Bölümler 72Şu an: 65. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime · Okuduğun bölüm
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm 31.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yaman Asaf Kıyamet
Hayatım boyunca bir çok kez ölümle burun buruna gelmiştim.
Akan kanı zerre kadar umursamamıştım. Çünkü kanı akan da, akıtan da bendim. Adım Yaman Asaf Kıyamet’ti benim; düşmanlarıma cehennemi yaşatırken gözümü bile kırpmazdım.
Ama şimdi, hastanenin o buz gibi, bembeyaz koridorunda sedyenin peşinden koşarken, kalbimin göğüs kafesimi delip çıkacağını sanıyordum. İlk defa bu kadar çaresiz, ilk defa bu kadar korku doluydum.
Efsa sedyenin üzerinde yatıyordu. Çiçekli elbisesi kırışmış, o narin yüzü acıdan sapsarı kesilmişti. Sancılar her vurduğunda parmaklarımı öyle bir sıkıyordu ki, o küçük ellerinin can havliyle tırnaklarını avcuma geçirişini hissetmek içimi paramparça ediyordu.
"Y-Yaman..." diye inledi, gözlerini zorlukla açıp bana bakarak. O kan çanağı gözlerinde hem büyük bir acı hem de bana olan o sonsuz, narin güven vardı.
"Bırakma beni..."
"Buradayım prensesim, buradayım," dedim, sedyeyle birlikte doğumhanenin büyük demir kapısına kadar koşarken. Sesimin titremesini engelleyemiyordum.
"Hiç bırakmayacağım. Bak, bitti güzelim, geldik."
Doğumhanenin o uğursuz, soğuk yeşil kapısının önüne geldiğimizde hemşireler beni durdurdu. "Yaman Bey, lütfen burada bekleyin. İçeriye giremezsiniz, hastayı acilen doğuma almamız gerekiyor," diyerek önüme etten duvar ördüler.
Efsa’nın elleri, ellerimin arasından yavaşça sıyrılıp gitti.
Parmaklarının o son sıcaklığı tenimden koparken ciğerlerimdeki bütün nefes dışarı fışkırdı. Demir kapı büyük bir gürültüyle üzerime kapandı. O kırmızı "Doğum Var" ışığı koridorda aniden yandı.
O kapının arkasında, benim bu hayattaki tek gerçeğim, tek masumiyetim ve kalbinin altında taşıdığı iki küçük ördeğim canıyla savaşıyordu.
Sırtımı hastanenin o soğuk, beyaz duvarına yasladım.
Dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim. Başımı arkaya doğru atıp duvarın zeminine doğru yavaşça çöktüm.
Kollarımı dizlerimin üzerine koyup ellerimi saçlarımın arasına geçirdim. Ben anamı, babamı, kız kardeşimi o mezarlıklara gömerirken bile dik durmuş, tek bir damla yaş dökmemiştim.
Acımı içimdeki o vahşi canavarı beslemek için kullanmıştım.
Ama şimdi... Efsa o kapının arkasındayken içimdeki tüm o sert, acımasız katil maskesi tamamen un ufak oldu.
Göz kapaklarım ağırlaştı, göğsüm deli gibi inip kalkarken sol gözümden sıcak, yakıcı bir damla yaş süzüldü. Yanağımdan aşağı akıp kirli sakallarıma, oradan da ceketimin yakasına düştü.
Hayatımda ilk defa, o küçük ördeğimi kaybetme korkusuyla gözümden bir damla yaş akmıştı.
"Yaman oğlum..."
Başımı kaldırdığımda Tarık amcanın yanıma geldiğini gördüm. Arkasında Melek teyze ağlıyordu. Tarık amca yanıma diz çöktü, o damarlı, yaşlı elini sağlam omzuma koydu.
"Sakin ol delikanlı," dedi Tarık amca, sesi ilk defa bu kadar babacan, bu kadar yumuşaktı. Gözleri dolmuştu ama beni dik tutmaya çalışıyordu. "Benim kızım inatçıdır, dik başlıdır bilirsin. Seni o uykudan uyandıran o inat, şimdi o iki bebeği de sağ salim buraya getirecek. Sana güvendim ben, sen de ona güven."
Yutkundum, boğazımdaki o koca düğümü eritmek ister gibi derin bir nefes aldım. Tarık amcanın gözlerinin içine baktım.
Başımı tekrar doğumhanenin o kapısına çevirdim. Parmağımdaki o parıldayan nişan yüzüğünü diğer elimle sımsıkı sıktım. Diren güzelim, diye mırıldandım içimden, o kapının ardına ruhumu göndererek. Kapatma o güzel gözlerini. Ben buradayım.
...
Ölümcül sessizliğin ortasında, doğumhanenin kalın demir kapılarının ardında derin, yırtıcı bir ses koptu.
İncecik, narin ama bir o kadar da güçlü bir bebeğin ağlama sesi koridorda yankılandı. Kalbim o salise öyle bir çarptı ki, nefesim boğazımda tıkandı. Başımı hızla kaldırdım, gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi kapıya kilitlendi.
Daha o ilk sesin şokunu atlatamamıştım ki, hemen arkasından daha gür, daha inatçı ikinci bir bebek feryadı yükseldi.
İkizlerimiz... Ördeklerimiz dünyaya gelmişti. Kalbimin altından sökülüp gelen o büyük hafifleme hissiyle gözlerim bir kez daha doldu.
Melek teyze, "Şükürler olsun yarabbim! Doğdular, doğdular Tarık!" diyerek kocasına sarıldı, hıçkırarak ağlamaya başladı.
Tarık amca ise omzumdaki elini daha sıkı bastırdı. Gözlüklerinin arkasındaki o yaşlı gözlerinden süzülen yaşları saklamaya gerek duymadan bana baktı. Yüzünde kocaman, gururlu bir baba ve dede tebessümü vardı. "Başardılar oğlum," dedi Tarık amca, sesi titreyerek. "Kızım sözünü tuttu. Seni de torunlarımı da bize bağışladı Allah."
Ayağa kalktım. Dünyayı dize getiren koskoca Kıyamet, o iki küçük sesin karşısında dizlerinin bağını tamamen çözmüş, mutluluktan titriyordu. Doğumhanenin o soğuk yeşil kapısı yavaşça açıldı. İçeriden önlüğü kan içinde ama yüzü gülümseyen doktor çıktı. Maskesini indirip doğrudan bana baktı.
"Gözünüz aydın Yaman Bey," dedi doktor, sesindeki o rahatlama içimi sımsıcak yaptı. "Biri kız, biri erkek. İkizleriniz de, annemiz Efsa Hanım da gayet iyiler. Çok güçlü bir eşiniz var. Birazdan normal odaya alacağız, yanına girebilirsiniz."
Bölüm etkileşimi
