34. 34 34. Bölüm462 kelime
  35. 35 35. Bölüm519 kelime
  36. 36 36. Bölüm546 kelime
  37. 37 37. Bölüm461 kelime
  38. 38 38. Bölüm619 kelime
  39. 39 39. Bölüm446 kelime
  40. 40 40. Bölüm526 kelime
  41. 41 41. Bölüm562 kelime
  42. 42 42. Bölüm512 kelime
  43. 43 43. Bölüm705 kelime
  44. 44 44. Bölüm403 kelime
  45. 45 45. Bölüm764 kelime
  46. 46 46. Bölüm810 kelime
  47. 47 47. Bölüm516 kelime
  48. 48 48. Bölüm710 kelime
  49. 49 49. Bölüm763 kelime
  50. 50 50. Bölüm705 kelime
  51. 51 51. Bölüm934 kelime
  52. 52 52. Bölüm818 kelime
  53. 53 53. Bölüm811 kelime
  54. 54 54. Bölüm868 kelime
  55. 55 55. Bölüm1.401 kelime
  56. 56 56. Bölüm537 kelime
  57. 57 57. Bölüm905 kelime
  58. 58 58. Bölüm715 kelime
  59. 59 59. Bölüm781 kelime
  60. 60 60. Bölüm619 kelime
  61. 61 61. Bölüm735 kelime
  62. 62 62. Bölüm1.118 kelime
  63. 63 63. Bölüm680 kelime
  64. 64 64. Bölüm659 kelime
  65. 65 65. Bölüm671 kelime
  66. 66 66. Bölüm644 kelime
  67. 67 67. Bölüm443 kelime
  68. 68 68. Bölüm575 kelime
  69. 69 Teşekkürler198 kelime
  70. 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
  71. 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
  72. 72 Özel bölüm 31.840 kelime

Bir tık +18 vardır!

Rahatsız olanlar okumasın!

Başım çok büyük bir hızla dönüyordu.

Masada duran bardağı son bir kez daha kafama diktim. İçki boğazımı çok kötü yaktı ama umursamadım.

Artık hiçbir şeyi hissetmek istemiyordum.

Kafamın içi o kadar doluydu ki, sadece susmak ve her şeyi unutmak istiyordum.

Kızlar çoktan gitmişti. Neşe barda bir çocukla konuşuyordu. Yazgı ise dans pistinde çılgınlar gibi dans ediyordu. Beni burada, bu küçük masada yapayalnız bırakmışlardı.

Mekanın içindeki sesler kulağımı çok rahatsız ediyordu. Işıklar gözlerimi kör edecek kadar parlaktı.

Kırmızı elbisemin içinde kendimi çok rahatsız hissetmeye başladım. Tam masadan kalkıp banyoya doğru gitmek için hareket ettim.

Ama bacaklarım beni taşımadı.

Tekrar koltuğa geri düştüm.

Çok sarhoştum. Gerçekten ayağa kalkamayacak kadar çok sarhoş olmuştum.

Tam o sırada gözüm barın en arkasındaki köşeye takıldı. Orası çok loştu. Mekanın o renkli ışıkları bile oraya kadar ulaşmıyordu.

Ve orada bir adam oturuyordu.

Tamamen siyahlar içindeydi.

Siyah bir gömlek giymişti ve kollarını yukarı doğru kıvırmıştı. Arkasına yaslanmış, elindeki bardağı yavaşça sallıyordu.

O kadar sakin duruyordu ki, sanki bu gürültülü barda değil de boş bir odada tek başınaydı.

Yüzünü tam olarak göremiyordum.

Çünkü yüzünün yarısı karanlıkta kalmıştı.

Ama gözlerini hissedebiliyordum. Gözlerini hiç kırpmadan, doğrudan bana bakıyordu.

Bilinmeyen.

Bakışları o kadar sert ve o kadar keskindi ki, uzak mesafeden bile tenimi üşütmeye yetti. O an içimde garip bir cesaret belirdi.

Alkolün verdiği o korkusuz his tüm vücudumu sardı. İçimdeki o korkan, sürekli ağlayan kız bir anda yok oldu.

Zorlukla da olsa tekrar ayağa kalktım. Bu sefer düşmedim. Adımlarım benden bağımsız bir şekilde doğrudan o köşeye doğru yürümeye başladı.

İnsanların arasından yavaşça geçtim. Herkes dans ediyordu ama ben sadece o siyahlar içindeki adama bakıyordum.

Gözlerimi ondan bir saniye bile ayırmadım.

Yanına kadar geldim. Adam beni görünce hiç şaşırmadı. Aksine, dudaklarının kenarında çok küçük, alaycı bir gülümseme belirdi.

Tek bir kelime bile etmedim. Ondan izin de istemedim.

Sadece gittim ve o siyah koltukta oturan adamın kucağına oturdum.

Kırmızı elbisem onun siyah gömleğinin üzerine serildi.

Aramızda hiç mesafe kalmamıştı. Göğsü göğsüme değiyordu. Tam o an, burnuma çok yoğun bir koku geldi.

Bu koku sıradan bir erkek parfümü değildi.

Tanıdık bir kokuydu.

Dudaklarına doğru eğildim ve fısıldadım.

"Neden bana bakıyorsun?"

"Çok güzel görünüyorsun," dedi gözlerime bakarak. Sesi çok derinden ve çok kısık geliyordu.

Müzik sesine rağmen onun sesini çok net duydum.

"Özellikle de bu kırmızı elbisenin içinde."

Elini yavaşça belime koydu. Eli buz gibiydi ama tenimi resmen yaktı. Sarhoş olmasaydım ondan hemen kaçardım.

Ama şu an hareket bile edemiyordum.

Bütün vücudum uyuşmuş gibiydi. Sadece onun o simsiyah gözlerine bakıyordum.

"Kimsin sen?" diye sordum. Sesim bu sefer çok titredi. İçimdeki korku yavaş yavaş geri geliyordu. "Beni neden takip ediyorsun?"

Adam yüzünü yüzüme biraz daha yaklaştırdı. Dudakları kulağımın tam yanına geldi. Kokusu başımı daha çok döndürdü.

"Ben senin her şeyinim Efsa."

Herşeyin.

Benimle oyun oynuyordu.

Bu oyunun sonunu bildiği halde benimle oynamaya devam ediyordu.

Bu oyunu ben bitirmek istedim.

Öne doğru eğildim. Hiç beklemediği bir anda, dudaklarımı onun dudaklarına bastırdım.

İlk öpen bendim.

Kendimde olsam asla öpmezdim.

Ama kendime karşı koyamadım.

İçimdeki hisse karşı çıkamadım.

Ona karşı çıkamadım.

Bu öpücük bir sevgi gösterisi değildi; içimdeki korkuyu, nefreti ve acıyı onun dudaklarına kusma şeklimdi.

Adam bir an duraksadı. Benim bu ani hamlemi beklemiyordu. Ama bu şaşkınlığı sadece bir saniye sürdü. Hemen ardından beni sertçe kavradı.

Öpüşmemiz daha derin, daha vahşi bir hal aldı.

Dudakları dudaklarımı adeta hapsediyordu. Nefesim kesildi, başım daha şiddetli dönmeye başladı.

O sırada adamın büyük, buz gibi eli kırmızı elbisemin açıkta kalan bacağıma değdi. Eli durmadı. Yavaşça yukarıya, elbisemin kumaşının altına doğru kaydı. Sıcak tenim onun soğuk parmaklarıyla buluştuğunda vücudum alev aldı.

Elinin baskısı beni tamamen ona bağlıyor, mekandaki gürültülü müziği ve insanları tamamen yok ediyordu.

Kucağında küçücük kalmıştım. Bir katilin, hayatımı mahveden bir canavarın kollarındaydım ve onun elbisemin içindeki dokunuşuna engel olamıyordum.

Kendimi hiç bu kadar tehlikede ve aynı zamanda hiç bu kadar canlı hissetmemiştim.

Ellerimi onun omuzlarına koydum. Siyah gömleğinin kumaşını sıkıca kavradım.

Kucağından yavaşça kalkıp kendimi sertliğe bastırıyordum. Tehlikenin tam üzerindeydim ve bunu bile isteye yapıyordum.

Kumar oynadım.

Ve ona karşı kaybettim.

Adam, bu hareketime karşılık boğuk, derin bir inleme koyuverdi. Sesi müziğin gürültüsünü delip doğrudan kulağıma ulaştı. Elbisemin altındaki büyük, nasırlı eli kalçamı sertçe kavradı. Parmaklarını tenime öyle bir bastırdı ki, beni tamamen kendine mühürledi.

Artık hareketlerimi o yönlendiriyordu. Kendini yukarıya, tam bana doğru sertçe bastırarak aramızdaki sürtünmeyi daha da derinleştirdi.

"Çok ileri gidiyorsun, güzelim," diye fısıldadı dudakları dudaklarıma sürrtünürken.

Sesi nefes nefeseydi, o her zamanki kusursuz sakinliği paramparça olmuştu.

"Beni kışkırtıyorsun."

"Korkuyor musun yoksa?" diye mırıldandım. Cevap vermek yerine beni daha da sert kavradı. Diğer eli elbisemin yakasından içeri sızdı, çıplak göğsüme dokundu.

Parmaklarının soğukluğu ve tenimin sıcaklığı çarpışırken vücudum baştan aşağı titredi. Beni kucağında hafifçe yukarı kaldırıp tekrar sertliğin üzerine bıraktı. Kumaşların ardındaki o yoğun baskı, bacaklarımın arasından tüm vücuduma yayılan keskin bir sızıya dönüştü.

Islaklığımı ve ona olan bu kontrolsüz arzumu hissettiğini biliyordum.

Onu istiyordum.

Dudakları tekrar boynuma indi. Tenimi adeta emerek, ısırarak derin izler bırakmaya başladı. Canımı yakıyordu ama bu acı içimdeki o uyuşukluğu yok ediyordu. Ellerim siyah gömleğinin düğmelerine gitti, aceleyle birkaçını kopardım ve tırnaklarımı onun sıcak göğsüne geçirdim.

Bir katilin kucağında, bir barın en karanlık köşesinde, günahın ve şehvetin en dibine batıyorduk.

"Benimsin," diye hırladı boynuma doğru. Bir parmağı usulca içime girirken. "Buradan çıktıktan sonra geri dönüşün yok, Efsa. Bunu biliyorsun değil mi?"

Dudaklarına doğru inledim.

"Senden nefret ediyorum." Dedim ama dokunuşuyla bile kalbim kulağımda vuruyordu.

"Seni seviyorum prenses." Dedi ve ikinci parmağını ekledi.

Dudaklarından sızan sıcak nefes boynumu ve omuzlarımı yakarken, tırnaklarımı onun siyah gömleğinin açıkta kalan göğsüne daha sert geçirdim.

Ondan nefret ediyordum.

Hayatımı mahvettiği için, Araz abiyi benden aldığı için, beni bu çaresizliğe mahkum ettiği için nefret ediyordum.

Ama vücudum onun ritmine öyle bir ayak uydurmuştu ki, dudaklarımdan dökülen inlemelere engel olamıyordum.

Dudaklarından ayrılmadan, soluğumu soluğuna kattım.

Parmaklarının içimdeki o yavaş, dairesel hareketleri bacaklarımın arasındaki ateşi iyice körüklüyordu.

Ondan nefret ediyordum ama aynı zamanda bu tehlikeli yakınlıktan kaçamıyordum.

Alkol zihnimi tamamen ele geçirmişti. Dudaklarımızın her birleşmesinde başım daha çok dönüyordu.

Kendimi tamamen bu canavara teslim etmiştim ve bu uçurumdan aşağı düşerken geri dönüşün olmadığını çok iyi biliyordum.

Burnunu tenime yasladı.

"Sonunda," diye fısıldadı boynuma doğru. Sesi çok boğuk ve çok kısıktı.

"Sonunda ait olduğun yerdesin, güzelim."

"Ait olduğum yer neresi?"

"Benim kucağım."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

884okunma 22beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…