Bölümler 72Şu an: 45. Bölüm
- 1 1. Bölüm730 kelime
- 2 2. Bölüm538 kelime
- 3 3. Bölüm571 kelime
- 4 4. Bölüm417 kelime
- 5 5. Bölüm460 kelime
- 6 6. Bölüm446 kelime
- 7 7. Bölüm528 kelime
- 8 8. Bölüm766 kelime
- 9 9. Bölüm596 kelime
- 10 10. Bölüm473 kelime
- 11 11. Bölüm506 kelime
- 12 12. Bölüm531 kelime
- 13 13. Bölüm477 kelime
- 14 14. Bölüm713 kelime
- 15 15. Bölüm1.050 kelime
- 16 16. Bölüm659 kelime
- 17 17. Bölüm497 kelime
- 18 18. Bölüm535 kelime
- 19 19. Bölüm695 kelime
- 20 20. Bölüm496 kelime
- 21 21. Bölüm431 kelime
- 22 22. Bölüm488 kelime
- 23 23. Bölüm459 kelime
- 24 24. Bölüm599 kelime
- 25 25. Bölüm1.018 kelime
- 26 26. Bölüm805 kelime
- 27 27. Bölüm609 kelime
- 28 28. Bölüm1.025 kelime
- 29 29. Bölüm1.085 kelime
- 30 30. Bölüm860 kelime
- 31 31. Bölüm634 kelime
- 32 32. Bölüm465 kelime
- 33 33. Bölüm504 kelime
- 34 34. Bölüm462 kelime
- 35 35. Bölüm519 kelime
- 36 36. Bölüm546 kelime
- 37 37. Bölüm461 kelime
- 38 38. Bölüm619 kelime
- 39 39. Bölüm446 kelime
- 40 40. Bölüm526 kelime
- 41 41. Bölüm562 kelime
- 42 42. Bölüm512 kelime
- 43 43. Bölüm705 kelime
- 44 44. Bölüm403 kelime
- 45 45. Bölüm764 kelime · Okuduğun bölüm
- 46 46. Bölüm810 kelime
- 47 47. Bölüm516 kelime
- 48 48. Bölüm710 kelime
- 49 49. Bölüm763 kelime
- 50 50. Bölüm705 kelime
- 51 51. Bölüm934 kelime
- 52 52. Bölüm818 kelime
- 53 53. Bölüm811 kelime
- 54 54. Bölüm868 kelime
- 55 55. Bölüm1.401 kelime
- 56 56. Bölüm537 kelime
- 57 57. Bölüm905 kelime
- 58 58. Bölüm715 kelime
- 59 59. Bölüm781 kelime
- 60 60. Bölüm619 kelime
- 61 61. Bölüm735 kelime
- 62 62. Bölüm1.118 kelime
- 63 63. Bölüm680 kelime
- 64 64. Bölüm659 kelime
- 65 65. Bölüm671 kelime
- 66 66. Bölüm644 kelime
- 67 67. Bölüm443 kelime
- 68 68. Bölüm575 kelime
- 69 Teşekkürler198 kelime
- 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
- 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
- 72 Özel bölüm 31.840 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi açmaya çalıştığımda başımda korkunç bir ağrı vardı. Sanki beynimin içinde yüzlerce davul aynı anda çalıyor gibiydi. Burnuma dolan o rutubetli, eski ve küf kokulu hava nerede olduğumu hatırlamamı sağladı.
Minibüs... Maskeli adamlar... Ağzımı kapatan o soğuk eller...
"Yaman..." diye fısıldadım yavaşça. Ama sesim o kadar kısık ve halsiz çıkmıştı ki odanın duvarlarında bile yankılanmadı.
Karanlığa alışmaya çalışan gözlerimi birkaç kez kırpıştırdım. Ellerimin arkadan demir bir sandalyeye sıkıca bağlandığını hissettiğimde içimi büyük bir panik dalgası kapladı. Ayaklarım da sandalyenin bacaklarına zincirlenmişti. Çırpınmaya çalıştım, bileklerimi oynattım ama demir ipler tenimi acıtmaktan başka bir işe yaramadı.
"Kimse yok mu? Bırakın beni!" diye bağırdım bütün gücümle. "Yaman seni bulacak! Duydunuz mu beni? Hepinizi mahvedecek!"
Tam o sırada, karanlık odanın köşesinden boğuk, soğuk bir gülme sesi yükseldi. Adımların yere basarken çıkardığı o yavaş ve ritmik ses üzerime doğru yaklaşmaya başladı. Korkudan nefesimi tuttum.
Tavandan sarkan çıplak, sarı ampul aniden yandı. Işık gözlerimi kamaştırdığı için başımı yana çevirdim. Adımlar tam önümde durdu. Yavaşça başımı kaldırıp karşımdaki siluete baktığımda kalbimin duracağını sandım.
Bu... Bu Araz’dı.
Ama balodaki o temiz, takım elbiseli Araz abi gitmişti. Karşımda duran adamın yüzünün sol tarafı tamamen sargılar içindeydi. Sargıların altından sızan kanlar kurumuş, teni morarmış ve çökmüştü. Gözlerindeki o eski şefkatli bakıştan eser kalmamış, yerine saf bir delilik ve nefret yerleşmişti. Elinde siyah bir tabanca tutuyordu ve namluyu yavaşça çeneme doğru uzattı.
"Demek Yaman beni bulacak, öyle mi güzel kızım?" dedi Araz. Sesi yaralarından dolayı çatallı ve korkunç çıkıyordu. "Sen o katile gerçekten inandın mı Efsa? Seni benim ellerimden alabileceğini mi sandın?"
"Dokunma bana!" diyerek başımı geriye doğru çektim, namlunun soğuk metali tenimi ürpertti. "Sen bir yalancısın Araz! Beni koruduğunu sandım ama sen benim çocukluğumu çalmışsın! Belgeleri gördüm, o rüşvetleri, kazayı... Her şeyi biliyorum artık!"
Araz kahkahayı patlattı. Odanın içinde yankılanan bu delice gülüş içimdeki korkuyu daha da tırmandırdı. Namluyu çenemden çekip şakağıma yasladı.
"Belgeler öyle mi?" dedi, yüzünü yüzüme iyice yaklaştırarak. Nefesi yüzüme çarpıyordu. "O Kıyamet bozuntusu sana ne anlattıysa yalan! Ben seni yaşatmak için o baronlarla masaya oturdum Efsa! Seni o kazadan sonra hafızanı kaybetmiş halde bulduğumda, o yetimhaneden çekip alan bendim! Sana bir hayat verdim!"
"Bana yalan bir hayat verdin!" diye bağırdım, gözlerimden akan yaşlar yanaklarımdan sızarken. "Beni geçmişimden kopardın! Yaman'dan kopardın! Eğer beni gerçekten sevseydin, hayatımı bir suç şebekesinin ortasına atmazdın!"
Araz’ın yüzü öfkeden kasıldı. Silahın kabzasını sertçe sandalyenin kenarına vurdu. "Kes sesini!" diye kükredi. "O çocukluk aşkın dediğin adam dün gece benim bütün mekanlarımı patlattı! Adamlarımı depoda parça parça etti! Benim yüzümü bu hale getiren o! O bir canavar Efsa, anlıyor musun? Yaman Asaf Kıyamet senin sandığın o masum çocuk değil!"
"O ne olursa olsun beni asla bırakmadı!" dedim, gözlerinin tam içine dik dik bakarak. "Dün gece ellerini kana buladıysa senin gibi pisliklerden beni korumak için yaptı! O benim yanımdayken canımdan bile vazgeçerim ama senin o kirli oyunlarına bir daha alet olmam!"
Araz yavaşça geri çekildi, silahı beline koydu. Yüzündeki o öfkeli ifade aniden yerini sinsi bir tebessüme bıraktı. Cebinden bir telefon çıkardı ve ekrana bir şeyler yazmaya başladı.
"Güzel... Çok güzel," diye mırıldandı Araz. "Bu büyük aşk beni gerçekten duygulandırdı. Bakalım o gölgelerin efendisi, senin için kendi canından vazgeçebilecek mi?"
"Ne yapıyorsun?" dedim korkuyla. "Yaman'a ne atacaksın?"
Araz telefonu bana doğru çevirdi. Ekranda Yaman’ın numarası yazıyordu. Altına ise bir konum ve tek bir cümle eklemişti.
"Küçük ördeğin elimde, Kıyamet. Eğer onu tek parça görmek istiyorsan, yarım saate bu adrese tek başına geleceksin. Silahsız."
"Hayır! Atma o mesajı!" diye çığlık attım, sandalyede deli gibi sarsılarak. "Yaman gelme! Tuzak bu, sakın gelme!"
Araz parmağını ekrana bastırdı ve mesajı gönderdi. Telefonu cebine koyarken bana doğru eğildi, o sargılı, korkunç yüzüyle fısıldadı. "Çok geç, prenses. Mesaj iletildi. Şimdi arkana yaslan ve o çok güvendiğin kahramanın senin gözlerinin önünde nasıl öleceğini izle."
"Bana prenses deme! Onun lafını pis ağzınla kirletme. Sen sadece kendi çıkarı için yaşayan bir korkaksın Araz! O kelimeye senin dilin bile yakışmıyor!"
Araz adımlarını kapıya doğru atmışken duraksadı. Sargılı yüzünü yavaşça bana doğru çevirdi. Tek açık kalan gözünde anlık bir öfke kıvılcımı çaktı ama kendini hemen toparladı. Haince sırıttı.
"Hâlâ dilin çok uzun, Efsa," dedi alaycı bir sesle. "Görüyorum ki o katil sana sadece cesaret vermemiş, beynini de tamamen yıkamış. Ama birazdan o çok güvendiğin Kıyamet buraya geldiğinde, bu cesaretinden eser kalmayacak."
"O buraya gelecek ve seni bu sefer tamamen bitirecek!" dedim dişlerimi sıkarak. "Dün gece elinden nasıl kaçtın bilmiyorum ama bu sefer şansın olmayacak!"
"Göreceğiz," dedi Araz ve ağır demir kapıyı arkasından büyük bir gürültüyle kapattı.
Odanın ışığını kapatıp kapıyı arkasından büyük bir gürültüyle kilitlediğinde bir kez daha zifiri karanlıkta tek başıma kaldım. Gözyaşlarım sicim gibi akarken içimden sadece dua ediyordum.
Lütfen gelme Yaman... Bu sefer benim için kurşun yeme.
Bölüm etkileşimi
