Bölümler 73Şu an: 57. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime · Okuduğun bölüm
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm - 31.840 kelime
- 73 Özel bölüm - 41.644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yemekten sonra, merdivenlerden hızlı adımlarla inip kendimi bahçeye attım. Hava sonbaharın o serin rüzgarıyla hafifçe çiseliyordu ama üzerimdeki çiçekli elbiseyle bahçedeki tahta salıncağa gidip oturdum
Tam arkamdaki çimlerin üzerinden hafif bir ayak sesi geldi. Hiç arkama dönmedim, istifimi bozmadım. Saniyeler sonra görüşüm tamamen kapandı; sıcacık, kocaman ve hafifçe yağmur kokan iki el yavaşça gözlerimi kapattı. O damarlı, güçlü ellerin sıcaklığı anında yüzümü ısıttı.
Kokusu burnuma dolduğunda kalbim yine deli gibi çarptı ama kendimi tuttum.
"Tahmin et bakalım, arkandaki kim küçük ördek?" diye fısıldadı Yaman. Sesi kulağımın hemen dibinden, o içimi tirtir titreten boğuk ve erkeksi tınısıyla yükseldi.
Ellerini sertçe yüzümden ittim ve salıncakta diğer tarafa doğru dönüp arkamı ona döndüm. Kollarımı daha da sıkı bağladım. "Hiç umurumda değil kim olduğu," dedim buz gibi, tamamen trip atan bir ses tonuyla. "Git kimin yanına gidiyorsan onun gözlerini kapat."
Yaman hafifçe kıkırdadı. Göğsünü sarsarak güldüğünü hissettim, bu hali canımı daha da sıktı. Salıncağın ön tarafına geçti, dizlerinin üzerine, tam karşımda yere çöktü. O dipsiz, koyu gözlerini gözlerime dikti. Yüzünde sadece bana sakladığı o dünyanın en narin tebessümü vardı.
"Bak sen bizim ördeğe... Sabah sabah ne bu sinir güzelim?" dedi, elimi tutmaya çalışarak.
Elimi hızla geriye çektim, bacaklarımı kendime doğru çektim. "Bana güzelim deme Yaman. Dokunma da bana." diye çıkıştım, gözlerimi ondan kaçırıp bahçe duvarına baktım. "Yirmi bir gün boyunca ben o hastanede öldüm öldüm dirildim. Gözümü bir açıyorum, yatakta yoksun. Gece yarısı taze dikişlerinle kalkıp gitmişsin. Bana tek bir kelime, tek bir mesaj bile atmadın. İnsan bir haber verir ya."
Yaman derin bir nefes aldı. Yüzündeki o sert katil ifadesi tamamen erimiş, karşımda resmen suçlu bir çocuk gibi duruyordu. Yeniden elimi kavradı, bu sefer çekmeme izin vermedi; parmaklarımı narin hamlelerle sıktı.
"Özür dilerim prenses," dedi, sesi bu kez çok yumuşak ve pişmandı. "Seni uyandırmaya kıyamadım. O kadar huzurlu uyuyordun ki... Hem sana not bırakmıştım, güllerini de aldım. Bak, çiçekli elbiseni de giymişsin, çok güzel olmuşsun."
"Gülleri de istemiyorum, sütleri de." dedim omuz silkerek ama elini bırakmadım. "Konumuz benim elbisem değil Yaman. Sen yine benden gizli iş yaptın. Yine o tehlikeli dünyaya gittin. Ya sana bir şey olsaydı? Ya o deponun altında kalsaydın? Ben o morg kâğıdını bu sefer gerçekten imzalamak zorunda kalsaydım ne olacaktı?"
Sesim sonlara doğru kısıldı, gözlerim yirmi bir günün ardından yine doldu.
Yaman benim bu ağlamaklı halimi görünce daha fazla dayanamadı. Yerdeki konumunu bozup salıncağa, tam yanıma oturdu. Beni iki koluyla birden sımsıkı kavrayıp göğsüne doğru çekti.
Canının acımasını umursamadan beni kendine kilitledi. Dudaklarını saçlarımın arasına bastırdı.
"Şşşt, ağlama artık küçük ördek. Söz verdim ya sana, beni ölüm bile senden alamaz," diye fısıldadı, nefesi şakağımı yaktı. "Bitti diyorum sana. O Araz pisliği tamamen temizlendi. Bu şehirden, bizim hayatımızdan sonsuza kadar yok oldu. Artık ne saklanacak gölgeler var ne de canavarlar. Sadece sen ve ben varız."
"Yine de sana küsüm," dedim, burnumu gömleğine sürterek hafifçe hırıldadım. "Bana yalan söyledin. Şirkete gidiyorum dedin."
Yaman bıyık altından güldü, çenemi parmaklarının ucuyla tutup yüzümü kendine doğru kaldırdı. O koyu gözlerinde öyle yoğun bir aşk vardı ki eriyip gidecektim sandım. "Söz, bir daha asla yalan yok. Beni affetmen için ne yapmam lazım prenses? Kaç kutu çilekli süt almalıyım?"
"Yetmez çilekli süt falan," dedim dudak büzerek ama gözlerinin içine bakıp engel olamadığım bir şekilde gülümsedim. "Bir ömür boyu peşimden paytak paytak yürüyeceksin katil bey."
"Razıyım." Dedi anında. "Ama şimdi benimle bir yere kadar gelmelisin."
"Gelmiyorum, sen git."
"Hadi güzelim, gidelim. Hem sana sürprizim var."
İçimden bir ses çılgınlar gibi sürprizin ne olduğunu merak ettiğini haykırıyordu ama bozuntuya vermedim. Kollarımı daha sıkı bağlayıp salıncakta arkamı ona döndüm. "İstemez senin sürprizini falan," dedim omuz silkerek. "Daha yeni geldin zaten. Gitmiyorum hiçbir yere."
Yaman yavaşça ayağa kalktı. O devasa siluetiyle tepemde dikilirken gölgesi tamamen üzerime düştü. Dudaklarının kenarında o meydan okuyan, çapkın gülümsemesi belirdi. "Demek gelmiyorsun küçük ördek?" dedi, sesindeki o muzip tonu anında yakaladım.
"Gelmiyorum!" diye direttim, salıncağın demirine daha sıkı tutunarak. "Zorla mı götüreceksin katil bey?"
"Evet," dedi çok sakin bir sesle.
Daha ne olduğunu anlayamadan, tek bir hamlede beni salıncak hissettirmeden havalandırdı. Yaman, göğsündeki dikişlere zerre kadar acımadan beni belimden yakaladığı gibi tek hamlede omzuna attı. Baş aşağı sarkarken şok içinde çığlık attım.
"Yaman! Delirdin mi sen? Bırak beni!" diye bağırdım, ellerimle sırtına vurmaya çalışarak. Çiçekli elbisem havada uçuşuyordu ve bacaklarımı deli gibi sallıyordum. "Yaran var senin, dikişlerin patlayacak! İndir diyorum aşağıya!"
"Söz dinlemeyen ördeklere ceza farz oldu prenses," dedi Yaman, alçak sesle gülerek.
Bahçe kapısına doğru büyük adımlarla yürümeye başladı.
Ben omzunda deli gibi çırpınmaya, "Bırak! Küstüm diyorum sana, valla affetmem bir daha!" diye tepinmeye devam ettikçe, Yaman hiç istifini bozmadı. Popoma sert olmayan ama yerini bulan bir şaplak indirdi.
"Ah! İnanmıyorum sana! Hayvan herif, vurdun mu sen bana gerçekten?!" diye çığlık attım, yanaklarımın utançtan ve öfkeden cayır cayır yandığını hissederken.
"Çırpınmayı kesmezsen bir tane daha gelir," dedi Yaman, bıyık altından gülerek. "Uslu dur güzelim, arabaya az kaldı."
"Annemler görecek, babam seni tüfekle kovalayacak şimdi. Yaman indir yalvarırım." diye sızlandım bu sefer, sesimi alçaltmaya çalışarak. Ama, o beni omzunda adeta tüy gibi taşıyarak cipin ön yolcu kapısına kadar getirdi.
Kapıyı tek eliyle açıp beni narin ama kaçmama izin vermeyecek bir şekilde koltuğa yerleştirdi. Üzerime eğilip emniyet kemerimi bizzat bağlarken o dipsiz karanlık gözlerini gözlerime dikti. Aramızdaki mesafe birkaç santimdi ve nefesi yüzümü yakıyordu.
"Uslu durursan sürprizini hemen gösteririm küçük ördek," dedi, dudağımın kenarına narin bir buse kondurarak geri çekildi. Kapıyı üzerime kapatıp sürücü koltuğuna doğru yürürken, ben koltukta üzerimi düzeltiyor ve ona hala dik dik bakarak içimden söyleniyordum.
Ama ne yalan söyleyeyim, o sürprizi deli gibi merak etmeye başlamıştım bile.
Bölüm etkileşimi
