Bilinmeyen kitap kapağı

28. bölüm / 72

28. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 72Şu an: 28. Bölüm
  1. 1 1. Bölüm730 kelime
  2. 2 2. Bölüm538 kelime
  3. 3 3. Bölüm571 kelime
  4. 4 4. Bölüm417 kelime
  5. 5 5. Bölüm460 kelime
  6. 6 6. Bölüm446 kelime
  7. 7 7. Bölüm528 kelime
  8. 8 8. Bölüm766 kelime
  9. 9 9. Bölüm596 kelime
  10. 10 10. Bölüm473 kelime
  11. 11 11. Bölüm506 kelime
  12. 12 12. Bölüm531 kelime
  13. 13 13. Bölüm477 kelime
  14. 14 14. Bölüm713 kelime
  15. 15 15. Bölüm1.050 kelime
  16. 16 16. Bölüm659 kelime
  17. 17 17. Bölüm497 kelime
  18. 18 18. Bölüm535 kelime
  19. 19 19. Bölüm695 kelime
  20. 20 20. Bölüm496 kelime
  21. 21 21. Bölüm431 kelime
  22. 22 22. Bölüm488 kelime
  23. 23 23. Bölüm459 kelime
  24. 24 24. Bölüm599 kelime
  25. 25 25. Bölüm1.018 kelime
  26. 26 26. Bölüm805 kelime
  27. 27 27. Bölüm609 kelime
  28. 28 28. Bölüm1.025 kelime · Okuduğun bölüm
  29. 29 29. Bölüm1.085 kelime
  30. 30 30. Bölüm860 kelime
  31. 31 31. Bölüm634 kelime
  32. 32 32. Bölüm465 kelime
  33. 33 33. Bölüm504 kelime
  34. 34 34. Bölüm462 kelime
  35. 35 35. Bölüm519 kelime
  36. 36 36. Bölüm546 kelime
  37. 37 37. Bölüm461 kelime
  38. 38 38. Bölüm619 kelime
  39. 39 39. Bölüm446 kelime
  40. 40 40. Bölüm526 kelime
  41. 41 41. Bölüm562 kelime
  42. 42 42. Bölüm512 kelime
  43. 43 43. Bölüm705 kelime
  44. 44 44. Bölüm403 kelime
  45. 45 45. Bölüm764 kelime
  46. 46 46. Bölüm810 kelime
  47. 47 47. Bölüm516 kelime
  48. 48 48. Bölüm710 kelime
  49. 49 49. Bölüm763 kelime
  50. 50 50. Bölüm705 kelime
  51. 51 51. Bölüm934 kelime
  52. 52 52. Bölüm818 kelime
  53. 53 53. Bölüm811 kelime
  54. 54 54. Bölüm868 kelime
  55. 55 55. Bölüm1.401 kelime
  56. 56 56. Bölüm537 kelime
  57. 57 57. Bölüm905 kelime
  58. 58 58. Bölüm715 kelime
  59. 59 59. Bölüm781 kelime
  60. 60 60. Bölüm619 kelime
  61. 61 61. Bölüm735 kelime
  62. 62 62. Bölüm1.118 kelime
  63. 63 63. Bölüm680 kelime
  64. 64 64. Bölüm659 kelime
  65. 65 65. Bölüm671 kelime
  66. 66 66. Bölüm644 kelime
  67. 67 67. Bölüm443 kelime
  68. 68 68. Bölüm575 kelime
  69. 69 Teşekkürler198 kelime
  70. 70 Özel bölüm - 12.721 kelime
  71. 71 Özel bölüm - 21.394 kelime
  72. 72 Özel bölüm 31.840 kelime

"Efsa? Kızım, neredesin sen?"

Annemden gelen o sıcacık ses kulaklarıma ulaştığında gözlerim aniden doldu. Ağlamamak için alt dudağımı ısırdım. Sesimin normal çıkması için derin bir nefes aldım.

Karşımdaki katil, gözlerini bir saniye bile kırpmadan bana bakıyordu. Eğer yanlış bir şey söylersem her şeyin çok kötü olacağını biliyordum.

"Anneciğim, iyiyim ben. Merak etme," dedim. Sesimin titremesini engellemeye çalıştım. "Dün gece kızlarla biraz fazla eğlendik. Yazgı’nın yazlık evine geldik. Birkaç gün burada kalıp kafa dinleyeceğim. Telefonumun şarjı az, seni merakta bırakmamak için aradım."

"Ah güzel kızım, beni çok korkuttun. Neşe de Yazgı da telefonlarını açmadı sabah. Tamam, madem iyisin, dikkat et kendine. Dinlen güzelce," dedi annem.

Sesindeki o rahatlama içimi acıttı.

Ona yalan söylüyordum.

Çok büyük bir yalanın içindeydim.

"Tamam anne, seni sonra yine ararım. Seni çok seviyorum," dedim ve adamın sert bakışlarını üzerimde hissederek telefonu hemen kapattım.

Telefonu yatağın üzerine bıraktığımda sanki üzerimden devasa bir yük kalkmıştı ama aynı zamanda kendimi tamamen yapayalnız hissettim.

Adam telefonu yatağın üzerinden aldı ve cebine koydu.

"Aferin prenses," dedi boğuk bir sesle.

"Söz dinlemeyi öğreniyorsun."

Başımı salladım sadece, konuşursam ağlardım.

Ağlarsam, kötü oldum.

Fiziksel olarak değil.

...

Saatler çok yavaş geçti.

Odanın içindeki sessizlik beni deli edecek gibiydi. Zamanı sayamadım. Hava yavaş yavaş kararmaya başladığında kapının kilidi yeniden açıldı.

Ama bu sefer içeriye o girmedi. Üzerlerinde tek tip siyah kıyafetler olan iki kadın hizmetçi girdi.

Ellerinde çok büyük, siyah bir elbise kılıfı ve büyük bir kutu vardı.Kadınlar hiç konuşmuyorlardı. Yüzleri tamamen ifadesizdi.

Yatağın üzerine o kılıfı bıraktılar ve fermuarını aşağıya doğru çektiler. İçinden çıkan elbise gözlerimi kamaştırdı. Bu, gece karası renginde, ipek kumaştan yapılmış devasa bir balo elbisesiydi.

Sırt dekoltesi çok derindi ve kumaşı dokunduğumda ellerimin arasından su gibi kayıp gidiyordu.

Kutunun içinden ise parıltılı taşlarla süslenmiş, yüzün üst kısmını tamamen kapatacak siyah dantelli bir maske çıktı.

Hizmetçiler bana banyoyu gösterdiler. Sıcak suyu açmışlardı. Odanın içindeki o büyük siyah tişörtü üzerimden çıkardım. Kasıklarımdaki o hafif sızı hâlâ oradaydı ve dün geceyi bana hatırlatıyordu.

Aynadaki yansımama baktım.

Boynumdaki o kolyenin soğuk metali tenimi yakıyordu.

Bir dakika?

Benim boynumda morluk izleri var?

Hayvan herif!

Ben kaç saattir onun önünde böyle dolaşıyordum?

Hızlıca yıkandım ve banyodan çıktım.

Hizmetçi kadınlar çok profesyonel bir şekilde bana yardım ettiler. O muhteşem siyah elbiseyi üzerime geçirdiler. Elbise vücuduma tam oturdu. Sırtımın çıplaklığı odadaki serin havayla buluştuğunda ürperdim. Saçlarımı yukarıda topladılar ve yüzüme hafif ama gözlerimi ortaya çıkaran bir makyaj yaptılar.

En son, o parlak taşlı siyah maskeyi yüzüme bağladılar. Aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım.

Ben artık Elfida değildim.

Bir katilin yanına yakışacak kadar gizemli ve karanlık bir kadına dönüşmüştüm.

Hizmetçiler işleri bittiğinde sessizce odadan çıktılar. Aynanın karşısında tek başıma kaldım. Kalbim yine hızlı hızlı atmaya başladı.

Bu gece o baloya gidecektim. Bir katille aynı arabaya binecek, insanların arasına karışacaktım. Ve en önemlisi, Araz abi hakkındaki o korkunç gerçekleri kendi gözlerimle görecektim.

Kapı tekrar açıldı.

İçeriye o girdi. Bu sefer üzerinde jilet gibi duran siyah bir takım elbise vardı. Siyah gömleğinin üst düğmesini açık bırakmıştı. Gözlerinde o maskeli baloların getirdiği ciddiyet vardı. Beni gördüğünde adımları yavaşladı.

Gözleri baştan aşağı vücudumda gezindi.

Yanıma kadar geldi. Elindeki siyah erkek maskesini yüzüne takmadan önce bana doğru eğildi. Burnunu boynuma, kolyenin tam üzerine yasladı.

Derin bir nefes aldı.

"Çok güzel olmuşsun prenses," diye fısıldadı sesi göğsümü titreterek. "Karanlık sana kırmızılardan daha çok yakışıyor. Şimdi gidelim ve o çok güvendiğin insanların maskelerini birlikte düşürelim."

...

6 saat sonra

Tanımadığım kızlarla oturduğum masadan kalkmamın tek nedeni, bir el silah sesiydi.

İnsanların çığlıkları duvarlarda yankılanırken, oturduğum masadaki kızlar panikle etrafa kaçışmaya başladı. Balo salonundaki o sahte, parıltılı hava bir saniyede dağılmış, yerini ölümcül bir sessizliğe bırakmıştı.

Gözlerimi sesin geldiği yöne çevirdiğimde kalbimin duracağını sandım.

Araz abi, yüzündeki maskeyi fırlatıp atmış, öfkeden deliye dönmüş bir halde tam karşımızda duruyordu. Elindeki siyah tabancayı, bilinmeyen adama doğrultmuştu. Namlunun ucundan ince bir duman tütüyordu; belli ki az önceki ses, havaya ateş açan Araz abinin silahından çıkmıştı.

Nasıl ayağa kalktığımı hatırlamıyorum, tek hissettiğim bilinmeyen adamın önüne geçip namuluyu kendi kalbime yasladığımdı.

Ona zarar gelecek diye neden bu denli korkuyordum?

Neden bir şey olunca ona bakma gerekliliği duyuyordum?

Araz abi şok içinde bana baktı. Namlunun ucu tam kalbimin üzerindeydi. Parmakları tetikte titriyordu.

"Efsa, delirdin mi sen?" diye bağırdı Araz abi. "Çekil önünden! O herif bir katil!"

"Vur o zaman," dedim gözlerimi kırpmadan. "Eğer suçsuzsan, eğer bana yalan söylemediysen vur ikimizi de!"

Arkamdaki adam hafifçe güldü.

Elini belime koydu ve beni yavaşça arkasına çekmeye çalıştı. Ama ben yerimden kıpırdamadım.

"Bırak konuşsun, güzelim," dedi adam sakin bir sesle. Sonra gözlerini Araz’a dikti. "Anlat ona Araz. Yukarıdaki odada aldığın o kara paraları anlatsın. Efsa’nın geçmişini nasıl sattığını söylesin."

Araz’ın yüzü sapsarı oldu. Silahı tutan eli daha çok titremeye başladı.

"Yalan söylüyor!" dedi Araz, sesi bu kez daha kısık çıkmıştı. "Efsa, ona inanma. Seni yaşatmak için yaptım her şeyi."

"Dosyayı gördüm, Araz abi," dedim sesim titreyerek. "Fotoğrafları, belgeleri gördüm. Sen bir polissin. Nasıl yaparsın bunu?"

"Mecburdum..." diye mırıldandı Araz. Silahı yavaşça aşağıya doğru indi. "Seni korumanın tek yolu buydu."

Arkamdaki adam bir adım öne çıktı. Beni tamamen arkasında bıraktı. Ceketinin içindeki silahı çıkardı ve doğrudan Araz’ın alnına doğrulttu.

"Oyun bitti, Araz," dedi buz gibi bir sesle.

"Masken düştü." Başıyla arkasında duran korumalara işaret verdi.

Korumalar anında hareketlendi. İki iri yarı adam, Araz’ın kollarını arkaya doğru büküp silahını elinden aldı. Araz acıyla inledi ama direnemedi. Onu dizlerinin üzerine çöktürdüler.

"Bırakın beni! Efsa, bunlara inanma!" diye bağırdı Araz, kafasını kaldırmaya çalışarak.

Önümdeki adam silahını indirdi. Arkasını dönüp bana baktı. Maskesinin altındaki gözlerinde garip bir gurur vardı.

"Gördün mü?" dedi. "Sana yalan söylemeyeceğimi söylemiştim."

Cevap vermedim. Gözlerim yerdeki Araz’daydı. İnandığım her şey yalan çıkmıştı.

"Şimdi ne yapacaksın ona?" diye sordum, sesim fısıltı gibi çıktı.

Adam Araz’a doğru bir adım attı. Silahın kabzasını sertçe Araz'ın çenesine vurdu. Araz'ın ağzından kan sızdı.

"Hak ettiği cezayı vereceğim," dedi adam bana bakmadan. "Benim olanı korumanın bedelini ödeyecek."

"Efsa, yalvarırım..." dedi Araz, kan tükürerek. "Annene git. Evdeki kasanın arkasında... Her şey orada..."

Arkamdaki adam korumalara başıyla tekrar işaret verdi. "Götürün bunu. Sesi fazla çıkıyor."

Korumalar Araz’ı yaka paça salonun arka çıkışına doğru sürüklerken, salonda sadece ikimiz kaldık.

Adam bana doğru döndü.

Elini uzattı.

"Artık tamamen güvendesin prenses. Gidelim mi?"

Elindeki kana bulanan silaha, sonra da yüzündeki o sakin maskeye baktım. İçimdeki korku bitmemişti, sadece şekil değiştirmişti.

Araz'ın son sözleri aklıma takılmıştı. Evdeki kasanın arkasında...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

822okunma 22beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…